11. bölüm · Ansızın karşımda 1

Bölüm 11: Kız kavgası

Ezgi Güleç

İnci Albayrak

Ertesi sabah

Telefonuma gelen bildirim sesi ile uyandım. Bu gün pazartesi olduğu için biraz mutsuzdum. O anda beni uyandıran bildirimi öğrenmek için ayağa kalktım. Telefonun yanına giderken beni çok değerli uykumdan uyandıran mesajın önemli olmasını diliyordum. Ardından söylenerek telefonu elime aldım. “Umarım önemlidir çünkü değilse mesaj sahibini geberteceğim!” Mesajı atanın ismini görünce yüzümde ahmakça bir gülüş oluştu. “Of saçmalama İnci! Kızgınsın sen ona, kızgın!”
Ardından dikkatimi toplayıp mesaja baktım.

Kahraman Rüzgar: Evin önündeyim.

Ben: Hangi ev?

Kahraman Rüzgar: Hangi ev olacak senin evin

Ben: Evimin adresini nereden biliyorsun?

Kahraman Rüzgar: Dün evine seni kimin bıraktığını sanıyorsun?

Ben: Doğru hazırlanıp aşağı iniyorum.

Kahraman Rüzgar: Daha hazırlanmadın mı?

Ben: Beni meşgul ediyorsun. Senin yüzünden hazırlanamıyorum.

Kahraman Rüzgar: Tamam, sustum.

