20. bölüm · Abimin arkadaşı

20. Bölüm

Aleyna Ella

Abimle odamda biraz konuştuktan sonra aşağı indik ayakkabılarımızı alıp evden çıktık. Arabaya binmeden önce abimin sadece doğum günlerimde ve ayağım çatlattığım gün gördüğüm naifliği olan kapıyı açma hareketini gördüm. Teşekkürümü edip araca bindim. Yol boyunca defalarca kez abime sormama rağmen bana nereye gittiğimizi asla söylemeyen abim 25 dakikaya yakın bir süre sonra bizi çok sade ve denizin kıyısında olan lüks denebilecek restorana getirmişti. Arabadan indikten sonra abim;
- hadi bakalım şimdi en eğlenceli kısıma geldik iremcim
- Hangi kısım ?
- Gözlerini kapatma kısımı canım
- Saçmalama abi
- Ya hadi kapat şu gözlerini uğraştırma beni
- Of çocuk muyum ben
- Yani bugüne kadar resmi olarak evet
- Sus be tamam kapattım
Zorlada olsa gözlerimi kapattıktan sonra yavaş adımlarla beni ilerletip restorana soktu. Ancak masaya gitmiyorduk bu kadarına anlayabilmiştim. Beni durduran şey abim değil beni kendimden geçiren kokusuyla bir insandı ve ben o insanı sadece kokusundan bile tanıyacak kadar seviyordum. Abimin gözlerimi açmamı söylemesini beklemeden gözlerimi açtım ve karşımda benden yaklaşık 15 cm uzun olan Sedat’ı gördüm o da kafasını etmiş bana bakıyordu. Abime döndüğümde ise bana sanki sarılmam için izin veriyormuşcasına kafasını sallamıştı. Bende karşımdaki adamı daha fazla bekletmeden sarıldım. Onun kolları altındayken kendimi annesinin yanında kendini aşırı güvende hisseden bir çocuk gibi olduğumu söylemiş miydim..
Bu sarılmanın bitmeyeceğini anlayan abim boğazını temizleyip “istersen edaya da bi sarıl he iremcim” dedi. Emin olun eda o an aklıma yeni gelmişti. Tabii bunu duysa beni öldürebilirdi biliyordum. Hemen edaya da sarıldıktan sonra aklıma bir düşünce takıldı. Abim benim sedata gerçekten hala abi olarak sarıldığımı mı düşünüyordu acaba ?
O sırada eda ve abim yavaşça bana dönüp ;
- artık sizin sıranız kardeşlerimiz yıllarca bu anı beklediniz. En zorlu mücadelelerinizi verdiniz biriniz sevgisine karşılık bulamadığıyla diğeriniz ise 6 yıl boyunca sevmesine rağmen sevmiyormuş gibi davranmakla sınandı. Bugün sizin hakkınızdı ve biz bu hak için bugün sadece aracıydık. Size yi eğlenceler kardeşlerim….
Onlar bu cümleleri sarf ederken ben sadece ağlıyordum. Evet gerçekten ağlıyordum. Abim gerçekten kabul etmişti. Hemde bana hiçbir şey belli etmeden. Peki bu nasıl olmuştu. Bunların cevabı ise sedattaydı. Abimlerin çıktığını gördüğüm esnada ona dönüp tam soracakken o benden önce davranmış ve elindeki o günler önce gördüğüm ancak okumama müsade etmeyip 18. Yaş günümde okutacağını söylediği kâğıdı uzatarak;
- şimdi alabilirsin miniğim
Hiçbir şey söylemeden ellerime bıraktığı kâğıda baktım ve tüm meraklarımın karşılığının Sedat’ta değil bu kâğıtta olduğunu anladım.
Kâğıda biraz daha baktıktan sonra artık açmam gerektiğine kanaat getirdim. Açtığımda son üst köşesinde 06.03.2023-13.03.2023 yazdığını gördüm. Bu tarihler 2 yıl önce gittiğimiz tatilden 1 hafta önce ve 1 hafta sonrasına aitti. Kâğıt ikiye ayrılmıştı. Kâğıtta aynen şu cümleler yazıyordu.
“Bu gittiğimiz tatilde irem bana açılacak biliyorum. Bende artık ona açılmalıyım. Evet küçük biliyorum belki ileride bana çok kızacak hatta abisi ve ailesi öğrendiğinde ben ne diyeceğimi dahi bilmiyorum. Ama bazı şeyler belkide sonumuz gelmeden olmalıydı. Sonumuz kendimiz dahi olsak.” 06.03.2023
“Yine söyleyemedim. Yemin ederim bu sefer suçlu ben değilim irem abin öğrendi yemin ederim söyleyecektim. Ama sende abini tanıyorsun. Bana kardeşim diyordu bende ona benim yaptığımın hainlik olduğunu bir kere daha yüzüme vurdu. Senin beni sevdiğini zaten biliyormuş. Özür dilerim irem özür dilerim. Bir kez daha seni paramparça ettim. Çok özür dilerim…”13.02.2023
Her iki paragrafı da okuduğumda. Bir gün karşıma çıkıp bana göstereceğini bilerek bunları yazan Sedat’ı hissettim. O an ortada bir suçlu aramadım. Arayamadım. Ne abim haksızdı ne de serhat korkaktı. Burada bir suç dahi yoktu. Birbirine mühürlenmiş iki insan ve onların mazisi vardı. Belki o zamanlar olsa abimi kötülükle Sedat’ı ise daha duygularını bile söylemeyecek kadar korkak bir insan olmakla suçlardım. Ancak şimdi hayır, ortada ne bir suç nede bu suçu üstlenmek zorunda olan suçlu yoktu.
Gözlerimden akan yaşları yavaşça sanki kırılgan bir çiçeğe dokunuyormuş gibi silen Sedat bana dönüp ;
- evet irem şuan biz ne olacağız değil biz neyiz demenin tam vakti
- Biz , biz neyiz Sedat
- Benimle yaşayamadığımız 6 yılı sarılamadığım kokunu içime çekemediğim onca zamanı yaşamaya varmısın irem ?
- Seninle her şeye varım Sedat , hemde herşeye
……….
Eve geldiğimde yemek masasında oturan ve sanki izledikleri dizinin yeni bölümü yayınlanmış hissiyatıyla bana bakan ailemi gördüğümde annemlerin de her şeyden haberdar olduğunu öğrenmiş oldum. Annemler Muğla’dan dönmüşlerdi zaten ben aradığımda ise teşhis daha koyulmadı derken öyle bir şey olmadığından bahsediyorlarmış. Ancak büyüyü bozmak istememişler. O gece oturup olanları , bizim hikayemizi ve mazimizi onlara anlattım.. umarım hiçbir şeyden pişman olmam….