26. bölüm · Badem Çiçeği(texting)
23
“Şimdi gitsem, buralardan…
Bunu kim bilir?”
Sena Şener… Bu kadına resmen tapıyorum.
“Bak bana, bak bana, bak bana…”
Şarkı bittiğinde, kulaklığımı çıkartıp etrafıma baktım. Mert ile onca şeyden sonra yalnız kalmak, pek hoşuma gitmiyordu. Sanki bana kızgın gibiydi, yüzüme bile bakmıyor. Rüzgar desen ayrı bir alem… Sabahtan belli bir kez bile yazmadı. Yanıma da gelmedi. Sabah onun yüzünden yaşadığım korkudan haberi yok…
Ah, tam bir kabustu. Uyurgezerliğim hem beni, hem de Yaren’i fazlasıyla korkutmuştu. Gece yine uyurgezerliğim tutmuş. Uyandığımda, elimde bir bıçak ve karşımda bana silah doğrultan bir kadın vardı. Karanlık olduğu için o kadının kim olduğunu anlamam, biraz zor olmuştu. Kalbime iniyordu resmen, o saatten belli gözüme uyku girmedi. Yaren ise, tüm haksızlığıyla bana ne olduğunu bile anlatmadan, silahları ve bıçakları kaldırıp uyumaya devam etti. Odanın kapısını da kilitlediği için çıkamadım.
Sabah bana her şeyi anlattı. Beni oraya Rüzgar getirmiş, yanımda kalmak yerine Yaren’i bırakmış. Yarın de bu yüzden ona kızgınmış. Ben de onlara kızgınım. Rüzgar neden benimle kalmadı ki? Sabah onun kaslarının arasında uyanmak, benim daha çok hoşuma giderdi. Özellikle de üzerinde kıyafet yoksa… Hayali bile güzel! Rüzgar, bu hayallerimi gerçekleştirmedi. Gıcık.
Yaren’e ise, bana silah doğrulttuğu için kızgınım. Silah normal bir silah bile değildi! Kadın bana tüfek tuttu ya! Yanlışlıkla patlasa hayatım biter, tetiğe dokunduğu an ölürüm! Bu riski nasıl alabilir ki? Tamam, ben de masum sayılmam. Ama yine de bir suçum yoktu, uyurgezerliğimin suçu tamamen. Ben nereden bileyim, Yaren ile uyuyacağımı? Bilsem uyarırdım.
Muayenehanenin kapısı açıldığında, yerimden kalkmadım, hatta kapıya bile bakmadım. Ne zaman birisi gelse, Mert hiç konuşmadan kalkıp ilgileniyor. Yine aynısını yapar.
“Bade-“ Sabahtan belli duymayı beklediğim sesi duyduğumda, Rüzgar’ın sözünü bitirmesine bile izin vermedim. “Rüzgar!” Dedim yerimden fırlarken. Telefonumu masanın üzerine bırakıp hızlıca yanına gittim ve yüzüne bir tokat indirdim. Rüzgar, neye uğradığını şaşırmış gibi bana bakarken, Mert de büyük bir ilgiyle bizi izliyordu. “Sen neden benimle uyumak yerine kardeşini getiriyorsun?” Dedim hesap sorarcasına.
Hayaller, Rüzgar’ın kaslarında uyanmak. Hayatlar, Yaren’in tüfeğiyle ölüm tehlikesi yaşarken uyanmak. Adil mi şimdi bu?
“Ne?” Dedi Rüzgar anlamamış gibi.
“Senin kaslı kolların arasında, başımı göğsüne yaslamış kalp atışlarını dinlerken uyanmak yerine, Yaren’in bana doğrulttuğu tüfekle karşı karşıya uyandım! Hiç adil değil!” O an bir şey fark ettim, ben bunları içimden söylememiştim. Dışımdan, bağırarak söylemiştim. Mert’in ve benim Rüzgar’a tokat attığımı görünce muayenehanenin kapısına üşüşmüş, bizi izleyen askerlerin önünde söyledim. Allah’ım, yar şu yeri de içine gireyim! Rezil ettim yine kendimi!
Rüzgar, başını çevirip arkasında duran askerlere baktı. “Bir saniye içerisinde biriniz bile burada olursanız, hepiniz barfiks cezası alırsınız.” Sesindeki ciddi ton, beni bile ürkütmüştü. Ardından bakışlarını Mert’e çevirdi. “Çık dışarı.”
Mert, sabır çeke çeke muayenehaneden çıktığında, Rüzgar’la yalnız kalmıştık. Gerginlik, tüm bedenimi ele geçirirken, Rüzgar’ın kapıyı kapatması daha çok gerilmeme sebep olmuştu. Az önce zaten rezil olmuştum, şimdi gerginliğimi belli edersem daha çok rezil olacağım.
