7. bölüm / 7
BENİ HATIRLA7.bölüm
Bölümler 7Şu an: 7.bölüm
- 1 1. bölüm625 kelime
- 2 2.bölüm946 kelime
- 3 3.bölüm656 kelime
- 4 4.bölüm1.302 kelime
- 5 5.bölüm755 kelime
- 6 6. bölüm1.432 kelime
- 7 7.bölüm1.290 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Geçmişte, hafızamı kaybetmeden önce… “Koray'dan hoşlanmıyorum.” Bunu söylerken önümdeki kahvenin soğumaya başladığını fark ettim. Bir elimle fincanın kenarını tutuyor, diğer elimle telefonumun ekranında anlamsızca dolaşıyordum. Ronan ise karşımda oturmuş, yüzünde belli belirsiz bir gülümsemeyle beni izliyordu. “Bunu daha önce de söyledin.” “Çünkü daha önce de hoşlanmadığımı söyledim.” “Yade, adamın senden hoşlandığını biliyorsun, değil mi?” Gözlerimi devirdim. “Ne yazık ki.” Ronan bu kez kendini tutamayıp güldü. Onu gülerken izlemek hoşuma gidiyordu. Özellikle de yalnızca benim yanımdayken yüzündeki o ciddi ifadeyi unutabildiğinde… Sanki dünyanın geri kalanında taşımak zorunda olduğu bütün yükleri kapının dışında bırakıyordu. “Bence onunla biraz daha nazik konuşabilirsin,” dedi. “Bence de sen onunla biraz daha az konuşabilirsin.” Gülümsemesi genişledi. “Kıskandın mı?” “Ronan.” “Efendim?” “Sana kahvemi fırlatmadan önce susar mısın?” Başını iki yana sallayarak fincanını eline aldı. Bir süre sessizce oturduk. Pencerenin dışından insanların konuşmaları, sokaktan geçen arabaların sesleri geliyordu. Masanın üzerindeki küçük lambanın ışığı yüzüne vuruyordu. O an, onunla böyle oturmanın ne kadar sıradan ama benim için ne kadar değerli olduğunu düşünmüştüm. Ronan'la tanıştığımda hayatımda hiçbir şeyin bu kadar kolay olabileceğine inanmıyordum. İnsanlara güvenmek benim için kolay değildi. Birine kendimi anlatmak, zayıf yanlarımı göstermek, beni gerçekten tanımasına izin vermek… Bunların hepsi zaman alırdı. Ama Ronan, beni acele ettirmeden hayatımda kendine bir yer edinmişti. Koray ise tam tersiydi. Onunla ilk tanıştığımda iyi anlaşabileceğimizi düşünmüştüm. Zeki, konuşkan ve insanları kolayca etkileyebilen biriydi. İlk zamanlar bana karşı nazikti. Söylediklerimi dikkatle dinler, sevdiğim şeyleri hatırlar, ihtiyacım olduğunda yardım etmeyi teklif ederdi. Hatta bir süre sonra onu yakın arkadaşlarımdan biri olarak görmeye başlamıştım. Ta ki bana, kendisinden hoşlanmam gerektiğini düşündürmeye başlayana kadar. Bana aldığı hediyeler, durmadan aramaları, kimlerle vakit geçirdiğimi merak etmesi… Başlarda bunları önemsememiştim. Sonuçta arkadaşlar birbirlerini merak edebilirdi. Ama zamanla her şey değişmişti. Başka biriyle konuştuğumda yüzü düşüyor, planlarımı ona haber vermeden yaptığımda alınıyor, Ronan'la vakit geçirdiğimde ise sanki ona karşı bir şey yapmışım gibi davranıyordu. Bir gün, neden böyle davrandığını sorduğumda bana yalnızca şunu söylemişti: “Çünkü seni herkesten daha iyi tanıyorum, Yade.” Oysa beni gerçekten tanıyan biri, kendisine ait olmadığımı anlamalıydı. “Yine daldın.” Ronan'ın sesiyle düşüncelerimden sıyrıldım. “Ne?” “Koray'ı düşünüyorsun.” “Seninle aynı masada otururken başka birini düşünmek isteyeceğim son kişi Koray olabilir.” “Bu bir iltifat mıydı?” “Çok zorlama.” Gülümseyerek elimi tuttu. Parmakları parmaklarımın arasına yerleştiğinde içimde tanıdık bir huzur hissettim. “Onunla konuşacağım,” dedi. Gülümsemem silindi. “Hayır.” “Yade…” “Ronan, lütfen. Koray'la konuşmanı istemiyorum.” “Neden?” “Çünkü onu tanıyorum. Senin düşündüğün kadar anlayışlı biri değil.” “Peki, sana bir şey yaptı