9. bölüm / 12
ASİMİNEGalata ve kitap kokusu
Bölümler 12Şu an: Galata ve kitap kokusu
- 1 Tanışma607 kelime
- 2 Buluşma253 kelime
- 3 Şıkırtı1.504 kelime
- 4 Galata: Toplumun unuttuğu ufak incelikler1.242 kelime
- 5 Günümüz teknolojisi347 kelime
- 6 Bozkırın Asenası846 kelime
- 7 Asimile : HUN İMPARATORLUĞU522 kelime
- 8 Geçmişten günümüze açılan portal !585 kelime
- 9 Galata ve kitap kokusu731 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 Yeni nesil özgürlük kavramı1.485 kelime
- 11 Hata mı ? Seçenek mi ?761 kelime
- 12 Cadde-i Kebir: Güzel Anlar1.877 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Mine, geçmişe geldiğini anlayınca Bulut’un az önce söylediklerini şimdilik rafa kaldırdı. Sonrasında, her zamanki gibi etrafı incelemeye başladı. Öncelikle etrafındaki eşyalara bakmaya koyuldu. Mine, eşyaları incelerken Galata’ya bir polis girdi. Polisin içeri girmesiyle Mine biraz tedirgin oldu; bu yüzden üst kata doğru ilerlemeye karar verdi. Her kata girdiğinde etrafı incelemeye devam ediyordu. Mine’nin arkasından gelen polis de katları inceliyor, sanki bir şeyler arıyordu. Bu durum Mine’nin dikkatini çekti; bu nedenle hep polisten bir kat yukarıda gitmeye çalışıyordu.
Mine katları inceleyerek onuncu kata kadar geldi. On birinci kata çıkana kadar polisten başka kimseyi görmemişti. Ancak merdivenlere yöneldiğinde yukarıdan birtakım sesler geldiğini duydu. Mine, sesleri duyunca sessizce yukarı çıktı. Yukarıda, Mine’nin geldiğini duymamış olan iki kişi vardı. Mine kapının önünde bekledi ve içerden gelen sesleri dinlemeye başladı. Ardından genç bir kızın sesi duyuldu: “Bula bula burasını mı buldun?” dedi. Sonrasında bir delikanlı, “Burası en güvenli yer. Sabahın köründe buraya kimse gelmez. Buraya gelenler de zaten gezmek için gelen insanlar oluyor. Hem çıkan olursa da duyarız. Ben erketeye yatarım. Kapıdan birisi terasa çıkarsa sana söylerim. Sen de kitabı saklarsın,” dedi.
Mine, bu konuşulanlardan hiçbir şey anlamadı. Neden kitabı saklıyorlar diye düşünürken, bir anı geçmişte olduğunu hatırladı. Hemen aklıma bir kat aşağısındaki polis geldi. Mine ne yapacağını şaşırdı. Resmen eli ayağına dolaştı. İlk olarak polisi durdurmayı düşündü; sonra ise gelecekten geldiği aklına geldi. “Polis benden şüphelenirse, karakola falan götürse ne yaparım?” diye düşündü. Bu nedenle yapacak bir şey olmadığını düşünerek terasa daldı.
Minenin terasa çıktığını gören gençler, hemen kitabı sakladı. Genç kız, Mine’nin polis olmadığını görünce kitabı geri çıkardı. Mine hemen genç kıza yöneldi ve “Kitabı aşağıya at,” dedi. Kız, ne olduğunu anlamadı. “Neden kitabı aşağıya atayım?” dedi. O sırada delikanlı araya girdi: “Sende kimsin be?” Mine, “Beni boş verin, aşağıda polis var ve yukarı doğru çıkıyor. Kitaptan hemen kurtulun!” dedi.
Mine’nin bu uyarısına genç kızdan beklenmedik bir cevap geldi: “Yeter artık! Biz kötü bir şey yapmıyoruz! Ne olacaksa olsun. Kitabı atmıyorum!” dedi. Delikanlı hemen araya girdi: “Haklısın. Biz kötü bir şey yapmıyoruz ama abla da haklı; başımız derde girer.” Mine, öğretmen olduğu için genç kızın duruşundan çok etkilendi ama kitaptan kurtulmaları gerekiyordu. “Arkadaşını dinle ve kitabı at!” dedi.
