3. bölüm / 6
AGAFYAİLK ADIM
Bölümler 6Şu an: İLK ADIM
- 1 BAŞLANGIÇ1.485 kelime
- 2 İKİ KORUYUCU974 kelime
- 3 İLK ADIM1.792 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 RUH EMİCİLER1.777 kelime
- 5 ZANO1.607 kelime
- 6 BUZ NEFESİ1.817 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Hayatım boyunca ne zaman normal bir yaşama sahip olucam diye düşünürdüm,babam benim diğer çocuklardan hep farklı olduğumu söylerdi o nedenle normal bir çocuğun yaptığı hiçbirşeyi yapamamı istemezdi. Ağlamak bile yasaktı bir çocuğa ağlamanın yasak olduğunu nasıl anlatabilirsiniz ki,babam her ağlayaşım için ceza vererek zorlada olsa öğretmişti. Ağlamak, ağlamak bana yasaktı.
Ağlamayı yasaklamıştı babam peki şimdi neden sedirin yanında oturup ağlıyordum ki yasaktı bana ağlamak sonuçta neden ağlıyordum ben neden
" Ağlamayı ne zaman kesiceksin "
işitiğim sesle kafamı yukarı kaldırdım karşımda Aras koları çapraz bir şekilde yukardan bana bakıyordu
" Ne zamandır burdasın"
" Ben hep burdaydım"
" Nasıl hep burdaydım"
eliyle arkamı işaret ettiğinde arkamı döndüm ve benim sedirim gibi bir sedirin daha olduğunu farkettim, demek burda hep yanımdaymış neden farketmedim ki hiç. Öldürseler ruhum duymaz benim bu ne biçim dikatsizlik böyle
" Hep burdaysan neden hiç ses çıkarmadın"
" Uyuyordum ama ağlayışın bir türlü uyutmadı, neden ağlıyorsun"
" Susmam gerektiğini söyleyebilirdin gelip başımda dikilmenin bir anlamı yok"
" Ağlayanlara saygım sonusuz"
" O nedenlemi ağlamamı kesmemi istedin" Bana doğru eğilerek eliyle gözümden akmak üzere olan gözyaşımı alıp tekrardan doğrularak " Her ne olduysa bu gözyaşlarına akıttığına değmez onlar çok değerli "
" Bu seni ilgilendirmez kendi işine bak birdaha da benimle konuşmaya çalışma "
" Seni görmek bile istemiyorum ama Zago gecesi yaptığından sonra bu imkânsız. Biz artık bir takımız"
Zago evet ya o gün nolmuştu bana resmen gökyüzüne doğru yükseldim sonrada çok acı çekmiştim her zaman ki gibi, dede vücudumun zamanla güce uyum sağlayacağını söylemişti süper kahramanlarda olduğu gibi bir güçtenmi bahsediyor umarım öyledir. Çocukken hep Batman olmak istemiştim sanırım o gün geldi, saçmalama Agafya hayal dünyasından uyan artık!
" Ne düşünüyorsun öyle "
" Sen hâlen burdamısın ya "
" Aynı kulübedeyiz hatırlatayım uyuyan güzel"
" Öncelikle bir daha bana uyuyan güzel deme benim ismim Agafya ve evet aynı kulübede olabiliriz ama kendi sedirinin yanında ol dibimde değil "
" Hmm Agafya kulağa hiç hoş gelmiyor maalesef uyuyan güzel demek zorundayım hep"
Ukalaya bak sen ya kulağa hoş gelmiyormuş senin kide hiç hoş değil ben sana lakap takıyormuyum hayır ah Agafya saçmaladın iyicemen ismi tamda ona göre onun için yaratılmış gibi
" Hoş olup olmadığına bakmıyoruz ismim Agafya ve sen de bunu kullanıcaksın yani gerektiğinde hep gelipte konuşmaya çalışma"
" Cıkk uyuyan güzel diycem ben, ayrıca seninle konuşmaya meraklı biri gibimi gözüküyorum"
" Tamda öyle gözü-"
Kapının aniden açılmasıyla içeriye aslı ile beraberinde üç kişi daha girdi, aralarında sıska olan çocuk
" Sonunda uyanabildiniz ya iki gün kesintisiz uyumak ne,uyuyan güzel için demiyorum o bir ay boyunca kış uykusuna yattı"
Hepsi birlikte kıkırdamaya başladıklarında sinirlenmeye başlamıştım sanki keyfimden bir ay boyunca yattım
" Mert saçmalamayı kes artık"
Aslının konuşmasıyla sıska çocuğun isminide öğrenmiştim. Sıska diyordum ama baya yakışıklı biriydi biraz kilo alsa çok iyi olucak gerçekten,neyse banane ya hep böyle kalsın.
