4. bölüm / 7
Benden Nefret Etmen Gerekiyor4 BÖLÜM YAVAŞ YAVAŞ ARALANAN PERDE
Bölümler 7Şu an: 4 BÖLÜM YAVAŞ YAVAŞ ARALANAN PERDE
- 1 BÖLÜM 1 — Başka Bir Hayat884 kelime
- 2 BÖLÜM 2 Eski Bir İsim999 kelime
- 3 3 Bölüm Beyaz Yalanlar646 kelime
- 4 4 BÖLÜM YAVAŞ YAVAŞ ARALANAN PERDE723 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 5. BÖLÜM BAŞIMDA DÖNEN DÜNYA587 kelime
- 6 6 BÖLÜM O Gece895 kelime
- 7 7. BÖLÜM Fotoğraftaki Gölge502 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabah alarm çaldığında gözlerimi açmak istemedim.Perdelerin arasından içeri giren ışık gözlerimi acıtıyordu.Başım ağrıyordu.Boğazım düğümlenmiş gibiydi ve bütün vücudum ağırlaşmıştı.Gece neredeyse hiç uyumamıştım.Annemin söyledikleri, kendi söylediklerim ve Karan’ın yüzü sürekli aklımda dönüp durmuştu.Telefonumu elime aldım.Saat 07.18’di.Okula gitmem gerekiyordu.Bir süre tavana baktım.Sonra yataktan kalktım.Ayaklarım yere bastığında bile kendimi yorgun hissediyordum.Aynaya baktığımda gözlerimin altındaki morlukları fark ettim.Saçlarımı toparlamaya bile uğraşmadım.Üzerime ilk bulduğum kıyafetleri giydim.Aşağı indiğimde annem mutfaktaydı.Beni görünce sustu.Ben de ona bakmadım.Masada kahvaltı hazırlanmıştı.“Bir şeyler ye.”“İstemiyorum.”“Dün geceden beri hiçbir şey yemedin.”“İştahım yok.”Annem bir şey söylemek istedi.Ama vazgeçti.Çantamı aldım.Kapıya yöneldim.“Nare.”Durmadım.“Okuldan sonra konuşabilir miyiz?”Elim kapının kolundaydı.“Bilmiyorum.”Kapıyı açıp çıktım.Okulun kapısından içeri girdiğimde kalabalığın sesi başımı daha da ağrıttı.Herkes konuşuyor, gülüyor, birbirine bir şeyler anlatıyordu.Ben ise sanki bütün seslerin birkaç metre uzağındaydım.“Nare!”Ece’nin sesini duyunca başımı kaldırdım.Ece yanıma geldi.Yüzüme baktığı anda gülümsemesi kayboldu.“Sen iyi misin?”“İyiyim.”“Hiç iyi görünmüyorsun.”“Uykusuzum sadece.”Ece birkaç saniye yüzümü inceledi.“Dün gece uyumadın mı?”Omuz silktim.“Biraz.”“Biraz dediğin kaç saat?”“Bilmiyorum.”Ece koluma girdi.“Gel, sınıfa çıkalım.”Koridorda yürürken birkaç kez sendelediğimi fark etti.Ece hemen kolumu daha sıkı tuttu.“Başın mı dönüyor?”“Hayır.”“Yalan.”“Ece…”“Tamam. Ama bir şey olursa söyle.”Başımı salladım.Sınıfa girdiğimizde Mert çoktan yerine oturmuştu.Bizi görünce gülümsedi.“Günaydın.”“Günaydın.”Ece cevap verdi.Ben sadece yerime geçip oturdum.Çantamı sıranın yanına bıraktım.Başımı masaya yasladım.Gözlerimi birkaç saniyeliğine kapattım.Sadece birkaç saniye.Ama Ece omzuma dokununca irkildim.“Uyuyakaldın.”“Uyumadım.”