5. bölüm / 7
Arkadaştan Ne hâle geldik?5. Bölüm
Bölümler 7Şu an: 5. Bölüm
- 1 1. Bölüm357 kelime
- 2 2. Bölüm1.187 kelime
- 3 3. Bölüm2.717 kelime
- 4 4. Bölüm2.716 kelime
- 5 5. Bölüm1.344 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 6. Bölüm1.829 kelime
- 7 7. Bölüm4.035 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Güneş yavaş yavaş binaların arkasına giriyordu. Berat ve Nihat'ta lunaparktan dönmüşlerdi. Nihat hızlı adımlarla Göktuğ'un odasına gelir. Odada Göktuğ ve Melih konuşuyorlardı.
"Var ya kankim Cem'in Cemile'ye minik veled dediği yerde ben koptum. Orası harikaydı."
"Beğenmene sevindim kankim" dedi Göktuğ ve bakışlarını Nihat'a çevirdi.
"Anıl nerede?! Ona bir şey aldım." Elinde tuttuğu rakun peluş oyuncağını ikisine gösterir.
"Anıl... Öğlen dışarıya çıkmıştı" düşünerek söyler Melih.
"Dışarıda kimse yoktu yavrum." Berat Melih'e yaklaşıp yanağından öper.
"Off Anıl! Yine nereye kaçtı?!" Melih sinirle sandalyesinden kalkar.
"Ya merak etme geri gelir şimdilerde... Gel ben sana papatya çayı yaparım."
Berat Melih'in elinden sıkıca tutar ve ikisinin adımları aynı şekilde odadan çıkarlar. Nihat hiçbir şey anlamamış şekilde yerinde durar.
"Nihat aldığın peluşu verir misin? Merak ettim. Büyük ihtimalle paşkanım beğenir. Ama acaba şimdi nerede..?"
Nerede miyim? Tahmin edin bakalım. 3...2...1... Tabi ki de otogara gidiyordum. Dün gece Noyan'a o lafları söyledikten sonra özür dilemeden onu yollayamazdım. Noyan'la karşılaşabileceğim yerlere doğru koşturarak gidiyordum. Noyan umarım daha gitmemişsindir.
Koşar adımlarla -dikkat çekmemek için- etrafıma bakınıyorumdur. Hep farklı yüzler... Neden o yüzü göremiyorum ki..? Ya otobüse binip gittiyse... Gider mi? Gitmez ya...
Ellerimi yumruk yaptım. Şimdi bu düşünceleri düşünecek bir vakit değildi Anıl. Kim ne derse desin. Hiçbiri Noyan'dan daha önemli değil.
Koşmaya başladım. Rüzgar kıyafetlerimi uçuruyordu. Saçlarım rüzgardan kaynaklı dağılmıştı bile. Sadece dışarıya t-shirt ile çıktığım için vücudum üşümüştü. Fakat ben bunları düşünmüyordum bile.
Göz yaşlarım yüzünden etrafı bulanık görüyordum. Bir an duraksarım. Kalbim sanki göğsümden çıkacakmış gibi atıyordu. Nefeslerim düzensizdi. Fakat durma sebebim bu değildi.
"NOYAN!"
Noyan, ismini duyunca durdu ve arkasına baktı. Beni görünce elindeki bavul parmakların arasından kaydı ve yere devrildi. İkimizde aramızdaki mesafeyi aynı anda kapattık. Noyan gitmeden bulmuştum...
"Anıl... Tahminimce geleceğini biliyordum. O yüzden otogara yavaş yavaş gidiyordum. Tahminim tutmasına o kadar mutlu oldum ki anlatamam. Hâlâ dün geceki gibi sinirli değilsen o konuyu konuşabilir miyiz? Ama biraz acele etmemiz gerekiyor. Otobüs yakında kalkacak. O zamana kadar o konuyu halletmek isti-"
Noyan'ın cümlesini tamamlamadan yakalarından tuttum ve kendime çektim. O benden uzun olduğu için ayak uçlarıma kalktım ve dudağımı onun dudağına bastırdım. Gözlerimi sıkıca kapattım. Noyan'ın ifadesinden korktuğum için... Neden onu bir an da öptüm ki? Aklımdan neler geçiyordu ya! Benden kesin rahatsız olacak... Derken belimde bir şey hissettim. Noyan elini benim belime koymuştu. Beni kendine biraz daha çekti. Yakasını bırakıp Noyan'ın yüzünü ellerimin arasına aldım. Noyan ise sol elini enseme yerleştirdi.
Öpüşmemiz sonlanınca alnımı Noyan'ın alnına dayadım. Nefeslerimiz birbirine karışıyordu. Rüya da mıydım acaba? Rüya olmalıydı... Ama gerçekti. Gözlerimi araladım ve Noyan'a baktım.
"Sana aşığım Noyan" sesim çok alçaktı.