mı?” Bir an duraksadım. Bunu ona anlatmalı mıydım? Koray'ın geçen hafta bana söylediklerini düşündüm. Ronan'la ilişkim hakkında konuşurken yüzündeki ifade değişmişti. Bana, Ronan'ın beni sandığım kadar tanımadığını, bir gün mutlaka onu da hayal kırıklığına uğratacağımı söylemişti. Sonra da eklemişti: Bir gün Ronan'ın gerçek yüzünü gördüğümde, kendisine döneceğimi biliyordu. O sözleri duyduğumda içimde yalnızca öfke hissetmiştim. “Bana bir şey yapmadı,” dedim sonunda. “Ama benim hayatıma karışmaya hakkı olduğunu düşünüyor. Sanki onu seçmediğim için ona bir şey borçluymuşum gibi davranıyor.” Ronan'ın yüzündeki gülümseme kayboldu. “Bunu sana söyledi mi?” “Tam olarak değil.” “Yade.” Sesindeki ciddiyeti duyunca başımı kaldırdım. “Onunla yalnız kalmanı istemiyorum.” İç çektim. “Bak, işte tam da bundan bahsediyorum. Ben senin koruman gereken biri değilim.” “Biliyorum.” “Öyleyse neden böyle davranıyorsun?” Elimi biraz daha sıkı tuttu, sonra hemen gevşetti. Sanki beni kendine yakın tutmakla özgür bırakmak arasında kalmıştı. “Çünkü birinin sana zarar vermesini istemiyorum.” “Bana güveniyorsan, kendi kararlarımı verebileceğime de güvenmelisin.” Bir süre yüzüme baktı. Sonra başını salladı. “Haklısın.” Bu kadar kolay kabul etmesini beklemiyordum. “Bu kadar mı?” “Ne yapmamı istiyorsun? Haksız olduğunu söyleyip seninle tartışmamı mı?” İstemeden güldüm. “Bazen gerçekten sinir bozucusun.” “Bunu da daha önce söyledin.” “Çünkü daha önce de sinir bozucuydun.” Ronan elimi bırakıp ayağa kalktı. Masanın üzerinden ceketini aldıktan sonra bana uzattı. “Hadi.” “Nereye?” “Seni eve bırakacağım.” “Daha kahvemi bitirmedim.” “Yade, kahven on dakika önce soğudu.” Fincanıma baktım. Haklıydı. “Peki ama yürüyerek gidelim.” “Yağmur yağıyor.” “Biliyorum.” “Şemsiyemiz de yok.” “Ronan, romantik bir anı mahvetmek için elinden geleni yapıyorsun.” Bir an durdu. Ardından gülümsedi. “Romantik bir an mı?” Yüzümün ısındığını hissettim. “Unut gitsin.” Elimi tuttuğunda bu kez itiraz etmedim. Dışarı çıktığımızda yağmur hafifçe yüzüme değdi. Sokak lambalarının altında parlayan kaldırım taşlarına baktım. Ronan, ceketini omuzlarıma bıraktı ve yanımda yürümeye başladı. Bir süre hiçbir şey konuşmadık. Sonra telefonum çaldı. Ekranda Koray'ın adı yazıyordu. Aramayı reddettim. Telefon birkaç saniye sonra yeniden çaldı. Bu kez Ronan da ekrana baktı ama bir şey söylemedi. “Bakma öyle,” dedim. “Açmayacağım.” “Ben bir şey söylemedim.” “Yüzün söyledi.” “Yüzümün seninle konuştuğunu bilmiyordum.” Güldüm ama telefon üçüncü kez çaldığında gülümsemem kayboldu. “Bu normal değil,” diye mırıldandım. Ronan durdu. “İstersen aç.” Başımı iki yana salladım. “Hayır.” Arama kesildi. Birkaç saniye sonra mesaj geldi. Yade, seninle konuşmamız gerekiyor. Mesajı görmezden gelmeye çalıştım. Ardından ikinci mesaj geldi. Beni böyle yok sayamazsın. Kaşlarımı çattım. Ronan'a hiçbir şey söylemeden telefonu çantama koydum. “İyi misin?” diye sordu. “İyiyim.” Bana baktı. Yalan söylediğimi anlamıştı ama üstelemedi. Yürümeye devam ettik. Sokağın köşesine geldiğimizde siyah bir araba yolun karşısında duruyordu. Önce önemsemedim. Ta ki arabanın içindeki kişiyi görene kadar. Koray. Direksiyonun arkasında oturmuş, doğrudan bana bakıyordu. Yüzündeki ifade öfkeli değildi. Hatta gülümsüyordu. Ama bu gülümsemede bir tuhaflık vardı. Sanki bizi burada bulacağını zaten biliyordu. Ronan'ın elimi tuttuğunu fark ettiğimde parmaklarım istemsizce onun eline daha