2. bölüm / 7
BENİ HATIRLA2.bölüm
Bölümler 7Şu an: 2.bölüm
- 1 1. bölüm625 kelime
- 2 2.bölüm946 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 3.bölüm656 kelime
- 4 4.bölüm1.302 kelime
- 5 5.bölüm755 kelime
- 6 6. bölüm1.432 kelime
- 7 7.bölüm1.290 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yaşadığım tüm hayatı bir anda unutmak , bir anda nasıl bu duruma geldiğimi bilmemek beni çok korkutuyordu. Bundan sonra ne olucagını bilmemek de beni korkutuyordu...
Ya hatırlayamazsam, ya yapamazsam...
hastaneden cıkıs için işlemleri hallediyordu o adam , bense sadece onu bekliyordum.
tanımadıgım birisiyle aynı evde olmak beni korkutuyordu.
Ben zaten kendimi bile tanımıyordum ki ...
Hastaneden çıkış işlemlerini halleden adam, birkaç dakika sonra yanıma geldi.
"Hazır mısın?"
Başımı kaldırıp ona baktım.
Hazır mıydım?
Nereye gideceğimi bile bilmiyordum. Kim olduğumu bilmiyordum. Bu adamın kim olduğunu bilmiyordum.
Hazır olduğumu nasıl söyleyebilirdim ki?
Sadece sessizce ayağa kalktım.
Koridorda onun birkaç adım arkasından yürürken etrafıma bakıyordum. Hastanenin beyaz duvarları, ağır dezenfektan kokusu ve insanların telaşlı adımları... Hepsi tanıdık geliyordu ama hiçbirinin bende bir karşılığı yoktu.
Sanki buraya daha önce gelmişim gibi.
Ama hatırlamıyordum.
Asansöre bindik. Adam düğmeye bastı ve yanımda sessizce beklemeye başladı.
"Ben... seni tanıyor muyum?"
Soruyu sorduğum anda pişman oldum.
Adam bana baktı.
Yüzündeki ifade birkaç saniyeliğine değişti. Sonra gözlerini kaçırdı.
"Hayır."
Bu kadar basit söylemesi içimi daha da ürpertti.
O zaman neden benimleydi?
Neden beni hastaneden çıkarıyordu?
Neden gidecek başka bir yerim yokmuş gibi onun peşinden gidiyordum?
Asansörün kapısı açıldı.
Dışarı çıktık.
Hastanenin kapısından adımımı attığım anda yüzüme çarpan hava, içimde garip bir boşluk oluşturdu.
Özgürdüm.
Ama nereye gideceğimi bilmiyordum.
Adam arabaya doğru ilerledi. Ben birkaç saniye olduğum yerde kaldım.
"Geliyor musun?"
Sesini duyunca ona doğru yürüdüm.
Çünkü başka seçeneğim yoktu.
En azından şimdilik.
Arabaya bindiğimde camdan dışarı baktım. Sokaklar akıp gidiyordu. İnsanlar, arabalar, dükkânlar...
Hepsi kendi hayatını yaşıyordu.
Benim hayatım ise sanki bir yerlerde yarım kalmıştı.
Ve ben o yarım kalan hayatın nerede olduğunu bile bilmiyordum.
Bir süre arabayla gittik.
Camdan dışarı bakıyordum. Sokaklar gözümün önünden hızla akıp giderken zihnimin içinde de bir şeyler durmadan belirip kayboluyordu.
Bir ev...
Bir ses...
Bir çift el...
Ama hiçbirini bir yere koyamıyordum.
Ne kadar hatırlamaya çalışırsam, başım o kadar ağrıyordu. Şakaklarım zonklamaya başlamıştı. Sanki zihnimin içinde birbirine girmeye çalışan binlerce görüntü vardı.
Gözlerimi kapatmak istemiyordum.
Çünkü korkuyordum.
Gözlerimi kapatırsam bir daha açamayacakmışım gibi değil...
Bir şey hatırlamaktan korkuyordum.
Ya gördüklerim gerçekse?
Ya hatırladığım şeyler, unuttuğum hayatımdan daha kötü bir şeyse?
Başımı koltuğa yaslayıp derin bir nefes aldım.
Dayanmaya çalıştım.
Ama başımdaki ağrı giderek arttı.
Göz kapaklarım ağırlaşmaya başladı.
Hayır...
Uyumamalıydım.
Adamı tanımıyordum.
Nereye gittiğimizi bilmiyordum.
Gözlerimi kapatırsam ne olacağını bilmiyordum.
Ama bedenim artık beni dinlemiyordu.
Son gördüğüm şey, yanımdaki adamın direksiyondaki elleriydi.
Sonra karanlık çöktü.
Gözlerimi açtığımda ilk fark ettiğim şey sessizlikti.
Bir süre tavana bakarak nerede olduğumu anlamaya çalıştım. Başım hâlâ ağrıyordu ama önceki kadar şiddetli değildi.
Yavaşça doğruldum.
Burası hastane değildi.
Bulunduğum odada beyaz duvarlar yerine açık renkli bir duvar vardı. Pencerenin önündeki perde hafifçe hareket ediyordu. Odaya yabancı bir güneş ışığı vuruyordu.
Kalbim hızlandı.
Neredeydim?
