6. bölüm · Ayaz'ın kışı

Kavga

Nestown_ Fan

Tabağıma odaklanmışken üzerimde ki yoğun bakışları hissetmemle gözlerimi önüme diktim. Boran dikkatle gözlerime bakıyordu

"Ağladın mı lan sen?"

.
.
.
.

Ağzıma bir lokma peynir atıp çiğnemeden önce konuştum

"Ne alaka?"

"Gözlerin kızarık"

Ağladım desen sebebini merak etmez

Dimi? Hatta Efsun'a malzeme çıkar

"Göz serumu"

Tenim beyaz olduğu için hızlı kızarıyordu.

Başını sallayıp tabağına gömüldü. Bunun sebebi muhtemelen Deniz'in de aynı sorunlar yaşıyor oluşuydu.

(Hatırlatma: Deniz de albino)

~

Beni bırakan Hakan beye bakmadan arabadan indim. Arabada biz ikimiz dışında Deniz ve Yiğit de vardı, yinede yolculuk sessiz geçmişti

"Teşekkürler-"

"Ayaz!"

Üzerime atlayan Dila, ikizler, Buse ve pişkin pişkin gülerek izleyen Aras ile yere çakılmam bir oldu.

"Ah!"

"Oğlum? İyi misin?"

"İyi iyi"

Bunu söyleyen tabiki Aras'tan başkası değildi. Doğrulmaya çalıştım

"İyiyim"

Kısa bir göz atınca Yiğit ve Deniz le gözgöze geldik. Hemen bakışlarını kaçırmışlardı. Kısa bir araştırmayla öğrendiğime göre Deniz 18 yaşında, Yiğit 20 yaşındaydı. İkisi de mezuna kalmıştı. Galiba Yiğit sınıfta mı kalmış, ve ya geç mi başlamış okula öyle durumlar vardı.

Güneş 5 yaşında, Deniz 18, Yiğit 20, Efsun 22, Boran 27 ve Poyraz 29 yaşındaydı. Efsun veteriner di veya okuyordu. Orasını bilmiyordum, Boran dediği gibi doktor, Poyraz ise pilottu fakat işini yapmak yerine babasının şirkettine yardım ediyordu. Hakan beyin takı markası varmış, markasından biriktirdiği ilk parayla bir okul yaptırmış ve şimdi başka şehirlerde mağazaları ile birlikte bu şehirde ki okulunu yönetiyormuş.

Bu bilgileri müthiş stalk yeteneği olan Aras beyden öğrenmiştim. Çocuk resmen hacker kadar yetenekliydi, ki zaten hedefi de bu yöndeydi.

Üzerimi temizleyip yere eğildim, gözlüğümü alıp taktıktan sonra geri çekildim. İyi olduğumdan emin olan Hakan bey de arabayı çalıştırıp uzaklaştı.

"Abiler taş"

Gözlerim hemen Buse'yi buldu. Ona soğuk bakışlarımı atarken o suçlu edasıyla ellerini kaldırdı

"Bir şey demedim"

Eymen kısa bir gülüş atıp konuyu değişti

"Okula geçelim"

~

Kahvemden bir yudum aldım. Öğle arası, kantinde 6 lı masaya oturmuş sohbet ediyorduk ailem hakkında. Ben, Aras, Dila kahve içiyor, Buse çikolatalı süt, Eymen muzlu süt, Egemen ise çay içiyordu.

"Ya sen çayı nereden buldun birader?"

Buse hesap sorarcasına Egemen'e sordu

"Öğretmenler odasından rica ettim"

Matematik öğretmeni ile araları baya iyi olduğu için böyle bir şey yapabiliyordu, uyanık

"VIP öğrenci"

Dila gülerek konuya dahil oldu.

"Merhaba çiçeğim"

Atakan'ın sesini duymamla kahvemi masaya bıraktım.

"Rahat bırak Atakan"

Dedi Buse, sesi bıkkındı. Şerefsiz kızı nasıl bıktırdıysa artık

Belki de ona dalmalıyız

Bu sefer haklısın Remzi

"Güzelim konuşalım mı?"

Buse'nin rahatsız olduğu belli bir şekilde kıpırdanışı sinir hücrelerimin yerinden oynamasına sebep olmuştu. Sakin tutmaya çalıştığım sesimle konuştum

"Siktir git Atakan"

"Sakin ol beyaz çocuk, seninle değil sevgilimle konuşuyorum"

Hızla ayağa kalktım

"Ne diyorsun lan?"

Benimle birlikte Aras ve ikizler de kalkmıştı. Yanımda oturan Dila kolumu tuttu

"Kavga çıkmasın, Ayaz"

Normalde umrumda olmazdı ama Buse'nin rahatsız olduğu apaçık ortadaydı. Gözlüğümü çıkarıp masaya bıraktım, kavga sırasında kırılmasını istemezdim

"Arkadaşını dinle"

Dedi pişkin pişkin. Arkasında 4 erkek arkadaşı vardı.

"Atakan son uyarı, siktir git"

Dedi Eymen. Atakan alayla sırıttı

"Sen sütünü iç velet"

Yüzünü siktiğim...

Egemen harekete geçerken, önce davranıp Atakan'ın yakasına yapıştım ve kafa attım

"Ya, hayır!"

Buse'nin çığlığı eşliğinde aynı zamanda piç'in arkasında ki köpeklerinden birisi de yumruk atmıştı. Muhtemelen kafa attığım için zaten alnım kızarmış olacaktı çünkü tenim hassastı. Beyaz olduğu için yaralar net bir şekilde belirginleşiyordu. Zonklayan dudağım da kavganın daha ilk dakikalarında hasarsız çıkmayacağıma dair bir işaretti.

