Bölümler 50Şu an: 29. Bölüm
- 1 1. Bölüm185 kelime
- 2 2. Bölüm137 kelime
- 3 3. Bölüm250 kelime
- 4 4. Bölüm217 kelime
- 5 5. Bölüm518 kelime
- 6 6. Bölüm360 kelime
- 7 7. Bölüm239 kelime
- 8 8. Bölüm286 kelime
- 9 9. Bölüm229 kelime
- 10 10. Bölüm146 kelime
- 11 11. Bölüm98 kelime
- 12 12. Bölüm172 kelime
- 13 13. Bölüm375 kelime
- 14 14. Bölüm169 kelime
- 15 15. Bölüm155 kelime
- 16 16. Bölüm543 kelime
- 17 17. Bölüm108 kelime
- 18 18. Bölüm241 kelime
- 19 19. Bölüm245 kelime
- 20 20. Bölüm248 kelime
- 21 21. Bölüm218 kelime
- 22 22. Bölüm91 kelime
- 23 23. Bölüm145 kelime
- 24 24. Bölüm210 kelime
- 25 25. Bölüm102 kelime
- 26 26. Bölüm173 kelime
- 27 27. Bölüm217 kelime
- 28 28. Bölüm115 kelime
- 29 29. Bölüm916 kelime · Okuduğun bölüm
- 30 30. Bölüm104 kelime
- 31 31. Bölüm192 kelime
- 32 32. Bölüm1.102 kelime
- 33 33. Bölüm237 kelime
- 34 34. Bölüm195 kelime
- 35 35. Bölüm114 kelime
- 36 36. Bölüm148 kelime
- 37 37. Bölüm58 kelime
- 38 38. Bölüm674 kelime
- 39 39. Bölüm319 kelime
- 40 40. Bölüm190 kelime
- 41 41. Bölüm154 kelime
- 42 42. Bölüm245 kelime
- 43 43. Bölüm394 kelime
- 44 44. Bölüm750 kelime
- 45 45. Bölüm147 kelime
- 46 46. Bölüm213 kelime
- 47 47. Bölüm147 kelime
- 48 48. Bölüm464 kelime
- 49 49. Bölüm377 kelime
- 50 50. Bölüm!568 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Aslan
Elisa'nın dün yazdıkları aklımdan hiç çıkmıyordu. Nasıl bir şey yaşamış olacağını düşünmekten pek gözüme uyku girmedi. Bu sabah sadece kahvemi alıp çıktığımda asansörde onunla karşılaştım. Yine telefonuma bakıyordum ve asansörün kapısı açıldığında içeri girdi. "Günaydın." dediğimde çantasından başını kaldırıp bana baktı. "Hayret sen başını kaldırıp bakar mıydın?" Omuz silkip güldüm. Genelde bakmam kimin gelip gittiğine ama aynı binada olduğumuzu öğrendikten sonra kapı açıldığında gelenin kim olduğuna bakıyordum.
"Telaşlı görünüyorsun?" dediğimde çantasını karıştırmaya devam ederken başını hafifçe salladı. "Evet bugün geç uyandım bir şey unuttum mu diye bakıyorum." dedi fermuarı kapatıp bana döndü. "Bugün tost yok mu?" Elimdeki kahveye bakarak. "Canım istemedi." Buna bile dikkat etmesi beni şaşırtıyordu. Aşağı indiğimizde o inecekken durdurdum. "Aynı yere gidiyoruz zaten neden benimle gelmiyorsun?" Bir bana bir koluna baktıktan sonra kapı kapanmasın diye elini koydu. "Birlikte geldiğimizi görenler farklı düşünecek." dediğinde omuz silktim. "Yani?" dediğimde kolunu çekip gülümsedi. "Olmayan bir şeyin konuşulmasını istemem." dedi ve gitti. Tam bir keçi!
Arabaya geçip şirkete giderken ona biraz kızgındım. Ne vardı yani gelseydi aynı yerde oturuyoruz sonuçta. Şirketin otoparkına park ettikten sonra inip yukarı çıktım, masalara baktığımda daha gelmemişti ama Aylin beni fark etmiş ve baktığım yere bakıyordu. Onun yanıma gelmesine fırsat vermeden hemen odama geçtim. Bugün bir yanlış anlaşılmayı daha kaldıracak halim yoktu.
Toplantılar, yapılacak işler derken çoktan öğlen olmuştu. Ceketimi alıp çıkarken Elisa'yı asansöre doğru giderken görüp onun yanına geçtim. "Birlikte gidiyoruz." dediğimde başını kaldırıp bana baktı ama ben önüme baktım. "Nereye?" dediğinde asansör düğmesine basıp ona baktım. "Yemeğe." Derin bir nefes alıp bana bıkkınca baktı. "Hiç zahmet etme, birlikte gidiyoruz." dedim ve kapılar açılınca içeri geçtim.
Buraya çok uzak olmayan bir yere geçip siparişlerimizi verip beklemeye başladık. Elisa etrafındakilere bakıyordu sanırım tanıdık var mı diye kontrol ediyordu. "Niye bu kadar endişelisin ki?" dediğimde bana baktı. "Yani görülünce ne olacak? İki yıldır sevdiğin kişiyi bir anda sevmeyi bırakmış olamazsın herhalde." Yanaklarında hafif bir kızarıklık olunca gülümsedim.
"Neden bana ikinci ismimle hitap ediyorsun?" dedi yemek yerken. "İkinci ismin daha çok hoşuma gidiyor. Sen sevmiyor musun?" dediğimde başını iki yana salladı. "İsimlerimi seviyorum sadece merak ettim." dedi ve başka bir şey demeden yemeğine geri döndü.
