14. bölüm · Ayaz'ın kışı
Ömrüm senin olsun
"Bu ne demek oluyor?"
İkimiz de şokla kapıda şaşkınlıkla bizi izleyen Tülin hanıma döndük. Sıçtık amına koyayım...
.
.
.
.
"Dikkat et"
Karan'ın yardımı ile mutfak sandalyesine oturdum. Benim ardından o oturdu ve ikimiz de bakışlarımızı karşımızda oturan Tülin hanıma çevirdik.
"Evet, dinliyorum"
Dedi büyük bir ciddiyetle. Onun ciddiyeti beni yerden yere vuruyor, mideme hayali yumruklar inmesine sebep oluyordu. Karan yetişkinlerin öğrenmesinden it gibi korktuğumu bildiği için masanın altından elimi tuttu.
"Anne biz eskiden sevgiliydik"
Dedi aniden. Tülin hanım ilk oğluna, sonra bana baktı. Gözlerimi kaçırdım
"Ne zaman?"
"2 yıl önce"
Bu konuşmada susma hakkımı kullanmak istiyorum
"Neden ayrıldınız?"
Ayaz göz ucuyla bana baktı
"Ayaz'ın ailesi eşcinsellik konusunda baskıcı, öğrenmelerinden korktu"
"Ah canım!"
Tülin hanımın aniden yumuşayan tiz sesi ile irkilmeden edemedim. Ani duygu değişimleri vardı, ve ya kasten beni germeye çalışıyordu.
"Çok sevindim sevgili olmanıza, dünürümün en yakın arkadaşım olması çok hoş"
Sessiz kaldım. Karan "anne biz eski sevgiliyiz" demişti aslında
"Anne biz ayrıldık"
"Yeniden olursunuz ama dimi?"
Bize umutla bakıyordu. Sözlerinin ardından bana döndü
"Biz aile dostuyuz bu aileyle. Merak etme Ayaz, sana kızmazlar"
Yalan söylüyor
Sessizce Tülin hanıma bakıyordum
"Bence siz ilişkinize bir şans verin"
Ayağa kalktı
"Ben sizi yalnız bırakayım. Ha bu arada merak etmeyin, aramızda sır"
Neşeyle mutfaktan çıktı. Birkaç saniye kapıya baktım, Karan'ın sesi sessizliği bozdu
"Gördün mü ufaklık? Korkacak bir şey yok"
Bakışlarımı ona verdim. Bana sırıtarak bakıyordu
"Sensin ufaklık"
Kaşlarımı çatarak söylediğim şeye tek kaşını kaldırdı
"Öyle mi? Reşit bile değilsin daha"
Bu sefer alayla sırıtan taraf bendim
"Bu reşit bile olmadan benimle sevgili olacak kadar pedofilli misin demek?"
Yüzü anında düştü
"Yalnız ben seni benimle sevgili olman için manipüle etmedim, sana dokunmadım, öpmedim. Biz sevgili olduğumuzda 13 yaşındaydın ve aklında gayet başındaydı. Ayrıca hatırlatırım, bana cilve yapan sendin"
Bu sefer benim yüzüm düştü fakat anında sinirli haline büründü
"Ben sana cilve yapmadım! Sadece ilgimi çektiğin için biraz fazla baktım-"
Sesimi biraz yükselttiğim için göğüs kafesime küçük iğneler battığını hissettim. Otomatik olarak yüzüm buruştu
"İyi misin?"
Tuttuğum nefesimi verip başımı salladım
"Tamam, sinirlenme asabi serçe. Cilve falan yapmadın"
O zamanlar ben 13 yaşımda, o 22 yaşındaydı. Telefonum çalındığı için Doruk'la birlikte karakoldaydık. Karan da stajyer polisti. Maalesef benimle sevgili olması için çok fazla uğraşmıştım çünkü aramızda ki 7 yaş farkı yüzünden benimle sevgili olmak istemiyordu. Üstelik eşcinseldik.
Sessiz kalışımın ardından konuştu
"Eee şans veriyor musun?"
Bakışlarım onu buldu. Bana umutla bakmasına kıyamadım ama olmazdı.
"Karan... Ben..."
"Hemen sevgili olmak zorunda değiliz. Ne kadar zaman istiyorsan verebilirim"
Anlayışına gülümsemek istesem de yapamadım. Mimiklerim donuktu
"Şu an gerçekten çok yorgunum, ruhsal olarak da fiziksel olarak da. Her şey sürekli üst üste geliyor"
Elini saçıma atıp tıpkı eskisi gibi bir tutamı baş ve işaret parmağı arasında oynatmaya başladı
"Yaşadığın durumun ağırlığını biliyorum güzelim. Zamanı bırak, direkt ömrüm senin olsun"
Hadi lan ordan
Zaman durmuş gibi hissettim. Hatta onun bu sözüne düşmeyi unutacak kadar etkilendim. Kendimi toparlamam lazımdı galiba
Kütük gibi her iltifat a boş boş bakmak yerine bir cevap vermeyi düşündüm, ama ne diyebilirdim ki?
"Çok hoşsun..."
Gerizekalı...
Gözlerimi kaçırdım. Kısık gülüşünü duymamla bakışlarımı tekrar yüzüne çıktı. Elimi yumruk yapıp omzuna sert olmayacak bir şekilde geçirdim
"Komik mi!?"
"Komik değil de... Tatlı"
Zaten ten rengim yüzünden fazla çabuk kızarıyordum, o da bunu biliyormuş gibi sürekli iltifat ediyordu! Gıcık piç!
