48. bölüm · Aşk Oyunu

48. Bölüm

Çağla Y.

Elisa

Aslan geldiğinde bende onun yanına çıktım ve birlikte aldıklarını hazırlayıp masaya geçtik. "Kardeşin olduğundan bahsetmemiştin?" dedim masaya oturduğumda. "Evet genelde bir arada değiliz ama konuşmayı da kesmeyiz. Babamın ikinci evliliğinden çocuğu." Bana kardeşinden bahsetmesini pek beklemiyordum ama ondan bahsederken gayet mutluydu.

"Aranızı iyi olmasına sevindim." Havadan sudan konuştuklarını söyledi ama hali tavrı başka söylüyor gibiydi üstelemedim çünkü bu akşamın güzel geçmesini istiyordum. Film eşliğinde birlikte aldığı tavukları yedikten sonra saat geç olduğu için kendi evime geçtim.

Sabah evden çıkarken asansörde karşılaşınca şirkete onunla birlikte gittim artık onunla bir yerlere gitmeyi sorun etmiyordum ve bu da onun hoşuna gidiyordu. Şirkete geldiğimizde o kendi odasına ben ise kendi masama geçtim. Masama yerleşirken birkaç kişi tuhaf tuhaf baktı ama bunu Aslan ile gelmemize bağlıyordum, belki aşağıda gören birisi olmuştur.

Öğlene kadar bu garip bakışlar devam etti ve rahatsız edici bir hale gelmişti. Odanın karşı tarafında çalışan birisi birlikte çıkalım dediğinde kalkıp onu takip ettim çünkü yüzünde sıkıntılı bir ifade vardı. "Bir şey mi oluyor?" dedim çay ocağına geçtiğimizde. "Aslında evet ve belli ki sen bilmiyorsun." Elindeki bardağı kenara bırakıp bana döndü. "Göktuğ senin ablanın eşiyle yatıp kalktığını söyleyip duruyor herkese." Onun kelimeleri başımdan aşağı dökülen kaynar sudan farkı yoktu. İşte korktuğum buydu, bunu yapacaktı. "Sen nasıl öğrendin?" demeyi başardım. "Dün Aylin ve birkaç kişiyle konuşurken gördüm onları ama Aslan Bey sanırım bunu duydu günkü Göktuğ en son yerde burnunlar kanlar akarak yatıyordu." Ağzım açık ona baktığımda başını yavaşça salladı. "Sizin aranızda bir şeyler var sanırım." Hiçbir şey diyemedim çünkü duyduklarım beni şoka soktu.

Onun yanından geçip çıktığımda o pislik, Aylin ve birkaç kişi bu tarafa doğru geliyorlardı. beni gördüğünde pis pis sırıttı ama bir şey demedi. Hızla onların önüne ilerleyip ona okkalı bir tokat yapıştırdım. "Sen adi şerefsizin tekisin!" Bağırmam boş alanda yankı yaptı. "Köpek gibi kapıma gelip ilgi bekledin, beklediğini alamayınca yalanlarını burada devam ettirdin!" Sargılı burnunu ve yanağını tutup bana baktı. "Ama o bir kere olur! Bir kere kandırırsın!" Gözlerimi Aylin'e diktiğimde ona bakmayı bırakıp bana döndü. "İstediğini yap, istersen dünyayı yak ama yaptıkların hiçbir işe yaramayacak aynı genelevi kadını gibisin." Sözlerim onu şaşırttı ama bir şey demesine fırsat vermeden arkamı dönüp kapısından bana bakan Aslan'ın yanına geçtim.

Ben geldiğimde kapısını açıp içeri benimle girdi ve kapattı. "Biliyordun." Arkamı dönüp ona baktığımda cam duvarlardan kimse görmesin diye stor perdeyi çekti. "Dün duydum ama sen nasıl öğrendin?" Ona çalışanlardan birinin gelip anlattığını söyledim. "Bunu öğrenmeni hiç istemiyordum ama öğrendin." Rahat tavrı sinirlerimi bozuyordu, niye bu kadar rahat davranıyordu?

"Ama canını sıkmanı istemiyorum. Hiçbir şey yapmayacaksın." Benimle dalga geçiyor herhalde. "Ne demek yapmayacaksın?" Yanıma gelip kollarını bana sardı. "Yapmayacaksın ve her şeyi bana bırakacaksın." Onun sözlerinden hiçbir şey anlamadım ama bu sefer ona bırakmayı istiyordum. Aklından neler geçtiğini merak etmem dün bir şey saklıyor gibi konuşmasını hatırlattı. Kardeşi ile buluştuğunu söylemişti, buluşma sebebi ben miydim acaba?