4. bölüm / 7
BENİ HATIRLA4.bölüm
Bölümler 7Şu an: 4.bölüm
- 1 1. bölüm625 kelime
- 2 2.bölüm946 kelime
- 3 3.bölüm656 kelime
- 4 4.bölüm1.302 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 5.bölüm755 kelime
- 6 6. bölüm1.432 kelime
- 7 7.bölüm1.290 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Uyandığımda ilk hissettiğim şey korku değildi.
Boşluktu.
Tavana bakarken birkaç saniye boyunca nerede olduğumu anlamaya çalıştım. Oda yabancıydı ama aynı zamanda garip bir şekilde tanıdıktı. Sanki burayı daha önce görmüş, ama kim olduğumu unuttuğum gibi burayı da unutmuştum.
Yanımdaki telefona uzandım. Ekranda bir isim yazıyordu.
Benim ismim.
Ama o isim bana aitmiş gibi gelmedi.
Aynaya baktığımda karşımdaki kişinin yüzünü tanıyordum. Gözlerini, saçlarını, mimiklerini... Hepsi bana aitti. Ama içimde hiçbir anı kıpırdamadı.
Sanki hayatım benden önce yaşanmış ve bana sadece sonucu bırakılmıştı.
Bu odada durmak istemiyordum artık.
cıplak ayaklarım yere değdiği anda vucudumu bır urpertı sardı, odadan cıktıgımda ne tarafa gıdıceğımı bılmıyordum geldıgımden berı bu odadan cıkmamıstım.
alt kata doğru bır merdıven vardı oraya doğru yürümeye basladım. ev cok sessiz ve cok buyuktu, duvarlarda kıcaman kocaman tablolar vardı yavaşca merdivenlerden ınmeye basladım Merdivenlerden inmeye devam ederken her basamakta içimdeki huzursuzluk biraz daha büyüyordu.
Bunun sebebini bilmiyordum.
Belki bu evin büyüklüğüydü.
Belki sessizliği.
Belki de kendimi ilk defa gerçekten yalnız hissetmemdi.
Son basamağa geldiğimde birkaç saniye olduğum yerde kaldım. Salon, yukarıdan göründüğünden çok daha genişti. Yüksek tavan, büyük pencereler ve duvarlara asılmış eski tablolar...
Her şey pahalı görünüyordu.
Ama hiçbir şey sıcak değildi.
Sanki bu ev bir yuva değil de sadece içinde yaşanan büyük bir yerdi.
Yavaşça etrafı incelemeye başladım.
Duvarlarda birçok fotoğraf vardı. Bazılarında insanlar gülümsüyordu. Bazılarında sadece manzaralar vardı. Her fotoğrafın önünden geçerken içimde aynı his oluşuyordu.
Tanıdık.
Ama yabancı.
Sanki beynimin bir köşesinde bu görüntüler duruyor ama onlara ulaşmamı engelleyen kalın bir duvar vardı.
Elimi başıma götürdüm.
Belki biraz daha zorlarsam...
Belki biraz daha düşünürsem...
Ama hiçbir şey olmadı.
Sadece hafif bir ağrı hissettim.
Gözlerimi kapattım.
Hatırlamaya çalışmak bile yorucuydu.
Birkaç saniye sonra vazgeçip mutfağa doğru yürüdüm.
Belki yemek yemek iyi gelirdi.
Belki normal bir insan gibi güne başlamak, kafamdaki bu karmaşayı biraz olsun azaltırdı.
Mutfağa girdiğimde yine aynı hisle karşılaştım.
Burası da bana aitti.
Ama ben buraya ait değildim.
Dolapların nerede olduğunu biliyordum.
Çekmeceleri nasıl açacağımı biliyordum.
Ama neden bildiğimi bilmiyordum.
Bu çok garipti.
Bedenim bazı şeyleri hatırlıyordu.
Ama ben hatırlamıyordum.Bir bardak aldım ve su doldurdum.
Ellerim titriyordu.
Sanki hayatım boyunca yaptığım basit bir şeyi ilk defa yapıyormuşum gibi.
Tam bardağı masaya bırakacakken gözüm masanın üzerindeki küçük bir deftere takıldı.
Kapağı siyahtı.
Üzerinde hiçbir şey yazmıyordu.
Elimi uzattım.
Ama açmadan önce durdum.
Neden durduğumu bilmiyordum.
Sadece içimde bir his vardı.Açmamam gerektiğini söyleyen bir his.
Ama neden?
Bilmiyordum.
Yine de kapağını kaldırdım.
İlk sayfa boştu.
İkinci sayfa da.
Birkaç sayfa çevirdikten sonra yazılarla karşılaştım.
Ama yazılanları okuduğum anda içimde tuhaf bir şey oldu.
Çünkü yazı bana yabancı değildi.
