1. bölüm · Ansızın karşımda 1

Bölüm 1 : Kahraman çocuk

Ezgi Güleç

İnci Albayrak

“İnci, kızım koro etkinliğine geç kalacaksın!” diye bağıran annemin sesi kulaklarımda adeta bir cadının tatsız senfonisi gibi yankılandı. Gayet sesli bir iç çektim. Annemin bunu duymuş olması gerek ki “Bak, bak hâlâ laf !” diye kızdı. Odanın içinde dört dönüp elini beline yapıştırarak dolanan annem, biran dönüp benimle göz teması kurma isteğinde bulununca ne yapacağımı şaşırıp, annemin yüzüne baka kaldım. “Bak hâlâ bakıyor! Kızım hazırlansana sen beni delirtecek misin?” İçimdeki bıkkınlık duygusunu bir kenara bırakıp annemin sitemini yerine getirmeliydim. Ki öylede yaptım. “Ben, çıkıyorum anne !” diye son bir kez haber verip evden çıktım. Sekiz otuz otobüsüne yetişmeliydim. Ben o otobüse binip yarım saatin ardından birde yürüyerek etkinlik alanına gitmem gerekiyordu. Bunu hangi canlının bünyesi kaldırır ki. Tam o sırada düşüncelerimi bir hançer gibi bölüp geçen Yaren’in telefon araması olmuştu. Telefonun susmasını dileyerek, büyük bir iç çektim. En sonunda pes ederek telefonu açmak durumunda kaldım. Her zaman olduğu gibi. “Efendim Yaren, korkma otobüs yolunu tutarken kendi otobüsüm ecelim olmadı!” Yaren, yine başlıyor dermiş gibi bir ses çıkardı. “Sakin olsana! Nedir sabah, sabah bu sinirin anlayamıyorum.” Evet, doğrusu ben anlaya biliyorum. Acaba sabahtan beri başımda yarasa gibi ötüp duran tiz sesli kafa bozucu annemden dolayı olabilir mi? “Kusura bakma.” Bir nefes bile almama izin vermeden hemen söze geçti.
“Tamam sorun değil neredesin en fazla iki saat içinde burada olman gerekiyor.”
Kahretsin anneme söylenmekten bu konuyu unuttum. Tam Yaren’e bekle biraz diyecekken otobüs geldi ve cevabım hazırdı. “Otobüs şimdi geldi Yaren, jet değilim ben, geliyorum işte çatlama!”
“Çatlarım İnci! Hem de öyle bir çatlarım ki bir daha yapıştıramazsın!” Gerçekten komik mi olmaya çalışıyor yoksa bu kızın şakalarına zaafım falan mı var. “Tamam, tamam otobüse bindim şimdi yarım saate oradayım dayan azıcık. Neyse benim kapatmam gerek oraya gelince arar, seni bulurum.”
“Tamam, görüşürüz haber ver bana.”
“Tamam, görüşürüz.”
Otobüs o kadar kalabalıktı ki ine düşse bulunmaz. Tam kendime yer buldum diyordum ki tipik teyze yine gelip beni buldu. “Kızım ben oturayım haydi. Bak, yaşlı başlı kadınım, kalkmamak ayıp olur.” Neden hep böyleleri beni buluyor? Kadına yer vermezsem de ayıp olacak. “Tabii teyzeciğim buyur.” Dediğim sırada kenardan bir oğlan çıktı. “Teyzeciğim buyur sen buraya geç.” Ne yapıyor bu, kahraman falan mı olmaya çalışıyor? “Sağ ol deli kanlı.” Çocuğa, “Ne halt ediyorsun?” diyor muşum gibi bir bakış attım. Anlamış olması gerekiyor ki, “sorun değil.” şeklinde bir bakışla benim sorumu yanıtladı. Çocuğa kibarlık olsun diye “ İsterseniz siz buraya geçin, ayakta kalmanıza gerek yok.” dedim. “Gerek yok teşekkürler, siz oturun.”
Ne yapıyor kahramanlık mı? Kibarlık ettim geç otur! Ki bu pek yapmadığım bir şey.
Her neyse kendisinin halt etmesi ben karışmıyorum diyerekten “ Sağ ol.” dedim.
Arkamı döndüğümde çocuğun bana baktığına yemin edebilirdim.
Ama arkamı dönüp kontrolde edemezdim. Her neyse!