15. bölüm · Ayaz'ın kışı

Bir aile istemiyorum

Nestown_ Fan

Alya'nın ardından Doruk alayla dalga geçmişti. Onların aksine ben ciddiydim çünkü mantıklı değildi. Masanın üzerinde yan yana duran 3 telefonda da gözlerimi gezdirdim. Tüm mesajları üçümüze de aynı anda atmıştı. Garipti. Ne kadar hızlı olursa olsun ilk mesajı 3 yabancı numaraya aynı anda atamazdı

"Bu kişi sandığımız gibi bir ergen olmaya bilir. Baksanıza, üçümüze de aynı dakikada, aynı anda mesaj attı"

.
.
.
.

"Profesyonel bir ergen"

Alya'nın dediklerinin ardından kahkaha atması ile Doruk'la ona boş boş baktık

"Abla sarhoş musun?"

Dedi şaşkın şaşkın. Alya sakinleşip bize baktı

"Fazla kafaya takıyorsunuz sanki. Eee nolmuş? Yağmurlu gece, ateş ve camlar."

Ardından ellerini "bilmiyorum" şeklinde kaldırıp(🤷🏻♀️) devam etti

"Ne yani? Ateş tenini yakacak, bakın şimdi cayır cayır yanacağım. Yağmurlu gece diyor, boş ver zaten Mayıs ayındayız. Bundan sonra yağmur yağar mı yağmaz mı belli bile değil. Camlar kabusun olacak dediği de bence rüyanda cam göreceksin Ayaz onu diyor"

Son kelimelerini söylerken kahkaha attı tekrar.

"Belki de bu bir kehanet-"

Abimin sözünü bölen tabiki ablamdı

"Fazla mı fantastik film izliyorsun?"

"Abla kehanet demek; önceden olacak şeylerin habercisi demek"

"Allah'ın sapığı nereden bilebilir ki?"

Gel şimdi bunu ikna et...

"Karan'ı gördünüz mü?"

Yaman'ın pat diye içeri dalması ile konuyu kapattık

"10 dakika önce buradaydı. Nereye gittiğini bilmiyoruz"

"Tamam"

Geri çıktığında bir süre susmaya devam ettik. Ardından Alya ablam dayanamamış olacak ki konuştu

Kesinlikle çok konuşmuyor!

"Karan ile sevgili mi oldunuz tekrar?"

"Hayır?"

"Peki niye cilveleşiyordunuz?"

Gözlerimi kapattım. Aynı zamanda yanımda ki abimin elini alnına vurmasını da duydum. Kesinlikle patavatsız bir kadındı

Gözlerimi açtım

"Cilveleşmiyorduk ne alaka?"

"Güzelim dedi sana"

"Abla susar mısın artık?"

"Hıh" ladı alayla "banane canım sizin cilveleşmenizden? Ne yapıyorsanız yapın"

Birkaç saniye sustuktan sonra yine konuştu

"Ayrıca aile arkadaşınızın oğlu çıkması da ne bileyim artık"

Dedi imayla. İmasını anlamamıştım ama anlamamayı seçiyordum.

"Evet, büyük tesadüftü ama olabilir"

Dedi abimde. Bende şaşırmıştım o buraya geldiği gün

"Neyse. Ben gidiyorum uyumaya"

"Misafirler gitmedi daha"

Dedi Doruk abim. Bananeydi değil mi?

"Benim misafirlerim değil sonuçta değil mi?"

Dedim sorgulayarak. Alya ablam bana ters ters bakıyordu

"Seni ziyarete geldiler"

"Zaten sık sık geliyorlar. Kaza geçirdim ben bu gün salın"

Sal elimi sandalye başlığına koyup, sağ elimle masanın kenarına tutundum ve kendimi çekerek kaldırmaya çalıştım. Abim kolumdan, Alya ise sırtımdan tutarak yardım ettiğinde kalkabilmiştim.

