31. bölüm · Bir Tesadüf Değil
AYNI ŞEMSİYENİN ALTINDA
Sabah okula geldiğimde spor salonunun önü her zamankinden daha hareketliydi.
Bugün basketbol takımının hazırlık maçı vardı.
Ben de okul gazetesi için fotoğraf çekip röportaj hazırlayacaktım.
Fotoğraf makinemi boynuma asıp salona girdim.
Tribünler boştu ama sahada heyecan çoktan başlamıştı.
Emir takım arkadaşlarıyla ısınıyordu.
Bir ara topu eline alırken göz göze geldik.
İkimizde fark etmeden gülümsedik.
Bu kez kimse bakışlarını hemen kaçırmamıştı.
_______________________________________
Hazırlık maçı başladığında salon alkış sesleriyle doldu.
Emir her zamanki gibi takımını yönetiyordu.
Attığı her sayıda arkadaşlarıyla sevinirken ben de peş peşe fotoğraflar çekiyordum.
Bir poz yakaladım.
Emir sayı attıktan sonra tam bana bakıp gülümsemişti.
Fotoğrafın ekranına baktım.
Farkında olmadan ben de gülümsüyordum
Fotoğraf güzel çıkmış mı?"
Başımı kaldırdığımda Emir tam karşımdaydı.
Bir an irkildim.
"Evet... Çok güzel olmuş."
"Bana da göster."
Fotoğraf makinesini uzattım.
İkimiz aynı ekrana bakarken omuzlarımız hafifçe birbirine değdi.
Kalbim yine hızlanmıştı.
Emir fotoğrafa bakıp hafifçe güldü.
"İlk defa düzgün çıkmışım."
"Abartma."
"Gerçekten."
"Gayet iyi çıkmışsın."
Bunu söyledikten sonra ne dediğimi fark edip sustum.
Emir gülümseyince yüzüm kızardı.
_______________________________________
Antrenmana kısa bir mola verildi.
Not defterimi açtım.
"Birkaç soru daha sorabilir miyim?"
"Tabii."
"Turnuva için en büyük hedefiniz ne?"
"Kazanmak."
"Peki seni en çok motive eden şey?"
Emir düşünceli bir ifadeyle bana baktı.
"Takımıma verdiğim söz."
Sonra bir an durdu.
"Ve..."
Devamını bekledim.
"Bazı insanların bana inanması."
Ne demek istediğini sormadım.
Ama içimde tarif edemediğim bir sıcaklık oluştu.
Bu kez soruyu o sordu.
"Sen?"
"Ben mi?"
"Evet."
"Neden okul gazetesindesin?"
Gülümsedim.
"Küçüklüğümden beri yazmayı seviyorum."
"Kitap da okuyor musun?"
"Hem de çok."
"Belki bir gün kendi kitabını yazarsın."
Bu cümle beni şaşırtmıştı.
"Bilmiyorum..."
"Bence yazarsın."
İlk kez biri hayallerime bu kadar inanarak bakmıştı.
_______________________________________
Antrenman bittiğinde dışarı çıktım.
Gökyüzü kapkaraydı.
Tam okul kapısından çıkacakken yağmur bir anda bastırdı.
Çantamı karıştırdım.
"Of..."
Şemsiyemi evde unutmuştum.
Tam ne yapacağımı düşünürken yanıma biri geldi.
"Düşünmüştüm."
Emir elindeki siyah şemsiyeyi açtı.
"Şemsiyeni unutmuşsun."
Şaşkınlıkla ona baktım.
"Nereden bildin?"
"Sen biraz dalgınsın."
İkimiz de güldük.
"Gel."
"Rahatsız etmeyeyim."
"Etmiyorsun."
Şemsiyenin altına geçtim.
Omuzlarımız birbirine çok yakındı.
Yağmurun sesi dışında hiçbir şey duyulmuyordu.
Bir süre sessizce yürüdük.
Sonra Emir konuştu.
"Çocukken en çok ne yapmayı severdin?"
Bir an düşündüm.
"Bisiklet sürmek."
"Başka?"
"Yağmurdan sonra oluşan su birikintilerine basmayı"
Emir kahkaha attı.
"Ciddi misin?"
"Evet."
"Annem her seferinde ayakkabılarımı batırdığım için kızardı."
İkimiz de gülmeye başladık.
Sonra ben sordum.
"Ya sen?"
Emir'in gülümsemesi biraz yavaşladı.
"Annemle birlikte sahilde yürümeyi severdim"
Bir an sessizlik oldu.
Annesinden bahsederken gözlerinde özlem vardı.
"Onu çok özlüyorum."
Ne diyeceğimi bilemedim.
Sadece yavaşça,
"Biliyorum..."
dedim.
Emir bana baktı.
Teşekkür eder gibi hafifçe başını salladı.
O an hiçbir şey söylemeye gerek yoktu.
Bazen sessizlik, bütün cümlelerden daha anlamlıydı.
_______________________________________
Otobüs durağına vardığımızda yağmur hâlâ yağıyordu.
Otobüsün gelmesine birkaç dakika vardı.
Birbirimize baktık.
Bugün ikimiz de eskisinden daha rahattık.
"Dünkü röportaj..."
dedi Emir.
"Gazetede ne zaman çıkacak?"
"Yarın."
"Merak ettim."
"İlk okuyan sen olursun."
Emir gülümsedi.
"Söz mü?"
"Söz."
Tam o sırada otobüs durağa yanaştı.
Kapıya yönelirken Emir'e döndüm.
"Bugün güzeldi."
Emir'in yüzünde o sıcak gülümseme yeniden belirdi.
"Bence de..."
Otobüse bindim.
Cam kenarına oturup dışarı baktım.
Emir hâlâ duraktaydı.
Otobüs hareket edene kadar olduğu yerden ayrılmadı.
Ben de camdan onu izledim.
İçimde, adını koyamadığım ama her geçen gün büyüyen bir his vardı.
Belki bunun adı henüz aşk değildi...
Ama kalbim, onun yanındayken kendini ilk kez gerçekten evinde hissediyordu.