Genç kız, “Atmıyorum!” diye vurgulayarak yanıtladı. Mine, bu cümleden sonra kızın geri adım atmayacağını anladı. O yüzden bir hışım, kızın üzerine atıldı ve boğuşmaya başladılar. Mine, “Ver şu kitabı, geri zekâlı!” diyerek kitabı çekerken, kız ise büyük bir dirençle “Vermeyeceğim!” diyordu. Delikanlı, ne yapacağını şaşırmıştı; polis, yukardan gelen seslere dikkat kesilmişti. Delikanlı,hemen kapıya gidip bakıp geri geldi ve polisin merdivenlerden çıktığını gördü.
Hemen geri dönüp arbedeye katıldı. Mine ve delikanlı, kitabı almaya çalışırken kız ise kitabı vermemek için direniyordu. Polis, en üst kata çıkmıştı ve terasa çıkmasına saniyeler kalmıştı. Mine, yakalanmalarına saniyeler kaldığını biliyordu. Yakalanırsa çocukların hapse gireceğini düşünüyordu. O yüzden kıza sağlam bir tokat attı. Kız, tokatı yiyince kitabı elinden düşürdü. Mine hemen kitabı alıp aşağıya attı. Polis, tokat sesini duyunca terasa girdi. Mine, polisin terasa girdiğini görünce genç delikanlıya da sağlam bir tokat attı.
Delikanlı, yüzünü tutarak Mine’ye dönüp “Ben ne yaptım ya?” diye sordu. Mine, “Size demedim mi bu saatte dışarı çıkmayın diye! Bütün millet sabahın köründe sizi arıyor. Düşünün önüme! Eve gidiyoruz! Bir eve gidelim, babamları görünce ne yaptığınızı anlarsınız,” diye yanıtladı. Polis, bu konuşmayı pek önemsemedi ve biraz baktıktan sonra terasın arkasına geçti. Mine, çocukları hızlıca aşağıya indirdi. Aşağıya inince gençlere, “Fazla oyalanmayın, eve gidin,” dedi.
Genç delikanlı, “Kitap ne olacak? Polis bulursa bizim attığımızı anlar,” dedi. Mine, kitabı attığını unutmuştu; delikanlı hatırlatınca, “Haklısın. Yürüyün, gidip alalım,” dedi. Mine ile delikanlı, kitabı attığı yere doğru yönelirken genç kız, “Gidin alın, ben gelmiyorum! Okuyamadığım kitabı niye geri alayım!” diye konuştu. Mine, kolundan tutarak “Geri zekâlı, yürü!” diyerek kızı sürükledi.
Kitap, Galata’nın arka tarafındaydı. Kapıdan dönüp arkaya geçtiklerinde ise kitap yerinde değildi. Biraz etraflarına baktıktan sonra arkalarından bir ses duyuldu: “Bunu mu arıyorsunuz?”
Bu ses Bulut’un sesiydi. Mine ve gençler arkasına döndüğünde Bulut, kapıdan geçen yeşil vosvos’un kaportasına dayanmış, elinde kitabı sallıyordu. Mine, Bulut’u görmekten ziyade yeşil vosvos’a şaşırdı. Bulut elini şıkırdattıktan sonra arkasından bu aracın geçtiğini hatırladı. Mine bu duruma şaşırırken gençler çok korkmuşlardı; Bulut’u polis zannetmişlerdi.
Gençlerin korktuğunu gören Bulut, “Atlayın, sizi eve bırakayım,” dedi. Mine, bu cümleden sonra hemen arabanın ön koltuğuna bindi. Bulut’la gençler, Mine’nin bu hareketinden sonra şaşkın bir şekilde ona baktılar. Mine, bütün gözlerin kendine baktığını görünce, “Yeter, bu kadar aksiyon. Siz de binin de gidelim buradan,” dedi. Bu cümleye karşılık Bulut ve gençler gülerek arabaya bindiler.
Bölüm etkileşimi