Bir seksen boyunda sarışın kas deposu olan çocuk elini bana uzatarak
" Merhaba uyuyan güzel ben Berk "
Elini sıkarak
" Bende Agafya, birdaha uyuyan güzel demezseniz sevinirim"
" Anlaşılan gıcık biri "
İşitiğimle sesle ayağa kalkarak kapının önünde bir elli boylarında kızıl saçlı bir kızın bana iğrenerek baktığını gördüm
" Gıcık olduğumu neye dayanarak söylediğini bilmiyorum ama benim bir ismim var ve o şekilde bana hitâp edilmesini istiyorum bunun neyi yanlış anlamadım"
Aslı araya girerek
" Sen mavişin kusuruna bakma o hep böyle önyargılı davranır"
" Önyargılı falan değilim neyse onu söyledim"
" Maviş!"
" Ne maviş ne"
Demesiyle kulübeden çıkmıştı,burada ki herkes sorunlu anlaşılan eve gidene kadar işin zor Agafya. Maviş demişti ona Aslı kızıl saçlıya maviş ne kadar da uyumsuz bir isim bu, takma ismimi acaba
" Küçük cadı işte yine tatsızlık çıkardı, onun adına özür dilerim Agafya "
Berk'in konuşmasıyla düşüncelerimi bir kenara bıraktım,nasıl bırakcaksam artık konuşurken bile düşünüyorum
" Sorun değil gerçekten,alışkınım ben dışlanmaya ona kızmıyorum"
" Alışkınım derken"
Arkamda olan Aras konuşarak önüme gelmişti
" Kulaklarında bir sorun mu var senin alışkınım yani alışkınım bu "
" Çok açıklayıcı konuşmadımı"
Mert'in konuşmaya dalmasıyla yine sinirlendim, bu hep dalgamı geçicekti benimle ya. Ve aniden kapının açılmasıyla dedenin geldiğini gördüm gerçekten şimdi bir ekip olduk işte
" Bu kadar tanışma yeterli çocuklar zanoya gidiyoruz. Kaptanınızla tanışma vaktiniz geldi "
Bir kaptanımız eksikti oda olsun dimi tam olsun, bu olaya bir son vermem gerekiyor da geçiyor
" Hey dede ben hiç zago mu zano mu neyse oraya gelip sözde kaptanımızla tanışmak istemiyorum. İki gündür uyuymuşum zaten öncesinden bir kaç kişiyi telefon bulmaları için göndermiştin onlar gelmiştir artık verin telefonuda evime gidim ben"
" Çocuklar beni minik koruyucumla yalnız bırakın"
Ne diyeceksen de ne diye yalnız kalıyoruz anlamıyorum
" Tamam baba, sorun çıkartırsa seslenmen yeterli kapının önünde olucam"
Ukala Arasa bak sen sorun çıkartırmışım sen böyle konuşmaya devam et sorun neymiş öğrenirsin
" Çıkarsan bir sorun kalmaz Arascım"
"Cım"
" Kelimelere bu kadar takılmasakmı"
" Hadi oğlum çıkın siz"
Dedenin konuşmasıyla hepsi dışarı çıkmıştı
" Sende geç otur şöyle bakim"
" Böyle iyim sağolun, ne anlatıcaksanız anlatın evime gitmek istiyorum"
" Artık eve gidemezsin kızım"
" Nasıl artık evine gidemezsin o da ne demek beni burda zorlamı tutucaksınız"
