26. bölüm · ABİMİN ARKADAŞI

26.Bölüm

Kafra Luu

Gece yarısını çoktan geçmişti.
Evin içinde yalnızca duvardaki saatin düzenli tik takları duyuluyordu. Dışarıda ince bir yağmur yağıyor, damlalar pencereye usulca vuruyordu.
Luna aniden gözlerini açtı.
Karnında hissettiği ağrı, önceki günlerdeki yalancı sancılara benzemiyordu. Daha derin, daha güçlüydü. Nefesini tuttu, birkaç saniye bekledi.
Ağrı yavaşça geçti.
Yatağın kenarında doğruldu ve saate baktı.
03.17.
"Herhâlde..." diye mırıldandı kendi kendine.
Tam yeniden uzanacakken ikinci sancı geldi.
Bu kez daha şiddetliydi.
Luna derin nefes alıp vermeye çalıştı. Doktorun anlattıklarını hatırlıyordu. Panik yapmamalıydı.
Yanında uyuyan Alex'i usulca omzundan dürttü.
"Alex..."
Genç adam gözlerini araladı.
"Hmm... Ne oldu sevgilim?"
Luna hafifçe gülümsedi.
"Sanırım... zamanı geldi."
Alex'in uykusu bir anda kaçtı.
"Ne?"
"Sanırım doğum başladı."
Alex yataktan adeta fırladı.
"Doğum mu? Şimdi mi? Gerçekten mi?"
Luna başını salladı.
"Büyük ihtimalle..."
Alex birkaç saniye olduğu yerde öylece kaldı. Sonra odanın içinde telaşla dolaşmaya başladı.
"Çanta... Hastane çantası nerede? Arabanın anahtarı? Telefonum? Hayır, önce doktora haber vermeliyiz... Yok, önce ayakkabılar..."
Luna sancısına rağmen gülmeden edemedi.
"Sevgilim..."
Alex durdu.
"Evet?"
"Derin nefes al."
Alex istemsizce nefes aldı.
"Bir daha."
Bu kez biraz sakinleşmişti.
Luna elini uzattı.
"Her şey yolunda olacak."
Alex onun elini tuttu ve alnına küçük bir öpücük kondurdu.
"Evet... Haklısın."
Yarım saat sonra hastanenin koridorlarındaydılar.
Hemşireler Luna'yı doğum odasına alırken Alex'in eli hâlâ onun elindeydi.
Doktor muayenesini yaptıktan sonra gülümsedi.
"Tebrikler. Bebeğiniz bugün dünyaya gelecek."
Bu cümle ikisinin de kalbini aynı anda hızlandırdı.
Saatler yavaş ilerliyordu.
Her sancıda Alex, Luna'nın elini biraz daha sıkıyor, bir an olsun yanından ayrılmıyordu.
"Çok iyi gidiyorsun." diye fısıldıyordu her defasında.
Luna yorgundu ama vazgeçmiyordu.
Çünkü biliyordu...
Her sancının sonunda onları bekleyen bir mucize vardı.
Sabahın ilk ışıkları doğarken doğum odasında tatlı bir telaş başladı.
Doktor son kez Luna'ya baktı.
"Biraz daha... Harikasınız."
Luna bütün gücünü topladı.
Alex'in sesi kulağında yankılanıyordu.
"Başaracaksın sevgilim."
Ve birkaç saniye sonra...
Odayı ince, güçlü bir ağlama sesi doldurdu.
Zaman durdu.
Luna'nın gözlerinden yaşlar süzüldü.
Alex olduğu yerde donup kalmıştı.
Doktor gülümseyerek minik bebeği kucağına aldı.
"Sağlıklı bir bebek."
Alex'in gözleri doldu.
Titreyen elleriyle bebeğine baktı.
İlk kez...
Hayatının en büyük mucizesini görüyordu.
Minicik parmakları, pembe yanakları ve kapalı gözleriyle dünyaya yeni gelmişti.
Doktor bebeği dikkatlice Alex'in kucağına verdi.
Alex nefesini tuttu.
"Merhaba..." diye fısıldadı.
"Ben babanım."
Gözyaşları sessizce yanaklarından süzülüyordu.
Bebeğin minicik eli, Alex'in işaret parmağına dokundu.
O küçücük dokunuş, bütün dünyayı susturmaya yetmişti.
Alex usulca Luna'nın yanına geldi.
"Bize bakıyor..." dedi, sesi titreyerek.
Luna bebeğini kucağına aldığında kalbi tarifsiz bir sevgiyle doldu.
Minik yüzüne bakarken gözlerinden yaşlar akıyordu.
"Hoş geldin..." diye fısıldadı.
"Biz seni çok bekledik."
Alex eğilip ikisinin de alnına bir öpücük kondurdu.
Artık onlar iki kişi değildi.
Bir aileydiler.
Ve o sabah doğan sadece küçük bir bebek değildi.
Aynı zamanda yeni bir hayat, yeni umutlar ve sonsuza kadar sürecek bir sevgi de dünyaya gelmişti.