3. bölüm · AZAZEL
3. BÖLÜM
................TAHT DEĞİŞTİ................
TÜRKİYE
Şehrin en eski malikanelerinden birinde ülkenin dört bir yanından gelen mafya liderleri büyük masanın etrafında toplanmıştı.
Masanın başında oturan yaşlı adam bastonunu yere vurdu.
"Kimse bizim bölgemize izinsiz giremez."
Tam o sırada dışarıdan ataç sesleri yükseldi.
Bir...
İki...
On...
Pencereden bakan adamlardan biri korkuyla geri çekildi.
"Efendim...Malikane'nin etrafı tamamen sarıldı."
"Dışarıda yüzlerce silahlı adam var."
Yaşlı adam ayağa kalktı.
"Kimmiş bu kadar cesur olan."
O sırada kapı sertçe açıldı.
Yaşlı adam öfkeyle bağırdı.
"Bu ne cüret?Kimden izin alıp da kapımı böyle açarsınız?"
Salonda ağır bir sessizlik çöktü.
Kapının eşiğinde siyah takım elbiseli bir adam duruyordu.
Yanlarında kızı ve oğlu.
Arkasında Vural...
Ve onlarca silahlı adam.
Yaşlı adamın yüzündeki öfke bir anda korkuya dönüştü.
Gözleri büyüdü.
Dudakları titredi.
"S..se..sen."
Salondaki diğer mafya liderleri de aynı anda ayağa kalktı.
Herkesin başı öne eğildi.
Kimse ona bakmaya cesaret edemiyordu.
Azazel ağır adımlarla kızı ve oğluyla beraber yaşlı adamın karşısında durdu.
"Yıllar geçti.."
Yaşlı adam yutkundu.
"Senin...gelmeyeceğini sanıyorduk."
Azazel'in sesi sakindi.
"Burası benim masam."
Azazel hafifçe gülümsedi.
"Artık değil."
Yaşlı adam bastonunu sıktı.
"Ben hala bu masanın sahibiyim."
Azazel belindeki silahı çıkardı.
Salondaki herkes nefesini tuttu.
Bir patlama sesi salonun sessizliğini bozdu.
Yaşlı adam tam alnından vurulmuştu.
Bir milim bile kaymamıştı.
Kimse kıpırdıyamadı.
Azazel arkasındaki Vural'a kısa bir bakış attı.
"Dilini kesin ve koleksiyonuma ekleyin."
Bir süre sustu,sonra devam etti.
"En iyi yerine koyun ama,yanlış konuşmanın bedeli olsun."
Vural onu onaylayıp hemen adamlarla hızla ilerleyerek yaşlı adamı salondan çıkardı.
Azazel ise tek kelime etmeden masanın başındaki sandalyeye oturdu.
Ellerini masanın üzerinde birleştirdi.
Bakışlarını salondakilere çevirdi.
"Şimdi beni dikkatle dinleyin."
"Bugünden itibaren bu şehirde,bu ülkede ve bu masada benim sözüm geçecek."
"İtaat eden benimle kalır."
"İtiraz eden ise sonuçlarına katlanır."
Salondaki hiç kimse itiraz etmedi.
Çünkü o an herkes aynı gerçeği anlamıştı.
Masanın sahibi değişmişti.
