28. bölüm · ABİMİN ARKADAŞI
28.Bölüm
Bir yıl...
Kos koca bir yıl, göz açıp kapayıncaya kadar geçmişti.
Bir zamanlar avuç içine bile sığacak kadar küçük olan mucize, şimdi evin içinde neşeyle emekliyor, attığı her kahkahayla duvarlara hayat veriyordu.
Salonun her köşesinde ona ait küçük izler vardı.
Oyuncak ayılar...
Renkli küpler...
Yumuşacık battaniyeler...
Ve sehpanın kenarına bırakılmış, minik ayak izleri bulunan çoraplar...
Luna, mutfaktan salona doğru yürürken gülümseyerek etrafına baktı.
Eskiden kusursuz bir düzen içinde olan evleri artık biraz dağınıktı.
Ama bu dağınıklık, onların en güzel mutluluğuydu.
Tam o sırada salondan Alex'in sesi duyuldu.
"Yakalandım!"
Luna içeri girdiğinde gördüğü manzara karşısında kahkahasını tutamadı.
Alex, yerde emekleyerek bebeklerinin peşinden gidiyordu.
"Babası seni yakalayacak!"
Minik çocuk neşeyle güldü ve daha hızlı emeklemeye başladı.
Alex sonunda onu kucağına aldı.
"İşte yakaladım!"
Bebeğin kahkahaları evin içinde yankılanırken Luna'nın gözleri doldu.
Bir zamanlar yalnızca hayalini kurdukları hayat...
Şimdi tam karşılarındaydı.
O gün küçük aile için çok özeldi.
Bugün, minik mucizelerinin ilk doğum günüydü.
Bahçe rengârenk balonlarla süslenmişti.
Masanın üzerinde beyaz ve açık mavi tonlarında hazırlanan pasta duruyordu.
Aileleri ve en yakın arkadaşları da onları yalnız bırakmamıştı.
Herkesin yüzünde aynı mutluluk vardı.
Pastanın üzerindeki tek mum yakıldığında herkes alkışlamaya başladı.
Alex, çocuklarını kucağına aldı.
"Luna..."
Genç kadın ona baktı.
"Gel."
Luna yanına geçti.
Alex bir eliyle Luna'nın elini tuttu.
Diğer kolunda ise çocukları vardı.
Derin bir nefes aldı.
"Bir yıl önce bugün..."
"Sana dünyanın en güzel hediyesini verdin."
Luna'nın gözleri doldu.
Alex gülümsemeye devam etti.
"Hayatım boyunca birçok hayal kurdum."
"Ama hiçbir hayalim, şu an yaşadığım mutluluk kadar güzel değildi."
Luna gözyaşlarını silmeye çalıştı.
"Ben de..."
"Anne olmanın bu kadar güzel olacağını bilmiyordum."
Alex başını eğerek Luna'nın alnına bir öpücük kondurdu.
"İyi ki varsın."
"İkiniz de..."
Akşam olduğunda misafirler yavaş yavaş ayrıldı.
Ev yeniden sessizliğe büründü.
Küçük kahraman, günün yorgunluğuyla çoktan uykuya dalmıştı.
Luna ile Alex, bahçedeki salıncağa oturdular.
Gökyüzü yıldızlarla doluydu.
Hafif bir yaz rüzgârı saçlarını okşuyordu.
Alex uzun süre sessiz kaldı.
Sonra cebinden siyah deri kaplı defteri çıkardı.
"Baba Günlüğü..."
İlk sayfayı açtı.
Yıllar önce yazdığı satırlar hâlâ aynıydı.
"Doğduğun gün değil... Var olduğunu öğrendiğim gün baba oldum."
Defteri kapattı.
"Sanırım son cümleyi yazmanın zamanı geldi."
Kalemini eline aldı ve yavaşça yazdı.
"Bugün bir yaşına girdin.
Bize sevgiyi yeniden öğrettin.
Büyürken belki düşeceksin.
Belki hata yapacaksın.
Ama ne olursa olsun bilmeni isterim...
Annenle ben, attığın ilk adımdan son adımına kadar hep yanında olacağız.
Çünkü sen, hayatımıza gelen en güzel mucizesin."
Alex kalemi kapattı.
Luna başını onun omzuna yasladı.
İkisi de sessizce bebek odasının penceresine baktılar.
İçeride minik çocuk huzurla uyuyordu.
Bir zamanlar "mercimek kadar" dedikleri o küçücük hayat...
Şimdi onların en büyük mutluluğuydu.
Luna usulca gülümsedi.
"Hatırlıyor musun?"
Alex başını çevirdi.
"Sana o küçük kutuyu verdiğim günü..."
Alex'in yüzünde sıcak bir tebessüm belirdi.
"Nasıl unuturum?"
"O gün sadece baba olacağımı öğrenmedim."
"O gün, gerçek bir aile olduğumuzu da öğrendim."
Luna elini onun eline bıraktı.
Parmakları birbirine kenetlendi.
Gökyüzünde kayan bir yıldız belirdi.
İkisi de aynı anda dilek tuttu.
Belki de artık dileğe ihtiyaçları yoktu.
Çünkü yıllar önce tuttukları en büyük dilek, hemen yanı başlarında mışıl mışıl uyuyordu.
Hayat bazen büyük mucizelerle değişmezdi.
Bazen küçücük bir kalp atışı...
Bir ultrason fotoğrafı...
Minik bir bebek ayakkabısı...
Ve iki insanın birbirine duyduğu sonsuz sevgi...
Bir ömrü baştan sona değiştirmeye yeterdi.
Ve onların hikâyesi burada bitmedi.
Çünkü gerçek aşk, son sayfada sona ermez.
Gerçek aşk...
Her yeni günde yeniden başlar.
SON