" Gel otur şöyle anlatcam sana herşeyi sonra ne yapmak istersen yaparsın olurmu böyle, aşağıdan sana bakınca başım dönüyor yaşlıyım kızım ben "
Ah tabi yaşlısın,sen gidip namaz falan kılsana ne diye benimle uğraşıyorsun
" Tamam oturcam sizde anlatcaksanız anlatın. Babam beni çok merak etmiştir"
" Şimdi kulaklarını iyi aç ve beni iyi dinle kızım"
Benidemi kendisi gibi yaşlı zannediyor acaba
" Tamam anlatmaya başlayın"
" İki gün önce olanlara sende şaşırmış olmalısın"
" Evet öyle,resmen gökyüzüne doğru yükseldim"
" Sözümü kesmede anlatayım herşeyi"
" Tamam tamam"
" Eskiden dünya ve ahiret arasında bir kapı açıktır,ruhlar ve insanlar normal iki topluluk gibi yaşamlarını sürerlerdi ama zamanla kötü niyetli ruhlar insanlardan üstün olduklarını söyleyip kötülüğü ortaya çıkardı. Büyük bir kargaşa çıktığı için kapı kapandı ama dünyada bir kaç kötü ruh kaldı yılın altı ayı uyuyan ruhlar yılın geri kalanında uyanırlar ve insanlara çok korkunç şeyler yaşatırlar bu nedenle kızım atalarımız aramızdan bir koruyucu seçer bu koruyucu önce zorlu sınavlardan geçer sonra zamanı geldiğinde Zago gecesi sizin diyişinizle dolunay gecesi zagonun karşısına çıkarılır ve zagoda ona ruhlara engel olabilmesi için bazı güçler verir"
" Ve Arasla ben seçildim öylemi"
" Aras seçildi evet ve sende seçildin, genelde Zago bir kişiyi seçerdi. O an ikinizde ayaktaydınız birinizi seçmek zorundaydı ama ilk defa iki koruyucu seçti, buna hepimizde şaşırdık"
" Anladım seçmiş falanda ben koruyucu değilim. Bu saçma olaylarını Aras oğlunla haledebilirsin ben evime geri gidiyorum"
" Bunlar sana saçma gelebilir kızım ama hepsi gerçek. İnsanlık tehlikede, tek kurtuluşumuz sen ve Aras"
" Ben kimseye yardım falan edemem insanlık benim sayemde kurtulmaz hepsi ölüme doğru gider. Ben sadece acı veririm insanlara"
" Anlamıyorsun, bu işin şakası yok kızım. Geri dönüşü hiç yok "
" Neyse konuşman bitiyse telefonu Verde evime gideceğim"
" Tekefanı bulamamışlar Aras'a ev adresini söyle seni arabayla bırakır"
" Arabanız varsa neden beni hemen eve bırakmadınız birde yalandan adamlarımın iki günlük yoları var dedin "
" Dinlenmen gerekiyordu o nedenle pembe bir yalan söyledim kusura bakma evlat"
" Yalan yalandır"
" Haklısın. Aras oğlum gel!"
Arabaları olacak kadar gelişmişlerde telefonları olacak kadar gelişmemişler ne kadar da saçma, acaba araba derken taş devrindeki arabalardan bahsetmiyordur
" Evet baba "
" Agafya'yı evine kadar bırak tamamı"
" Ama baba bu ola-"
" Dediğimi yap evlat!"