Günü geri kalanı da sakin geçti, genelde gün içinde birbirimize mesaj atıp küçük atışmalı konuşmalar olurdu ama bugün o günlerden birisi değildi. Mesai bitiminde de benden önce çıkmıştı neden böyle davrandığına bir türlü anlam veremiyorum. Acaba o gün balkonda olanları görmese böyle davranır mıydı? Binaya geldiğimde yine asansörde karşılaştık. Kendi katına bastıktan sonra yanımda beklemeye başladı. "Bu akşam ne yapacaksın?" dediğimde bana bakıp biraz düşündü. "Kendime güzel bir yemek yapmaktan başka bir şey düşünmüyorum." dediğinde güldüm. "Hatırlar mısın ya da hiç yaptınız mı bilmem ama lisede yere oturup doğruluk ve cesaret oynardık." dediğimde gülüp başını salladı. "Neden bana gelmiyorsun? Bu oyunu oynayalım." Bana şaşkınca baktığında omuz silktim. "Cidden mi?" dedi gülerek ama ben çok ciddiydim o da bunu fark edince daha çok şaşırdı. "Ağzımdan laf alma çabaları mı bunlar?" Akıllı kadın. "Geliyor musun?" dediğimde başını sallayıp kendi katında inmedi.
Anahtarı açıp ışıkları yakarken o da arkamdan geliyordu. "Otur hemen gelirim." Koltuğa doğru ilerleyip oturunca bende odama geçip ceketimi ve kravatımı çıkartıp içeri geçtim. "Pizza yer misin?" dedim içeri geçip telefonuma bakarken. "Sorman hata." İkimize pizza sipariş ettikten sonra bir şişeye biraz su koyup içeri geçtim. "Çocuk muyuz?" dedi elimdeki şişeye bakıp gülerek. "Hayır bence güzel bir oyun." Şişeyi masaya bırakıp bende onun yanına oturdum. "Kırk yıl düşünsem seninle doğruluk ve cesaret oynayacağım aklıma gelmezdi." Birbirimize gülerken zil çaldı ve kalkıp pizzalarımızı aldım.
Ortadaki sehpayı kaldırıp pizzaları yana koyduk ve yere oturup şişeyi ortamıza yerleştirdim. Hem yemek hem oyun. "Sorular sana kalmış ama ben basit soruları bile sorarım." dediğimde gülüp karşıma oturdu. Şişeyi ona uzatıp bir dilim pizza aldım. "Önce bayanlar." Gülüp şişeyi çevirdi ve o da bir dilim pizza aldı. ilk soru hakkı benimdi. "Sor bakalım." Pizzasını yerken bana bakıp gülüyordu. "Burada çalışmaya başlayalı iki yıl oldu. Nasıl girdin?" dediğimde biraz düşündü. "O zaman bir süre hiç çalışmamıştım ve baya bir yere başvuru yapmıştım çoğu olumsuz cevap verdi hatta bazıları cevap vermeye tenezzül bile etmedi. Son olarak bu yeri görünce hiç umudum olmasa da denedim kabul edilmeyi bende beklemiyordum." Omuz silkip şişeyi işaret etti. Çevirdiğimde soru hakkı yine bana geldi, ona baktığımda gözlerini devirip sormamı bekledi.
"Ne kadar süre çalışmadın?" Bu sefer hiç düşünmedi. "Bir buçuk sene." dedi ve şişeyi kendisi çevirdi. Bir buçuk sene çalışmamıştı belki de destek aldığı zamandı. Bu sefer soru hakkı ondaydı. "Bu yere girdiğinde bu kadar yükselmeyi bekliyor muydun?" Başımı iki yana salladım. "Hayır. Aslında böyle bir hedefim de yoktu ama bir olaydan sonra tüm düşüncelerim değişti." Bu sefer şişeyi ben çevirdim. Soru hakkı bana geldi. "Çalışmadığın sürede psikolojik destek mi alıyordun?" Hiç tereddüt etmeden onaylayıp şişeyi çevirdi, soru hakkı ondaydı. "Bu olay senin o kadınla ayrılman mıydı?" Bende hiç tereddüt etmeden onayladım ve çevirdim. O çoktan pizzasını bitirmiş ellerini bacaklarının arasında birleştirmiş bana bakıyordu.
"Seni en dibe vurduran olay neydi?" dediğimde yüzüme bakıp sonra gülerek başını salladı. "Şansını sonra dene." dedi ve yerinden kalktı. "Çocuklara yatma saati. Pizza için de teşekkür ederim." Çantasını alıp evden çıkarken kapıda arkasından baktım ama başını çevirip bana bakmadı. Yaşadığı neyse onu çok derinden vurmuştu ama bunu bir gün bende öğrenecektim.
Ertesi sabah şirkete biraz geç gelmiştim ilk toplantıma sonra da odama geçtiğimde Elisa ortada yoktu. Masama geçip bu katın kamerasını açıp onun masasına baktığımda yerine gelmişti ama yüzündeki ifadeden bir şeylerin ters gittiği belliydi. Eline telefonu alıp bir şeyler yazdıktan sonra masasına geri bıraktı aynı anda bana bildirim geldi.
Elisa: Yeni birinin geleceğinden bahsetmemiştin.
Kitap boyunca yazdığım en uzun bölüm oldu. Bu bölümden sonra neler düşünüyorsunuz?
Bölüm etkileşimi
