BENİ HATIRLA kitap kapağı

6. bölüm / 7

BENİ HATIRLA

6. bölüm

Vaveyla Yazarı: yağmur demir

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: 6. bölüm

“Benden korkuyordun.” Sözleri zihnimin içinde yankılanırken yüzüne bakmaya devam ettim. Bir insanın kendi adını bile hatırlamadığı bir hayatta, karşısındaki kişinin onu tanıması bir lütuf olmalıydı. Ama Ronan'ın gözlerinde gördüğüm şey, hatırlayamadığım bir geçmişin sıcaklığı değildi. Pişmanlıktı. Benden sakladığı bir şeyin ağırlığını taşıyor gibiydi. Sanki ağzından çıkacak tek bir kelime, aramızda duran görünmez duvarı yıkmaya yetecekmiş de o, bunun olmasından korkuyormuş gibi duruyordu. “Neden?” diye sordum. Kaşları hafifçe çatıldı. “Ne?” “Benden korktuğumu söyledin.” Bir adım yaklaştım. “Neden senden korkuyordum, Ronan?” Bakışları yüzümde gezindi. Önce gözlerime, sonra dudaklarıma baktı. Sanki vereceği cevabı benim yüzümde arıyordu. “Çünkü bazı şeyleri hatırladığında, insanların aslında kim olduklarını da hatırlarsın.” “Ne kadar açıklayıcı.” Sesimdeki alaycılığı gizlemeye çalışmadım. Zaten artık onun karşısında ne kadar sakin kalmaya çalışırsam çalışayım, içimde büyüyen öfkeyi bastıramıyordum. “Bana sürekli geçmişimden bahsediyorsun ama hiçbir şey anlatmıyorsun. Bir şeyler biliyorsun, Ronan. Hem de benim tahmin ettiğimden çok daha fazlasını.” “Yade…” “Hayır, bu kez beni susturmayacaksın.” Sesim istemsizce yükseldi. “Kim olduğumu bilmiyorum. Burada neden kaldığımı, neden senin evinde olduğumu, neden seni gördüğümde içimde bir şeylerin değiştiğini bile bilmiyorum. Ama sen biliyorsun. Benim hatırlamadığım her şeyi biliyorsun ve buna rağmen karşımda durup hiçbir şey söylemiyorsun.” Ronan çenesini sıktı. İlk kez, kelimelerini seçmekte zorlandığını görebiliyordum. “Her şeyi anlatırsam ne olacağını bilmiyorum.” “Ben de bilmiyorum! Çünkü bana anlatmıyorsun!” Odanın içinde kısa bir sessizlik oluştu. Pencerenin ardından gelen rüzgâr, perdenin kenarını hafifçe hareket ettirdi. Ronan bir anlığına gözlerini kapattı. Yorgun görünüyordu. Sadece uykusuz bir insanın yorgunluğu değildi bu. Sanki uzun zamandır taşıdığı bir yük, artık omuzlarına ağır gelmeye başlamıştı. “Benden nefret etmeni istemiyorum,” dedi sonunda. Beklemediğim bir cevaptı. “Benden nefret etmem için ne yaptın?” Yüzüme baktı ama cevap vermedi. İşte o an, sessizliğinin de bir cevap olduğunu anladım. “Anladım,” dedim, başımı hafifçe sallayarak. “Demek ki nefret etmem için yeterince sebebim var.” “Yade, mesele bu değil.” “Peki, mesele ne?” Bir adım attı. Ben de istemsizce geriye çekildim. Bunu fark ettiği anda durdu. Bana yaklaşmak istemesine rağmen kendini tuttuğunu gördüm. Sanki bir zamanlar aramızda olan bir şey, şimdi ona bir adım daha yaklaşma hakkı vermiyordu. “Bana güvenmeni istiyorum,” dedi alçak bir sesle. Acı bir gülümseme dudaklarıma yerleşti. “Beni tanıdığını söyleyen bir adama neden güveneyim? Belki de geçmişimdeki en büyük hata sensin, Ronan.” Bu kez gözlerinde saklamaya çalıştığı bir acı belirdi. Bir anlığına, söylediklerimin onu gerçekten incittiğini düşündüm. Ama hemen ardından bakışları yeniden sertleşti. “Belki de öyleyimdir.” Bu kadar kolay kabul etmesi beni daha da huzursuz etti. “Peki, ya hatırladığımda senden nefret edersem?” Başını eğdi. Birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemedi. Sonra gözlerini yeniden bana kaldırdı. “Belki de benden nefret etmen, hatırlamandan daha kolay olurdu.” İçimde bir şey sıkıştı. Bu adamdan korkmamın sebebini bilmiyordum. Ama o, benim bilmediğim bir şeyi biliyordu. Üstelik bunu bana anlatmak yerine, her seferinde birkaç kelimenin arkasına saklanıyordu. “Benim adıma karar vermeyi bırak.” Sesim bu kez daha kararlı