"İyi geceler"

"İyi geceler paşam"

"İyi geceler kar topu"

İlk Alya, sonra Doruk abim söylemişti. Onları takmadan mutfaktan çıktım ve merdivenlere adımladım. Kenarlardan tutunarak ve aynı zamanda sağ ayağıma ağırlık vermemeye çalışarak merdivenlerden çıkmaya başladım. Yavaştım ama yürüyememekten çok daha iyiydi.

"Oğlum?"

Hakan beyin sesini duymama rağmen dönüp bakmadım. Yanıma adımlayıp kolumdan tuttu yardım etmek amaçlı

"Gerek yok, kendim yürüyebiliyorum"

Dedim. Dinlemedi

"İnat etme, bırak da yardım edeyim"

Onlara ihtiyacının olmadığını göster

Ayağım ağrıyor

Ağrı gelip geçer, ama ona ihtiyacın olduğunu gösterirsen yüz alır

Canım ne istiyorsa onu yapacağım. Ayağım ağrıyor

Geber

"Bu gün hepimiz çok korktuk"

Aynen, yedik.

"Pek inandırıcı gelmiyor"

"Sen bizim oğlumuzsun"

Bu sözlere gülmek istesem de yapamadım. Fazla nefes alınca kaburgalarım iğne misali batıyordu

"Öyle mi? Ben düşman olduğumuzu sanmıştım. Zira öyle davranıyorsunuz."

İç çekti

"Ben senin iyiliğin için yapıyorum, oğlum."

Ezilmiş bacağımı bir basamaktan yukarı daha attım ve diğer bacağımı da koydum

"Bana oğlum demeniz komik geliyor, benim zaten babam var"

Acımasız olmaktan çekinmeden konuştum. Onun da yıllarca benim yerime koyduğu oğlu vardı

"Gerçek baban benim"

"Herşey kan bağı değildir. Öyle değil mi Hakan bey?"

Onun konuşmasına izin vermeden devam ettim

"Hiçbiriniz bana alışamadınız, ne yalan söyleyeyim ben de yabancı dolu eve alışamadım. Sırf sizin öz oğlunuzum diye burda yaşamaya mecbur değilim. Ve ya sırf babamın oğlu diye oğlunuz Kutay'a hasret kalmak zorunda değilsiniz."

"Ayaz biz seni istiyoruz oğlum. Sırf kan bağı var diye burada olduğunu düşünüyorsan fazlasıyla yanılıyorsun. Biz sadece geçmişi telafi etmek istiyoruz, eğer değiştirilmeseydiniz nasıl aile olacaksak öyle aile olmak istiyoruz"

Bu sözleri alayla gülmeme sebep oldu

"Sizce bu mümkün mü? Gerçekten, mümkün gibi mi duruyor? Efsun her fırsatta bana sebepsiz yere nefret, kin kusarken bu mümkün mü? Siz bana alışmayı reddederken mümkün mü? Oğullarınız bana bu kadar mesafeliyken?"

Dudaklarımı ıslatıp devam ettim

"Sizden sevgi ve ya aile tablosu dilenmiyorum. Açıkçası, bir aile istemiyorum. Tek istediğim sadece huzurlu olmak. Uyumak, oturmak, ne bileyim! Bir insanın istediği normal şeyler"

Bir insanın yaşamında ki en normal şeyler bile bazen büyük bir lüks olabiliyordu mesela.

"Bu istediğin olacak. Fakat ailenle birlikte"

Gözlerimi kapatıp başımı iki yana salladım. Bu adam laftan anlamazdı, onunla konuşmak bile hataydı

"Kontrol manyağısınız biliyorsunuz değil mi?"

Dediklerim sanki onu rahatsız etmiyormuş gibi konuştu

"Sizli bizli konuşma benimle"

"Nasıl istersem öyle konuşurum"

Dedim gecikmeden

"Ben senin babanım"

"Bunu gözüme sokmayı kesin"

"Sende sizli bizli konuşmayı kes"

"Yarın Kutay gelecek"

Ani değiştirdiğim konum birkaç saniye sessizliğe sebep oldu. Ardından memnun bir ifade ile konuştu

"Arkadaş olmanıza sevindim"

Aptal. Onu senin çağırdığını sanıyor.

