9. bölüm · Ay Işığı

9.Bölüm

İlayda

Merhabalaaarr.

Nasılsınızzz?

Bu bölüm anlatacağım hikayenin bir kısmını yaşadığımı söylemiştim.

Bölüm sonunda buluşalım o zaman.

*Bölüm Türkçe yazılmıştır. Fakat mokedonca olarak hayal edin.

İyi okumalaarr.

❤️

10 YIL ÖNCE:
YER:MAKEDONYA

"Sende gelsene diana. Hem biraz gezmiş eğlenmiş olurduk."

Kış aylarındaydık ve karı birkaç güne bekliyorlardı. Herkes bir koşuşturma içerisindeydi. Çünkü hava soğuktu ve herkes tam anlamıyla kaçışmak için yer arıyorlardı.

Bende okuldan yeni çıkmış ve arkadaşlarımla ne yapacağımıza karar vermeye çalışıyorduk.

"Hayır ben gelmiyeyim. Annemler evde beklerler beni."

Arkadaşlarımın ikiside anlayışla kafalarını sallamışlardı. Bende taksiye binerek yanlarından uzaklaştım. Eve geldiğimde annem ve babamı görememiştim.

"Anne, baba neredesiniz?"

"Diana." Annemin sesini duyarken hemen koşar adımlarla yatak odasına ilerledim. Kapıyı açarken annem ve babamın yatakta yattıklarını gördüm. Fakat bu sefer mutlu değillerdi.

"Anne, baba size ne oldu?"

Annem doğruldu fakat acı çekiyordu.

"Diana seni öz kızımdan ayırmadım. Gerçi benim evladım olmayacak ama yinede seni öz kızım gibi gördüm. Ama babanla ikimizde kendimizi iyi hissetmiyoruz."

İkisinede bakarken hemen konuşmaya niyetlendim fakat annem beni susturdu.

"Hastaneye gittik diana. Fakat hasta olduğumuzu söylediler. Bak dışarıda kar yağıyor."

Arkamdaki pencereye döndüm. Evet kar yağıyordu.

"Hadi kalk ve bize sıcak çikolata yap. Her ilk kar düştüğünde yapacağına söz vermiştin."

Ayağa fırladım ve hemen sıcak çikolataları yaptım. Annem ve babam içerlerken o yatak odasında hoş bir sohbet etmiştik. Sabah olduğunda babam beni okula bırakmış ve onlarda annemle beraber hastaneye gitmişlerdi. Hastaneye giderken kaza yaptılar ve öldüler...

ŞİMDİKİ ZAMAN;

Islak gözlerimi sildim ellerimle. Karşımda üçüde bana bakıyorlardı. Özlem ağlamıştı fakat barışta ve alazda herhangi bir şey göremedim. Burnumu çektim ve gülümsemeye çalıştım.

"Bugünde ilk kar düştüğüne göre. Buyrun için."

Hepsi bana bakarken özlem ağladığından dolayı çatallaşmış sesiyle sordu.

"Peki sen 10 yıl boyunca içtinmi sıcak çikolatayı?"

"Evet. Çünkü bir söz vermiştim ve bunuda her yıl kendi başıma gerçekleştirmek zorunda kalmıştım. Artık sizinlede içebilirim."

Sıcak çikolatalarımızı içtikten sonra oturmuş ve biraz daha muhabbet etmiştik. Benim ve özlemin canı sıkılırken aklıma gelen fikirle doğruldum.

"Shot mı yapsak?"

"Nasıl yani?" Hemen bana dönen barışla bende gülümseyerek baktım.

"Basbaya. Ben soracağım sen cevap vereceksin. Eğer veremezsen alkolü içersin."

"Tamam kabul." Arkasına yaslanırken geri doğruldu. "Ama operasyona gidebiliriz." Hepimiz kıkırdarken gülümseyerek yüzüne baktım.

"Ben giderim senin yerine merak etme." Dedim. Kaşlarını çattı ve gözlerini kıstı. "Daha silah kullanmayı bilmeyen bir kızmı gidecek?" Sorduğu soruya kendisi güldü. "Kendine sıkmaktan başka birşey yapamazsın."

Hiddetle yerimden doğruldum ve yüzümü yaklaştırdım. "Eğer zorda kalırsam bomba bile imha ederim. Yaptığım gibi." Kaşlarını kaldırdı ve bana baktı. "Yani diyorsunki ben senden korkmam." Evet dercesine kafamı salladım. Oda kafa sallayınca alazla birlikte alkol almaya gitmişlerdi.

