ASİMİNE kitap kapağı

3. bölüm / 12

ASİMİNE

Şıkırtı

Vaveyla Yazarı: Oğuzhan Dede

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 12Şu an: Şıkırtı

Kapıdan girdi, Mine’ye doğru yöneldi. Mine’nin oturduğu masaya yaklaşınca, Mine’nin hafiften kalktığını gördü. Mine saldıracaktı. Mine’nin sandalyeden doğrulduğunu görünce, “Dur, sakin ol!” dedi. Mine hafiften şaşırdı. Saldıracağını nasıl anlamıştı? Sadece doğrulmuştu. Mine, “Sakin ol!” lafının üstüne doğrulduğu sandalyeye geri oturdu. Karşısındaki adam ise ufak bir tebessüm ederek, ellerini hafiften kaldırıp yavaş yavaş gelmeye başladı. Mine, bu hareketlerinden bir şey anlamaya çalışıyordu. Deli olduğunu düşünmeye başlamışken, adam masaya oturdu. Oturuş şekli bir garipti. Elleri hâlâ teslim oluyormuş gibi duruyordu ama tam havada değil, sadece masanın biraz üstündeydi. Bu hareketiyle Mine’nin iyice dikkatini çekti.

Mine sonunda dayanamadı, “Sen geri zekâlı mısın?” diye sordu. Adam da bunun karşılığında, “Hayır, değilim. Sadece dikkatini dağıtıyorum,” dedi. Mine de bu lafın üstüne, “Bence dikkatimi dağıtmak yerine dikkatli olmalısın,” dedi. Adam bu cevaba karşılık hafif tebessüm ederek, “Ben zaten masaya sağ salim oturduğuma şükrediyorum,” dedi. Mine, bu cevap karşısında hafif de olsa yumuşamıştı. Aslında ellerini kaldırdığından beri yumuşamıştı ama anlam veremediği için reaksiyon göstermemişti. Reaksiyon vermeyi de düşünmüyordu, çünkü çok saçmaydı. “Bu adam kimdi, ne için benimle uğraşıyordu? Benim evime nasıl girebilir veya beni ilk gördüğünden beri nasıl bu kadar samimi olmaya kalkabilir?” diye düşünüyordu. Çok saçmaydı ama yine de merak ediyordu. Amacını öğrenmek istiyordu. Bir yandan da hâl ve hareketlerini izliyordu.

Tam o sırada adam, elini menüye attı. Bunu gören Mine de elini menüye attı ve, “Ne yapıyorsun sen?” dedi. Adam, “Yemek yemeyecek miyiz? Menüye bakıyorum,” dedi. Mine bunun karşılığında, “Ne yemeği, ne saçmalıyorsun sen!” diye cevap verdi. O sırada garson geldi.

“Bulut Bey, ne yiyeceğinize karar veremiyorsunuz galiba?” dedi.

Bulut: “Ne yiyeceğimize değil de, ne içeceğimize karar veremiyoruz. Mine Hanım alkol içelim diye tutturdu. Ben de alkolü hiç sevmiyorum, o yüzden tartışıyoruz.” dedi.

Garson: “Anlıyorum ama biraz daha sessiz olabilir misiniz acaba? Diğer misafirlerimiz rahatsız oluyorlar.” dedi.

Bulut: “Tamamdır, kusura bakmayın.” deyince, garson: “Rica ederim, bir isteğiniz olursa seslenebilirsiniz.”

Bulut: “Biz önden ara sıcak bir şeyler alalım. Bir isteğimiz olursa sonrasında sesleniriz.” dedi.

Garson: “Tamamdır.” diyerek uzaklaştı.

Garson gittikten sonra, Bulut çok yavaş, çok ağır bir şekilde Mine’ye döndü.

Adeta Mine’nin nasıl bir tavırda olacağını, ona nasıl bakacağını bilir gibiydi.

Mine, oturduğu sandalyeye iyice yaslanmıştı. Gözleri kısık bir şekilde Bulut’a bakarak, “Alkol mü? Cidden mi?” diye sordu.

