3. bölüm · Zootopia-Yeni bir macera

3. Bölüm – Şehrin Seçtiği Günahkâr

Nova Takasugi

Figür aşağı düştüğünde yere sessiz indi.
Bu… Judy’yi ürküttü.
Ağır bir hayvan değildi. Ama hafif de değildi. Kaslı, kontrollü, düşüşe alışkın biri gibi yuvarlandı ve tek hamlede ayağa kalktı.
— “Dur!” diye bağırdı Judy.
Figür durmadı.
Nick koşarken dişlerini sıktı.
— “Tamam,” dedi nefes nefese. “Bu kesin profesyonel biri. Ve evet… yırtıcı.”
Koridorlar daraldı. Duvarlar betondu. Işıklar titriyordu. Burası Zootropolis’in balolarda gösterilmeyen yüzüydü.
Figür bir kapıyı itti ama kilitliydi.
Kaçacak yer kalmayınca yavaşça döndü.
Judy silahını kaldırdı.
Ama tetiğe basmadı.
— “Zootropolis Polisi,” dedi. “Maskeni indir.”
Bir anlık sessizlik oldu.
Sonra figür maskesini indirdi.
Nick’in kaşları kalktı.
— “… Ha.”
Karşılarındaki hayvan bir kurttu.
Ama klişe bir kurt değildi.
Kürkü koyu, bakımlı ama yıpranmıştı. Yüzünde öfke yoktu. Panik yoktu. Gözleri… hesap yapan birinin gözleriydi.
— “Tahmin edeyim,” dedi Nick. “Büyük, yırtıcı, karanlık köşelerde dolaşan biri… Şehir seni sevmiştir.”
Kurt dudaklarını sıktı.
— “Bu şehir beni seçti.”
Judy bir adım yaklaştı.
— “Adın.”
— “Rowan,” dedi kurt. “Ve ben baloya suç işlemek için gelmedim.”
Nick hafifçe başını yana eğdi.
— “Bu cümleyi genelde suçlular kurar.”
Rowan gözlerini Nick’e çevirdi.
— “Ve genelde onlara inanılmaz.”
Sessizlik ağırlaştı.
— “O halde neden kaçıyorsun?” diye sordu Judy.
Rowan kısa bir kahkaha attı.
— “Çünkü burada dursam, suçlu olmam gerekmiyor. Zaten öyleyim.”
Bu cevap Judy’yi duraksattı.
— “Ne demek istiyorsun?”
Rowan arkasını duvara yasladı.
— “Zootropolis’te yırtıcıysan, gerçeği söylemek de suçtur.”
Nick’in yüzündeki alay ilk kez tamamen kayboldu.
— “Devam et,” dedi.
Rowan cebinden küçük bir veri kartı çıkardı.
— “Ben bir arşiv görevlisiydim. Eski dava kayıtları. ‘Tehlikeli yırtıcı’ dosyaları.”
Judy’nin kalbi hızlandı.
— “Kapatılan dosyalar,” dedi.
— “Hayır,” dedi Rowan. “Kapatılması istenen dosyalar.”
Nick kısık bir ıslık çaldı.
— “Bak sen… yırtıcılar korkutucu olsun diye kullanılan klasörler.”
— “Bazı suçlar,” dedi Rowan, “bilerek yırtıcılara yüklendi. Kamuoyu sakinleşti. Sistem rahatladı.”
— “Ve sen?” diye sordu Judy.
Rowan gözlerini indirdi.
— “Ben sayıları değiştirmeyi reddettim.”
Bu cümle…
her şeyden daha ağırdı.
— “Bu yüzden mi aranıyorsun?” dedi Judy.
— “Evet,” dedi Rowan. “Çünkü bir kurt suçluysa, kimse nedenini sormaz.”
Sirene benzer bir ses yaklaştı.
Ağır adımlar.
— “Hopps. Wilde.”
Amir Bogo karanlıktan çıktı. Yanında iki memur daha vardı.
Bakışı Rowan’a kaydı.
Ve yüzü sertleşti.
— “Silahları indirin.”
Nick bir an Rowan’a baktı. Sonra Judy’ye.
Sonra Bogo’ya döndü.
— “Amirim,” dedi sakin ama keskin bir sesle. “Eğer bunu tutuklarsanız—”
— “—Bir yırtıcıyı tutuklamış olurum,” dedi Bogo. “Şehir bunu anlar.”
Judy bir adım öne çıktı.
— “Ama gerçek—”
— “Gerçek,” diye kesti Bogo, “düzen bozuyorsa, ertelenir.”
Rowan gülümsedi.
Acı bir gülümseme.
— “Gördün mü?” dedi Judy’ye. “Ben suçlu değilim. Kullanışlıyım.”
Nick’in sesi bu kez alçaktı.
— “Bu şehir… kimi suçlu seçeceğini iyi biliyor.”
Bogo elini kaldırdı.
— “Son uyarı.”
Judy silahını indirmedi.
Ama doğrultmadı da.
O an Nick fark etti:
Bu dava artık bir suç meselesi değildi.
Bu, Zootropolis’in vicdanıyla ilgiliydi.
Ve şehir…
vicdanını kolay kolay bırakmazdı.