13. bölüm · AZAZEL

13.BÖLÜM

Şevval Demir

...............TİTREYEN ELLER............

Efsun yavaş adımlarla masaya doğru yürümeye başladı.

Üzerindeki kırmızı elbise her adımında hafifçe savruluyordu.

Bahçedeki herkesin bakışları birkaç saniyeliğine onun üzerine çevrilmişti.

Fakat Efsun hiçbirini görmüyordu.

Bakışları istemsizce havuza kaydı.

O an...

Ayakları olduğu yerde yavaşladı.

Havuzun durgun suyu bir anda gözlerinde bambaşka bir görüntüye dönüştü.

Geçmişten kopup gelen bulanık anılar...

Suyun üzerinde dalgalanan kırmızı bir renk...

Suda hareketsiz yatan bir kadın...

Bilekleri kesilen bir kadın..

Kulaklarında yankılanan çığlıklar...

"Anne..."

"Anne!"

Küçük bir kızın çaresiz sesi zihninin içinde tekrar tekrar yankılanıyordu.

"Anne... uyan..."

Efsun'un nefesi düzensizleşti.

Gözbebekleri büyüdü.

Elleri fark edilir şekilde titremeye başladı.

Kimse bunu fark etmiyordu.

Kimse...

Azazel dışında.

Azazel'in bakışları bir an bile Efsun'un üzerinden ayrılmamıştı.

Az önce ağır ve kendinden emin yürüyen genç kadın...

Şimdi sanki görünmeyen bir duvarın önünde durmuştu.

Elleri titriyordu.

Omuzları hafifçe sarsılıyordu.

Ve fark edilmeyecek kadar küçük adımlarla geriye doğru çekiliyordu.

Sanki havuzdan uzaklaşmaya çalışıyordu.

Efsun art arda başını salladı.

"Hayır..."

Diye fısıldadı.

"Hayır..."

Tam o sırada Sahra yanına geldi.

Kolunu Efsun'un omzuna attı.

"Efsun."

"Gel."

"Neden ayakta bekliyorsun?"

Efsun yavaşça başını kaldırdı.

Gözleri dolmaya başlamıştı.

Sahra'ya baktı.

Bakışları adeta yalvarıyordu.

"Yapma..."

Diyebildi sadece.

Sahra hiçbir şey olmamış gibi gülümsedi.

"Herkes seni bekliyor."

Kolundan hafifçe tutup onu masaya doğru götürdü.

Efsun'un karşısındaki sandalyeye oturmasını sağladı.

Sırtı havuza dönüktü.

Efsun derin bir nefes almaya çalıştı.

Karşısındaki Azazel'e baktı.

"Kusura bakmayın..."

"Sizi beklettim."

"Biraz rahatsız hissettiğim için gelememiştim."

Azazel'in sesi her zamanki gibi sakindi.

"Sorun değil."

"Şu an buradasınız."

Efsun hafifçe başını salladı.

Tam o sırada Azazel'in bakışlarının ellerinde olduğunu fark etti.

Titreyen parmaklarına...

Efsun hemen ellerini masanın altına sakladı.

Sanki kimsenin görmesini istemiyordu.

Cihangir gülümseyerek konuştu.

"Efsun da geldiğine göre..."

"Artık yemeğe başlayabiliriz."

Azazel başıyla onayladı.

Hizmetliler tabakları dağıtmaya başladı.

Masada ticaret konuşuluyor...

Yeni anlaşmalar açılıyor...

Herkes konuşuyordu.

Ama Efsun'un dünyasında sesler boğuklaşmıştı.

Çatalı eline aldığında bile parmakları titriyordu.

Su bardağını kaldırırken neredeyse düşürüyordu.

Azazel bunu sessizce izliyordu.

İçinden tek bir düşünce geçti.

"Bir insanı bu kadar korkutan şey ne olabilir?"

Tam o sırada Cihangir konuşmaya başladı.

"Yeni ticaret güzergâhı konusunda bizim de bazı önerilerimiz var."

Azazel onu dinledi.

Fakat dikkati hâlâ Efsun'un üzerindeydi.

Birkaç dakika sonra sakin bir sesle konuştu.

"Sanırım kızınız iyi değil."

"Bence bir baksanız iyi olacak."

Cihangir hemen Efsun'a döndü.

"Efsun?"

"İyi misin?"

Efsun gözlerini güçlükle kaldırdı.

"Kendimi..."

"İyi hissetmiyorum."

"İzin verirseniz odama çıkmak istiyorum."

Cihangir etrafındaki misafirlere baktı.

Sonra kızına döndü.

"Şu anda misafirimiz var."

"Biraz daha dayanamaz mısın?"

Azazel söze girdi.

"Sorun değil."

"Gidebilir."

Masadakiler sessizleşti.

Efsun yavaşça ayağa kalktı.

Bacakları bile titriyordu.

Tam yürümeye başlayacağı sırada Sahra da ayağa kalktı.

"Ben yardım edeyim."

Efsun başını iki yana salladı.

"Gerek yok."

Sahra yine de yanına geldi.

Koluna girmek istedi.

Efsun kolunu yavaşça geri çekti.

"İstemiyorum."

Cihangir'in sesi bu kez daha sert çıktı.

"Efsun."

"Sahra sana yardım etmek istiyor."

"Bunu da mı sorun hâline getireceksin?"

Efsun babasına baktı.

Ama tek kelime etmedi.

Başını eğdi.

Sonra yürümeye devam etti.

Sahra da peşinden geldi.

Havuzun kenarından geçiyorlardı.

Bir anda...

Efsun dengesini kaybetti.

Ayağı kaydı.

Ve kendini havuzun içinde buldu.

Soğuk su bedenini sardığı anda panikle çırpınmaya başladı.

"Yardım edin!"

"Yüzme bilmiyorum!"

Sahra çığlık attı.

"Efsun!"

"Yardım edin!"

"Efsun yüzme bilmiyor!"

Cihangir ve Nermin panikle havuzun kenarına koştular.

Azazel yerinden kalktı.

Tek kelime etmedi.

Sadece Vural'a baktı.

Başını hafifçe eğdi.

Bu işaret yeterliydi.

Vural hiç düşünmeden ceketini çıkarıp havuza atladı.

Birkaç güçlü kulaçla Efsun'a ulaştı.

Onu dikkatlice kavrayıp suyun üstünde tutarak kıyıya doğru yüzmeye başladı.