20. bölüm · AYAZDAN SONRA

AKRTARIM

Melodi ✨

İnsanların bana söylemediği bir şey vardı.
Ben meraklı değildim.
Ben sadece...
Şüpheleniyordum.
Ve şüphelendiğim zaman da peşini bırakmıyordum.

Sorun şu ki...

Bu özellik bazen başımı belaya sokuyordu.
Bugün de muhtemelen öyle olacaktı.

Akşam yemeğinden sonra karargâh normal görünüyordu.

Askerler görev değiştiriyor.
Nöbetçiler yerlerini alıyor.
Koridorlarda olağan hareketlilik devam ediyordu.
Ama benim gözüm yalnızca bir kişideydi.
Öğleden sonra telefon konuşmasını gördüğüm asker.
Şu an binanın arka tarafına doğru yürüyordu.

Tek başına.

Sessizce.

Etrafını kontrol ederek.
Ve bu hiç normal değildi.

Bir süre uzaktan takip ettim.
Asker eski depo binasının olduğu tarafa yöneldi.

Ay ışığı taş zemine vuruyordu.
Hava serinlemişti.

Rüzgâr saçlarımın arasından geçiyordu.
Adam birkaç kez arkasına baktı.

Ben ise gölgelerin arasında ilerlemeye devam ettim.

Neyse ki yıllardır sahada çalışıyordum.

Sessiz hareket etmeyi biliyordum.

En azından...

Öyle sanıyordum.
Tam bir konteynerin arkasına geçtiğim sırada...

"Tak."

Ayağımın altında plastik şişe ezildi.

...

...

...

Allah.
Belamı.
Vermesin. Yaniii yerde çöp ne arıyor o kadar diyorum ki yere çöp atmayın benim suçum mu bu öfff
Adam anında döndü.

Ben refleksle yere çöktüm.
Kalbim göğsümü yumrukluyordu.
Sessizlik.

Bir saniye.

İki saniye.

Üç saniye.

Sonra adam tekrar yürümeye başladı.

Derin bir nefes verdim.

Hayatım gözlerimin önünden geçmişti.

---

Yaklaşık on dakika sonra eski depoya ulaştık.

Adam içeri girdi.

Ben de pencerelerden birine yaklaştım.
İçerisi karanlıktı.
Ama bir ışık yanıyordu.

Adam telefonu çıkardı.

Ve konuşmaya başladı.

Sesini net duyamıyordum.

Biraz daha yaklaştım.

Biraz daha.

Biraz daha.

Ve tam o sırada...

"Üsteğmen"

...

...

...

Yerimde zıpladım.
Arkamı döndüğümde Ayaz'ı gördüm.
Sen mesela neden her yerden çıkıyorsun
Beni takip ettiğini falan düşünmeye başladım haberin olsun yani
Kalbim bu kez gerçekten duracak gibiydi.

"Allah aşkına sessiz yaklaşmayın!"

Ayaz kaşını kaldırdı.

"Ne yapıyorsunuz?"

"Ben mi?"

"Evet siz."

"Yürüyordum."

"Depo duvarına yapışarak mı?"
...

Yakalanmıştım.Ama şüphemi gidermem ge

---

Ayaz birkaç saniye bana baktı.

Sonra pencereye.

Sonra tekrar bana.

Ve iç çekti.

"Bana söylemeden araştırma mı yapıyorsunuz."

"Belki."

"Defne."

"Belki biraz."

Ayaz gözlerini kapattı.

Başını iki yana salladı.

"Neden şaşırmıyorum?"

Çünkü beni tanımaya başlamıştı.
Tam o sırada içeriden bir ses geldi.

İkimiz de sustuk.
Adam konuşuyordu.
Bu kez daha net duyuluyordu.

"...yarın aktarım yapılacak."

Ayaz'ın yüzü değişti.
Benim de.
Çünkü bu normal bir konuşma değildi.
Kesinlikle değildi.

Adam telefonu kapatınca hızla uzaklaştık.

Birkaç dakika sonra güvenli noktaya ulaştığımızda Ayaz durdu.
"Bir şey dönüyor." Yoook yaaa şaka yapıyorsun .

"Evet."

"Ve yarın ne olacağını öğrenmemiz gerekiyor."

Başımı salladım.

İlk kez aynı ipucunun peşindeydik.

Ertesi sabah karargâh beklenmedik şekilde hareketliydi.
Araçlar hazırlanıyordu.
Ekipmanlar taşınıyordu.

Bir sevkiyat vardı.

Ve o an beynimde bir şey yerine oturdu.
Aktarım.

Sevkiyat.

Telefon konuşması.
Hepsi birbirine bağlanıyordu.
Ama asıl soru şuydu.
Bilgileri kim sızdıran gerçekten o muydu yoksa başka biri mı?

---

Öğle saatlerinde bütün tim hazırlık yaparken Kerem koşarak içeri girdi.
Nefes nefeseydi.

"Komutanım!"

Ayaz döndü

"Ne oldu?"

"Çok önemli bir şey keşfettim."

Odadaki herkes sustu.
Belki ilk kez Kerem'in gerçekten işe yarar bir şey bulduğunu düşünüyorduk.

"Anlat."

Kerem gururla doğruldu.

"Yemekhanedeki sütlaçlar bitmiş."

...

...

...

Baran sandalyesine oturdu.

Emir tavana baktı.

Ben gözlerimi kapattım.

Ayaz ise yavaşça masaya yaslandı.

"Bir gün..."

Kerem yutkundu.

"...beni gerçekten kalpten götüreceksin."🙄😡

---

Ama o günün asıl sürprizi henüz gelmemişti.

Çünkü birkaç saat sonra yapılacak sevkiyat sırasında...

Herkesin hayatını değiştirecek ilk büyük hata yapılacaktı.

Ve biz bunun farkında bile değildik.

SEVİLİYORSUNUZ 💕 ❤ 💕