Onun gelmemesini ne kadar dilediğimi bilse bir de

"Arkadaş falan değiliz. Babam ondan bana hediye gönderecek"

Diye yalan attım. Her fırsatta canını yakmaya çalışıyordum.

Bana kim bilir hangi yollarla kazandığı 50 bin para göndereceğini söyleyemezdim tabii. Şirketten aldığını söylese bile asla ona inanmıyordum. Ayrıca ilk kez bu kadar büyük para veriyordu bana, biriken 250 bin daha ufak paraların bir araya gelmesi ile bu kadar olmuştu.

Bu konuyu odamda düşünecektim.

"Baban neden ziyarete gelmiyor bunların yerine?"

Bana bakmadığı için rahatça gözlerimi etrafta gezdirdim

Babam çok çalışıyor vakti yok de

"Babam çok fazla çalışıyor, son zamanlarda eve bile gitmeye zamanı yok"

Tabiki bu da yalandı, şirketi bile babamın koltuğunda dedem yönetiyordu.

"Anladım"

Neyse ki profesyonel yalancı olmuştum Remzi sayesinde

Son basamağı da çıktıktan sonra mesafemi korudum

"Güneş odasında mı?"

"BURDAYIM!"

Hoplaya zıplaya gelen güneş topuna baktım

"Hadi odama gidelim"

Elimi uzattığımda çok geçmeden tuttu

"Gidelim abiii"

Başını çevirip babasına baktı

"İyi geceler babacımmm"

Daha sonra eli ile öpücük attı. Velet gibi davranmamak için iyi geceler diledim

"İyi geceler"

"İyi geceler çocuklar"

Güneş'le birlikte odama geçtiğimde ona döndüm

"Tişörtümü çıkartmamın senin için bir sakıncası var mı abim?"

Fikrini sorman saçma

Bebe de olsa sonuçta kız, değil mi?

"Hayır abi"

Üzerime zaten yeni giyindiğim eşofman altını ellemeyip kolu kısa tişörtümü üzerimden sıyırıp çıkarttım

Yatakta uzanan Güneş'e doğru yürüdüğümde hayranca beni süzüyordu

"Oha kasların varr"

Neydi bu kızlarda kas sevgisi?

(😋)

İstediğin kadınla flört etmek yerine Karan'la vakit harcıyorsun

Kapa çeneni

Son zamanlarda beni sıkça zorbalıyorsun

Hak ettiğindendir

Neyse ki iyi bir insanım, şu numaraya yazmayı akıl edemediğiniz için uyarıyorum

Güneş'e cevap vermediğimi hatırlayıp yanına, yorganın altına girdim

"Okula gidip hava atarsın abimin kasları var diye"

Diyerek dalga geçtim

"Tamamm"

Bu kız fazla saftı. O kolumun altına girerken dikişli kolumun üzerine uzandığı için yüzümü buruşturdum. Konumunu nazikçe düzeltip arkama yaslandım

"Abi bana masal anlatır mısın?"

İyi alıştı bu da

"Bekle güzelim, anlatıyorum şimdi"

Telefonu cebimden çıkarıp Alya ablamın tabiri ile "ergen sapığa" yazdım.

Siz
Kimsin?
(Ulaşılamadı)

Gözlerimi devirip ss aldım ve sadece üçümüzün olduğu grupa attım.

Birinin sırf bizimle uğraşmak için numara alıp bize yazması, ardından numarayı bloke etmesi oldukça saçmaydı.

Telefonu komodinin üzerine koydum. Şu anda ki tek düşüncem Güneş'e hangi masalı anlatacak olmam olmalıydı

Yatakta uzanıp onu kollarıma aldım ve anlatmaya başladım

"Bir varmış bir yokmuş..."

.
.
.
.

Bir fırtına kopmuş🥲

Bölüm nasıldı?

Yalnız uyarayım gelecek bölüm psikolojinizi bozabilir🤭

Sizce bu "ergen sapık" kim?

Hadi tahmin edelim

Bölüm hakkında yorumlarınızı merak ediyorum