25. bölüm · ABİMİN ARKADAŞI

25.Bölüm

Kafra Luu

Aylar, sessizce birbirinin ardından akıp gitmişti.
Takvim yaprakları değişirken Luna'nın karnındaki minicik mucize de her geçen gün biraz daha büyüyordu. Artık sekizinci aya girmişti. Bir zamanlar "mercimek kadar" dedikleri o küçük yaşam, şimdi annesinin sesini duyabiliyor, babasının ellerini karnının üzerinde hissedince hareketleniyordu.
Luna, pencerenin önünde duran sallanan koltuğa oturmuş, avuçlarını karnının üzerine koymuştu. Dışarıda sonbaharın ilk rüzgârı ağaçların yapraklarını usulca savuruyor, altın sarısı yapraklar bahçeye dökülüyordu.
Tam o sırada karnının içinde hafif bir tekme hissetti.
Yüzünde istemsiz bir tebessüm belirdi.
"Yine uyumuyorsun, değil mi?" diye fısıldadı.
Kapının açılmasıyla birlikte Alex içeri girdi. Elinde küçük bir kutu taşıyordu.
"İkiniz de beni mi konuşuyorsunuz bakalım?"
Luna gülerek başını çevirdi.
"Sanırım seni duymuş olacak ki yine hareket etmeye başladı."
Alex heyecanla diz çöktü ve kulağını Luna'nın karnına yasladı.
"Hey, küçük kahraman..."
Bir tekme daha.
Alex şaşkınlıkla başını kaldırdı.
"Bana cevap verdi!"
Luna kahkahasını tutamadı.
"Sanırım babasının sesini tanıyor."
Alex gözlerini kapatarak yeniden konuştu.
"Bak küçük dostum... Baban seni görmek için gün sayıyor. Ama anneni çok yorma, olur mu?"
Sanki cevaben bir hareket daha hissedildi.
İkisi de aynı anda gülmeye başladı.
Birkaç gün sonra ev, tatlı bir telaşın içine büründü.
Salonun yanındaki boş oda artık yavaş yavaş bir bebek odasına dönüşüyordu.
Duvarlar yumuşak krem rengine boyanmış, pencerenin kenarına beyaz tüller asılmıştı. Küçük ahşap beşik odanın tam ortasında duruyor, yanında minik bir oyuncak ayı onları izliyormuş gibi gülümsüyordu.
Alex, beşiğin son vidasını sıkarken alnındaki teri sildi.
"Tamamdır!"
Ayağa kalkıp yaptığı işe gururla baktı.
Luna kapının önünde durmuş onu izliyordu.
"Gerçekten inanılmaz olmuş."
Alex omuz silkti.
"İlk defa yapıyorum ama galiba fena olmadı."
Luna yavaş adımlarla yanına geldi.
"Fena mı? Harika olmuş."
Alex gülümseyerek elini Luna'nın beline doladı.
"Beğendiysen tamam."
O sırada Luna'nın bakışları masanın üzerinde duran siyah deri kaplı deftere kaydı.
"Baba Günlüğü."
Alex defteri eline aldı.
"Bir şey okumamı ister misin?"
Luna başını salladı.
Alex ilk sayfayı açtı.
"Sevgili minik mucizem...
Seni henüz hiç görmedim.
Sesini duymadım.
Elini tutmadım.
Ama seni şimdiden tarif edemeyeceğim kadar çok seviyorum.
Annen dünyanın en cesur kadını.
Ben ise onun kadar güçlü olabilmek için her gün yeniden öğreniyorum.
Bir gün bu satırları okursan bilmeni isterim...
Doğduğun gün değil, var olduğunu öğrendiğim gün baba oldum."
Alex okumayı bitirdiğinde odanın içinde sessizlik vardı.
Luna'nın gözlerinden süzülen yaşlar yanaklarına inmişti.
Hiç konuşmadan Alex'e sarıldı.
"İyi ki varsın..." diye fısıldadı.
Alex onu daha sıkı sardı.
"Hayır... Asıl siz iyi ki varsınız."
O gece yağmur başladı.
Luna uyumakta zorlanıyordu.
Bebeğin hareketleri iyice belirginleşmişti.
Bir ara karnında hafif bir sertleşme hissetti.
Derin bir nefes aldı.
"Sanırım yine yalancı sancı..."
Alex hemen doğruldu.
"İyi misin?"
"Evet."
"Kesin mi?"
Luna başını salladı.
"Doktor bunun normal olduğunu söylemişti."
Alex yine de elini bırakmadı.
Sabaha kadar birkaç kez daha aynı sancılar geldi.
İkisi de artık bekleyişin sonuna yaklaştıklarını biliyordu.
Yeni bir hayatın kapısı yavaş yavaş aralanıyordu.
Ve ikisi de o kapının ardında onları bekleyen mucizeyi görmek için sabırsızlanıyordu.