çıkmıştı. “Neyi kaldırabileceğime, neyi hatırlamam gerektiğine sen karar veremezsin.” Ronan bir süre bana baktı. Sonra cebinden telefonunu çıkardı. Ekranı açtı, birkaç saniye bir şey aradıktan sonra telefonu bana uzattı. “Peki,” dedi. “O zaman bunu kendin gör.” Telefonu elinden alırken parmaklarımız birbirine değdi. Çok kısa bir andı ama ikimiz de bunu fark etmiştik. Ben hemen elimi geri çektim. O ise hiçbir şey söylemeden bakışlarını ekrana indirdi. Ekranda, aylar öncesine ait bir mesajlaşma açıktı. Gönderen bendim. Adımın altında duran profil fotoğrafı bana aitti ama fotoğraftaki kızı tanımıyordum. Gülümsüyordu. Gözlerinin içi parlıyordu. Şimdiki hâlimle arasında görünmez bir mesafe vardı. Mesajın tarihine baktım. Hafızamı kaybettiğim günden yalnızca üç gün öncesine aitti. Ronan, eğer yarın başıma bir şey gelirse sakın kimseye inanma. Mesajı bir kez daha okudum. Sonra altındaki cevaba baktım. Yade, ne olur bu gece tek başına hiçbir yere gitme. Boğazım kurudu. “Bu ne?” diye fısıldadım. “Mesajlarımız.” “Bunu görebiliyorum.” Başımı kaldırdım. “Neden böyle bir şey yazmışım?” Ronan'ın bakışları karardı. “Çünkü birisiyle buluşacaktın.” “Kimle?” Bir süre sustu. Sonra telefonunu elimden aldı ve ekrana birkaç kez dokundu. Bu defa bana başka bir fotoğraf gösterdi. Fotoğrafta üç kişi vardı. Birisi bendim. Diğeri Ronan'dı. İkimizin arasında duran adamı tanımıyordum. Siyah saçları, keskin yüz hatları ve doğrudan kameraya bakan soğuk gözleri vardı. Bir eli omzumdaydı. Ben ise ona dönmüş, gülümsüyordum. Ama beni asıl rahatsız eden şey gülümsemem değildi. Ronan'ın yüzüydü. Fotoğrafta bana bakmıyordu. Gözleri, omzuma elini koymuş olan adamdaydı. Çenesini sıkmış, sanki söylemek istediği bir şeyi son anda yutmuş gibiydi. “Bu kim?” diye sordum. Ronan fotoğrafı kapatmadı. Bir süre daha ekrana baktıktan sonra cevap verdi. “Kerem.” İsim zihnimde hiçbir şey uyandırmadı. “Onu tanıyor muyum?” “Tanıyordun.” “Nasıl biriydi?” Ronan'ın yüzündeki ifade değişti. “Bunu sana nasıl anlatacağımı bilmiyorum.” “Gerçekten mi? Yoksa yine bana anlatmak istemediğin için mi böyle söylüyorsun?” Telefonunu cebine koydu. Sonra pencereye doğru yürüdü. Bir süre dışarıyı izledi. Onun bu hâli, cevabını bilmediği sorulardan kaçan birine değil, söyleyeceği şeyin sonuçlarından korkan birine benziyordu. “Kerem hayatına girdiğinde,” dedi sonunda, “her şey değişmeye başladı.” “Ne demek bu?” “Önceleri onu arkadaşın sanıyordum. Sana yardım ettiğini, seni anladığını düşünüyordum. Sen de öyle düşünüyordun.” “Peki, sonra?” Ronan yavaşça bana döndü. “Sonra seni benden uzaklaştırmaya başladı.” Kalbim hızlandı. Bir yanım, bu söylediklerine inanmak istiyordu. Diğer yanım ise karşımdaki adamın da kendi hikâyesini anlatıyor olabileceğini biliyordu. “Belki de benden uzaklaşmak istemişimdir,” dedim. “Belki de sorun sendin.” Ronan'ın yüzünde bir anlığına acı bir gülümseme belirdi. “Bunu düşünmene şaşırmam.” “Yani inkâr etmiyorsun?” “Hayır. Çünkü sana ne yaşattığımı hatırlamıyorum diyemezsin. Ben hatırlıyorum, Yade. Yaptığım hataları da hatırlıyorum. Sana söyleyemediğim şeyleri de.” “Öyleyse anlat.” Gözlerini gözlerime dikti. “Kerem'in seni sevdiğini biliyordum.” Söylediği şey karşısında kaşlarımı çattım. “Bunda kötü olan ne?” “Hiçbir şey. Birini sevmek suç değil.” “Öyleyse neden ondan bu kadar nefret ediyorsun?” Ronan bir süre sustu. Sonra sesi biraz daha alçaldı. “Çünkü seni sevdiğini söylerken, senin ne istediğini hiçbir zaman önemsemedi.” İçimde bir ürperti dolaştı. “Bana bir şey mi yaptı?” “Bilmiyorum.” “Ronan.” “Bilmiyorum, Yade!” İlk kez sesini yükseltmişti. Ardından derin bir nefes aldı ve sakinleşmeye çalıştı. “Sana bir şey yapıp yapmadığını