AYNI KORTTA kitap kapağı

4. bölüm / 8

AYNI KORTTA

4. BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Luna Vera

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 8Şu an: 4. BÖLÜM

Sabah annemin bitmek bilmeyen söylenmeleriyle uyandım.
Belim hafiften ağrıyordu. Her yerim uyuşmuştu. Neden ağrıdığını düşünürken, dün gece yatağın yan kısmındaki tahta olan yere sırtımı yaslamış, bir şeyler düşünürken uyuyakaldığımı hatırladım.

"Of ya, niye öyle yattım ki zaten? Ben yorgunsam yattığım yerde çabuk uyuyakalan biriyim." diye söylendim kendi kendime.

"Kalk diyorum kalkmıyorsun, okula ben mi gidecem!"
"Hep geç kalıp koştur koştur gitmeye alıştın sen!"
"BEN KİME DİYORUM ELİFF!!"

Yerimden sıçradım. Çünkü annemin sondaki sözü bayağı sesli ve gür çıkmıştı.

"Anne, ben uyandım zaten. Bayağı oldu ya." diye seslendim odamdan.

Aslında daha yeni uyanmıştım. Ama daha fazla söylenmesin diye böyle demiştim.

Elimi yüzümü yıkayıp hazırlanırken az da olsa annem sakinleşmişti. Saate baktım. Okulun başlamasına 15 dakika kalmıştı ve ben daha kahvaltı yapacaktım.
Hemen kahvaltımı yapıp, 5 dakika kala formayı da alıp evden çıktım.

Neden bu kadar rahatım?
Çünkü okulum çok yakın.

Koşar adımlarla okula vardığımda benimle birlikte son dakikalarda gelen birçok kişi daha vardı.
Okulun en üst katına, sınıfıma çıktım. Hocanın arkasından son anda yetişip sırama oturdum.

Melike bana dönüp, "Yine geç kaldın." dedi.

Nefes nefese, "Evet, yine." diye karşılık verdim.

Tarih dersinde ful uyudum. Daha doğrusu uyumaya çalıştım ama her kafamızı koyduğumuzda hoca "Kafanızı kaldırın!" diye kükredi.
Adamın sesi ders anlatırken çok yüksek çıkıyor zaten, bir de bağırınca daha kötü oluyor.

Teneffüs zili çaldığında çantamdan formayı çıkarıp zemin kattaki spor odasına inecektim.
Tam sınıfın kapısına doğru yönelmişken Melike yanıma koştu.
Önümü kesip,

"Heyy, bensiz nereye gittiğini sanıyorsun sen he?" dedi, gülümseyip hafiften kaşlarını çatarak.

Ben de gülümseyerek, "Formayı Osman Hoca'ya götüreceğim. Sen de gel istersen." dedim.

"Olur, ama formayı niye veriyorsun ki?"

"Çünkü okulun forması, hocaya geri vermemiz gerek." dedim.

Merdivenlerden aşağı inerken Melike bana dönüp,

"Dün bir anda ortadan kaybolunca merak ettim. İnsan bir haber verir." dedi, yalandan kızıyormuş gibi yaparak.

"Osman Hoca hemen gideceğiz dedi. Bir de ailemi ikna etmesi için hocaya rica ettim."

"Hoca niye birden gitmeye karar verdi ki, size sormadan?"

"Bilmem ki, bak sen deyince ben de merak ettim."

"Sorsana hocaya."

"Tamam, sorarım."

Spor odasının kapısının önüne gelmiştik. Kapı kapalıydı. Kapıyı çalıp kapının kolunu indirdim. İçeriye girdim. Melike dışarıda kaldı. Osman Hoca içerideydi.

Osman Hoca bana dönüp, "Oo, hoş geldin Elif." dedi.

Formayı uzatarak, "Hoş bulduk hocam, formayı getirdim de." dedim.

"Hiç geciktiren biri değilsin anlaşılan." dedi, uzattığım formayı alarak.
Tam çıkmak için hocadan izin alacaktım ki kapı çaldı. İçeriye biri girdi. Kapıya doğru döndüğümde gördüklerime inanamadım. Ağzım yarı açık, gözlerim ise fal taşı gibi açılmıştı.

Bizim okulun öğrencisi miydi?

Osman Hoca koltuğundan seslendi.

"Can! Hoş geldin."

Can kapıdan içeri girdiğinde bana baktı. Beni görünce şaşırmadı. Sanki zaten burada, bu okulda olduğumu biliyormuş gibi.

