AGAFYA kitap kapağı

4. bölüm / 6

AGAFYA

RUH EMİCİLER

Vaveyla Yazarı: Lilith Yiğit

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: RUH EMİCİLER

Mutlu olmak için hayatımızın Dörtdörtlük
olmasına gerek yok ya da bir sevgi sözcüğünün söylenmesinede sadece sevdiğin insanın gözlerine baktığında küçücük de olsa bir sevgi kırıntısını görmekte yetiyor insana,belki de sadece bana yetiyor...

Kalbimin üstünde kocaman bir yük taşıyor gibiydim, içim içime sığmıyordu nefes alamıyordum sanki ruhum bedenimi terk etmeye çalışıyordu.Ağlamak ağlamak istiyordum ama Aras yanımda olduğu için güçsüz gibi görünmekde istemiyordum ayrıca arabaya bineli on dakikayı geçmişti bile neden o yere varamadık ki gelirken bir dakika bile sürmemişti.

"Neden az önce ki gibi daha hızlı gitmiyoruz,güçlerinmi bitti "

"Hayır bitmedi."

"Neden kullanmıyorsun o zaman"

"Senin için"

"Bilmece gibi konuşmayı kesermisin, derhal o güçlerini kullan arabada oturmaktan sıkıldım"

"Tutma kendini artık,ağla"

"Ne ağlaması ya,ne diyorsun"

"Sabahtandır kendini tutmaktan gözlerin şişecek. Bırak aksın göz yaşların,kimseye anlatmam merak etme."

Konuşmasını bitirmeden aptal gözyaşlarım yavaş yavaş akmaya başlamıştı. O kadar durdun niye şimdi geliyorsun he aptal gözyaşı, gelme tamam mı daha fazla gelme nolurrr.

"Sıkma kendini o kadar.Ağla ,iyi gelir."

Sende sus ya tutamıyorum zaten kendimi,durmadan geliyor.
Ağlamak bana hep yasaktı şimdi tüm o yılların acısını çıkarıyormuş gibi akıyordu gözyaşlarım. O kadar fazla birikmiş gibi ki durmak bilmiyordu biryandan da kalbimde büyük bir sızı vardı,boğazımda da yutamadığım koca bir düğüm vardı. Neden vardı ki , neden yani...

"İn"
Hıçkırıklarımın arasında
"Geldik mi?"
Dedim.Tabi bu kadar kötü ağlamamla ne demek istediğimi anladıysa büyük mucize

" gelmedik ama deniz kenarına geldik. İn, biraz hava al iyi gelir."

" iyim ben gidelim şu yere biran önce"

" iyi falan değilsin,in arabadan ve birdaha ağlamayacakmışsın gibi ağla."

" niye öyle dedin ki çok mu kötü görünüyorum?"

"Evet. Ayrıca bundan sonra pek ağlamaya vaktin olmayacak o yüzden öyle dedim."

" peki"
Pek konuşacak gücüm yoktu o yüzden sakin bir şekilde istediği gibi arabadan inip deniz kenarına birdaha ağlamayacakmışım gibi ağlamaya gittim. Arkamda ki nefes seslerini duymamla ağlamamın bittiğini daha doğrusu akacak gözyaşımın olmadığını anladım.
Denizin uçsuz bucaksız maviliğine bakarak

"Ne zamandır arkamdasın"
Dedim sonrasında yavaş adımlarla yanıma doğru gelerek aramıza iki kişilik mesafe bırakıp yanıma oturdu
" arabadan indiğinden beri "
Yüzümü denizden ayırmayarak
"Biliyormusun ben hiç bir zaman normal bir çocuk gibi yaşıyamadım. Babam benim diğer çocuklardan hep farklı olduğumu söylerdi, bu sözüne o kadar inanmıştım ki diğer çocukların babası onlarla eğlenirken babamın benle eğlenmemesinin nedenini hep buna bağlamıştım"
Dedim.

