3. bölüm · Abimin arkadaşı
3. Bölüm
O an ne diyeceğimi bilemedim ve o an ki panikle ;
- şey ben saate bakıyordum da benim telefonum şey olmuşta…
Diye birşeyler saçmaladım o da benim saçmaladığımı anlamış olacak ki birden gülmeye başladı ve;
- hm anladım telefonun şey olmuş şey olduğu için benim telefonumdan şey yaptın
Diyerek tekrardan kahkaha atmaya başladı ve ben o utançla ağzımı bile açamadım. Sanırım ilk defa bu kadar utanmıştım. Ağzımı açmama zaman kalmadan eda girdi ve ilk defa edanın geldiğine bu kadar mutlu oldum resmen kurtarıcım olmuştu çünkü o an yapılacak mantıklı hiçbir açıklamam yoktu şey şey demek dışında. Eda elindeki limonatalarla bize doğru yaklaşıp “ne oldu neye gülüyorsunuz hayır özel bişeyse ben çıkayım siz gülün”. Edanın beni kurtardığı ve kurtarıcım olduğu kısmını geri alıyorum çünkü şuan tam anlamıyla daha büyük rezil olmuştum. Bende dönüp birşey söyleyecekken Sedat birden dönüp “ne özeli eda ne saçmalıyorsun cinlerimi çıkardın yine tepeme” diyip söylenerek bana doğru yürümeye başladı o an şok olmuştum ama yanlış anlamışım bana doğru değilde telefonuna doğru yürüyormuş. Eğilip telefonunu aldı ve benim yanımdan çekilip gitti. Merdivenlere yöneldiğinde edaya seni öldüreceğim bakışlarımı atmaya başlamıştım bile. Sedat tamamen gözden kaybolunca edanın üzerine atladım;
- dur dur gelme üzerime iremcim canım kankam ben hiç kötü birşey dermiyim he aşkım canım arkadaşım
Bu edanın kendini savunma mekanizmasıydı beni yumuşatmak için genelde böyle konuşurdu. Ama bu sefer değildi;
- ya eda az önce beni rezil ettiinnn !
- ne oldu ki
- ben şey yapıyordum şey oldu
- işte şey deme modu açılmış kesin bişey olduuuu
- of evet , ben abinin telefonunu kurcalarken ona yakalandım
- ne???
- ciddiyim
- işte bu güzel haber ne güzel bi adım atmışsın kızım şimdi utanmanın sırası mı
- dimi ya
- kesinlikle
Daha sonra ben gerçekten kızardığımı fark ettim ve elimi yüzümü yıkamak için merdivenlere yöneldim. Merdivenlerden çıkarken üst katta bi kapının hafif açık olduğunu gördüm ve bu oda Sedat’ın odasıydı bu benim için fırsattı belkide gidip konuşmalıydım. Hafifçe kapıya yaklaştım içeriye göz atarken üstünde tshirti olmayan Sedat’la karşılaşmayı beklemiyordum tabiki. Bu görüntüyü gördüğümde ordan hemen uzaklaşmam gerektiğini anlamıştım ama ayaklarım gitmiyordu onu görmek istiyordum. Ve sanırım birazdaha izleyecektim. Ta ki yatağa yatmış tavanı izleyen Sedat’ın ağzından “neyi izliyorsun?” Cümlesini duyana kadar işte şimdi bitmiştim…
