2. bölüm / 7
Arkadaştan Ne hâle geldik?2. Bölüm
Bölümler 7Şu an: 2. Bölüm
- 1 1. Bölüm357 kelime
- 2 2. Bölüm1.187 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 3. Bölüm2.717 kelime
- 4 4. Bölüm2.716 kelime
- 5 5. Bölüm1.344 kelime
- 6 6. Bölüm1.829 kelime
- 7 7. Bölüm4.035 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Arabadan indiğim gibi eve koşturarak girdim. Eve girdiğim an Berat ile karşılaştım. Berat bana sıkıca sarıldı.
"Aşkım, bebişim, yavrum ben gerçekten çok özür dilerim. Tamam tamam bir daha senin sinirini bozacak bir şey yapmayacağım!"
"Oğlum... Berat. Korkak horozum benim. Ben Melih değilim. Anıl'ım ben Anıl"
Bazı kediler sarılmaktan hoşlanmadıkları için nasıl sahiplerini ittiriyorlarsa bende Berat'a öyle yapıyordum. Berat bana gariban gariban bakıyordu.
"Haa... Özür dilerim Anıl! Melih'le biraz... şey... Anlarsın ya hâni. Onu kızdırdım ama bana trip atmaya başladı. Nerede... Biliyor musun!?"
"Mutfakta kendine çay demliyordur..."
"Doğru ya... Çay" dedi Berat. "Teşekkür ederim Anıl!"
Yanımdan ayrılsa da konuşmaya devam ediyordu.
"Aşkım tamam söz veriyorum bir daha What The FrUk t-shirtlerini başkası ile giymeyeceğim!"
İçimden sabır diliyordum resmen. Neyse gelin size Berat'ı anlatırım. Berat ev arkadaşlarımdan bir tanesi. Evdeki en uzun kişidir kendisi. Onun yanında yavrusu gibi kalıyorum... Ha bu arada Berat benim eniştem oluyor. Ama ona asla eniştem demem haberi olsun şimdiden. Melih'le sevgililer ve Melih ikizim olur. Onun her hâlini bilirim. Sırf Berat'ı acıdan kıvrandırmak için affetmiyor. Artık onları sonra size anlatırım.
Cebimden sigara paketini ve çakmak çıkardım. Sigarayı paketten çıkardım ve yaktım. Sigarayı yaktığım gibi çıkan duman tavana doğru gitmeye başladı. Bu dumanı solumaktan çok izlemeyi daha çok seviyordum. Beni rahatlatıyordu. Sigaradan bir nefes çekip banyoya doğru yürümeye başladım.
Banyoya gelince Göktuğ ile karşılaştım. O ev işleriyle ilgilenirdi hep. Hiçte şikayet etmezdi. Bu yüzden ona çok şaşırıyorum ama takdir de ediyorum.
Kapı pervazına yaslanırım. Göktuğ'u izlemeye başlar, onun her hareketini süzerim. Göktuğ çamaşırları hallettikten sonra ayağa kalktı. Makineyi çalıştırdığında göz göze geliriz.
"Paşkanım gelmişsiniz. Hastanede randevunuz nasıl geçti?"
Randevu kelimesini duyunca yanaklarım kızarır "R-randevu mu? Ravdevu... Randevu..."
Göktuğ tek kaşını kaldırır "Doktorla görüşmeye gittin ya hâni. Ondan bahsediyorum. Umarım bir şeyin yoktur."
Duraksarım "Ha... O randevu. Doktor bir şey demedi. Birkaç ilaç verdi ve sigarayı bırak dedi."
Göktuğ sadece başını "anlıyorum" tarzında hafifçe sallıyordu. Yanıma yaklaştı ve sigarayı elimden aldı. Söndürüp çöp kovasına attı.
"Göktuğ ya... Daha yeni yakmıştım."
"Sen kendi ağzın ile söyledin. Sigarayı bırakmanı söylemiş doktor. Yani bu yüzden bulduğum bütün sigaraların çöpte olacak."
Göktuğ'un beni düşünmesi çok hoşuma gidiyordu. Ona sahip olduğum için çok şanslıyım.
İç çekerim ve gülümserim "Tamam tamam... İçmemeyi deneyeceğim. Bu arada Göktuğ... Seni seviyorum. İyi ki arkadaşımsın, iyi ki asistanımsın."
