18. bölüm · AZAZEL

18.BÖLÜM

Şevval Demir

Bu hikaye de psikolojik şiddet, şiddet,+18,küfür argo ve benzeri içerikler vardır.
Rahatsız olarnlardan şimdiden özür dilerim.
Okumak istemeyenler o kısmı geçebilirler.

♣️🌹♠️

Şimdiden uyarayım bu bölüm psikolojik şiddet ve şiddet içermektedir.
Okuyamayan ve dayanamayanlar lütfen okumasınlar.
♠️🌹♣️

.................KANLI ELLER.................

Larin gözlerini yavaşça araladı.

Başucunda oturan Efsun hemen doğruldu.

"Larin?"

Larin birkaç saniye etrafına baktı.

"Neredeyim?"

"Azazel'in evindesin."

Larin kaşlarını çattı.

"Ev mi?"

Efsun istemsizce gülümsedi.

"Evet. Gerçi hâlâ ev olduğuna inanamıyorum."

Larin koluna baktı.

"Kolum..."

"Kurşunu çıkardılar. Doktor iyi olduğunu söyledi ama kolunu fazla hareket ettirmemen gerekiyormuş."

Larin derin bir nefes aldı.

"Sen iyi misin?"

Efsun bir an durdu.

"Ben iyiyim."

Tam o sırada Efsun'un telefonu çaldı.

Ekranda yazan ismi görünce yüzü değişti.

Babam.

Aramayı reddetti.

Birkaç saniye sonra telefon yeniden çaldı.

Yine aynı isim.

Efsun bu kez telefonu sessize aldı.

Larin ona baktı.

"Kim arıyor?"

"Babam."

"Niye açmıyorsun?"

"Çünkü onunla konuşacak durumda değilim."

Telefon yeniden titreşti.

Efsun gözlerini kapattı.

"Gitmemiz gerekiyor."

Larin doğrulmaya çalıştı.

"Gidelim."

Efsun hemen onu durdurdu.

"Bu halde kalkabilecek misin?"

Larin ona bakıp hafifçe gülümsedi.

"Evet. Ölmedik ya."

Efsun istemsizce gülümsedi.

"Tamam."

Larin'in kalkmasına yardım etti.

Birlikte odadan çıktılar.

Merdivenleri yavaşça indiler.

Büyük salona geldiklerinde kimse görünmüyordu.

Efsun etrafa baktı.

"Larin, sen burada bekle. Ben Azazel'i bulup gideceğimizi haber vereyim."

Larin başını salladı.

Efsun salondan ayrıldı.

"Azazel?"

Cevap yoktu.

"Azazel!"

Yine sessizlik.

Tam geri dönecekken alt kattan hafif bir ses geldi.

Efsun olduğu yerde durdu.

Ses yeniden duyuldu.

Bu kez daha belirgindi.

Bir şeylerin yere sürtünmesine benzeyen sesler...

Ardından boğuk bir bağırış.

Efsun'un içi ürperdi.

Aşağı inip inmemek arasında kaldı.

Sonunda merakı korkusuna ağır bastı.

Merdivenlerden aşağı inmeye başladı.

Alt kat karanlıktı.

Koridorun sonunda hafifçe aralık bir kapı vardı.

Kapının arkasından ışık sızıyordu.

Ve sesler...

Yaklaştıkça daha net duyuluyordu.

Bağırışlar.

Sert çarpma sesleri.

Metal bir şeyin zeminde sürüklenmesi.

Efsun'un nefesi hızlandı.

Kapının önüne geldi.

Titreyen eliyle kapıyı biraz daha araladı.

Gördüğü manzara karşısında olduğu yerde dondu.

Odanın ortasında birkaç adam vardı.

İkisi sandalyelerde hareketsiz duruyordu.

Tanınmayacak haldelerdi.
Sağ tarafta oturan kişinin bacaklarında üç bıçak saplanılmışt.
Sol taraftakininde karnında ve gögüs tarafında ninja yıldız bıçağı vardı.
Başında ve yüzünde de birer tane vardı

Kusmak üzereydim.

Bir diğeri ise karşı tarafta oturuyor, başını güçlükle kaldırmaya çalışıyordu.

Ve karşısında...

Azazel vardı.

Üzerindeki beyaz gömlek artık beyaz değildi. Gömleğinde kan lekeleriyle kırmızıya dönüşmüştü.

Yüzûnde kan lekeleri vardı.

Elinde metal bir çubuk tutuyordu.

Adam korkuyla ona bakıyordu.

Azazel'in yüzünde ise en ufak bir duygu yoktu.

"Konuşmuyorsun, öyle mi?"

Adam zorlanarak başını kaldırdı.

"Tamam..."

Sesi titriyordu.

"Bekle. Söyleyeceğim."

Azazel birkaç saniye sessizce ona baktı.

Sonra elindeki metal çubuğu masanın üzerine bıraktı.

"Çok geç."

Adamın yüzündeki korku daha da arttı.

Azazel masanın üzerindeki aletlere doğru uzandı.

Bir bıçak aldı.

Efsun'un nefesi kesildi.

Azazel ağır adımlarla adama yaklaştı.

Adam gözlerini kapattı.

"Ben..."

Adamın sesi titredi.