"Kes şunu"
Diyiverdim.
"Cilveleşmeniz bittiyse kardeşimle bir şey konuşmam gerek"
Lanet olsun...
Bu gün kaç kişi tarafından basılacaktık?
Alya kapıda kollarını göğsünde bağlamış, olmayan kapıya yaslanmış bizi izliyordu. Yüzü bu durumdan pek memnunmuş gibi görünmüyordu
"Yemedim kardeşini"
Dedi Karan olağanüstü bir rahatlıkla arkasına yaslanırken
"Valla yiyecek gibi duruyorsun"
Alya'nın küçümseyen kelimeleri ile gözlerimi far görmüş tavşan gibi açıp ona baktım. Susması için işaret yapsam da pek umrunda değildi
Karan kısık bir kahkaha attı
"Olabilir"
Alya içeri adımladı, gözlerim onun üzerindeydi
"Kalk şuradan"
Karan iflahını bozmadan konuştu
"Sebep?"
"Kardeşimle özel bir konu hakkında konuşacağımı söylemedim mi velet?"
"Ben senden büyüğüm biliyorsun değil mi?"
"Ben beyin yaşından bahsetmiştim. Bu zekayla başkomiser yardımcısı olman da şaşırtıcı"
(Dip not: Alya 23, Karan 24 yaşında)
"Neyse kalk"
Karan daha bir şey diyemeden Alya onu kolundan tutup kaldırmaya çalıştı. Karan yerinden kalkarken Doruk içeri girdi. Alya Karan'ın oturduğu yere oturduğunda Doruk da diğer yanıma oturdu. Bu sırada Karan mutfaktan çıkmıştı
"Sanada o mesaj geldi mi velet?"
Bakışlarım telefonuma kaydı
"Hangi mesaj? Ben duymadım mesaj geldiğini"
Dedim. N'olduğunu merak ediyordum
"Aç kontrol et"
Abimin dediğini uygulayarak telefonumu açıp whatsap a girdim. Evet, bilinmeyen numaradan bir mesaj gelmişti. Üzerine tıkladığımda mesajla bakıştım
+90 505****
Gelecekte ki sırrı öğrenmek istiyor musun?
Kaşlarımı çattım
"Bu ne demek oluyor? Ne sırrı?"
Abim hemen cevap verdi
"Aynı mesaj ikimize de geldi"
"Peki nereden anladınız ikinize de geldiğini"
Abim bıkkın bir şekilde nefes verdi
"Ablam sağolsun, her zaman ki gibi telefonumu kurcalarken görmüş"
"Ne yapacağız peki?"
"Neden evet yazmıyoruz?"
"Bazen yük olur bazı sırlar insana"
Dedim. Alya gözlerini devirdi
"Tamam en edebiyat sensin"
Bu sefer gözlerimi deviren bendim. Edebiyat sıradan bir şey değildi, hayatın akışını güzel bir dille anlatırdı.
Sözlerinin ardından ekledi
"Doruk haklı, muhtemelen bizimle uğraşan bir ergendir. Hadi amacını öğrenmek için evet yazalım"
Alayla güldüm, ama bu sadece canımı acıttı
"Sana göre herkes ya velet yada ergen"
"Bunu söyleyen de bir ergen olduğu için ciddiye almıyorum"
Allah'ım çok bir şey istemiyorum, sadece sabır...
Yalnız kadın haklı, ergensin.
Sus sende bi
"Hadi çocuklar"
Biz sanki çok küçükmüşüz gibi davranmasını görmezden gelmeye çalışarak klavye ye tıkladım
Siz
Evet
+90 505****
Kırık camlar kabusun olacak
Sanki yazmamı bekliyormuş gibi anında cevap vermişti. Mesaj gelme sesine bakılırsa abim ve ablama da anında cevap vermişti. Yazdığını bu mesajı söylemek bile istemiyordum... Ne saçmalıyordu bu?
Başımı uzatıp yanımda ki ikiliden ilk ablamın telefonuna baktım
Siz
Evet
+90 505****
Ateş tenini yakacak
Kaşlarım anında mümkünmüş gibi daha da çatıldı. Hemen abimin telefonuna baktım
Siz
Evet
+90 505****
Yağmurlu gecelere dikkat
Telefonumu onlara uzattım, aynı şeyleri onlar da yapınca ne yazdığına baktılar
"Birisi bizimle taşşak geçiyor"
"Camlar, ateş ve yağmurlu gece ha?"
Alya'nın ardından Doruk alayla dalga geçmişti. Onların aksine ben ciddiydim çünkü mantıklı değildi. Masanın üzerinde yan yana duran 3 telefonda da gözlerimi gezdirdim. Tüm mesajları üçümüze de aynı anda atmıştı. Garipti. Ne kadar hızlı olursa olsun ilk mesajı 3 yabancı numaraya aynı anda atamazdı
"Bu kişi sandığımız gibi bir ergen olmaya bilir. Baksanıza, üçümüze de aynı dakikada, aynı anda mesaj attı"
.
.
.
.
Evett
Bu bölüm bence efsaneydi.
Gelecek bölüm hakkında teorileriniz nedir? Ne düşündüğünüzü merak ediyorum🤭
Karan ve Ayaz'ın yakınlaşması?
Yedikleri 2 baskın?
Peki sizce mesajı atan kişi kim?
2 bölüm ard arda atmak istiyorum ama hiç taslağım yok ve bölüm yazmadım 😓 muhtemelen siz bu bölümü okuduğunuzda diğer bölümü yazmış olacağım ama olsun. Hadi beklemede kalınn
Baybayy