Hızlıca üstüme bir kazak altıma ise bir kot pantolon geçirip çantamı alarak evden çıktım. Rüzgar’ı evin bahçesinde beklerken buldum. “Selam.” Yanına ilerledim ve yürümeye başladık. “Selam. Nereden esti buraya gelmek?”
“Neden olmasın? Yasak mı?”
“Hayır sadece. Sevgilinle gidersin diye düşünmüştüm.” Rüzgar bu sözlere karşın garipser bir yüz ifadesi ile “Sevgilim mi?” dedi. Sanki bilmiyormuş gibi. Ah çıldıracağım! Ardından gülerek “Hayır sevgilim yok.”
“Dalga mı geçiyorsun? O zaman dünkü kızda kimdi?”
“Sadece bir arkadaş.”
“Sevgilin olan bir arkadaş.”
“O sevgilim değil.”
“Her neyse! Sevgiline ayıp ettin ama. Neyse boş ver bana açıklama yapman gerekmiyor.” Sustu. Sustum. Otobüs durağına varana kadar ikimizde tek kelime etmemiştik. Bizim evden otobüs durağına yirmi dakikaydı. Koskoca yirmi dakikada ne bir konuşma başlatmıştı nede tek kelime etmişti. Sanki dilini yutmuştu da konuşma yetisini kayıp etmişti. Otobüse bindik ve arka koltukların bir önündeki ikili koltuklara oturduk. Kazağımın boğazlarını düzelttiğim sırada camdan dışarı bakıyor göz ucuyla bile Rüzgar’a bakmıyordum. Ona fazlasıyla kızgınım çünkü! Aman neden kızgınsam bende! Çocuk beni aldattı sanki. Sevgilim bile değil! Of İnci düşünmeyi kes artık!
Otobüs hareket etmeye başladığı sırada telefonum çaldı. Çantamdan telefonu çıkartıp arayan kişinin kim olduğuna baktığım sırada Rüzgar’ın gözleri üstümdeydi. Tabii ki bu kişi Yaren’di. “Alo?”
“İnci okula geldin mi?”
“Daha değil neden?”
“Oh iyi.”
“Kızım beni delirtme ne oldu.”
“Şey ya… Şey oldu.”
“Yaren! Ne oldu?”
“Tamam söyleyeceğim ama sakin kalacaksın.”
“Yaren söyle!”
“Peki.”
“Seni bekliyorum.”
“Okuldaki senin pekte hoşnut olmadığın kızlar var ya hani.”
“E…!” Bir süre sessiz kalınca anlık bir sinirle çıkıştım. “Kızım sadede gel! Yine ne yaptı bu şirret Nur ordusu!”
Rüzgar bu söylediğimi duyunca ufak bir kahkaha attı. Sanırım sinirli olmam onun komiğine gitti. “Ne gülüyorsun sen oradan öyle!” Benden korktuğunu belli ederek eliyle ağzını kapattı. “Sustum.” Şükür gülmeyi kesmişti yoksa elimde kalacaktı. Ardından tekrar Yaren’e döndüm ve konuştum. “Kızım susmasana. Konuş!”
“İşte onlar abin ve senin hakkında atıp tutuyorlardı. Kendim duydum. Kızlar tuvaletinde sizin hakkınızda pekte hoş olmayan şeyler söylüyorlardı.” Dona kalmıştım. Abim benim kırmızı çizgimdi. Aniden göğsüm sıkıştı ve otobüsü durdurmak için kırmızı butona bastım. Telefonu kapattım ve otobüs durur durmaz indim. Rüzgar ne olduğunu anlamadan peşimden gelmeye başladı. Arkama dahi bakmadan koşuyordum. Sonunda yorulup yol kenarındaki kaldırım taşlarının üstüne oturdum. Ağlıyordum. Yine ağlıyordum. Kahretsin! O kızları bulup gebertmeliydim ama ilk önce panik atağımın durmasını sağlamalıydım. Benim ileri seviye bir panik atağım vardı tabii sadece bununlada bitmiyordu. Kusma ve bayılma ihtimalimde vardı. Bunlarla normal hayatta başa çıkabiliyordum fakat konu abim olunca bu işler pekte böyle olmuyordu.
Rüzgar yanıma geldiğinde ruhsuz gibi boşluğa bakıyor ve ağlıyordum. “İyi misin? Yaren sana ne dedi?” Sabır diler gibi ellerimle yüzümü kapattım. Sonunda ellerimi yüzümden çekip konuşmaya başladım. “Abimle ilgili.”
“Anladım. Peki abinle ilgili sana ne söyledi de bu kadar üzüldün.” Cevap vereceğim sırada tekrar telefonum çaldı. Ağlamaklı sesimle telefona cevap verdim. “Efendim?”
“İnci, kızlar seninle konuştuklarımı duydu. Şu anda yanına geliyorlar.”
“Tamam kapat.”
“Ne yapaca-“ Telefonu Yaren’ini yüzüne kapatıp göz yaşlarımı sildim. Hazırım bunu yapabilirim. “Ne dedi?”
“Birazdan anlarsın. Sen istersen okula git ben biraz geç kalacağım.”
“Hayır. Bende burada senin yanında kalacağım.”
“Peki.” Kızların gölgesi birden önüme düştü toplamda dört kişiydiler. Kolay yenerdim. “Aaa! Selam Rüzgar. İnci, sendemi buradaydın?” Dişlerimi sıktım. Bu kızın kafasını kopartmamak için dişlerimi sıktım. “Hı,hı.”
“Aaa ne büyük tesadüf!”
“Hm ne demezsin.”
“Üzülmedin dimi canım? Ay kusura bakma vallahi, niyetim kötü değildi. Tabii yetiştirmiştir sana Yaren. İşi ne ki?”
“Düzgün konuşmanı tavsiye ederim Aslı’cığım.”
“Neden ne yaparsın?”
“Kaşınma!”
“Kaşınıyorum, gel de kaşı!” Elimi Aslı’nın saçlarına geçirip çektim. Ardından ayağımla bacağının arkasına bir tekme atıp onu yere serdim. “Bak uğraşmadım bile.”
“Kızlar! Sizde.” İki tanesine çelme takarak yere serdim. Diğerinin ise karnına bir tekme geçirdim ve oda yerde. Ben Hulk* değildim onlar çok zayıftı. Onlara tekrar bir tekme savuracakken Rüzgar kolumdan tutup kulağıma fısıldadı. “Sakin ol. Hadi gidelim.” Kızlara dönüp son bir uyarı yaptım. “Dua edin yanımda Rüzgar var. O da olmasaydı, sizi benim elimden alacak bir Allah’ın kulu olmayacaktı. Ayrıca son bir uyarı. Bir daha ne benden nede çevremdeki insanlardan söz etmeyeceksiniz yoksa… Yoksa olacakları sizin hayal gücünüze bırakıyorum.” Rüzgar’la kızların yanından ayrıldım ardından Rüzgar’a eve gitmem gerektiğini söyledim. Ben eve o ise okula gitmişti.

*Marvel’in bir aksiyon, bilim kurgu filmidir.