Bulut: “Evet, bunu tartışmak için gelmedik mi buraya zaten?” dedi.

Mine: “Neyini tartışacağız bunun? Benim hayatım değil mi? İstediğimi yerim, istediğimi içerim.” dedi.

Bulut bu lafların üstüne, “Evet, senin hayatın. Ben zaten sana karışmıyorum ki, sadece uyarıyorum. Muhabbet ediyoruz gibi düşün.” dedi.

Bulut’un bu nezaketi Mine’nin hem hoşuna gitmiş hem de rahatsız etmişti. O yüzden konuyu kapatmaya karar verdi. Oturduğu sandalyeyi hafif ileri çekerek, “Ben tartışmak istemiyorum, onu ne yapacağız!” dedi.

O sırada garson geldi, yemekleri servis etti.

Bulut eline bir peçete aldı, çatalını silerken, “Sen bilirsin, dışardan iyi gözükmüyorsun diye yardımcı olmak istedim.” dedi.

Bulut’un bu lafından sonra ergence tartışma daha da alevlendi.

Mine: “Neyim varmış benim ya? Gayet güzel hayatım var. Evim var, arabam var, arkadaşlarım var, anlayacağın düzenli bir hayatım var!” diyerek cevap verdi.

Bulut, Mine’ye bakarak, “Bunlara rağmen alkol içiyorsun yani.”

Mine: “Ne varmış bazı akşamları alkol içmemde?” diye karşılık verdi.

Bulut tebessüm etti. “Bazı akşamları mı sadece?” diye sordu.

Mine hafiften sinirlendi ama bu medeniyet ortamını bozan taraf olmak istemediği için o da gülerek, “Her akşam içsem ne olacak ya! Bir şey diyeceğim, sen şu telefonunu çıkar göster diyen dayılardan falan mısın yoksa?” dedi.

Bunun üzerine Bulut gülmeye başladı.

“Anlamıyor musun? Nasıl bir döngüde olduğunun farkında değilsin hâlâ, değil mi?”

Mine’nin kafası bu cümleden sonra iyice karıştı. Deli olduğunu düşünmeye başlamıştı ama konuyu nereye bağlayacağını merak ettiği için sordu: “Ne döngüsü ya?”

Bulut: “Sabahları işe gitmeden önce kahvaltı yapmak için erken uyanıyor musun?” diye sordu.

Mine: “Uyanıyorum.” dedi.

Bulut: “Ondan sonra işe gidiyor musun?” diye sordu.

Mine: “Ne saçma soru bu ya! Erkenden kalkıyorsam gidiyorum tabii.” diye cevap verdi.

Bunun üzerine Bulut: “Anlatmamı istiyorsan bölme!” dedi.

Mine, Bulut’un sinirlendiğini anladı ve sadece muhabbetin devamını duymak için “Tamam.” dedi.

Tamam dedikten sonra Bulut, “Ondan sonra ne yapıyorsun?” diye sordu.

Mine: “Diskoteğe gidiyorum ve alkol içiyorum!” diye vurguladı.

Bunun üzerine Bulut: “Günün sonunda her zaman alkol içiyorsun yani. Günün sonunda kitap okuyabilirsin veya spora da gidebilirsin.”

Mine: “Ben özgür bir vatandaşım, istediğimi yaparım! Ben düzenimi böyle tutturdum. Sen buna döngü diyebilirsin ama ben buna düzen diyorum.” dedi.

Bulut ise şöyle cevap verdi: “İster döngü de, istersen düzen, ben burada sadece kargaşa görüyorum.” dedi.

Mine, cevap vermek istedi ama Bulut devam etti ve şöyle tekerledi: “Bir düşünsene; her sabah kalkıyorsun, işe gidiyorsun, alkol içiyorsun ve fazla alkolden dolayı kusuyorsun. Ertesi sabah yine kalkıyorsun, yine işe gidiyorsun, akşam alkol alıyorsun, yine kusuyorsun. Bunu haftaya yayıyorsun. Kalkıyorsun, işe gidiyorsun; alkol alıyorsun, kusuyorsun.”