“Beş dakikadır başın masada.”Doğruldum.Tam o sırada sınıfın kapısı açıldı.Karan içeri girdi.Göz göze gelmemek için hemen önüme baktım.Onun geçtiğini görmeme gerek yoktu.Sınıfta olduğunu hissedebiliyordum.Sandalyenin çekilme sesi geldi.Arkamdaki sıraya oturdu.“Günaydın.”Karan’ın sesi arkamdan geldi.Cevap vermedim.Ece bana baktı.Sonra Karan’a.Karan birkaç saniye bekledi.“İyi misin?”Yine cevap vermedim.Defterimi açtım.Karan daha fazla konuşmadı.Ama bakışlarını üzerimden çekmediğini hissediyordum.İlk ders boyunca tek kelime konuşmadım.Öğretmenin anlattıklarını dinlemeye çalışıyordum ama hiçbir şey aklımda kalmıyordu.Kalemi elimde tutuyordum.Sayfada tek bir kelime bile yazmıyordu.Bir ara gözlerim karardı.Elimi sıranın kenarına koydum.Derin nefes aldım.“Su ister misin?”Başımı kaldırdım.Karan.Yanıma gelmişti.Elinde su şişesi vardı.“Hayır.”“Emin misin?”“Evet.”Şişeyi sırama bıraktı.“Al. İç.”“İstemiyorum.”“İnat etme.”Ona baktım.“Sen neden bu kadar ilgileniyorsun?”Karan bir an sustu.“Çünkü dün gece seni ağlarken gördüm.”Sınıfta olduğumuzu unutup ona baktım.“Bunu konuşmayalım.”“Tamam.”“Cidden.”“Tamam dedim.”Şişeyi alıp yerine geçti.Ben de önüme döndüm.Ama ellerim titriyordu.Öğle arasında Ece beni kantine götürmeye çalıştı.“Bir şey yiyeceksin.”“Canım istemiyor.”“Canının istemesi gerekmiyor.”“Ece…”“Nare, sabahtan beri doğru düzgün ayakta duramıyorsun.”“İyiyim.”“Değilsin.”Bu kez cevap vermedim.Ece önümde durdu.“Annenle ne konuştunuz?”Başımı kaldırdım.“Çok şey.”“İyi şeyler mi?”“Hayır.”Ece’nin yüzü düştü.“İstersen anlatabilirsin.”“Şimdilik istemiyorum.”“Tamam.”Bunu sorgulamadan kabul etmesi hoşuma gitti.Son dersin nasıl bittiğini bile anlamadım.Zil çaldığında herkes bir anda ayağa kalktı.Sandalyeler çekildi, çantalar toplandı, koridor yine insanlarla doldu.Ben yavaşça ayağa kalktım.Dün geceden beri doğru düzgün bir şey yememiştim.Başım zonkluyordu.Ece çantasını omzuna taktı.“Hazır mısın?”“Evet.”Birlikte sınıftan çıktık.Koridorda yürürken duvarlara tutunmamak için kendimi zor tutuyordum.Ece bunu fark etti.“Nare?”“İyiyim.”“Rengin bembeyaz.”“Biraz hava alınca geçer.”Okulun çıkış kapısına geldik.Kalabalık dışarı akıyordu.Bir anda kulaklarım uğuldamaya başladı.Ece’nin sesi uzaklaştı.“Nare?”Gözlerimin önünde her şey bulanıklaşmaya başladı.“Ece…”“Ne oldu?”Cevap veremedim.Dizlerimin bağı çözüldü.Bir sonraki saniye yere düşeceğimi sandım.Ece’nin çığlığını duydum.“NARE!”Sonra her şey karardı.“Nare! Nare, beni duyuyor musun?”Ece’nin sesi titriyordu.“Nare, gözlerini aç!”Kalabalık etrafımızda toplanmaya başlamıştı.“Birisi yardım etsin!”Ece’nin sesi daha da yükseldi.“Lütfen biri yardım etsin!”Tam o sırada kalabalığın arasından Karan çıktı.Ne olduğunu görünce yüzündeki ifade bir anda değişti.