"Bende aşık olacak ne gördün ki Anıl?"
"Çok tatlısın..."
"O senin tatlılığın..."
"Bana değer veriyorsun..."
"Değer verilecek insansın..."
"Konuşmak için bir şeyler bulmaya çalışıyorsun..."
Noyan kıkırdar. "Konuşma konusunda pekte başarılı olduğum söylenemez"
"Olsun... Hem mesela vaktin olduğu zaman benimle ilgileniyorsun."
"Evet..."
"Ben sana çok bağlandım. Seninle her konuştuğumda kalbim sıkışıyor. Ne diyeceğimi bilemiyorum."
Gözlerimden tekrardan yaş akmaya başlar. Noyan ise parmaklarıyla yaşlarımı siler.
"Şşt... Tamam, tamam ağlama... O göz yaşlarına kıyamam."
İçimde sanki kelebekler uçuyormuş gibi hissederim. Dudaklarım titrer, gözlerimi asla Noyan'dan kaçırmam. Ah, Noyan... Kalbime sürekli ok saplıyorsun. Noyan ise dudaklarını dudaklarıma bastırır. Kollarımı Noyan'ın boynuna dolar, kendime daha çok çekerim. Bu anı ölümsüzleştirmek istercesine...
Noyan'da kendisini bu anın hızına kaptırmıştı. Fakat gözlerini bir an da açtı. Çünkü sokaktalardı ve otobüse yetişmesi gerekiyordu... Noyan'ın bu âni hareketinden korkarım ve bende gözlerini açarım. Noyan beni bırakıp bir adım geri gitti.
"Otobüsü unuttum! Hem... Sokaktayız. Başkaları görebilir bizi."
"Ana- Unutmuşum valla. Neyse başkaları umrumda değil. Sonra dedikten sonra umrumda oluyormuş" Kendi kendime gülerim.
Noyan'da gülmeme eşlik eder. "Anıl... Ben gideceğim. Birkaç ay bensiz idare edebilir misin? Benim için kendini üzme tamam mı?"
"Buna söz veremem..."
"Yaa..." Noyan alnımdan öper. "Lütfen Anıl. Kendine dikkat et. Sana bir şey olmasını istemiyorum. Boş vakitlerinde sana hep mesaj yazacağım."
"Anladım... Otogara kadar gelmemi ister misin?"
"Güzel olur... Hem arkadaş olursun bana..."
"Arkadaş? Hangi arkadaş diğer arkadaşının dudağından öper ki?"
Noyan gülmeye başlar. "Şey.. yani.. off Anıl!"
Bende gülerim. "Ne, yani doğruyu söylüyorum sana."
İkimizde aynı anda bir iç çekeriz. Noyan düşen bavulunu sapından tutup kaldırır. Sonra beraber otogara doğru yürürüz.
***
Eve giderken yalnız olmak ilk defa garip hissettirdi. Noyan'ı otobüse bindirirken sanki bir parçamda onunla beraber gitmişti. Ama bu çok normaldı... Sonuçta o benim arkadaşım değildi. Sevgilimdi... Sevgili okurlarım, bu satırları yazarken kalbim yerinden çıkacak gibi hissettim. Ama tabi daha sevgili olmadık. Ona öyle bir sevgili olma teklifi bulmalırım ki ağzı açık kalsın!
Kapının kolunu aşağıya indirip eve giderim. Tam o sırada Melih mutfağa geçerken karşı karşıya geliriz. Hep Melih'ten şakasına tırsardım da bu sefer gerçekten tırsarım.
"Aaa... Merhaba Melih."
"Sen bu saate kadar neredeydin?! Telefonlara niye cevap vermiyorsun!? Aklım çıkıyordu German!"
"Tamam tamam sakin ol! Açıklayacağım her şeyi British."
Melih bana isminden daha çok German diyor... Çocukluktan beri. Ben ona pek British demiyorum ama bu sefer demiş oluyorum.
"Ama burada anlatamam Melih. Odaya geçelim orada anlatacağım."
"Nerelerde sürttün acaba?!"
Melih sinirlenerek odama doğru gitti. Ben ise yaramaz çocuk gibi peşinden gidiyordum. Ama içimde ne pişmanlık ne de üzüntü vardı.
"Anıl her şeyi anlat bana. Nerelerdeydin?"
"Noyan'ın peşinden gittim!"
"Tahmin etmeliydim zaten. Başka nerede olacaktın ki? Ama aklım çıktı. Bir şey oldu sandım German!"
"Özür dilerim... Neyse neyse sana anlatacak bir şeyim var!"
Melih tek kaşını kaldırır. "Noyan'la ilgili demi."
"Tabi ki de! Başka kimle ilgili olacak? Neyse konuyu dağıtma! Ben... Noyan ile sevgili oldum"
"N..ne"
"Yanlış duymadın canım benim. Ya aslında daha orta da sevgili olma teklifi yok. Ama öpüştük!"
