ASİMİNE kitap kapağı

4. bölüm / 12

ASİMİNE

Galata: Toplumun unuttuğu ufak incelikler

Vaveyla Yazarı: Oğuzhan Dede

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 12Şu an: Galata: Toplumun unuttuğu ufak incelikler

Bulut elini şıkırdattıktan sonra;

Mine, gözlerini loş ışıklı bir yerde açtı. Mine’nin ilk dikkatini ise oturduğu masa çekti. Masanın üstünde kâğıtlar vardı. Kâğıtlarda ise Mine’nin Twitter’da yazdığı ateist düşünce yazıları, LGBTİ+ destek yazıları, teknoloji tartışmaları ve hatta geçenlerde tartıştığı “Dövme yapmak özgürlüktür.” yazısı bile vardı.
Bu yazılar kâğıda geçirilmişti. Mine ise bu duruma çok şaşırmıştı. Bir iki dakika kendi yazdığı yazıları okudu, “Benim mi?” diye baktı. İnanamamıştı. Bu el yazısı onun değildi. Bunları yazan Mine değildi.
Mine, yazılara uzun bir süre baktıktan sonra el yazısının evde bulduğu notla aynı olduğunu fark etti. Bunları yazanın Bulut olduğunu anladıktan sonra kafasını kaldırdı, etrafa baktı.
Etraf taş örmeydi. Tam karşısında bir kapı vardı. Buranın Galata olduğunu idrak etmişti ama kapıdan görünen binalar kafasını karıştırmıştı. Çünkü binalar çok yüksekti. Galata’dan karşıdaki binaların camları gözüküyordu ama binaların çatısı gözükmüyordu. Binalar Galata’dan yüksekti.
Mine, kendi kendine “Nasıl olabilir bu?” diye düşünürken, terastan içeri biri girdi. Siyah takım elbiseli biriydi. Üzerinde siyah ceket, ceketin altında beyaz gömlek vardı. Bu kişi, restoranda Bulut diye tanıştığı adamdı. Bulut içeri girince, “Gel, sana bir şey göstereceğim.” dedi. Mine gitmek istemiyordu. Zaten bir hayli tedirgindi. Ne yapacağını bilmiyordu. Mine, kendini ne için ikna edebilirim diye düşünüyordu.
“Bu olaya delirdim mi?” diyeyim, yoksa “Bu bir rüya mı?” diye düşünüyordu.

İki duruma da kendini ikna edemiyordu. Kafası iyice karışmıştı. “Kaçsam mı, yoksa Bulut’un yanına gitsem mi?” diye düşünüyordu.

Ama yapacak bir şeyi yoktu. Kaçsa nereye kaçabilirdi? Hangi yılda olduğunu bile bilmiyordu. Mecburen kalktı.
Yavaş yavaş Bulut’un yanına doğru yürümeye başladı.

Bulut, içeriden çıkıp seyir terasına çıkmıştı. Mine de içeri girip terasın içine ilk adımını attı ve geride kalan ayağını da seyir terasına çıkardı.
Geride kalan ayağını da terasa çıkarınca adeta sihir gibi birşey oldu. Karşıdaki çatısı gözükmeyen bina gitti. Karanlık olan dışarı aydınlandı. Karşıdaki bina gidince Mine’nin yüzüne tatlı bir rüzgâr vurdu. Mine dönüp Bulut’a baktı. Bulut’un kıyafetleri değişmişti. Daha demin siyah ceket varken, şimdi üstünde mavi bir gömlek vardı.
Mine, Bulut’un kıyafetlerinin değiştiğini görünce, kendi üstüne baktı. Terasa adım atmadan önce üstünde siyah kıyafetler vardı, şimdi ise beyaz bir kazak ve mavi bir etek vardı. Mine, üstüne bakınca bir ferahlama hissetti. Adeta uzun zamandır açık giyinmediğini fark etti. Sonrasında ise Mine, bir adım daha atarak Bulut’un yanına geldi.
Bulut’un yanına gelince Mine etrafına uzun uzun baktı. Yüksek hiçbir bina yoktu. Mine, geçmişe geldiğini anlamıştı.

Mine, bunu anlayınca etrafına daha dikkatlice bakmaya başladı.