Herkesin birbirine dalması, koluma yapışıp beni çekmeye çalışan Buse, bana yumruk atana saldıran Aras, Egemen'in yere düşürdüğü birini pataklayan Dila, bizi tanıyıp da olaya dahil olan kantin de ki arkadaşlarımız ve okulun popüleri olan Atakan'ın arkadaşları ile kantin tam bir kaos alanıydı. Ben dış görünüşüm sayesinde, Atakan ise egoistliği ve piçliği sayesinde okulda ikimiz de tanımıyorduk. Kısaca okulun iki popüleriydik.

~

"Bu ne demek oluyor!? Benim okulumda kavga ediliyor, ve bu kavgayı çıkaran iki başarılı öğrenci!"

Müdürün bir kez daha iki elini masaya vurması ile yerde ki soğuk bakışlarım müdürü buldu.

Bu herif kim olduğunu sanıyor?

Bu odada kimse onu siklemiyor.

"Derhal velilerinizi çağırıyorum!"

Çok korktuk.

Hangi aileni çağıracaksın? Seni istemeyip hemen yeni ailene şutlayanları mı, yoksa bir avuç yabancıdan oluşan seni kafese sokmaya çalışanları mı?

Abimi.

"Abimi arayabilirsiniz."

Diye düşüncelerimi dile getirdim. Müdür tek tek tüm velileri arayıp çağırırken hepimiz sessizce izliyorduk. Üzerimde ki nefret dolu bakışları hissediyordum, bu bakışlar Atakan ve köpeklerine aitti.

Müdür son görüşmeyi de yaptıktan sonra telefonu usulca masaya bıraktı, ardından teker teker bizi süzdü

"Gerçekten hayal kırıklığı yaşadım! Aras sen tarih konusunda en iyi öğrencimsin!"

Bakışları Aras'tan sonra bana döndü

"Ya sen Ayaz? Matematik birincisi!"

Ardından Atakan'a

"Biyoloji şampiyonu!"

Buse ve Dila'ya kaydı gözleri

"Kimya ve fizik birincisi!"

Egemen edebiyat, Eymen ise sporda en iyimizdi. Hepimiz karşımıza bir hedef koymuş, o derse yoğunlaşarak başarımızı göze sokmaya çalışmıştık. Hepimiz bir derste iyi olursak birbirimize yardımlaşarak destek olabiliyorduk. Ayrıca tek bir dese yoğunlaşmak insanı daha az yoruyor, aklını bulandırıyordu. Tabiki diğer derslerimiz de kötü değildi

"Milletin zekileri kitap için kavga eder, benim zekilerim kız için kavga ediyor!"

Burada bariz suç Buse'ye atılıyordu. Eymen bunu benim gibi fark etmiş olacak ki hemen eğik başını kaldırdı

"Hocam, yalnız kavga Buse yüzünden olmadı. Atakan piçi Buse'ye sarkıyor, rahatsız ediyor diye kavga çıktı"

"İkizim haklı!"

Egemen'in desteğinin ardından kızlar mırıldanarak onayladılar. Fakat müdür pek bunu umursuyormuş gibi görünmüyordu.

Onları boş verip cebimden telefonu çıkardım ve kamerayı açıp yüzümde hasar tespiti yapmaya çalıştım.

Köprücük kemiğimde hafif morarma, burnumda kan lekeleri ve dudağımda patlak vardı. En fazla hasar alan kişi ben olmasam da sanki en çok ben almışım gibi görünüyordum. Şaşırmadım. Kantinden çıkmadan önce cebime koyduğum gözlüğümü alıp gözlerime taktım ve telefonu geri cebime koydum.

(Biraz sonra)

Yavaş yavaş veliler gelmeye başlarken biz de odadan çıkarılmıştık. Son olarak gelen kişi olan, abimin aceleyle geldiğini gördüm. Önümde durup endişeyle yüzümü taradı

"İyi misin abim?"

"İyiyim abi"

Doruk abim her zaman beni koruyup kollamıştı. Yeri gelmişti hasta olduğumda başımda sabahlamıştı. Bende onun için yapmıştım, biz birbirimizin ailesi olmuştuk. Çünkü bizim anne babamız sadece birbirlerini severlerdi. Sık sık randevulara, bal aylarına, otellere giderlerdi. Asla biz üç kardeşten birimizi yanlarına almamışlardı.

"Atakan Buse'ye sarktı, rahatsız ediyordu. Bu yüzden kavga çıktı"

Diye kısaca açıkladım. Başını salladı ve yerinde dikeldi

"Tamam. Ben içeri giriyorum"

Onun gibi başımı salladım

"Git"

O içeri girince bizimkilere döndüm

"Gidip yüzümü temizleyeceğim"

Cevaplarını beklemeden erkekler tuvaletine doğru yürüdüm. Bir kat yukarıda olan erkekler tuvaletine ulaştığım da içeri geçtim. Odağım olan lavaboya yürüyüp bir peçete aldım ve biraz ıslatıp burnumu hafif hafif silmeye başladım. Kabinlerden çıkıp giden bir kişi ile tamamen kendimle başbaşa kalmıştım.

.
.
.
.

Bölümü beğendiniz mi?

Yorumlarınızı merak ediyorum.

Satır arası yorum yapmayı unutmayın

Güle güle

Gelecek bölüm muhtemelen 2 gün sonra

TikTok hessbım Nestown_fan

Her yeni bölüm gelmeden önce bir sonraki bölüm için spoiler paylaşıyorum.