" diğerlerinden farklımısın bilmiyorum ama ne kadar farklı olsan bile sen bir çocuktun ve her çocuk gibi kendi babanın şefkatine ,sevgisine ihtiyacın vardı. Anlaşılan baban seni kandırmış"
Evet çocuktum ama onun söylediklerine inanmak istemiyorum çünkü babam beni kandırmaz!
" Babam beni çok seviyor beni asla kandırmaz "
Diyerek onun gözlerinin içine bakmak için yüzümü ona çevirdim. Gözlerine baktığımda su yeşilimi yoksa mavimi olduğu belli olmayan gözlerinde eski bir anını hatırlamış gibi uzaklara daldı. Kendisini zorlada olsa o eski anından kurtararak oda gözlerimin içine bakmaya başladı
"Ne desem babanı savuncaksın ama gördüklerini hiç unutma "
Diyerek benim birşey söylememi beklemeden ayağa kalkıp arabaya doğru yürümeye başladı. Aras söylemeseydi bile o gördüklerimi nasıl unutabilirdim ki ben hiç bir zaman babamı öyle görmedim böyle biri olduğunu hiç ama hiç bilmiyordum. O gülüşünü,mutlu oluşunu hele ki o gözlerindeki huzuru hiç görmemiştim... Beş dakika daha denizi seyretikten sonra ayağa kalkıp arabaya doğru yürümeye başladım, arabanın kapısını açıp oturduktan sonra benimle hiç konuşmadan arabayı çalıştırdı ,gidiyorduk dönüşü olmayan o yere.

....
Bir dakika bile sürmeden o yere gelmiştik. Bu kadar çabuk gelmemizi bir türlü anlayamıyordum sanki gizli bir perde varmışda ordan geçip başka bir yere gidiyormuşuz gibiydi,eğer bunları güçlerini kullanarak yapıyorsa ve bu güçler o gece ona verildiyse benimde öyle güçlerim olmalıydı ama nedense kendimde hiç bir değişikliği hissetmeyip nasıl yaptığınıda anlayamıyordum. Acilen bu güçlerin nasıl kullanılacağını öğrenmem lazım benim için çok eğlenceli olucak
"İn"
Demesiyle daldığım tüm düşüncelerden uzaklaşarak arabadan indim.kulübeye doğru gitmesiyle onu takip etmeye başladım, kulübenin kapısını açıp içeri girdi kapıyı benim için tutma gayreti bile göstermedi onun yüzünden az kalsın tahta kapıya çarpıyordum iyi birimi yoksa kötü birimi anlayamıyordum ama çok gıcık biri olduğu belliydi. Kapıyı kendim için açıp içeri girdiğimde onu kendi sedirinde uzanmış hatta uyumaya çalıştığını görmemle şaşırdım,sanki çok yorulmuş beyfendi alt tarafı yirmi dakika falan dışarıdaydık.
" biraz centilmen olmayı öğrensen iyi olur!"
Deyip kendi sedirime doğru gidip bende onun gibi uzandım sağıma dönerek ona bakmaya başladım ama dediğimi duymamış gibi yapıp uyumaya devam ediyordu,onunla daha fazla konuşup yorulmak istemediğim için bende gözlerimi yumup uyumaya çalıştım ama bir türlü babamın görüntüsü aklımdan çıkmadığı için uyuyamıyordum. Kapının birden açılmasıyla ürküp hemen ayağa kalktım,içeri giren siyahi, zeyntin gözlü, bir yetmiş boylarında , sıska yani Mert gelmişti etrafına bakınıp sonrasında bana dönerek
" uyuyan güzel naptın sen bunuda kendine benzetmişsin"
Diyerek Arası işaret ediyordu.
"Kimseyi kendime benzettiğim yok, yalandan uyuyor zaten"
"Yalandan mı?"
" evet numara yapıyor ayrıca ben mecburen bir ay boyunca uyudum isteğim dışındaydı yani o yüzden bana uyuyan güzel falan deme benim bir adım var!"
"Ay sakin ol Agafya dalga geçiyordum anlaşılan Arasda seni kendine benzetmiş,hıı söyle bana nasıl yaptınız bu kısa sürede bunu "
Bunların hepsi gıcık anlaşılan cevap bile vermeden eski yerime geçip onu izlemeye başladım
"Ne diye bakıyorsun öyle benide mi kendine benzeticeksin. Baştan söyleyim ben zaten uyumayı çok seviyorum akşamları ama "
Ona bakıp yümüzü buruşturdum sonrasında gözlerimi ondan alarak uyumaya çalıştım ,tam uykuya dalıcağım esnada bir şeyin yere düşme ve sedirin çıkartığı gıcırtı sesinden dolayı hemen o güzel huzuru bulacağım uykumdan kalkıp önümde duran Aras ve Merte bakmaya başladım. Aras ayakta Mert'in elini sıkıyordu sıkmakla kalmayıp bir o kadar da sinirli gözlerle Mert'i uyarıyor gibiydi, Mert hemen beni farkederek elini Arastan kurtarıp yanıma geldi
" harbiden numara yapıyormuş pezevenk"
" düzgün konuş lan! "
" ay Agafya görüyormusun ne kadar agresif itici bir insan, sen bunu hiç kendine benzetememişsin ki bu bildiğimiz hıyar yine"
Bunlar gerçekten deli olmalılardı yoksa bu olayın başka açıklaması olamazdı, ayağa kalkıp üstümü düzeltikten sonra Aras'a bakıp Mert'e
" sana numara yapıyor demiştim test etmene gerek yoktu "
Dedim.Mert ağzını açıp birşey söyleyeceği zaman kapı açılıp içeriye Aslı girince ne diyeceğini unutmuş gibi sessiz kaldı, Aslı bize bakıp
" büyük baba sizi çağırıyor. Hemen gelin ne yapacağımıza dair konuşma yapacağız"
" hemen mi Aslı"
" hemen şimdi Mert"
" offf yaa"
" nazlanmayı bırak, arkamdan gelin hadi"
Deyip kapıyı açıp dışarı çıktı. Aras ve Mert'i beklemden bende kulübeden çıkıp Aslıyı takip etmeye başladım. Nereye gidiyorduk hiç bir fikrim yoktu ama Aras bana insanlara gerçekten yardım edebileceğimi söylemişti o an bir ümitle bunu kabul ettim ama o dedenin bahsetttiği ruhlar gerçekse ve ben onlarla savaşmak zorundaysam bunu nasıl yapıcaktım, ben beş yaşıma kadar gölgemden korkan biriydim ruhlarla nasıl savaşıp kazanıcaktım anlaşılan benim yüzümden şimdiden kaybetmiştik.

