ZİNCİRLERİN GÖLGESİNDE kitap kapağı

2. bölüm / 25

BÖLÜM II — AĞIRLIK

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 25Şu an: BÖLÜM II — AĞIRLIK

Ertesi sabah, İlya Petrov uyandığında, bir şeyin değişmiş olduğunu düşündü. Ne olduğunu söyleyemiyordu; odası aynıydı, soğuk aynıydı, dışarıdaki sessizlik aynıydı. Ama yine de… bir şey eksilmiş gibiydi.
Yatağından kalkarken bu düşünceyi tutmaya çalıştı. İnsan bazen yakaladığı bir hissi kaybetmek istemezdi. Çünkü kaybolduğunda, geriye yalnızca alışkanlık kalırdı.
Yüzünü yıkadı. Su buz gibiydi. Avuçlarının içindeki soğuk, kısa bir an için zihnini susturdu. Ama sadece bir anlığına. Başını kaldırdığında o his geri gelmişti.
Sokağa çıktığında kar ince ince yağıyordu. İnsanlar yine aynı yöne gidiyordu. Kimse acele etmiyordu ama herkes geç kalmış gibiydi. İlya yürürken bu kez daha yavaşladı. Nedenini bilmiyordu. Sanki hızlı yürürse bir şeyi kaçıracakmış gibi.
Yanından geçen bir adam omzuna çarptı. Adam özür dilemedi. İlya da bir şey söylemedi. Bu şehirde küçük çarpışmaların bir anlamı yoktu; kimse kimseye gerçekten dokunmazdı.
Fabrikaya yaklaştığında kapının önünde kısa bir an durduğunu fark etti. Bu, dün de olmuştu. O zaman önemsememişti. Şimdi ise dikkatini çekti. Durmasının bir sebebi yoktu. Ama yine de duruyordu.
İçeri girdiğinde gürültü her zamanki gibi üstüne kapandı. Çarklar dönüyor, iplikler geriliyor, ustabaşının sesi zaman zaman yükseliyordu. İlya tezgâhının başına geçti ve çalışmaya başladı.
Ellerini nasıl kullanacağını düşünmesine gerek yoktu. Onlar zaten biliyordu. Ama zihni… aynı şeyi yapmıyordu.
Bir süre sonra, ne yaptığını fark etmeden çalıştığını anladı. Bu yeni değildi. Asıl yeni olan, bunun farkına varmasıydı.
Yanındaki tezgâhta çalışan Misha ona baktı. Bir süre hiçbir şey söylemeden durdu. Sonra, sesini yükseltmeden sordu:
“İyi misin?”
İlya kısa bir an düşündü. Bu soruya verilecek doğru bir cevap yoktu.
“İyiyim,” dedi.
Misha başını salladı. Ama ikisi de bunun doğru olmadığını biliyordu. Yine de konuşma burada bitti. Çünkü daha fazlasını söylemek, bir şeyi açmak demekti. Ve bazı şeyler açıldığında kapanmazdı.
Gün ilerledikçe, İlya’nın içindeki huzursuzluk büyüdü. Ama bu huzursuzluk keskin değildi. Daha çok, içten içe yayılan bir ağırlık gibiydi. Nereden başladığını bilmiyordu ama her yere ulaşıyordu.
Bir ara, ipliği bağlarken durdu. Elini makinenin üzerine koydu. Metal soğuktu. Sertti. Değişmeyendi. Bu soğuklukta bir tanıdıklık vardı. Sanki dokunduğu şey sadece makine değil, hayatının kendisiydi.
Başını kaldırdı. Etrafına baktı.
İşçiler çalışıyordu. Kimse konuşmuyordu. Herkesin hareketleri ölçülüydü. Kimse fazla hızlı değildi, kimse yavaş da değildi. Herkes olması gerektiği kadardı.
İlya’nın aklına bir düşünce geldi:
“Bu yeterli mi?”
Soru küçüktü ama bıraktığı etki büyüktü.
Hemen başını eğdi. Bu tür soruların büyümesine izin verilmezdi. Çünkü büyüdüklerinde, insanın içini doldururlardı.
Öğleye doğru makineler kısa bir süreliğine durdu. Gürültü kesildiğinde, fabrikanın içi tuhaf bir sessizliğe büründü. Bu sessizlik, dışarıdaki sessizliğe benzemiyordu. Daha ağırdı.
İlya başını kaldırdı. Etrafına baktı.
Herkes duruyordu.
Ama kimse rahatlamamıştı.
Sanki herkes aynı şeyi bekliyordu ama neyi beklediğini bilmiyordu.
İlya o an fark etti:
Bu bekleyiş, yeni değildi.
Sadece daha önce fark etmemişti.
Makine tekrar çalıştığında, ses geri geldi. Ama İlya’nın içindeki sessizlik gitmedi.
Akşam olduğunda dışarı çıktığında, yorgunluğu alıştığı gibiydi. Ama bu kez ona eşlik eden başka bir şey vardı.
Bir düşünce.
Tam olarak şekillenmemiş, ama varlığı hissedilen bir şey.
Yürürken kendine sormadan edemedi:
“Eksik olan ne?”
Cevap gelmedi.
Ama bu kez, İlya cevap beklemedi.
Çünkü artık biliyordu:
Bazen soru kalır.
Ve insan, o soruyla birlikte değişmeye başlar.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

42okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…