" Bencede dediğini yap sanane benden "
" Tamam geç önüme "
" Bana emir verme"
" Önden buyrun uyuyan güzel"
" Uyuyan güzel hariç aferim sana böyle devam"
Dememle kapıyı açarak dışarı çıktım
" Niye dikiliyorsun ilerlesene"
" Akıllım nereye gideceğimi bilsem giderim dimi"
Eliyle sağ tarafımı işaret ettiğinde onu beklemeden o tarafa doğru yürümeye başladım, biraz ilerledikten sonra gördüğüm manzarayla ağzım açık kaldı son model toyota corolla arabası duruyordu harbiden gelişmişler bunlar peki neden telefonları yok sorsam iyi olucak ,sanane Agafya kullanmak istemiyorlar demek ki
" Öyle dikilmede arabaya bin"
" eski halimize hemende geri dönmüşüz"
" Çok konuşmada bin hadi "
Bu konuşmanın varacağı bir yer yok en iyisi susup eve gitmek, eve bir varalım nasıl sorun çıkartcam sana bekle beni Arascık. Araba tahmin etiğimdende rahattı, ah bu salak nereye sürüyor böyle daha evimin nerde olduğunu bile söylemedim
" Nereye gidiyoruz"
" Evine"
" Nerde olduğunu söylemedim bile "
" Sus ve arabadan in hadi"
" Neden ne dedim ki şimdi"
" Evine geldik in hadi "
" Geldik mi " şaşırmamla hızla etrafıma baktım ve evet evim tam karşımda duruyordu ama
" Evime bu kadar yakınsak ne diye arabaya bindik "
" Evin yakın değil"
" Eee nasıl bu kadar çabuk geldik süper güçlerinmi var senin"
" Öylede denilebilir , hâlen işin ciddiyetinde değilsin dimi"
" Neyse aptal çocuk bıraktığın için teşekkür etmiyorum,ben kaçar bir daha görüşmemek üzere"
Diyerek hızlıca arabadan çıktım arkama bile bakmadan evime doğru koştum niye koşuyorsam artık, sanırım babamı çok özlemiştim ve evet sonunda evimdeydim bu demir kapıları geçtikten sonra babama kavuşcaktım. Beni görünce çok mutlu olucak
" Baba yapma,yeter! Gıdıklanıyorum"
İşitiğim sesle üşüdüğümü hissettim,bu ses benim evimdenmi geliyordu yoksa banamı öyle geliyordu. Demir kapının deliğinden içeri bakmaya çalıştım ve karşılastığım manzarayla kabimin biran durduğunu hissettim hayır hissetmedim benim kalbim durdu, artık ben bir ölüydüm. Her zaman sinirli olan babam gülüyordu ama bana değil başka birine küçük bir kız çocuğuna ve küçük kız ona baba diyordu, babam onu yakalamaya çalışıyordu mutluydu babam hemde bensiz
" Bir kere bile bu bahçede koşmama izin vermedin baba sen farklısın,sen normal bir çocuk değilsin,gülemezsin,ağlayamazsın derdin hep bana . Benim yerime hemen de birini almışsın bile , bir ay iki gün geçti ve baba sen her saniye aklımdaydın ama sen benim gitmemle daha iyi gözüküyorsun,neden baba? tabi ya ben herkese acı veriyorum dimi bak hayatından gittim diye nasılda mutlusun"
" Yanına git istersen"
İşitiğim sesle hemen arkamı döndüm, Aras düşünceli gözlerle bana bakıyordu
" Sen gitmedinmi daha"
" Sen eve girene kadar hiçbir yere gidemem uyuyan güzel "
" Ah tamam beni bıraktığın için teşekkürler ama başka yere gidicem ben, gidebilirsin yani "
" Az önce teşekkür etmiyorum dedin ne oldu da teşekkür ediyorsun"
" Sana da birşey beğendiremiyoruz"
Ağlamamak için kendimi zor tutuyordum, cevap vermesini bile beklemeden yanından ayrılıp yürümeye başladım
" Dedin ya herkese acı veriyorum diye artık acıdan başka bir şey vermenin zamanı gelmedimi"
Demesiyle önüme döndüm
" Sen benimi dinledin"
" Dibinde olduğum için duymam normal değilmi"
" Tabi ya hep dibimdesin"
" Bu sorumun cevabı değil"
" Be-n insanlara acıdan başka birşey vermeyi bilmiyorum"
" Denemedin bile "
" Boşuna uğraşmış olurum"
" Olsun en azından denedim dersin"
Gerçekten de dediği gibi insanlara acıdan başka birşey verebilir miyim, saçmalama Agafya sen kim mutlu etmek kim.
" Nasıl yapıcağımı bilmiyorum "
Yanıma doğru gelerek elini tutmam için uzattı
" Beraber öğreniriz olmaz mı?"
Şuan ne yaptığım hakkında en ufak fikrim yoktu ama artık bir ailemde yoktu o nedenle Uzatığı elini tutarak
" Olur " dedim.
——————————— —————————— ——-