bilmiyorum. Ama o gece onunla buluşacağını öğrendiğimde, seni durdurmaya çalıştım. Bana gelmeyeceğini söyledin. İyi olduğunu, kendi kararlarını verebileceğini söyledin.” “Belki de haklıydım.” “Belki de.” Bakışları yumuşadı. “Ama seni bir daha göremeyeceğimi düşündüğümde haklı olup olmadığını umursayamadım.” Kalbimin ritmi bozuldu. Bu sözlerin bende neden böyle bir etki bıraktığını anlayamıyordum. Onu tanımıyordum. En azından hatırladığım kadarıyla tanımıyordum. Ama sesindeki korku gerçekti. Bunu görebiliyordum. Yine de ona güvenmek için yeterli değildi. “Bana neden her şeyi anlatmıyorsun?” diye sordum daha sakin bir sesle. “Çünkü seni korumaya çalışıyorum.” “Benden gerçekleri saklayarak mı?” “Bazen gerçekleri bilmek, onları bilmemekten daha tehlikelidir.” Başımı iki yana salladım. “Bu, bana söylemek istemediğin şeyleri haklı çıkarmaz.” “Biliyorum.” Bu kez hemen cevap vermişti. Savunmaya geçmemesi beni şaşırttı. “Peki, Kerem nerede?” Ronan'ın yüzündeki ifade bir anda değişti. “Bilmiyorum.” Yalan söylüyordu. Bunu nereden bildiğimi bilmiyordum ama içimdeki ses, onun doğruyu söylemediğini fısıldıyordu. “Beni onunla tekrar görüştürür müsün?” “Hayır.” Cevabı o kadar hızlı vermişti ki bir an ne diyeceğimi bilemedim. “Bana sormadan karar veremezsin.” “Yade, ne istediğini anlıyorum ama—” “Hayır, anlamıyorsun!” Telefonumu aramak için etrafıma bakındım. “Bana geçmişimi anlatmıyorsun, kimlerden uzak durmam gerektiğini söylüyorsun ama nedenini açıklamıyorsun. Benden güven istiyorsun, fakat bana güvenmem için hiçbir sebep vermiyorsun.” Ronan bana doğru bir adım attı ama bu kez geri çekilmedim. “Onunla görüşmeni istemiyorum çünkü sana zarar verebilir.” “Bunu nereden biliyorsun?” Cevap vermedi. “Bana ne yaptı, Ronan?” Gözleri bir anlığına kapandı. Sonra hiç beklemediğim bir şey söyledi. “Bana değil, sana inanmanı sağladı.” Kaşlarımı çattım. “Ne?” “Kerem sana benim hakkımda bir şeyler anlattı. Ona inandın. Sonra benden uzaklaştın. O gece de onunla buluşmaya gittin.” “Peki, sana neden inanmadım?” Ronan'ın bakışları gözlerime kilitlendi. “Çünkü sana yalan söyledim.” Odanın içindeki bütün sesler bir anda kesilmiş gibi hissettim. “Ne hakkında?” Ronan cevap vermek için ağzını açtı ama telefonumun sesi ikimizi de susturdu. Masada duran telefonu alıp ekrana baktım. Bilmediğim bir numaraydı. Aramayı reddetmek üzereydim ki ekranda bir mesaj belirdi. Beni hatırlamıyorsun, değil mi, Yade? Nefesim kesildi. Mesajın altına bir tane daha geldi. Sorun değil. Ben seni hatırlıyorum. Parmaklarımın soğuduğunu hissettim. Ronan'a bakmadan telefonu kendime doğru çektim. Birkaç saniye sonra üçüncü mesaj geldi. Ronan sana her şeyi anlatmayacak. Çünkü o gece olanların tek sorumlusu ben değilim. Telefonu elimden düşürecek gibi oldum. Ronan yüzümdeki ifadeyi görünce yanıma yaklaştı. “Ne oldu?” Telefonu ona uzatmadım. “Bana bir şey söylemiştin,” dedim. Sesim titriyordu. “Kerem'in bana zarar verebileceğini söyledin.” “Evet.” “Peki, sen bana zarar verdin mi?” Ronan'ın yüzündeki ifade değişti. Bana bakarken gözlerinde öyle bir acı vardı ki bir an için cevabı duymaktan korktum. Sonunda başını hafifçe eğdi. “Evet, Yade. Ama sana anlattığı gibi değil.” Tam o anda telefonum yeniden titredi. Bu kez gelen mesajda bir fotoğraf vardı. Fotoğrafı açtım. Karanlık bir sokak, yağmurla ıslanmış bir kaldırım ve birbirine dönmüş iki insan… Biri bendim. Diğeri Kerem. Fotoğrafın tarihine baktığımda kalbim göğsümden çıkacakmış gibi atmaya başladı. Bu, hafızamı kaybettiğim geceden çekilmişti. Altında tek bir cümle yazıyordu. O gece bana gelmeyi sen seçtin, Yade. Peki, Ronan sana neden bunu hiç anlatmadı?

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.