Bizde mutfağa geçerek çerezleri doldurduk ve masaya yerleştirdik. O sırada kapı çalarken elimde olan shot bardaklarıyla kapıyı açarken barış hızlıca içeriye girince dengemi kaybetmiş ve düşmek üzereydim. Bardaklar yere düşüp kırılırken bende üzerlerine düşmeyi bekledim fakat öyle bir şey olmadı. Gözlerimi hafif araladım ve gelen erkeksi kokuyla tekrar kapattım gözlerimi.

O sırada birisi kulağıma yaklaştı. "Aç artık gözlerini öğretmen hanım. Biliyorum kolarımda olmayı sevdiğini ama kollarım acıdı artık." Hemen gözlerimi açarken doğruldum. Parmağımı kendime doğrulttum ve kaşlarımı çattım.

"Sen bana kilolumu demek istedin şimdi?" Barış gülümsedi ve ellerini cebine soktu.

"Nasıl anlamak istersen artık." Elleri cebinde içeriye girmişti. Alazda arkasından giderken bizde özlemle kırılan bardakları toplamış ve yerine yenilerini çıkarmıştık. İşimiz bitince bizde içeriye masanın başına geçmiş ve bardaklara alkolleri koymaya başlamıştım.

Hepimizin önünde alkol varken ilk ben soru soracaktım. Barışa döndüm. Zorlamayacak bir soru sordum.

"Kaç yaşındasın?"

"28."

Sıra özleme gelirken özlemde alaza sormuştu. Oda çok zorlayıcı sormamıştı. Sıra barışa geldiğinde bana baktı. "Sana bir soru soramam çünkü hakkındaki herşeyi biliyorum. Malum benim komutanlığımda kurtardın." Gözlerimi baydım ve gerçekten soru sormasını bekledim. Çok uzun süre düşündü fakat bana soracak bir şey bulamadı.

O benim hakkımdaki herşeyi biliyorken ben ismi dışında hiçbir şey bilmiyordum.

Sıra alaza gelirken alaz özleme baktı. "Doktorluk mesleğine olan aşkın nereden geliyor?" Özlem sorusuyla beraber sırtını dikleştirdi ve boğazını temizledi.

"Bir arkadaşım vardı ortaokulda. Kalp rahatsızlığı vardı ve düzenli ilaç kullanıyordu. Kendisi doktor olup kendisini tedavi etmeyi çok istemişti. Çünkü ne kadar uzman doktorada gitseler hiçbir tedavi bulunamıyordu. Bir gün voleybol oynarken tıkandı ve gözlerimizin önünde kalp krizi geçirerek vefat etti. Bende o istediği için bu mesleği yapıyorum." Hepimiz başlarımızı eğerken içimizden bir fatiha okuduk.

Soru sırası bana gelirken barışa baktım. Oldukça rahat şekilde, gözlerini kısmış bir biçimde bana bakıyordu. "İlk kaybettiğin arkadaşın kim?" Sorum üzerine göz bebekleri büyüdü fakat belli etmemeye çalıştı. Çalıştı diyorum çünkü ben bunu çoktan farketmiştim.

"Askerliğimin ilk yıllarıydı. Buradaki tim bana verilmeden önce başka bir timde yer alıyordum fakat komutanları değildim. Daha askerlikte 3. Yılımdı ve bir operasyon emri geldi. O kadar ağır bir operasyonduki herkese aileleriyle vedalaşmaları gerektikleri söylendi. Hepimiz ailelerimizin karşısına giderek olayı anlattık. Bazılarımız cenaze namazını kendileri kıldı." Gözleri biyere daldı ve uzunca yutkundu. Derin nefes alıp verirken devam etti. "Helikoptere bindik ve beraber operasyonun olacağı bölgeye geldik. Bu operasyonu 6 tim yönetecekti. Çünkü alacağımız çete hem uyuşturucudan, hem istismardan, hem kız kaçırmaktandı. Gece olduğu için rahat haraket ediyorduk fakat bir timin mayına basması sonucu bütün mayınlar patladı ve sadece oradan 3 kişi çıkabildi." Gözlerini çaktırmadan sildiğinde bende ağladıgımı o an farkettim. Biz barışla birbirimize kilitlenmişken özlem alaza, alazda özleme sorular soruyordu. Daha doğrusu ikiside atışıyordu.