Yatağın kenarından kalkıp ayağa bastığımda başım yeniden döndü. Birkaç saniye bekleyip etrafı incelemeye başladım.
Odanın köşesinde küçük bir kitaplık vardı.
Üzerinde birkaç kitap, bir fotoğraf çerçevesi ve küçük bir kutu duruyordu.
Fotoğraf çerçevesine doğru birkaç adım attım.
Elime aldığım anda nefesim kesildi.
Fotoğraftaki kız bendim.
Bundan emindim.
Ama yanındaki adamı tanımıyordum.
Fotoğrafın arkasına çevirdim.
Bir tarih yazıyordu.
Ve tarih, benim hatırlayabildiğim hiçbir şeyle uyuşmuyordu.
Fotoğrafı tekrar önüme çevirdim.
Ben gülümsüyordum.
Yanımdaki adam da.
Sanki birbirimizi çok uzun zamandır tanıyormuşuz gibi.
"Bu nasıl mümkün olabilir?"
Sesim titredi.
Fotoğrafı yerine bırakırken gözüm komodinin üzerindeki küçük kutuya takıldı.
Kutuyu açtım.
İçinde ince bir kolye vardı.
Parmaklarım kolyeye dokunduğu anda zihnimde bir görüntü belirdi.
Bir kapı.
Bir ses.
Ve ardından—
"Yade!"
Elimi aniden çektim.
Nefes nefese kalmıştım.
Görüntü kaybolmuştu.
Tam o sırada kapının açılma sesi geldi.
Olduğum yerde donup kaldım.
Az önce fotoğrafta gördüğüm adam kapının eşiğinde duruyordu.
Bana birkaç saniye baktı.
Sonra gözlerini elimdeki kolyeye çevirdi.
"Uyandın."
Geriye doğru bir adım attım.
"Ben seni tanımıyorum."
Adamın yüzündeki ifade değişti.
"Biliyorum."
Kaşlarımı çattım.
" Öyleyse neden buradayım?"
Adam cevap vermeden birkaç saniye bana baktı.
Sonra yavaşça,
"Çünkü hatırlamaman gerekiyordu," dedi.
neyi hatırlamamam gerekiyordu? Hiç bir sey anlamıyordum.
"neyi?" diye sordum
sadece yüzüme baktı gözlerini gözlerimden ayırmıyordu, bende ondan gözlerimi ayıramıyordum. Cünkü bir cevap bekliyordum ama o cevap bana gelmedi.
"zamanı geldiğinde" dedi sadece.
bu ne demek oluyordu ? neyin zamanı gelicekti? kafam daha da cok karısmaya basladı.
" madem bana bir cevap veremiyorsun o zaman sorduğum bu soruya lütfen bir cevap ver " dedim ciddi bir tonla.
" sor " dedi
"adın ne senin " diye sordum.
nedensizce yüzünde bi minik bir tebessüm oluştu
"ronan" dedi
isimi bir yerden tanıdık geliyordu ama çıkaramamıştım.
"sen biraz daha dinlen unutma dinlenmezsen iyileşemezsin" dedi ve kapıya doğru ilerledi cıkarken bana baktı ve "zamanı geldiğinde her seyi hatırlayacaksın yade." dedi
Kapı kapandığında odada yeniden sessizlik hâkim oldu.
Ronan.
İsmi zihnimde dönüp duruyordu.
Ronan...
Bir yerden tanıyor gibiydim. Ama nereden?
Gözlerimi kapatıp hatırlamaya çalıştım.
Hiçbir şey.
Sadece başımın içinde yeniden o uğultu başladı. Birkaç saniye sonra gözlerimi açtım.
Yatağın kenarına oturup ellerime baktım.
"Yade..."
İsmimi ilk kez duyduğumda garip bir his oluşmuştu içimde.
Sanki bana aitmiş gibi.
Ama aynı zamanda yabancıydı.
Kendime ait olan tek şeyi bile tanıyamıyordum.
Odanın içinde birkaç dakika boyunca öylece oturdum. Sonra aklıma fotoğraf geldi.
Kitaplığın yanına gidip çerçeveyi tekrar elime aldım.
Fotoğraftaki kıza baktım.
Gülümsüyordu.
Mutluydu.
Yanındaki adama güveniyordu.
Ben ise o kıza bakarken hiçbir şey hissedemiyordum.
"Sen kimsin?" diye fısıldadım.
Sorunun fotoğraftaki kıza mı, kendime mi olduğunu bilmiyordum.
Çerçeveyi masaya bıraktım.
Tam arkamı dönecekken gözüm kitaplığın en alt rafına takıldı.
Orada diğerlerinden farklı, eski görünümlü siyah bir defter vardı.
Nedensizce ona doğru yürüdüm.
Elimi uzattım.
Deftere dokunduğum anda kalbim hızla çarpmaya başladı.
Bu kez görüntü gelmedi.
Ama bir his geldi.
Sanki o defteri daha önce defalarca açmıştım.
Sanki içinde bana ait bir şey vardı.
Defteri elime aldım.
Kapağını açtığımda ilk sayfada tek bir cümle yazıyordu.
"Eğer bunu okuyorsan, hiçbir şey hatırlamıyorsun demektir."
Nefesim kesildi.
Sayfayı çevirmeye cesaret edemedim.
Çünkü ilk kez...
Bir şeylerin tesadüf
Bölüm etkileşimi