Aslı'yı takip edip bir boş arazide durunca konuşmayı bu arazide yapıcağımıza çok şaşırdım, bu sıcakta oturacak bir yeri bile olmayan bu yerde nasıl konuşma yapıcaktık ki .Aslı ayağıyla bir noktaya baskı uyguladığında yerden bir sürgü kapısının açıldığını gördüm. Gerçekten hep hayalimdi yerin altında bir yaşam alanımın olması,olsaydı bu sayede pek kimseyi görmek zorunda kalmazdım
"İn"
Duyduğum sesle arkama baktığımda Aras'ın bana dimdik baktığını gördüm tam birşey diyeceğim sırada benim birşey dememi beklemeden hemen önüme geçip sürgülü kapının açıldığı zamanda yerin derinliklerine doğru inen merdivene ilerledi , bu da neydi şimdi hiç anlamadım bu adam sürekli bana in mi diyecekti fazlasıyla sinirlenmiştim. Hızlıca onun arkasından ilerliyerek onun duyacağı şekilde bağırıp
" bir daha in diye konuşursan çok kötü olur. İn demek yerine daha uygun, kaba gözükmeyen sözcüklerde var ukala bey!"
Demiştim ama yine duymazdan gelerek ilerlemeye devam etti
" boşver onu o hep böyle "
Mert'in sesini duymamla arkama dönüp ona bakarak
" kendini düzeltse iyi olur çünkü böyle insanlara tahammülüm yok. Değil birlikte çalışmak yan yana bile gelmem onunla"
" onu değiştirmek zor canım, bir yıldan fazladır beraberiz ama doğru düzgün konuştuğunu görmedik"
Ben ona ne yapıcağımı iyi biliyorum, zamanı gelip zorla değil kendi isteğiyle yanıma gelip güzelce konuşacak...