İlk olarak aşağıdan gelen insan sesleri dikkatini çekti. O kadar çok ses geliyordu ki Mine hemen aşağıda ne olduğunu anlamak için dikkatini oraya yöneltti. Aşağıya bakan Mine, insanların sadece sohbet ettiğini gördü.
Mine, sohbet eden insanlardan bu kadar ses geldiğini görünce şaşırmıştı.

Sonrasında ise Mine’nin aklına, Bulut’la buluşmaya giderken burada yürüdüğü an geldi. O zamana göre daha çok insan vardı ama o zaman bu kadar insan sesi duymamıştı. Mine bunu fark edince iyice aşağıya odaklandı.

Gözlemlemeye başladı. İnsanlar kümeler halinde muhabbet ediyordu. Hatta yoldan geçen herkes birbirine selam veriyordu. Mine bunları gördükçe daha çok şaşırıyordu. Sanki burası, Mine’nin müsaade bile isteyemediği bir yer değildi. Mine, gelecekten geldiğini unutmuş gibiydi.
Ta ki Bulut ona, “Aşağıdaki insanlar neden bu kadar mutlular sence?” diye sorana kadar. Mine’nin odaklanması, Bulut’un sesini duyunca dağılmıştı.
Bulut’un sesini duyunca yaşadığı her şey gözünün önüne geldi: evine girdiği andan, restoranda yaşadığı kâbusa kadar.
Mine’nin aklına ilk olarak Bulut’u Galata’dan aşağı atmak geldi. Sonrasında ise Bulut’u aşağı atarsa bir daha eve geri dönemeyeceğini düşündü.
Bu yüzden, bu rüyayı ya da tartışmayı devam ettirme kararı aldı. Dönüp Bulut’a, “Tuşlu telefon kullanıyorlar diye.” dedi.
Mine’nin bu cevabı karşısında, Bulut’un adeta bütün fiyakası bozuldu. Böyle bir cevap beklemiyordu. Soruyu çok ciddiyetle sormuştu ama şimdi bütün ciddiyeti bozulmuştu.
Bulut, Mine’ye gülerek, “Komik mi?” dedi. Mine ise, “Bence komik.” diye cevap verdi. Bulut, “Komik değil. Sana ciddi bir şey anlatıyorum.” dedi. Mine bu cevabın üzerine, “Komik değilse neden güldün o zaman?” diye sordu.
Bulut, bu ergence tartışmanın uzayacağını fark ettiği için hemen ciddileşti ve Mine’nin cevabı üzerinden devam etmeye karar verdi: “Komik değil ama doğru bir noktaya değindin. Tuşlu telefon kullanıyorlar diye mutlu değiller ama teknoloji az olduğu için mutlular.” dedi.

Mine, Bulut’un ciddileştiğini görünce tartışmaya geri döndü ve “Nasıl yani?” diye sordu.
Bulut, Mine’nin konuya dahil olmaya başladığını anlayınca tartışmayı alevlendirdi: “Bu insanların teknolojik aletleri, telefonları olsa veya kulaklıkları olsa, birbirleriyle muhabbet etmezlerdi. Yarısı telefonuyla zaman geçirir, diğer yarısı da kulaklığını takar kendi kendine takılırdı.” dedi. Mine, kulaklık konusunda Bulut’a hak vermişti.
Çünkü Bulut’la buluşmaya giderken kulaklığın eksilerini epey görmüştü. Ancak telefon konusunda Bulut’a katılmıyordu çünkü telefon birçok işe yarıyordu. O yüzden Bulut’a dönüp, “Telefonun ne zararı var? O kullandığın telefon olmasa uzaktaki sevdiklerinle nasıl konuşacaksın, onları nasıl görebileceksin ya da o kadar bilgiyi nereden takip edeceksin? Biliyorsun değil mi, günümüzde o ufacık aletlerde kitap bile okuyabiliyorsun, fotoğraf çekebiliyorsun. Teknolojiye laf ediyorsun ama teknoloji ilerlemese bu kadar çok donanımı bir arada nasıl kullanabilecektik?” dedi.