Hiçbirimiz bu oyunun sonunda alkol almamışken önümüzdeki shot bardaklarını beraber devirmiştik. Özlem ve alaza evlerine gitmemelerini ve odalardan birinde kalabileceklerini söyledim. Askeri lojman olduğu için küçüktü ve aynı odada yatmak zorunda kalacaklardı. Aklıma gelen fikirle özleme döndüm. "Ya da biz seninle beraber yatalım olmazmı özlem? Alazda içeriye koltuk açarız orada yatar." Benim düşünceme karşın barış ters ifadesiyle "Oradaki koltuk açılmıyor sığamaz. En iyisi kendi evine gitsin uyusun." Barışın kovması ile birlikte ikiside evden çıkmışlardı.

Barışa sinir olsamda bir şey söylememiş ve ortalığı toplamıştım. Sonrasında iyi geceler demiş ve odama girmiştim.

Odama girer girmez üzerimi değiştirmiş ve kendimi yatağa atmıştım. Ben bir öğretmendim ve kısa zaman içerisinde görevimin başına dönmem gerekiyordu. Gözlerimi tavana dikerken ne ara uyuduğumu anlayamamıştım...

💤💤

Sabah kalktığımda hemen tuvalete girmiş ve elimi yüzümü yıkamıştım. Mutfağa doğru ilerlediğimde masanın üzerinde bir not gördüm.

Bugün görevin başlıyormuş. Komutandan mesaj gelmiş ama seni uyandırmak istemedim. Zaten saat 9' da aramak zorundayım ama neyse. Hemen hazırlan ve ara beni. Birini göndereceğim ben. Bu arada ben operasyonada gidiyorum bilgine.

Ay Işığı Timi Komutanı
Barış Ali Tünemez

"Bu adam tam anlamıyla deli." Hemen odama koşmuş ve hazırlanmıştım. Sonrasında barışı aramıştım. Biraz çaldıktan sonra açmıştı.

"Söyle makedon kızı." Nefes nefese kaldığını farkettim. Kelimelerimi seçerek hızlı konuşmaya başladım.

"Bana not yazmışsın köye gitmemle ilgili. Ama kim götürecek beni?" Birisi arkadan birşey söylerken birkaç hışırtı sesi duyuldu. Sonrasındada barışın sesini duydum. "Birkaç dakika bekle." Cevap vermeyerek beklemeye devam ettim. Yaklaşık 2 dakikanın sonunda tekrar ses vermişti.

"Şimdi seni almaya askeri bir personel göndereceğim. Seni götürüp getirmede o sorumlu olacak. Ben operasyondayım dediğim gibi. Telefonu kapatacağım. Eğer bana ulaşamazsan endişelenme. Birde geçen seferki gibi yine bana günlük yaz. Gelince okuyacağım." Dedi ve benden onay bekledi.

"Kendine dikkat et komutan. Dediğin gibi sana yine günlük yazacağım. Ama arada sana mesajda atabilirim istersen." Dedim ve biraz bekledim. Çünkü yine 1 dakika falan beklemek zorunda kalmıştım. Birisi gelmişti yanına.

"Sesli mesaj at bana. Dinlerim vakit buldukça. Gününü anlat. Şimdi kapatıyorum. Görüşürüz."

Telefon yüzüme kapanırken bende çantama telefonu atarak evden çıktım. Kapının önündeki bekleyen genç adam bana doğru adımladı. "Aslı hanım?" Kafamı sallayınca bana kapıyı açarak binmemi gösterdi. Bende koltuğa otururken oda kapımı kapatarak yerine yerleşmişti.

Yol boyunca sessizlik hakimken canım sıkılmıştı. Bende askeri personele laf atmaya çalıştım. "Adın nedir?" Derin nefes aldı ve bana baktı. "Ahmet efendim." Dedi. "Efendime gerek yok bence." Dedim ve oda beni kafasını sallayarak onaylamıştı.

Okulun önüne geldiğimizde arabadan yavaşça inmiş ve beklemeye başlamıştım. Şuanda havalar soğuk olduğu icin dışarıda birkaç dakika durmak bile eziyet gibi geliyordu size.

Ahmette arabadan inerken ıslık çalmasıyla beraber bütün evin kapıları açıldı ve içeriden öğrencilerim çıktı. Hepsine kollarımı açarken onlarda koşarak bana sarılmaya çalışmışlardı. Gözlerimi havaya dikerek ağlamaya başladım.

Allahım sana binlerce kez teşekkür ederim. Bana bu mesleği layık gördüğün ve bu duyguyu yaşattığın için.