Merdivenden inip düz bir koridordan yürüdükten sonra karşımda kocamam bir kapı duruyordu benim birşey dememi beklemeden Mert hemen kapının sağ üst tarafında duran küçük bir kutu gibi gözüken yere parmağını bastırdığında kapı hemen iki tarafa ayrıldı. Bunların yaşadığı yer kasaba gibi evleriyse tahtadan ve çürümüş ama arabaları ve bu yer gerçektende teknolojinin zirvesi gibiydi çünkü kapı açıldıktan sonra içeri girdiğimde kocaman yuvarlak bir masa ve masanın etrafında ondan fazla insan önlerinde son model bilgisayarlar tam karşımda ise duvarla bir bütün olan kameramı bilgisiyarmı olduğu belli olmayan koca bir ekran ekranın birden fazla bölmesi ve her bölmede kasabaya ait bölgeler, kaldığım kulübeyi bile rahatlıkla burdan görebiliyordum.

Mert bir elini omzuma diğer eliylede sol tarafımda duran kapıyı işaret ederek
" buradan Agafya "
Dedi bende onun göserdiği yere ilerledim . Bana kapıyı açarak onunla beraber içeri girdim, içeri girdiğimde burda da aynı diğer oda da olduğu gibi yuvarlak bir masa ama diğeri kadar büyük olmayan masada oturanlar Aslı,Berk, Aras ve maviş dedikleri kız oturuyordu sadece üç sandalye boştu bu sandalyeden biri Mert biri o dede ve diğeri benim içindi sanırım.Aslı yanında ki sandalyeyi işaret ederek
" gel Agafya böyle yanıma otur"
İtiraz etmeden onun dediğini yaparak hemen yanındaki sandalye' ye oturdum
" gerçekten bu kız bizimlemi mücadele edicek , inanılır gibi değil şuna baksanıza bi!"
İğneliyeci bir şekilde konuşan maviş denilen o kıza şimdiden fazlasıyla sinir olmuştum sanki ben istedim o aptal şeyin beni seçmesini
" bana baksana sen benim neyim varmış he söylesene mavişcik!"
" daha neyin olsun uyuyan güzelcik!"
" ikinizde hemen susun! Olan oldu artık maviş bunları tartışmanın sırası değil"
Aras'ın konuşmasıyla kafamı hemen ona çevirdim
" sen karışma ukala "
Aras bir anlık sinirle ayağa kalkıp bana birşey söyleyeceği zaman Aslı araya girerek
" tamam Aras bu kadar yeterli."
Sonrasında hepimize bakarak
" Sessiz olun hepiniz büyük baba birazdan gelir "
Dedi , beş dakikadan fazladır hepimiz sessiz bir şekilde oturup sadece birbirimize bakıyorduk . Birden Berk'in aklına birşey gelmiş gibi ayağa kalkıp odanın bir köşesinde duran küçük dolaptan bir kutu alıp yanımıza gelerek
" bunları bugün aldım . Büyük baba bunlara ihtiyacımız olduğunu söyledi merak etmeyin hepinizin numarasını birbirine kaydettim hatta bize özel bir grup bile açtım"
Diyerek kutunun içindeki telefonları tek tek dağıttı, bunların telefon alma yetenekleri varda neden o bunak ben istediğim zaman almamıştı bunun hesabını gelince ona ödeticekdim.
" ruh emiciler mi ? Mükemmel bir grup ismi bulmuşsun brocum"
" eyvallah Mert"
Duyduklarımıza hiç birimiz inanmayarak hemen telefonlarımıza bakmıştık ve maalesef ki Mert doğruyu söylüyordu gerçekten de grup ismini ruh emiciler koymuştu ,Aslı hariç hepsi sorunluydu gerçekten.sonrasında yine hepimiz sessiz bir şekilde oturup telefonlarımız kurcalıyorduk taki kapı açılıp içeriye o bunak girinceye kadar
" beklettim kusura bakmayın çocuklar"
" ne kusuru baba gel otur şöyle de başlayalım"
Aras babasının sandalyesini çekip oturmasına yardımcı olduktan sonra hemen oda yerine geçip
" başlayabiliriz gençler"
Dedi ve hemen karşımda duran duvarda kocaman bir ekran açıldı bu ekran diğer odadakine biraz beziyordu , ekranda koca dört büyük isim vardı , bu isimler :
MEDUSA
LİLİTH
SİRENLER
DAVARA
Sanırım gerçekten başlıyorduk...