1. bölüm · 𝗠𝗔𝗬𝗔 𝘃𝗲 𝗞𝗔𝗬𝗜𝗣 𝗚𝗘𝗭𝗘𝗚𝗘𝗡
1.Bölüm: Dünya'ya Geliş
!!!𝗕𝗨 𝗞𝗜𝗧𝗔𝗣𝗧𝗔𝗞𝗜 𝗛𝗘𝗥 𝗦𝗘𝗬 𝗧𝗔𝗠𝗔𝗠𝗘𝗡 𝗞𝗨𝗥𝗚𝗨𝗗𝗨𝗥 𝗚𝗘𝗥𝗖𝗘𝗞𝗟𝗜𝗞𝗟𝗘 𝗛𝗜𝗖𝗕𝗜𝗥 𝗔𝗟𝗔𝗞𝗔𝗦𝗜 𝗬𝗢𝗞𝗧𝗨𝗥!!!
İlk kitabım umarım beğenirsiniz
☆*:.。. 𝙈𝘼𝙔𝘼 .。.:*☆
Soğuk bir geceydi. Her şeyin başladığı gün William, kucağında bir bebekle ıssız sokaklarda yürüyordu. Yürüdüğü sokaklarda yalnızca uzaklarda sürü hâlinde dolaşan köpeklerin birbirlerine havlamalarının yankıları duyuluyordu. William sanki bir yeri arıyormuş gibiydi. Kendi gezegeninde büyük bir savaş çıkmıştı. Gezegenin adı Marlo'ydu. Marlo, bu savaşlar başlamadan önce mükemmel bir barış ve uyuma sahipti. Ancak diğer gezegenlerle yaşanan anlaşmazlıklar yüzünden çıkan savaşlar, Marlo'nun bu barış ve uyumunu yerle bir etmişti.
William aslında Marlo'nun prensiydi. Kucağında taşıdığı küçük bebek ise kardeşi Maya'ydı. William, Maya'nın Marlo'da yaşanan savaşlarda zarar görmemesi için son gücüyle açtığı portal sayesinde onu Dünya'ya getirmişti. William küçükken abisiyle birlikte sık sık buraya gelirdi. Ancak yaşananlar yüzünden iki senedir Dünya'ya gelemiyordu. William'ın abisi Marco, bu savaşlar yüzünden hayatını kaybetmiş, gezegeni için can vermişti.
William'ın açtığı portal yüzünden başı hâlâ dönüyordu. Gezegen değiştirdiği için kendini hâlâ tam olarak toparlayamamıştı. Buraya gelirken çok heyecanlıydı fakat geldiği anda pişman olmuş, büyük bir hayal kırıklığına uğramıştı. Her yer kavga ve gürültüyle doluydu. “İki senede ne kadar da değişmiş,” diye düşündü William.
Bunları düşünerek yürürken önündeki ormanı yeni fark etmişti. Aradığı yer burasıydı. Abisiyle kaldıkları koca ağaç ev bu ormandaydı. İçeri girdi ve nereye gittiğini bilmeden yürümeye başladı. Bir süre sonra karşısındaki ağaç evi görünce durdu. İçeri girdiğinde hiçbir eşyanın yerinin değişmediğini fark etti. Yerleri değişmeyen eşyalar, geçmiş anıları gözlerinin önünde canlandırdı. Hatırladığı anılarla duygulandı.
Daha fazla vakit kaybetmemek için ağaç evin tahta merdivenlerinden çıkarak üst kata geldi. Orada bulunan geniş odaya girdi. William bu odayı iki yıl önce abisiyle birlikte, sırf Maya kullanabilsin diye düzenlemişti. Maya'yı odadaki yatağa bıraktı ve dolabı açtı. İçinden iki battaniye çıkarıp dolabı kapattı. İki yıl içinde tozlanmış olabileceklerini düşünerek ikisini de güzelce silkeledi. Daha sonra battaniyelerden birini, uyurken adeta bir meleği andıran biricik kız kardeşi Maya'nın üzerine örttü. Bir süre onu izledikten sonra odadan çıktı.
Alt kata inerek mutfağa geçti. Masanın üzerinde, Dünya insanlarının iletişim kurmasını sağlayan bir alet duruyordu. Onu eline aldı ve açmaya çalıştı. Aletin yanında iki tuş vardı; biri ince ve uzun, diğeri ise aynı incelikte fakat daha kısa bir tuştu. Kısa olan tuşa bastığında alet açıldı.