Bulut, bu tekerlemeyi haftanın yedi gününe yayarak tekrarladı.

Mine bu tekerlemelere pür dikkat kesilip dinlemeye başladı.

Bulut, bu tekerlemeyi yedi kere tekrarlamıştı ve çok akıcıydı.

Konunun sonunu iyice merak etmeye başladı. O yüzden zaman kaybetmeden sordu:

Mine: “Ne anlatmaya çalışıyorsun?”

Bulut: “Anlamadın mı?”

Mine: “Anlamadım.”

Bulut: “Hm’m.”

Mine: “Ne oldu? Nasıl anlatacağını mı düşünüyorsun?”

Bulut: “Hayır, şimdi anlatsam mı diye düşünüyordum.”

Mine: “Sabahtan beri anlatmıyor musun zaten?”

Bulut: “Anlatıyorum ama o şekilde değil.”

Mine: “Nasıl anlatıyorsan anlat! Benim zamanım azaldı. Anlattın, anlattın; yoksa daha beni zor bulursun!” dedi.

Bulut, Mine’nin çok hızlı konuştuğunu görünce afalladı. “Peki.” dedi ve sol elini masanın üstüne koydu. Anlatmaya devam etti:

“Sen sadece her gün aynı şeyleri yapmıyorsun. Her gün aynı şeyleri yaptığın için, her hafta da aynı şeyleri yapmış oluyorsun. Her hafta yaptığın için de her ay aynı şeyleri yapıyorsun. Hatta, her ay yaptığın için otomatik olarak her yıl da aynı şeyleri yapmış oluyorsun. Her yılını düzenli olarak böyle geçirirsen, kısacası bir ömür harcamış oluyorsun, değil mi Mine?”

Mine cevap verdi: “Evet.”

Bulut bu cevaba karşılık şöyle devam etti:

“Bir ömür ne kadar hızlı geçiyor biliyor musun peki?” diye sordu.

Mine, cevap vermek için yeltendi ama Bulut konuşmasına izin vermedi ve devam etti:

“Biliyorum diyeceksin ama bilmiyorsun. Ben de bilmiyorum, kimse bilmiyor çünkü yaşarken kimse anlayamıyor. Yaşarken zaten anlayamazsın. Ama şimdi biz anlıyoruz çünkü şu anda idrak edebiliyoruz. Bu konuyu konuştuğumuz için odak noktamız bu olay olduğu için. O yüzden şimdi senden bir şey yapmanı isteyeceğim. Beni daha iyi anlaman için.” dedi.

Mine, Bulut’un konuşmasına o kadar odaklanmıştı ki hiç sorgulamadan, “Ne yapmamı isteyeceksin, hemen söyle vaktim azalıyor!” dedi.

Bulut: “Tamam, gözlerini kapatmanı istiyorum sadece.” dedi.

Mine, ilk başta tedirgin oldu ama restoran kalabalık olduğu için gözlerini kapattı.

Mine gözlerini kapattıktan sonra Bulut:

“Şimdi senden kendine dışarıdan bakmanı istiyorum.” dedi.

Mine, gözleri kapalı şekilde, “Nasıl yani?” diye sordu.

Bulut: “Şöyle düşün, bir yerde bir kamera varmış ve senin bütün gün ne yaptığını kayda almış, sonra da bilgisayarına yollamış. Sen de bilgisayar başına oturmuş o görüntüleri izliyormuşsun gibi düşün.” dedi.

Mine, Bulut’un bu dediklerine tam anlam veremese de “Tamam.” dedi.

Mine “Tamam.” dedikten sonra, Bulut şöyle dedi:

“Şimdi şöyle yapacağız. Sana demin anlattığım döngüyü yavaştan başlayıp hızlıya doğru tekrar edeceğiz. Ağır söylediğim yerlerde, parmağımı şıklatacağım. Döngü hızlandıkça şıklamayı bırakacağım.”