"Aa hoca ağlıyo." İçlerinden birisi şiveli ve sevimli bir şekilde konuşurken. Gözyaşlarımı silerek onlara döndüm. Ahmette bana gülümseyen gözlerle bakıyordu. Boğazımı temizledim ve gülümsedim. "Ben sadece sevindim. Ve artık hocam yok öğretmenim var." Hepsi "Tamam öğretmenim." Diye bağırınca iyice bir sarıldım onlara. Uzun bir selamlaşmanın ardından ahmet içeriye geçmemizi söyledi ve hep birlikte içeriye geçtik.

İçeriye geçtiğimizde içerisinin daha soğuk olduğunu farkettim. Ahmete döndüm. "Ahmet neden buralar bu kadar soğuk?" Ahmet göz ucuyla köşede duran kahverengi, metal ve boruları olan bir cismi gösterdi. "O nedir?" Ahmet kaşlarını kaldırdı ve inanamaz şekilde bana baktı.

"Cidden bilmiyormusun?" Kafamı hayır anlamında sallarken o cismin yanına gitti. Ardından bana adının soba olduğunu söyledi ve bana nasıl yakılacağını gösterdi. Okulun içerisinde iki tane soba vardı. Birisi girişte diğeride sınıftaydı. Buda öğrencilerin üşümemesi içindi.

Ahmet dışarıya çıkarken bende öğrencilerimle baş başa kaldım. "Öncelikle merhaba çocuklar." Hepsi gülümserlerken bu çok hoşuma gitti.

"Sizinle ilk önce tanışma yapacağız. Ardındanda size hediyelerinizi dağıtacağım. Sonraa velilerinizle konuşacağım ve okulu bitireceğiz. Bugün ilk gün olduğu için sizi çok sıkmayacağım. O yüzden tanışmaya başlayalım." Dedim ve ellerimi göğsümde bağladım.

Saçları iki yandan örülü bir kız ayağa kalktı. "Ben Dilber. Annem, babam ve iki kardeşimle yaşıyom." Gülümseyerek başımı salladım ve hemen yanına geçtim.

"Bende sıla. Annem, babam ve iki kardeşimle yaşıyom. Dilberde benim ablam." Bu kız dilbere hiç benzemiyordu. Dilber hafif kumralken bu kız tamamen esmerdi. Arka sırasındaki erkeklere baktım.

"Evet yakışıklılar birde sizi tanıyalım bakalım." Dedim ve gülümseyerek onlara baktım. Aralarındaki uzun boylusu ayağa kalktı. "Ben mehmet. Bana memoda derler. Aha bunlarda kardeşlerim. Anamlan babamlan yaşıyom." Dedi ve yanındaki erkekleri gösterdi. Onlarıda tek tek tanıktan sonra kendim tahtanın önüne geçtim.

"Benim adım Aslı Diana Çelik. Yarı Türk, yarı yabancıyım. Eğer isterseniz size yabancı dilde öğretebilirim. Burada size okuma yazma, dil öğrenme gibi şeyler yapacağız. Ama bu durumda sizde bana yardımcı olacaksınız. Çünkü ben el işi, koyun bakma gibi şeyleri bilmiyorum. Şimdi velileriniz gelicek ve bende onlarla konuşacağım. Sizde evlerinize gidin olurmu?" Hepsi toplanıp sınıftan çıkarlarken veliler içeriye girmişlerdi. Bütün veliler yerlerine oturduklarında ilk olarak kendimi tanıttım ardındanda onları tanıdım.

"Benim şöyle bir fikirlerim var. Sizde onaylarsanız eğer neden olmasın." Hepsi söylememi ister gibi mırıltılar çıkardılar. "Ben geçenelerde çarşıda bir kumaş buldum. O kumaşla çocuklara sweat ve eşofman dikme taraftarıyım. Ama dikebilen birisi varmı?" Birkaç kadın el kaldırırlarken bende onaylamış ve onlara kumaşları getireceğimi söylemiştim. Sonradan hediyeleri vermeyi unuttuğumu farkettim ve yarın vermeye erteledim. Okuldan sobaları söndürerek çıkmıştım.

Ahmetin arabasına direkt binerken eve doğru yol almıştık. Eve geldiğimizde hemen inmiş ve eve girmiştim. Hemen kendime pratik şeyler hazırlamış ve yemiştim. Sonrasındada geceliklerimi giyerek yatağa girmiştim.

💗

Bölüm sonuuuu.

Bölümde merak ettiklerinizi veya sorularınızı sorunuz lütfeeen.

Oyda vermeyi unutmayalımmm.

Görüşmek üzeree 🤍