“Nare?”Ece ona döndü.“Bir anda bayıldı!”Karan hiç düşünmeden yanımıza çömeldi.“Nefes alıyor mu?”“Evet ama gözlerini açmıyor.”Karan birkaç saniye Nare’ye baktı.Sonra ayağa kalktı.“Revir nerede?”“İkinci katta.”Karan hiç tereddüt etmedi.Nare’yi dikkatlice kollarının arasına aldı.Ece şaşkınlıkla ona baktı.“Karan…”“Çekil.”Karan Nare’yi kucağında taşıyarak koridorda ilerlemeye başladı.Ece hemen arkasından koştu.“Nare’yi düşürme!”Karan ona sertçe baktı.“Düşürmeyeceğim.”Adımları hızlıydı.Ama Nare’nin başını dikkatlice destekliyordu.Karan’ın yüzü normalden çok daha gergindi.“Nare…”Cevap gelmedi.“Bir şey söyle.”Nare’nin başı onun omzuna doğru hafifçe kaydı.Karan’ın çenesi gerildi.“Dayan.”Ece nefes nefese arkalarından yetişmeye çalışıyordu.“Karan, sakin ol.”“Revir nerede dedin?”“Şu koridorun sonunda.”“Tamam.”Karan’ın kollarındaki Nare hiçbir şeyden habersizdi.Ama Karan’ın aklında tek bir şey vardı.Dün gece parkta ağlayan kız.Bugün sabah yüzü bembeyaz olan kız.Ve şimdi kollarında baygın duran aynı kız.Revire ulaştıklarında hemşire kapıyı açtı.“Ne oldu?”“Bayıldı,” dedi Karan.Nare’yi dikkatlice yatağa bıraktı.Hemşire hemen yanına geldi.“Bir şey yedi mi bugün?”Ece başını iki yana salladı.“Hayır. Sabah beri halsizdi.”Hemşire Nare’nin tansiyonunu ölçmeye başladı.“Biraz dinlenmesi gerekiyor.”Karan kapının yanında duruyordu.“İyi olacak mı?”Hemşire ona baktı.“Şu an için ciddi bir şey görünmüyor. Açlık, yorgunluk ve stres etkili olmuş olabilir. Kendine gelmesini bekleyeceğiz.”Karan başını salladı.Ama gitmedi.Ece yanına yaklaştı.“Sen çıkabilirsin.”Karan yatağa baktı.“Biraz daha bekleyeceğim.”Ece onu ilk kez böyle görüyordu.Karan hiçbir zaman kolay kolay endişesini belli eden biri değildi.Ama şimdi gözleri sürekli Nare’deydi.Birkaç dakika sonra Nare’nin parmakları hafifçe hareket etti.Karan hemen başını kaldırdı.“Nare?”Nare gözlerini yavaşça açtı.Önce tavana baktı.Sonra etrafına.Ve en sonunda Karan’ı gördü.Kaşlarını çattı.“Sen…”Karan’ın yüzünde çok kısa bir rahatlama belirdi.“Uyandın.”Nare başını kaldırmaya çalıştı.Hemşire hemen engelledi.“Yavaş.”Nare tekrar gözlerini kapattı.Karan birkaç saniye sessiz kaldı.Sonra alçak sesle konuştu.“Bir daha böyle kendini tüketme.”Nare gözlerini açmadan cevap verdi.“Karışma.”Karan sustu.Sonra başını hafifçe eğdi.“Tamam.”Ama bu kez gerçekten gitmedi.Çünkü Nare’nin onu görmezden gelmesi umurumda değilmiş gibi davranabilirdi.Fakat onu yerde gördüğü an hissettiği korkuyu inkâr edemiyordu.Ve Karan’ın kendisine bile itiraf edemediği şey şuydu:Nare’ye bir şey olmasından korkmuştu.
Bölüm etkileşimi