Bu açıklamanın üzerine Bulut, “Ben teknolojiye laf etmiyorum. Teknolojinin ilerlemesine kızan biri değilim. Ben, teknolojinin yanlış kullanılmasına kızan biriyim. Bak aşağıdaki insanlara, hiçbiri teknolojinin esiri değil, hepsi özgür!”
Mine, Bulut’un söylediklerinden bir şey anlamamıştı. O yüzden dönüp, “Özgürlükle ne alakası var bunun? Aşağıdaki insanlar da teknoloji kullanıyorlar. Bak aşağıya, onların da telefonları var. Sadece tuşlu.” dedi.
Sonrasında ise aşağıdaki insanları gösterirken, fotoğraf makinesiyle fotoğraf çeken insanları fark etti. Bulut’a, o insanları gösterip konuşmasına şöyle devam etti: “Bak, fotoğraf bile çekiyorlar. Buradaki farklı olan tek şey hem fotoğraf çekip hem de konuşabilecekleri bir aletlerinin olmayışı.” dedi.
Bulut, bu cevap karşısında Mine’nin zekasına hayran kaldı. Mine’ye dönüp, “Anlamıyorsun hâlâ değil mi?” dedi. Mine bu cevaba çok sinirlendi: “Tanıştığımızdan beri bu cümleyi kuruyorsun! Ben anlamıyor değilim, sen anlatamıyorsun bence!”

Bulut, sert bir cevap vermek istemediği için Mine’nin dediğini duymazlıktan geldi. Yumuşak bir dille konuşmasına devam etti:

“Benim bahsetmeye çalıştığım şey, teknolojinin kötülüğü değil. Teknolojinin içindeki şeylerin kötülüğü. Mesela, hangimiz telefonu dini yönlerimizi geliştirmek için kullanıyoruz? Hangimiz iyi bilgi öğrenmek için kullanıyoruz? Günümüzde hepimiz, saçma sapan videolar izleyip, saçma sapan müzikler dinleyerek günümüzü geçiriyoruz. Bak, aşağıdaki insanlara. Hepsi birbirine selam veriyorlar. Aşağıdaki insanların dokunmatik telefonları veya o son model kulaklıkları olsa, bunu yaparlar mıydı? Yapmazlardı. Günümüzde teknolojiyi doğru şekilde kullanabilseydik, hepimizin dini yönden eksikleri olmazdı. Bak ne diyor Kur’an-ı Kerim: ‘Size bir selam verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı ile karşılık verin.” (Nisa, 4/86) buyurulmuştur.’

Şimdi sana soruyorum, biri sana inandığı din için hiçbir çıkarı olmadan, sadece dini bunu emrettiği için her geçtiğinde selam verse, sen o kişiyle samimiyet kurmaz mısın? Kurarsın. Çünkü senden bir çıkarı yok. Tek amacı öbür dünya için kendine bir artı koymak. Bak, bu insanlar samimiyetlerini bu temeller üstüne kurmuşlar! Dini açıdan tamamlar diyemem. Onu Allah C.C bilir ama biz onlardan eksideyiz diye bilirim. Çünkü biz günümüzde ilişkilerimizi cinsel ilişki, para, mevki üzerine kuruyoruz. Aşağıdaki insanlar ise dinlerinin üstüne bir artı daha koyabilmek için.

Kısacası, ben sana burada günümüzde özgürlük kavramının yanlış kullanıldığını anlatmak istedim.”

Mine, Bulut’un bu konuşmasından sonra cevap verebilecek bir şey bulamadı. Bulut o sırada devam etti:
“Özgürlük konusuna gelirsek, özgürlük: benim için başka bir kavram, istersen anlatabilirim?” dedi.

Mine, Bulut’a bakıp, “Anlat.” diyorcasına kafasını salladı.

Bulut, Galata Kulesi’nin deniz gören tarafına geçip Mine’ye “Gel.” dedi. Mine, Bulut’un yanına geçti. Bulut, “Terasın balkonuna yanaş ve gözlerini kapat.” dedi.

Mine gözlerini kapattıktan sonra o tatlı rüzgârı yine yüzünde hissetti. Saçları hafiften rüzgârda savrulmaya başladı. Tam o sırada Bulut, Mine’ye doğru sokuldu. Sağ elini terasın balkonuna attı, kafasını Mine’nin omzuna getirdi.

Mine, Bulut’un bu hareketi üzerine kafasını hafiften aşağı eğdi ve yanağını Bulut’a doğru döndü. Bulut biraz daha sokuldu. Mine’yle yanak yanağa geldiler. Sol elini balkonun üstüne çıkarıp Mine’nin yüzünün önüne doğru getirdi. Sonrasında ise ikinci şıkırtı duyuldu.

Şık!

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

29okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18