“Sanırım bunun adı telefondu,” diye düşündü William.
Fakat telefon bir şifre istiyordu. William, şifrenin ne anlama geldiğini düşünmeye başladı. Şifrede harfler, semboller ve sayılar gerekiyordu. Aklına gelen her şeyi denedi. Yanlış denemeler yaptığı için telefon bir dakikalığına kilitlendi. Bunun üzerine William bu tuhaf alete içten içe söylenmeye başladı.
Bir süre daha düşündü. Daha sonra aklına Maya'nın doğum tarihi geldi. Bu düşünceyle yüzünde hafif bir gülümseme belirdi ve telefonun açılmasını bekledi. Bu garip alet açılır açılmaz, burada tanıştığı en yakın arkadaşı Stew'u arayacaktı. Stew ile, abisiyle birlikte Dünya'ya ilk geldikleri zaman tanışmışlardı.
𝙒𝙞𝙡𝙡𝙞𝙖𝙢
Telefona dikkatle bakıyordum. Telefon sonunda açılınca onu hemen elime alıp Maya'nın doğum tarihini girdim. Bir süre bekledim ve ardından "ana ekran" adı verilen bölüm açıldı. Ana ekranda ne olduğunu bilmediğim birçok küçük simge vardı. Bu simgelerden birinin üzerinde elimde tuttuğum alete benzeyen bir işaret bulunuyordu. Altındaki yazıyı okumaya çalıştım. Neyse ki portal açtığımda gittiğim yerin dili zihnime otomatik olarak yerleşiyordu.
Sembolün altında "Telefon" yazıyordu. Simgeye dokundum. Abim Marco ve ben Dünya'ya geldiğimizde tanıştığımız bir arkadaşımız vardı. Adı Stew'du. Stew benden bir yaş büyük, abimden ise üç yaş küçüktü.
Bir anlığına birlikte geçirdiğimiz güzel günlere daldım. Bu yüzden gözlerim doldu. O güzel günler artık geride kalmış, yerlerini sıkıcı ve oldukça zorlu günlere bırakmıştı. Bunları yaşamak için aslında çok küçüktük. Ancak Marlo'da zamanı değiştirmek mümkün değildi.
Hüzünle dolan gözlerimi kapatıp yeniden telefona odaklandım. Rehberde yalnızca tek bir numara kayıtlıydı: Stew. Saate baktığımda 03.42 olduğunu gördüm. Uyumuş olabileceğini düşünerek onu aramamaya karar verdim. Telefonu kapatıp masanın üzerine bıraktım ve mutfaktan çıkarak üst kata çıktım.
Yeniden Maya'nın odasına girdim. Hâlâ onu bıraktığım gibi uyuyordu. Ona bakarken gülümsedim. Daha yalnızca iki yaşındaydı ve doğduğu günden beri Marloy büyük bir tehdidin altındaydı. Maalesef Maya, gezegenimizin sahip olduğu o mükemmel düzeni ve barışı hiç görememişti.
Nedense Maya'nın aslında hepimizden daha güçlü olduğunu hissediyordum. Ona tekrar baktığımda küçük ve sevimli bir kediyi andırıyordu. Henüz neler olup bittiğini anlayacak yaşta değildi ama kötü şeylerin yaşandığını hissedebiliyordu.
Onu uyurken bile yalnız bırakmak istemiyor, zarar görmesinden korkuyordum. Uykumun geldiğini hissedince odadaki dolaptan diğer battaniyeyi aldım. Maya'yı rahatsız etmeden yatağın yanına uzandım ve üzerime battaniyeyi örttüm.
Saçlarını nazikçe okşadım ve kulağına fısıldadım:
"İyi uykular, küçük kardeşim. Her şey artık daha güzel olacak. Sana zarar gelmesine asla izin vermeyeceğim."
Bu sözlerin ardından gözlerimi kapattım ve Maya'nın yanında uykuya daldım.
☆*:.。. 𝙈𝘼𝙔𝘼 .。.:*☆
Evett. Bugünlük bu kadardı umarım beğenmişsinizdir. Vakit buldukça bölümleri hızlı hızlı atacağım,destek olursanız çok mutlu olurum. İlk bölüme 728 kelimeyle başladım. Bence ilk kitabımın ilk bölümüyle gayet iyi bir başlangıç 728 kelime umarım kendimi geliştiririm ve daha fazla yazarım.
Neyseee hepinizi öpüyorum ballarımmm. 🍯💞💞🤍🤍🤍