Bu benim yazımdı.
Parmaklarım sayfanın kenarında dondu.
Kendi el yazımı tanıyordum.
Ama yazdıklarımı tanımıyordum.
Sayfada sadece birkaç cümle vardı.
"Bugün yine aynı rüyayı gördüm."
Altındaki cümlelerin devamını okumaya çalıştım.
Ama gözlerim bulanıklaştı.
Başım yeniden ağrımaya başladı.
Defteri kapattım.
Daha fazla zorlamak istemiyordum.
Çünkü içimde garip bir korku vardı.
Hatırlayamamaktan değil.
Hatırlarsam ne olacağından korkuyordum.
Tam o sırada evin içinde bir ses duydum.
Bir kapının açılma sesi.
Olduğum yerde kaldım.
Kalbim hızlandı.
Burada yalnız olduğumu düşünmüştüm.
Ama şimdi...
Yalnız olmadığımı biliyordum.
Yavaşça mutfağın kapısına doğru baktım.
Ayak sesleri duyulmaya başladı.
Yaklaşıyordu.
Bir an kaçmak istedim.
Ama nereye gideceğimi bilmiyordum.
Bu evde kaybolmuştum.
Ve belki de en korkutucu şey...
Beni bulacak kişinin kim olduğunu bilmememdi.
Kapının önünde bir gölge belirdi.
Sonra sakin bir ses duyuldu.
"yade?"
İsmimi duyduğum anda nefesim kesildi.
Çünkü o isim bana yabancı gelmiyordu.
Ama ilk defa bir başkasının ağzından duyuyordum.
Yavaşça kapıya baktım.
Karşımda duran kişi bana uzun süre baktı.
Sanki beni görmeye çok ihtiyacı varmış gibi.
Ama yüzündeki ifade mutluluk değildi.
Daha çok...
Kaybettiği bir şeyi yeniden bulmuş gibiydi.
"Uyandığını bilmiyordum."
Kaşlarımı çattım.
"Ben sizi tanıyor muyum?"
Sorduğum soru havada asılı kaldı.
Karşımdaki kişinin yüzündeki ifade bir anda değişti.
Ve o an anladım.
Ben sadece geçmişimi kaybetmemiştim.
Birileri de benim geçmişimi biliyordu
Karşımdaki kişi birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemedi.
Sanki vereceği cevabı seçmeye çalışıyordu.
Ya da söylemek istediği şeyler vardı ama hangisini söyleyeceğini bilmiyordu.
Ben ise sadece ona bakıyordum.
Yüzünü incelemeye çalışıyordum.
Belki gözlerinde bir tanıdıklık bulabilirdim.
Belki beynim hatırlamazdı ama kalbim hatırlardı.
Ama hiçbir şey olmadı.
Sadece garip bir his vardı.Onun bana baktığı gibi ben de ona bakıyordum.
Sanki ikimiz de aynı şeyi arıyorduk.
Ama o geçmişi.
Ben ise kim olduğumu.
"yade..."
İsmimi tekrar söyledi.
Bu sefer sesi daha yavaştı.
Sanki ismimi söylemek bile ona ağır geliyordu.
"Benim adımı biliyorsunuz."
Bu bir soru değildi.
Bir tespitti.
Başını hafifçe salladı.
"Evet."
"Ben sizi tanımıyorum."
Bu cümleyi söylediğimde yüzündeki küçük değişimi fark ettim.
Çok kısa sürdü.
Ama gördüm.
Bir anlığına kırılmış gibiydi.
Sanki bunu duymaktan korkmuştu.
"Hatırlamıyorsun."
Sesindeki kesinlik beni rahatsız etti.
"Ne demek hatırlamıyorum?"
Yaklaştım.
"Ben sizi hiç tanımıyor olabilirim."
Karşımdaki kişi gözlerini kaçırdı.
Bu hareketi sinirimi bozdu.
Çünkü benden bir şey sakladığını hissettiriyordu.
"Ben kimim?"
Sorduğum soru mutfağın içinde yankılandı.
Bu sefer cevap vermedi.
"Ben kimim?" dedim tekrar.
Daha yüksek bir sesle.
"Bu ev neden bana ait gibi geliyor ama hiçbir şeyi hatırlamıyorum?"
Sessizlik.
Sadece duvardaki saatin sesi vardı.
Tik.
Tik.
Tik.
Sanki zaman bile benim cevabı bulmamı bekliyordu.
Adam derin bir nefes aldı.
"Sen yade'sin."
Kaşlarımı çattım.
"Bunu biliyorum."
"Hayır."
Bana baktı.
"Sen sadece ismini biliyorsun."
Bu cümle içimde garip bir boşluk oluşturdu.
Çünkü haklıydı.
Ben kendi hakkımda hiçbir şey bilmiyordum.