Göktuğ'un yüzünde de bir gülümseme oluşur "Bende sizi çok seviyorum paşkanım"
"Biliyorum..."
Başka bir şey diyemedim zaten. Onun sevgisine güvenim sonsuz.
Banyodan çıkacakken Göktuğ beni durdurur.
"Paşkanım bu akşam hep beraber Hetalia izlemeyi düşünüyoruz. Eğer size de uyarsa izleyelim mi?"
"Tabi ki de izleyelim. Hem birlikte pek vakit geçirmiyor-"
Odalarından birinde öyle bir ses gelir ki ev sallandı sandım. Sesin kaynağının nereden geldiğini adım gibi biliyordum.
"Göktuğ ben bu sesin kaynağına bir giderim. Sonra konuşuruz"
"Peki paşkanım..."
Banyodan çıktığım gibi sesin geldiği odaya girdim. Oda Nihat'a aitti. Nihat hepimizden daha çok enerjik ve en küçüğümüzdü. Ben ise en büyükleri olduğum için ona abilik yapmaktan başka bir şey yapmıyorum. Gelmiş 23 yaşına çocuk gibi davranıyor... Kafayı yememem için bir şey söyleyin bana.
"Nihat! Napıyorsun oğlum yine?!"
Dolap yerdeydi. Nihat'ta bana bakıyordu. Öyle bir bakıyordu ki sanki dolabı ben devirmişim gibi hissettim.
"Anıl... Dolaba çıkacaktım. Sonra devrildi. Benim hiç suçum yok!"
Sabır dilerim "Peki neden çıkacaktın?"
"Çünküüüüü tavana kağıt yapıştırdım. Ama çıkan sesi duyman lazımdı. Çok efsoydu. Şap dedi."
"Şap dedi öyle mi?"
Nihat biraz çekinmişti "Evet öyle dedi..."
Nihat'a yaklaşmaya başladım. "Sandalyeye çıkıp alsaydın."
Nihat aydınlanma yaşar "Haa... Sandalye!"
Nihat'a sözünü bitirir bitirmez öyle atlarım ki yere düşeriz. Nihat kafasını yere çarpmasın diye elimi koyarım. Düştüğümüz gibi gıdıklamaya başlarım. Amacım zaten onu gıdıklamaktı. Biraz da ben ona aksiyon yaşatmam gerekiyordu.
Nihat gülerek "Anıl kes şunu!"
"Sen akıllanana kadar yapmaya devam edeceğim"
"Ama Anıl!"
Gıdıklamayı bırakırım "Tamam tamam bırakıyorum. Bak bir daha aksiyonlu bir şey istemiyorum. O kağıtları toplar sana yediririm, anlaştık mı?"
Duraksarım. Sanki arkamda 3 göz bizi izliyor gibi hissederim. Arkama baktığım an hissettiğimin şeyin gerçek olduğunu anlarım. Göktuğ, Berat ve Melih bize bakıyorlar. Berat Melih'in arkasından sarılmış şekilde konuşmaya başlar.
"Bizden daha hızlılar"
Göktuğ bana bakar "Paşkanım... Countryhumans rp'deki düğün konusu sizi fazla etkilemiş sanki... Ama nikah memuru ben olabilirim!"
Melih ellerini cebine sokar "Ben karışmıyorum. Ne hâliniz varsa görün"
Berat Melih'in yanağını uzunca öper "Çok haklısın sevgilim"
Ben onlara ters ters bakarım Nihat ise beni ittirir. Yerden kalkarım.
"Beyler ama olmuyor! O sadece rp'deydi. Ben sadece Nihat'a ders veriyordum"
Nihat gaza gelerek "Evet tost çok haklı!"
Sabır dilerim "Sende sus bi Nihat ortalık zaten karışık"
Göktuğ ellerini kendi beline koyar "Neyse paşkanım siz haklısınız ama bir şey soracağım. Nihat naptı da bu hâle geldiniz"
"Nihat naptı mı? Gitmiş adam dolabı devirmiş! Yalnızken uslu uslu durduğunu düşünüyordum oysa ki yaramaz çocuğun teki"
Nihat mızmızlanarak "Haklıyım ama! Ben uslu bir çocuğum"
Nedense burada kendimi gülmemek için zor tutuyordum. Aslında Göktuğ, Melih ve Berat'ta gülmemek için kendilerini zor tutuyorlardı. Nihat en küçüğümüz olduğundan kendisini sürekli küçük çocuk ilan ederdi.