"Ö-öpüştünüz?"
"Evet evet evet"
Heyecandan yerinde duramıyordum. Ben heyecanlandığım zaman ellerimi sürekli aşağıya doğru sallarım. Neden bende bilmiyorum... Sanki içimdeki kötü enerjiyi atmaya çalışıyor gibiyim. Melih ise bana yaklaşıp bileklerimden tutar.
"Tamam sakin ol! Bana adam akıllı anlatır mısın?! Nasıl oldu... O şey."
"Hemen anlatıyorum."
Üstümden geçen her şeyi Melih'e anlatırım. Sanki tekrar yaşıyormuşun gibi hissederim. Çok harika bir durum...
"Anlıyorum... Yani o da seni seviyor. Ama birkaç ay ayrı kalacaksınız. Onsuz napacaksın? Bir gün konuşmayınca kafayı yiyorsun birkaç gün konuşmazsanız napacaksın?"
"Bana hep cevap verir ya! Beni hiç merakta bırakmaz ki. Ben ona güveniyorum."
"Peki dediğin gibi olsun... Ama kendini mahvetmek yok tamam mı?"
"Tamam tamam... Bu mahvetme konusuna sigara dâhil mi?"
"Yani birazcık."
"Hadi ama!"
"Beraber içeceğiz sadece? Başka zaman içmeyeceksin"
"Peki Melih... Şimdi kış kış git odamdan."
Melih kapıya doğru gider. "Anıl lütfen onu çok düşünme..."
"Şey... Eee..."
"Düşüneceksin biliyorum..."
"Sende hep Berat'ı düşünüyorsun. Ben sana Berat'ı düşünme desem tamam mı diyeceksin!"
"Off tamam lan düşünürsen düşün."
"Konu Berat olunca nasılda u dönüşü yapıyor benimki."
"Anıl var ya şimdi seni yastıkla döverim."
Kıkırdarım. "İyi geceler Melih... Enişte'ye söyle geceleri sesiniz buraya kadar geliyor"
"Sen beni sinir krizine mi sokmak istiyorsun German!"
"Tamam tamam sustum..."
Melih sinirlenerek kapının kolunu sertçe aşağıya çeker ve odadan çıkar. Ben ise Melih'i arkasından izlerim. Sonra masaya yaklaşır, sigara paketine uzanırım. Paketten bir sigara dalı alırım ve yakarım. Derin bir nefes çekerim ve sonra sigarayı küllüğe koyarım. Sandalyeye oturur, sigaradan çıkan dumanı izlemeye başlarım. Gözlerim dumanda olsa da kalbim Noyan'dadır. Noyan...
***
Gün ışınları pencereden eşyalara vuruyordu. Gözlerimi hafifçe araladım. Kedi gibi vücudumu esnettim. Sonra aklıma Noyan'dan mesaj gelebileceği geldi. Komodinin üstündeki telefona uzandım ve açma tuşuna bastım. EVET MESAJ GELMİŞTİ. Ancak mesajları okumadan önce ismini değiştirmem lazımdı. Sonuçta artık o benim sevgilimdi.
Ne koysam, ne koysam? Papatyam, kalbimi çalan hırsız, kayan yıldızım? Papatyam sanki daha iyi gibi. Şimdilik papatyam koyarım. İsim değiştirme yerine tıklarım ve Noyan'ı silip Papatyam🌼🤍 yazarım. Sonra heyecanla mesajlara tıklarım. Yine içime bir stres kaplar. Gözlerim mesajlara takılınca duraksar, sol gözümden yaş akar. Göz yaşı yastığa doğru akar. Mesajları tekrar tekrar okurum.
Papatyam🌼🤍
Anıl ben varacağım yere geldim 04.59
Beni çağırdıkları otele gelince yazarım 05.00
Otele geldim Anıl 05.30
Hem işimle ilgili şeylerde öğrendim... 05.30
Umarım... Diyeceklerime üzülmezsin 05.31
Ben burada beş ay kalacakmışım 5.31
Elimden geldikçe erken gelmeye çalışırım 5.31
Sana mesaj yazmaya çalışacağım 05.32
İyi uykular Anıl 🤍 5.33
B-beş ay mı? Ama... Bu çok uzun bir süre. Ben birkaç ay dediğinde sadece gelişi güzel söylediğini sanıyordum. Meğerse doğruymuş. Ben... Napacağım o kadar süre? Hemen beş ay geçer, değil mi...?
Anlıyorum 07.32
Merak etme beş ay hemen geçer 07.32
Sen gelene kadar ben sana yazılar yazarım 07.32
Mesajlarını bekliyor olacağım Noyan 07.33
Kendimi üzmemeye çalışacağım :D 7.33
Bölüm etkileşimi