Kaç yaşındaydım?
Neleri severdim?
Kimleri severdim?
Bunların hiçbirinin cevabı yoktu.Kendim hakkında hiçbir şey bilmemek...
Düşündüğümden daha korkutucuydu.
"Ne oldu bana?"
Bu kez sesim daha sakindi.
Belki de artık kızacak enerjim yoktu.
Adam birkaç saniye sustu.
"Doktorların söylediklerine göre..."
"Doktorlar mı?"
Sözünü kestim.
"Evet."
Bir adım geri çekildim.
"Ben hasta mıydım?"
Yüzündeki ifade değişti.
"Hayır. Öyle değil."
Ama cevabı beni rahatlatmadı.
Çünkü bir insan, açıklamak istemediği bir şeyi açıklarken böyle konuşurdu.
"Benim ailem nerede?"
Bu soruyu sorduğumda ilk defa gerçekten duraksadı.
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra gözlerini yere indirdi.
"Hatırlamadığın şeylerden biri de bu."
Kalbim sıkıştı.
"Bu ne demek?"
Cevap vermedi.
O an içimde bir şey koptu.
Belki hafızam yoktu.
Belki hiçbir şey hatırlamıyordum.
Ama aptal değildim.
Bir şeyler vardı.
Bana söylenmeyen şeyler.
"Sen kimsiniz?"
Bu soruyla birlikte gözlerini tekrar bana çevirdi.
Bir süre sadece baktı.
Sonra yavaşça cevap verdi.
"Ben ronan yade."
İsmi duyduğum anda içimde açıklayamadığım bir his oluştu.
Bir anlığına...
Sadece bir anlığına...
Bir görüntü geldi aklıma.
Gülümseyen biri.
Sıcak bir ses.
Yağmur sesi.
Ama görüntü o kadar hızlı kayboldu ki yakalayamadım.
Elimi başıma götürdüm.
Acı
Yine aynı acı.
"yade?"
Ronan hemen bana doğru geldi.
Ama geri çekildim.
Bunu neden yaptığımı bilmiyordum.
Sadece vücudum benden önce tepki vermişti.
Bana yaklaşmasını istememiştim.
Ama aynı zamanda...
Gitmesini de istememiştim.
Bu çelişki beni daha da korkuttu.
"Ben seni tanımıyorum."
Fısıltıyla söyledim.
Ronan'ın yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
Ama mutlu bir gülümseme değildi.
Daha çok acı bir kabullenme gibiydi.
"Biliyorum."
"Öyleyse neden hâlâ buradasın?
Bu soruya cevap vermesi uzun sürdü.
"Çünkü sen hatırlamasan da..."
Durdu.
"...ben hatırlıyorum."
Bu cümle içime işledi.
Çünkü benim için hayatım birkaç saat önce başlamıştı.
Ama onun için...
Ben çoktan yaşanmış bir hikâyeydim.
Ve ben kendi hikâyemde yabancıydım.
Ronan mutfaktaki sandalyeyi gösterdi.
"Otursan iyi olur."
İstemeden oturdum.
Belki de yorgundum.
Belki de cevaplara ihtiyacım vardı.
Belki de korktuğum kadar yalnız değildim.
Ama hâlâ içimde bir soru vardı.
"Bana her şeyi anlatacak mısın?"
Ronan bana baktı.
Bu kez kaçmadı.
"Her şeyi değil."
Nedenini anlamadım.
"Niye?"
"Çünkü bazı şeyleri duymaya hazır olmayabilirsin."
Kaşlarımı çattım.
"Benim hakkımda karar verme."
Sesim sert çıkmıştı.
"Unutmuş olabilirim ama hâlâ benim."
Bu cümleyle birlikte Ronan'ın gözlerinde ilk defa farklı bir şey gördüm.
Şaşkınlık.
Belki de gurur.
Belki de özlediği bir şeyi yeniden görmüş gibi.
"Değişmemişsin."
Bu söz ağzından istemsizce çıktı.
Ama ben yine anlamadım.
"Ne demek o?"
Ronan cevap vermedi.
Sadece ayağa kalktı.
"Birkaç saat dinlenmen gerekiyor."
"Hayır."
Ben de ayağa kalktım.
"Ben cevap istiyorum."
Bana baktı.
"Ve alacaksın."
Sonra kapıya yöneldi.
Tam çıkacakken durdu.
"yade."
İsmimi söylemesi yine garip bir his bıraktı.
"Evet?"
Bir süre sustu.
"Bu evde seni hatırlamayan tek kişi sen değilsin."
Ne demek istediğini anlayamadan kapı kapandı.
Ve ben ilk defa...
Unuttuğum şeylerden değil.
Hatırlayacaklarımdan korkmaya başladım
Bölüm etkileşimi
