17. bölüm · AYAZDAN SONRA

KOVADAN HAİNE

Melodi ✨

Gelen abi bir emirle artık kimliğimi söylebileceğim söylendi
Bu bilgi zaten albaya haber edilmişti ancak artık ayazda timi de bir üsteğmen olduğumu biliyorlardı başta çok şaşırmışlardı ancak onlar da alıştı
tabii ayazın ben biliyordum bakışları dışında
.
.
.
Bazı insanlar sabah kahveyle uyanırdı.

Bazıları alarm sesiyle.

Ben ise...

Kerem'in bağırışıyla uyandım.

"YANDIK!"

Gözlerimi açtım.

Bir saniye tavana baktım.

İki saniye tavana baktım.

Sonra kapının önünden gelen ikinci bağırış duyuldu.

"GERÇEKTEN YANDIK!"

Yatağımdan fırladım.

Allah'ım.

Karargâha saldırı mı olmuştu?

Operasyon mu vardı?

Ne olmuştu?

Kapıyı açar açmaz koridorda koşan askerleri gördüm.

Kalbim hızlandı.

Tam o sırada Emir yanımdan geçti.

"Ne oldu?"

"Kerem kahvaltıyı yaktı."

...

...

...

Ben burada kalp krizi geçiriyordum.

Meğer adam tost makinesini yakmış.

---

Yarım saat sonra operasyon toplantısındaydık.

Bu sefer herkes normalden daha gergindi.

Masanın üzerinde haritalar vardı.

Yeni görüntüler gelmişti.

Fotoğraftaki adam yine görülmüştü.

Üstelik bu kez yalnız değildi.

Yanında iki kişi daha vardı.

Ayaz dosyayı kapattı.

"Bu akşam hareket ediyoruz."

Odadaki herkes ciddileşti.

İşte şimdi gerçekten başlıyordu.

---

Akşam olduğunda hazırlıklar tamamlanmıştı.

Arazi aracı sessizce ilerliyordu.

Camdan dışarı baktım.

Güneş çoktan batmıştı.

Dağların üzerinde yalnızca ay ışığı vardı.

İçimdeki huzursuzluk geçmiyordu.

Karşımdaki koltukta Kerem oturuyordu.

Elindeki bisküviyi yiyordu.

Bir tane daha.

Bir tane daha.

Bir tane daha.

Sonunda dayanamadım.

"Kaçıncı paket?"

"Dördüncü."

"Operasyona mı gidiyorsun pikniğe mi?"

"İnsan aç kalabilir."

Baran başını kaldırdı.

"Kerem."

"Efendim?"

"Üç saat önce yemek yedin."

"Ya acıkırsam?"

Ayaz gözlerini kapattı.

Emir kafasını cama vurdu.

Ben gülmemek için dışarı baktım.

Bu tim gerçekten normal değildi.

---

Hedef bölgeye ulaştığımızda hava tamamen kararmıştı.

Herkes sessizleşti.

Operasyon bölgesi eski bir depo alanıydı.

Yıllardır kullanılmıyordu.

Ama son günlerde burada hareketlilik tespit edilmişti.

Ayaz elindeki cihazı kontrol etti.

"Dağılın."

Anında pozisyon aldık.

Ay ışığı taşların üzerine vuruyordu.

Rüzgâr hafif hafif esiyordu.

Her şey sakin görünüyordu.

Fazla sakin.

Ve bu hoşuma gitmiyordu.

---

Yaklaşık on dakika sonra hareket gördüm.

Bir gölge.

Sonra ikinci.

Nefesimi tuttum.

Telsize uzandım.

"Temas var."

Bir anda herkes dikkat kesildi.

Gölge hızla ilerliyordu.

Sanki bir şey taşıyorlardı.

Ayaz'ın sesi geldi.

"Takip edin."

Sessizce hareket ettik.

Kimse fark edilmek istemiyordu.

Ama tam o sırada...

"AAA!"

Herkes olduğu yerde dondu.

Başımı çevirdim.

Kerem.

Ayağı bir kovaya takılmıştı.

Ya hâlâ anlamıyorum sen nasıl bir asker oldunn

Kova ise yokuştan aşağı yuvarlanıyordu.

Tak.

Tak.

Tak.

Tak.

Sessizlik.

Sonra...

Depo tarafındaki adamlar bize döndü.

Allah belanı vermesin Kerem.

"KAÇIN!"

Bir anda ortalık karıştı.

Silah sesleri yankılandı.

Adamlar kaçmaya başladı.

Askerler peşlerinden koştu.

Ben de hızla pozisyon değiştirdim.

Kalbim deli gibi atıyordu.

Bütün plan mahvolmuştu.

---

Birkaç dakika sonra çatışma sona erdi.

Çoğu kaçmıştı.

Ama bir kişi yakalanmıştı.

Yere çöktürülmüş halde bekliyordu.

Ayaz adamın karşısına geçti.

"Seni kim gönderdi?"

Adam sustu.

"Konuş."

Yine sustu.

Tam o sırada adamın yüzüne baktım.

Ve içimde bir şeyler kıpırdadı.

Bu yüzü daha önce görmüştüm.

Ama nerede?

Ne zaman?

Hatırlayamıyordum.

Ayaz sorguya devam ederken ben adamdan gözlerimi ayıramıyordum.

Çünkü beynimin bir köşesi sürekli aynı şeyi söylüyordu.

Bu adam önemliydi.

Hem de çok önemli.

Ve sanırım...

Haine giden ilk gerçek ipucunu bulmuştuk.

Allah belanı vermesin Kerem ❤️♥️