Bölümler 20Şu an: 8. Bölüm: Geri Dönülmeyen Yer
- 1 1. Bölüm – Maskelerin Ardında436 kelime
- 2 2. Bölüm – Ayak İzleri ve Yanlış Tahminler484 kelime
- 3 3. Bölüm – Şehrin Seçtiği Günahkâr469 kelime
- 4 4. Bölüm: İtaatsizler439 kelime
- 5 5. Bölüm: Rowan’ın Sakladığı İsimler340 kelime
- 6 6. Bölüm: Eski Bir İsim, Keskin Bir Yara344 kelime
- 7 7. Bölüm: Kurt Dişlerini Gösterdiğinde300 kelime
- 8 8. Bölüm: Geri Dönülmeyen Yer352 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 9. Bölüm: Sessiz Yardımın Bedeli397 kelime
- 10 10. Bölüm: Taraf417 kelime
- 11 11. Bölüm: Kurt Tavşana Yaklaştığında378 kelime
- 12 12. Bölüm: Resmî Hamle336 kelime
- 13 13. Bölüm: Şehir Konuşur331 kelime
- 14 14. Bölüm: Sessiz Çıkış176 kelime
- 15 15. Bölüm: Kurt Sürüyü Parçalar129 kelime
- 16 16. Bölüm: Eski Bir Ses126 kelime
- 17 17. Bölüm: Tanığın Sesi, Şehrin Çatlağı156 kelime
- 18 18. Bölüm: Kirli Eller, Açık Dişler173 kelime
- 19 19. Bölüm: Susturulamayan Tanık107 kelime
- 20 20. Bölüm: Tilkinin Sesi223 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kasabanın tabelası hâlâ yerindeydi.
SAWYER’S CREEK
nüfus: hatırlanmak istemeyenler
Nick arabayı yol kenarına çektiğinde motoru hemen kapatmadı.
Eli direksiyonda kaldı. Parmakları beyazlamıştı.
Judy hiçbir şey söylemedi.
Burası soruyla girilecek bir yer değildi.
“Rowan bizi buraya çekti,” dedi Nick sonunda.
“Bunu biliyorsun, değil mi?”
Judy başını salladı.
“Biliyorum. Ama aynı zamanda…”
Nick ona baktı.
“…burada cevaplar var,” diye bitirdi Judy.
Kasaba sessizdi.
Sessizlikten de fazlası—temkinliydi.
Dükkanların camları temiz ama gözler kapalıydı.
Yürüyenler başlarını çeviriyordu.
Nick’i tanımışlardı.
Ya da… tanımak istemişlerdi.
“Tilki geri dönmüş,” dedi alçak bir ses.
Nick’in kulağına çarptı.
Durmadı.
“Onlar eskisi gibi,” dedi Judy fısıltıyla.
Nick acı bir gülümseme yaptı.
“Hayır,” dedi.
“Eskisinden daha sessizler. Bu daha kötü.”
Eski tren deposuna vardıklarında her şey netleşti.
Kapı açıktı.
İçeride ışıklar yanıyordu.
Ve ortada…
bir masa.
Masanın üzerinde dosyalar. Fotoğraflar.
Nick’in çocukluk fotoğrafları.
Bir de kasabanın liderlerinden birkaçıyla çekilmiş yeni görüntüler.
Judy’nin nefesi kesildi.
“Rowan…”
“Onlara dokunmamış,” dedi Nick yavaşça.
“Sadece hatırlatmış.”
O anda arkalarından bir ses geldi.
“Kurtlar iz bırakmaz,” dedi Rowan.
“Tilkilere hatırlatır.”
Rowan gölgelerden çıktı.
Uzun, gri kürkü tertipliydi.
Bakışları sakindi.
Dişleri görünmüyordu—çünkü gerek yoktu.
“Bu kasaba,” dedi Rowan,
“beni çok iyi dinledi.”
Nick döndü.
“Tehdit mi ettin?”
Rowan başını hafifçe eğdi.
“Hayır. Seçenek sundum.”
Judy ileri çıktı.
“Masumları kullanmak seçenek değildir.”
Rowan Judy’ye baktı.
Bakışları kısaydı ama keskin.
“Masumiyet,” dedi,
“şehirlerin anlattığı bir masaldır, memur Hopps.”
Sonra Nick’e döndü.
“Onlar seni korumadı,” dedi sakin bir sesle.
“Ben sadece bunu hatırlattım.”
Nick’in sesi titremedi ama içi yandı.
“Beni korkutamazsın.”
Rowan gülümsedi.
“Korkutmuyorum,” dedi.
“Seni geri çağırıyorum.”
Rowan ayrıldığında kasaba yine sessizleşti.
Ama bu sefer… daha ağırdı.
Judy Nick’in yanına geldi.
“Elini titretmiyorsun,” dedi yumuşakça.
Nick yere baktı.
“Çünkü artık kaçacak yer yok.”
Başını kaldırdı.
“Rowan beni buraya getirdi çünkü bir şey istiyor.”
Judy gözlerini kısmıştı.
“Ne?”
Nick derin bir nefes aldı.
“Teslim olmamı.”
Kasabadan ayrılırken Judy direksiyondaydı.
Nick camdan dışarı baktı.
Bu yer onu bir zamanlar kırmıştı.
Ama şimdi…
“Beni yanlış seçti,” dedi Nick sessizce.
Judy ona baktı.
“Kim?”
Nick dudaklarını sıktı.
“Kurtlar sürüyle güçlüdür,” dedi.
“Ama ben… yalnızken öğrendim hayatta kalmayı.”
Ve Sawyer’s Creek arkalarında kalırken,
Rowan’ın hamlesi netti:
Bu artık bir kovalamaca değil.
Bu, geçmişle açılmış bir savaştı.
Bölüm etkileşimi