Ardından hocanın yanına gidip, "Hoş bulduk hocam, size bir şey söylemem lazım." dedi.

Kapıya yönelip tam kapıdan dışarı çıkmak için kapı koluna uzanmıştım ki aklıma bir şey geldi. Hocaya döndüm.

"Hocam, bir şey sorabilir miyim?"

Osman Hoca Can'la konuşmayı kesip bana döndü.

"Evet, sorabilirsin."

"Dün neden bir anda bize daha önce söylemeden badminton maçına gideceğimizi söylediniz?" dedim.

Devam ederek, "Hem biz o kadar yetenekli değildik ve hiçbir eğitim almamıştık. Buna rağmen neden biz gittik?" dedim.

Can da bana dönmüştü.

Osman Hoca, "Sakin ol, o kadar önemli bir şey değil."

Devam etti:

"O gün zaten badminton turnuvası vardı ve maça gidecek beş öğrenciyi ayarlamıştım. Ama iki öğrencimiz hastalandı. Ben de sizi düşündüm." dedi.

Birazcık hayal kırıklığına uğramıştım. Bir an hocanın gerçekten bizim oynayışımızı beğendiği için bizi götürdüğünü sanmıştım. Meğer o iki kişi gelmediği için seçilmişiz.

Hoca'ya dönüp,
"Demek o iki öğrenci hasta olmasaydı biz o maça gidemeyecektik. Değil mi hocam? Yani bizi o iki kişinin boşluğunu doldurmak için seçtiniz." dedim.

Ne yalan söyleyeyim, hafiften gözlerim dolmuştu. Ama bu çok karışık bir duyguydu.

Sinirden mi?

Üzüntüden mi?

Anlayamadım.

Hoca bir an duraksadı. Sonra sözüme karşılık olarak,

"Hayır, öyle değil... Bak, sizi o iki kişi gelmediği için seçtim ama sizde gerçekten iyi oynuyordunuz"

"Hocam, ben olmayan kişilerin yerini doldurarak oynamak değil, gerçekten seçilerek oynamak isterdim."

İçimdekileri söylemiştim. Devam ettim.

"Bu kadar kaba konuştuğum için özür dilerim." dedim.

Ben tüm bunları söylerken Can bana bakmıştı. Yüzündeki ifade anlaşılmazdı.
Kapıdan dışarıya çıktım. O an istemsizce gözlerimden yaşlar süzülmeye başladı. Ama kendimi durduramadım.

Melike yanıma koştu.
"Elif! İyi misin? Noldu?" dedi.

Sesi endişeli çıkıyordu. Beni bahçeye çıkarıp bir banka oturttu. Ben biraz olsun sakinleşince Melike,
"Anlat, noldu?" dedi.

İfadesi sanki ona anlatmak zorundaymışım gibiydi. Çünkü gerçekten çok endişelenmiş görünüyordu.

Ona her şeyi anlattım. Ben spor odasına girip çıkana kadar olan her şeyi.

Melike, "Öncelikle evet, üzülmekte ve bu sözlerinde haklısın." dedi.

Islak kirpiklerimle gözlerimi kırpıştırarak Melike'ye baktım.
Melike devam etti.

"Ama sanki birazcık abartmışsın ya."

Gözlerimi daha da açarak,
"Ya off, çok fazla tepki verdim değil mi ya? Bir de karşımdaki bir öğretmen." dedim.

"Ya aslında tam olarak bilemiyorum ama sen bence haklısın, sadece biraz fazla tepki vermişsin. Sen gerçekten iyi olduğun düşünüldüğü için seçildin sandın ama öyle değil ve hayal kırıklığına uğradın. Ama hocanın da iki kişi seçmesi gerekiyordu ve sizin daha iyi olduğunuzu görüp sizi seçti."

Melike haklıydı. Ben fazla tepki göstermiştim. Hocanın yapacak bir şeyi yoktu. İki kişi seçmesi gerekiyordu ve bizi seçmişti.

Şimdi ne yapacaktım?

Hocadan şimdi gidip özür mü dileyecektim?

Yoksa biraz bekleyip daha sonra mı özür dileyecektim?

-------------------------------------------------

Arkadaşlar, bölümü okuduktan sonra beğendiğiniz ya da size eksik, saçma veya geliştirilmesi gereken yerler varsa yorumlara yazarsanız çok sevinirim. Yorumlarınız benim için gerçekten değerli. 🤍

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

100okunma 28beğeni 7yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18