Gülerim "Tamam tamam sen uslu bir çocuksun... Neyse herkes işlerini halletsin. Sonra beraber Hetalia izleyeceğiz!"
Bundan sonra herkes işlerini halletmeye başlar. Aslında... Sadece Göktuğ gerçekten bir iş yapıyordu. Berat ve Melih zaten kavga etmekten ve romantikten iş yapmaya gelmiyorlardı. Melih bir işe başlayacakken Berat onun hep dikkatini bozardı. Nihat desen o ayrı bir kafa. Zaten gördünüz neler yaptığını. Ben ise kendi odama çekilip Noyan'ı düşünmemeye çalıştım.
Neyse ki artık hepimiz bilgisayarın başına oturup Hetalia izlemeye başladık. Göktuğ bilgisayarın karşısında sağında Nihat solunda ise Berat. Berat'ın kucağında da Melih vardı. Ben ise Berat'ın yanına oturuyordum.
Nihat pür dikkat bilgisayara bakıyordu. Çünkü hepimiz o bölümü izledik ama o izlemedi. Göktuğ ise efendi efendi izliyordu. Berat Francis ve Arthur sahneleri gelince Melih'le uğraşmaya başlardı. Ben... Ben izlemiyordum bile. Heyecanlı heyecanlı izleyen ben bu sefer içimden gelmiyordu. Çünkü hâlâ aklımda Noyan vardı. Noyan... Naptın bana?
Sessizce sandalyeden kalkarım. Kimseye rahatsızlık vermek istemedim çünkü. Balkona geçip sigaramı yaktım. Bir nefes çektiğim zaman omzunda bir el hissettim. Melih yanıma gelmişti.
"Anıl... Bugün çok dalgınsın. Hetalia izlerken heyecanlı izleyen sen nerede bugün?"
"Bende bilmiyorum nerede olduğunu. İçime gömdüm galiba."
"Neden peki"
"Çünkü..." Sigaramı Melih'e verdim. Melih'de bir nefes çekti.
"Çünkü ben bugün birisiyle tanıştım Melih. O... İçimde bir duyguyu uyandırdı sanki"
"Nasıl bir duygu uyandı?"
"Sanki içimde kelebeklek uçuyor gibi. Kalbim sıkışıyor ve nefeslerim düzensiz oluyo-"
"Abayı yapmışsın"
"Ne!? Saçmalama Melih... Ben ve o... İmkansız"
"Neden imkansız olsun ki? Mesela bende Berat ile ben imkansız olarak düşünüyordum. Bizden olmaz lan diyordum içimden. Bakmışım... Biz sevgili olmuşuz"
"Peki... Melih. Pişman mısın?"
"Yani... Tabi pişman olduğum zamanlar oluyor."
"İnsanız sonuçta. Her zaman pişman oluruz. Ama pişman olsak da sevdiğimizin olduğunu bildiğimiz için o pişmanlık gider."
"Tam da ağzımdan aldın lafı Anıl"
Gülümserim ama gülümsemem solar "Neden pişman oluyorsun?"
"Çünkü eski sevgilim Elmas geliyor aklıma. Onu bazen üzdüğümü düşünüyorum. Yine de arkadaş kaldığımıza seviniyorum"
"Demi Elmas o seni bırakıp gitmedi yine de. Off çok şanslısın!"
İkimizde gülmeye başlarız. Melih'in yanında kendimi gerçekten rahat hissediyordum. İyi ki varsın Melih.
Melih'e yaklaşıp ona sıkıca sarıldım.
"Anıl... Onla arkadaş olmayı denesene."
"Nasıl olabilirim ki? Hastanede tanıştık ve o hemşire... Sırf tanışmak için hastaneye gidecek hâlim yok. Zaten hastane kocaman. Onu nereden bulacağım"
Tam o sırada telefonuma mesaj gelir. Melih'in elinden sigarayı alıp bir nefes çekerim sonra telefonu cebinden çıkarım. Telefonu açıp ekran yüzümü aydınlattığı an donup kalırım. Sigara elimden kayıp düşer. O mesaj...
Bölüm etkileşimi