“Demek kollarımda uyanmak istiyorsun?” Rüzgar’ın bana doğru yürürken sorduğu soru karşısında yutkundum. Geri geri yürüyerek ondan uzaklaşmaya çalıştım. “Hangi şekilde istiyorsun bunu?”
Sorduğu soru karşısında resmen buz kesmiştim. Adam bana resmen sevişme sonrası bunu istediğimi söylemişti!
Gidecek yerim kalmadığında, en sonunda sırtımı duvara çarpmıştım. “Lafın gelişiydi o, yoksa ne isteyeceğim ben seni?” Diyerek az da olsa çirkefliğimi gösterdim.
Rüzgar, tam karşımda durmuş uzun boyuyla bana bakıyordu. Bir elini sağ tarafıma, diğer elini ise sol tarafıma yasladığında, beni resmen kapana sıkıştırmıştı.
Çok yakın duruyor… Öylesine yakın duruyordu ki parfümünün tüm kokusunu ciğerlerimde hissediyordum. Biraz daha yaklaşırsa, bedenlerimiz de birbirine dokunacaktı. Yakınlığından rahatsız olmasam da gerilmiştim.
“Lafın gelişi kollarımda olmak istediğini mi söyledin?” Rüzgar, eğlenen bir ses tonuyla konuştuğunda, ona gözlerimi devirdim. Ellerimi göğsüne koyup onu itmeye çalışsam da başarılı olamamıştım, izbandut gibi adamı nasıl itmeyi düşündüysem artık!
Rüzgar, aniden iki bileğimi de kavrayıp başımın üstünde birleştirdiğinde, şaşkın bakışlarla ona baktım. Tek eliyle, ellerimi başımın üstünde birleştirmiş, eğlenen gözlerle bana bakıyordu.
“Öylesine bir bağımlılıksın ki…” Rüzgar gözlerime bakarken sessizce konuştuğunda, şaşkın gözlerle ona bakmaya başladım. “Her an yanımda olmanı istiyorum, Badem Çiçeği.”
Sesi şu an öylesine çekiciydi ki bunu anlatmam mümkün değil. Umarım şu an bir aşk itirafı gelmez, yoksa düşer bayılırım. Yemin ederim ölürüm! Lütfen bunu şu an yapmasın, bu kadar yakın olmak bile kalbimi hızlandırıyor zaten, şu an daha fazlasını istemiyorum.
“Çok mu heyecanlandın?” Dediğinde Rüzgar, kaşlarımı havaya kaldırarak ona baktım. Argo ve küfür sevmeyen bana bile küfür ettirecek, az kaldı.
Sence heyecanlı değil miyim ya?
“O nereden çıktı? Hiç heyecanlı değilim. Niye heyecanlanayım ki?” Dedim itiraz ederek.
“Kalp atışlarını duyuyorum, Badem Çiçeği.” Yanaklarım kızarırken derin bir nefes aldım. “Daha çok heyecanlanmanı sağlayabilirim…” Dedi yine o kısık ve çekici sesini kullanarak.
Kaşlarımı çatarak anlamadan ona baktım. Daha fazla heyecanlanmamı nasıl sağlayabilir ki? “Onu nasıl yapacaksın?” Diye sordum merakla.
Rüzgar bana doğru eğildiğinde, sıcak nefesini tenimde hissediyordum artık. “Deneyimlemek ister misiniz?” Dediğinde, istemsizce gözlerimi kapattım. Başımı hafifçe onay verircesine aşağı ve yukarı salladım.
Beni gerçekten öpecekti… Az sonra, dudaklarım onun dudaklarıyla buluşacaktı. Heyecandan ölmek üzereyim! Allah’ım, lütfen sakinleşmeme yardımcı ol da rezil olmayayım, lütfen…
Rüzgar’ın dudaklarının ne kadar yakında olduğunu hissediyordum. Sıcak nefesi her geçen saniye daha çok yaklaşıyordu sanki. Benim heyecanım daha çok artarken, Rüzgar’ın aniden gülerek geri çekilmesiyle, gözlerimi şaşkınlıkla açtım.
Rüzgar karşımda gülerken anlamadan ona bakmaya başladım. “Seni öpeceğimi mi sandın?” Dedi Rüzgar gülerken.
O an, bu zamana kadar hissettiğim ve hissedemediğim bütün öfke bedenime girmişti. Yanımızda duran sedyenin üzerinden aldığım yastığı öfkeyle ona fırlattım. “Pislik!”
Resmen duygularımla oynamıştı! Allah’ın cezası!
“Defol git!” Diye bağırdım tüm öfkemle.