"Konuşacağım."

Azazel'in yüzünde hiçbir değişiklik olmadı.

"Artık çok geç."

Bir anda odadaki sessizlik bozuldu.

Efsun refleks olarak ağzını eliyle kapattı.

Gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı.

Hayır...

Başını istemsizce iki yana salladı.

Lütfen... yapma.

Ama Azazel durmadı.

Birkaç saniye sonra odada yeniden sessizlik hâkim oldu.

Azazel gözünü kırpmadan adamın boğazına batırdı.

Azazel elindeki bıçağı masaya bıraktı.

Tam o sırada Efsun'un ayağı geriye doğru kaydı.

Kapı hafifçe gıcırdadı.

Azazel başını çevirdi.

Bakışları Efsun'la buluştu.

Kalbi göğsünden çıkacakmış gibi atıyordu.

"Efsun."

Azazel elindeki bıçağı Vural'a uzattı.

Sonra Efsun'a doğru bir adım attı.

Efsun hemen geri çekildi.

"Yaklaşma!"

Azazel durdu.

"Tamam."

Efsun'un gözleri onun ellerine takıldı.

Ve o anda zihninin içinde bambaşka bir görüntü belirdi.

Küçük bir kız...

Titreyen eller...

Gözyaşları...

Ve ellerine bakarken duyduğu korku.

Efsun'un nefesi kesildi.

Azazel bir adım daha atacak gibi oldu.

"Yaklaşma!"

Bu kez sesi daha yüksek çıktı.

"Uzak dur benden!"

Azazel olduğu yerde kaldı.

Efsun gözyaşlarını silmeye bile cesaret edemeden ona baktı.

O an anladı.

Onu asıl korkutan Azazel'in kendisine zarar verecek olması değildi.

Onun neler yapabileceğini görmüş olmasıydı.

Azazel sessizce sordu:

"Neden buraya geldin?"

Efsun acı bir şekilde güldü.

"Neden mi?"

Sesindeki alay açıkça hissediliyordu.

"Size gideceğimizi haber vermeye geldim."

Bir an durdu.

"Ama görüyorum ki pek müsait değilsiniz."

Azazel ona doğru küçük bir adım attı.

Efsun hemen bağırdı.

"Yaklaşma!"

Azazel durdu.

Efsun gözyaşlarını sildi.

"İğrençsiniz."

Azazel'in yüzü değişmedi.

"Sana korkulacak biri olduğumu söylemiştim."

Efsun başını iki yana salladı.

"Sen korkulacak biri değilsin."

Gözlerini onun gözlerine dikti.

"İğrenilecek birisin."

Arkasını dönüp koşarak uzaklaştı.

Azazel olduğu yerde kaldı.

Vural yanına yaklaştı.

"Abi... peşinden gitmeyecek misin?"

Azazel sertçe ona baktı.

"Hayır."

"Abi..."

"Vural."

Sesi tartışmaya izin vermiyordu.

"Sen burayla ilgilen."

Masadaki bezlerden birini aldı.

"Onları evlerine göndermek için araba ayarla."

Vural başını salladı.

"Tamam."

Azazel ellerini temizlerken düşüncelere daldı.

Efsun'un gözlerindeki korku aklından çıkmıyordu.

Özellikle de söylediği tek bir cümle...

Yaklaşma.

Ellerine baktığında geri çekilmesi...

Bunun nedenini anlamıyordu.

Ama daha fazla düşünmek istemedi.

Bezi masaya bıraktı ve odasına doğru ilerledi.

♣️🌹♠️

Efsun salona döndüğünde Larin hemen ayağa kalkmaya çalıştı.

"Ne oldu?"

"Hiçbir şey."

"Efsun."

"Sonra anlatırım."

Larin Efsun'un ellerine baktı.

"Ellerin titriyor."

Efsun hemen ellerini açıp kapattı.

"Boş ver."

Derin bir nefes aldı.

"Şimdi sadece eve gitmek istiyorum."

Dışarı çıktıklarında adamlardan biri arabanın kapısını açtı.

"Efsun Hanım, Azazel Bey sizi evinize götürmemizi istedi."

"Gerek yok."

"Ama Efsun Hanım..."

Adam saygıyla başını eğdi.

"Azazel Bey'in emri."

Efsun itiraz edecekken Larin araya girdi.

"Adam sadece işini yapıyor."

Sonra Efsun'a baktı.

"Hem bu yerde taksi bulmak zor. Binip gidelim."

Efsun birkaç saniye düşündü.

Sonunda başını salladı.

İkisi arabaya bindi.

Yaklaşık on beş dakika sonra önce Larin'in evine ulaştılar.

Larin arabadan inerken Efsun'a döndü.

"Eve gidince hemen beni arıyorsun."

Efsun başını salladı.

"Tamam."

Larin içeri girdikten sonra araba Efsun'un evine doğru ilerledi.

Efsun camdan dışarı bakarken aklında hâlâ aynı görüntü vardı.

Azazel'in yüzü.

Ellerindeki koyu lekeler.

O karanlık oda...

Ve gözlerindeki o soğukluk.

Evin önüne geldiklerinde araba durdu.

Efsun kapıyı açtı.

Ve eve doğru yürüdü.