Mine, parmağını şıklattırma olayını anlamadığı için, “Nasıl şıklattıracaksın yani?” diye sordu.

Bulut anlatmaya devam etti:

“Şöyle; sabah kalktım diyeceğim, parmağımı şıklatacağım, işe gittim deyip parmağımı şıklatacağım, akşam alkol içtim deyip parmağımı şıklatacağım. Anladın mı?”

Mine de: “Anladım.” dedi.

Bulut döngüyü tekerlemeye başladı:

İlk olarak, “Sabah kalktım.” dedi. Sonrasında ise parmağını şıkırdattı. İşte o anda, Mine bir şeylerin ters gittiğini anlamaya başladı.

Parmağını şıkırdatmasından sonra, Mine sanki oradaymış gibi hissetti. Sanki uyanmış gibiydi, adeta uyku sersemliği üstüne gelmişti.

Hemen ardından Bulut: “İşe gittim, şık.” dedi.

Bulut “İşe gittim.” dedikten sonra, Mine’nin beyninde sanki bir boşluk oluştu. Beyni, bir otobüs gibi kafasının içinde gidiyordu. Mine tam ne olduğunu sormaya çalışırken, Bulut:

“Alkol içtim, şık.” dedi.

Bu cümleden sonra, Mine kocaman bir boşluğa düştü. Sanki gerçekten midesinden alkol geçmiş gibiydi ve midesi bulanmaya başlamıştı. Alkolün etkisi yavaş yavaş geliyormuş gibi olmuşken, Bulut:

“Alkol içtikten sonra kustum, şık.” dedi.

Mine, masaya doğru eğildi, gözleri kapalı şekilde kusacak gibi oldu. Gözlerini açmak istedi ama açamadı, adeta sarhoş gibiydi. Mine’nin kalbi gittikçe hızlandı.

Mine’nin kalbi hızlandıkça, Bulut da tekerlemeyi hızlandırdı.

“Sabah kalktım, şık. İşe gittim, şık. Alkol içtim, şık. Kustum, şık.”

Bu tekerlemeyi hızla tekrar etti. Mine, oturduğu sandalyeye yapıştı. Tekerleme hızlandıkça, Mine de kendi içinde hızlanıyordu. Artık sadece o şeyleri görmekle kalmayıp, hissediyordu! Her “Uyanıyorum.” dediğinde, sanki alkolün ve kusmanın etkisi geçiyordu. Her “Alkol içiyorum.” dediğinde ise sarhoş oluyor gibi hissediyordu. Her döngünün sonunda ise kusuyordu.

Mine, bu döngüde delirecek gibi oldu ve en sonunda dayanamadı.

“Yeter!” diye bağırdı.

Mine bağırdıktan sonra, kafasındaki kargaşa durmuştu. Her şey normale dönmüştü. Kargaşayla beraber çatal bıçak sesleri de durmuştu. Mine korkuyordu. Hem bu yaşadıklarından dolayı hem de gözlerini açtıktan sonra insanların ona bakacaklarından korkuyordu. Ama yapacak bir şey yoktu. Mine gözlerini açtı.

Gözlerini açtıktan sonra, gözlerine inanamadı! Herkesin ona bakacağını düşünürken, sadece ismini Bulut zannettiği adamın ona baktığını gördü. Diğer herkes donmuştu, sanki zaman durmuştu. Bu gördüklerinden dolayı, Mine’nin adeta nutku tutulmuştu! Hiçbir şey diyemedi, hiçbir şey söyleyemedi.

Derin bir sessizliğin içinde, Bulut dedikleri adamla göz göze geldi. Bulut’un sol dirseği hâlâ masanın üstündeydi ve o şekilde Mine’ye bakıyordu. Uzun bir süre bakıştıktan sonra, ilk “Şıkırtı.” tam olarak orada geldi.

ŞIK.

-----------------------------------------------------------------------

Bölüm hakkında yorumlarınızı belirtirseniz sevinirim.

Diğer bölümde görüşmek üzere.

Hoşçakalın, canlar. 🤍

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

29okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18