5. bölüm · Aşk Oyunu
5. Bölüm
Azra
Yazdığı son mesaja bakarken konuşmamızı tekrar okudum. Odun işte bir odundan ne beklenebilir ki? Karşıma ağacı alıp konuşsam beni daha iyi anlardı herhalde. Bende de hata var! Sen git bir işkolik adama aşık ol yetmezmiş gibi odun olsun sonra beni anlamasını bekle. Fıtratında yok bir kere ne beklersin!
Evimin önüne geldiğimde telefonu cebime atıp asansörün önüne doğru ilerledim. Bu aralar her şeyin yolunda gitmesini fırsat bilerek o oduna yazma cesareti toplamıştım ama yolunda gitmeyen tek şey o olmuştu. Mesela bu eve yeni taşınmıştım ve hayalimdeki bir şeyi daha yerine getirmiştim.
Her zaman şehir manzarasına bakan bir evde oturmak istemiştim, iş yerimde de terfi alınca sonunda bu hayalimi gerçekleştirdim. Her akşam buraya geldiğimde kendimi istemsizce gülümseyip mutlu buluyordum. Bugün o odunun mesajlarına rağmen şu an mutluydum.
Aslında Aslan'ın bu şekilde davranması bana hayal kırıklığı olmadı çünkü böyle bir tepkinin yüzde yüz geleceğini bilerek yazmıştım. İnsan sevdiği kişiyi tanıyınca şaşırmıyor haliyle. Ve bu ev beni bir sebepten daha mutlu ediyordu ve ona yazma cesaretimi getirmişti. Aslan da bu binada oturuyordu hatta üst katımda o oturuyordu. Bunu evi bulduğumda bilmiyordum aslında. Taşındığım gün onu arabasına binerken gördüğümde burada oturduğunu anlamıştım. Sonrasında onunla aynı katta inip çaktırmadan nerede olduğuna baktım. Aslında bu kulağa sapıkça geliyor ama kötü bir niyetim yoktu.
Asansörün kapıları açıldığında Aslan'ı karşımda görünce bir an afalladım ama o bunu fark etmedi çünkü elinde telefonuyla bir şeyler yapıyordu. Böyle de umursamaz biridir yanından kim gelmiş, kim gitmiş hiç umursamaz. Bana bakmadığı ve yüz ifademi görmediği için rahatlayıp ineceğim katın tuşuna basıp ona arkamı döndüm. Aynı yerde çalıştığımızı biliyor çünkü beni terfi ettiren oydu ama burada oturduğumu bilmiyordu. Kafasını kaldırıp etrafına bir baksa görecek de neyse bu da benim işe geliyordu.
Asansörün içi aynalıydı ve yan tarafımdan onu görebiliyordum. Bugün onun için yoğun geçmişti, ortalıkta pek görünmemişti ama görünüşüne bakılacak olursa yoğundu. Saçları öne doğru dağılmış gömleğinin ilk birkaç düğmesi açık, yüzünde hiç eksik olmayan sert ifadesi vardı. Kendi katıma geldiğinde ona son kez bakıp indim ama tabii ki o kafasını bile kaldırma zahmetinde bulunmadı. Anahtarlarımı çıkartıp eve girdiğimde çantamı kenara atıp odama geçtim. İlk olarak güzel bir duş alıp sonrasında da güzel bir yemek yemek için mutfağa geçtim. Buzluktaki pizzalardan birini çıkartıp fırına attım o hazır olana kadar giyinip oturacağım yeri hazırladım.
Koltuğun önüne yerleştiğimde pizzamdan bir dilim alıp mesajları açtım. Başkasının başını şişir diyordu ama benim gitmeye pek niyetim yoktu ve bu sözlere Sezen Aksu'nun bir şarkısı ile cevap vermeye karar verdim. Aslında şu an şarkıyı açıp dinlemek isterdim ama tam üstümde oturuyordu ve anında anlardı. Bu kadar tesadüf olmaz sonuçta.
Siz: Ben bu yüzden hiç kimseden gidemem, gitmem
Siz: Unutamam acı tatlı ne varsa hazinemdir
Aslan: Sen manyak mısın?
Aslan: Neden istemediğimi söyledikçe ısrar ediyorsun?
Siz: Evde kalmış mı desinler sana?
Siz: Ne güzel parana ya da statüne bakmadan birisi seni seviyor
Siz: Değerini bilsene hayvan!
Siz: Dağdan ayı getirsem o ikna olmuştu şimdiye kadar.
Aslan: O zaman git ayıya anlat derdini.
Siz: O kadar şey söyledim bunu mu anladın?
Siz: Sen bu akılla nasıl bu yerlere geldin?
Aslan: Senin anlayacağın bir şekilde olmadığı kesin.
Siz: Bir şey derdim ne neyse.
Siz: Kimliğimi açık etmeye niyetim yok.