sıkı sarıldı. “Yade,” dedi Ronan sakince. “Bana bak.” Gözlerimi Koray'dan ayırıp ona çevirdim. “Onunla konuşmak zorunda değilsin. İstemiyorsan burada kalmayacağız.” Başımı salladım. “Gitmek istiyorum.” Ronan beni arabadan uzaklaştırmak yerine yürümeye devam etti. Koray ise araçtan inmedi. Yalnızca bizi izledi. Tam köşeyi dönerken telefonuma bir mesaj daha geldi. Bu kez mesajın içeriği çok kısaydı. Onun seni benden koruyabileceğini mi sanıyorsun? Ekranı kapattım. O gece Koray'ın söylediklerini Ronan'a anlatmadım. Belki onu endişelendirmek istemiyordum. Belki de Koray'ın benim yüzümden ikisinin arasını daha fazla açmasını istemiyordum. Ama o zaman bilmediğim bir şey vardı. Koray'ın gözünde Ronan yalnızca sevmediği bir adam değildi. Ronan, Koray'ın hayatında kendisine ait olduğunu düşündüğü tek şeyi elinden alan kişiydi. Ve Koray, kaybettiği şeyi geri almak için ne kadar ileri gidebileceğini henüz kendisi bile bilmiyordu. Şimdiye döndüğümde, elimdeki fotoğrafa bir kez daha baktım. Koray'ın yüzü ekranda bana gülümsüyordu. Ama bu kez o gülümseme bana tanıdık gelmediği için değil, içimde bir yerlerde onu çok iyi tanıdığımı hissettiğim için korkutucuydu. “Yade?” Ronan'ın sesi beni düşüncelerimden kopardı. Başımı kaldırdım. Bana bakıyordu. Gözlerinde korku vardı. “Bu mesajı sana Koray mı gönderdi?” Cevap vermedim. Çünkü telefonum yeniden titremişti. Ekranda yeni bir mesaj belirdi. Beni hatırlamaya başladığında, Ronan'ın sana neler yaptığını da hatırlayacaksın. Ardından bir fotoğraf daha geldi. Bu kez fotoğrafta yalnızca Koray yoktu. Ronan da oradaydı. İkisi karşı karşıya durmuş, yüzlerinden birbirlerine duydukları öfke açıkça okunuyordu. Fotoğrafın çekildiği yer karanlıktı. Aralarında ne konuşulduğunu bilmiyordum. Ama fotoğrafın arkasına yazılmış tek bir cümle vardı. Bana neden yalan söylediğini ona sor, Yade. Başımı kaldırıp Ronan'a baktım. “Bana anlatmadığın ne var?” Ronan gözlerini fotoğrafa indirdi. Yüzündeki ifade değişti. Birkaç saniye boyunca konuşamadı. Sonra bana baktı. “Koray'la ilk tanıştığınız günü hatırlıyor musun?” “Hayır.” “Keşke hatırlasaydın.” “Neden?” Ronan'ın sesi neredeyse fısıltıya dönüştü. “Çünkü o gün, Koray'ın seni neden bu kadar çok istediğini anladığım gündü.” “Ne demek istiyorsun?” Bir süre sustu. Sonra gözlerimin içine bakarak devam etti. “Koray seni sevdiğini söylüyordu, Yade. Ama ben onun sana baktığı zaman ne gördüğünü hiçbir zaman anlayamadım.” “Ne görüyordu?” Ronan'ın cevabı içimde bir şeyleri yerinden oynattı. “Kendisinin olmasını istediği birini.” O an, Koray'ın bana gönderdiği bütün mesajlar yeniden zihnimde canlandı. Beni yok sayamayacağını söylemesi, benim kararlarımı kabullenememesi, Ronan'ı hayatımdan çıkarmaya çalışması… Belki de Ronan haklıydı. Ama bu, onun bana gerçeğin tamamını anlattığı anlamına gelmiyordu. Fotoğrafı yeniden elime aldım. “Bunu bana neden gönderiyor?” Ronan'ın bakışları sertleşti. “Çünkü hatırlamanı istiyor.” “Neyi?” Bu kez cevabı hemen verdi. “O gece gerçekten ne olduğunu.” Bir süre ona baktım. Sonra fotoğrafı masanın üzerine bıraktım. “Öyleyse hatırlayacağım.” Ronan başını iki yana salladı. “Yade, lütfen…” “Hayır, Ronan. Bu kez beni durdurmayacaksın. Koray'ın kim olduğunu da, senin benden ne sakladığını da öğreneceğim.” Ona sırtımı döndüm. Kalbim hâlâ hızlı atıyordu ama kararım kesindi. Geçmişimi geri istiyordum. Ve bu kez, kimsenin benim yerime karar vermesine izin vermeyecektim.
Bölüm etkileşimi
