15. bölüm / 15
Zamansız Dokunuş14. Bölüm - Cevapsız sorular...💔 Kutlamalar...
Bölümler 15Şu an: 14. Bölüm - Cevapsız sorular...💔 Kutlamalar...
- 1 🥀Yazardan Okurlara🥀170 kelime
- 2 Bölüm 1: Ormanın Çağrısı 🌳923 kelime
- 3 2. bölüm Karanlıkta Yabancı🌑988 kelime
- 4 3. bölüm İki Farklı Dünya🌓1.112 kelime
- 5 4. Bölüm: Sessiz Ayrılık🥀1.021 kelime
- 6 5. bölüm Yeni Bağlantılar🌕🌑1.221 kelime
- 7 6. bölüm Sırlar Gün yüzüne çıkıyor 🍂🥀1.166 kelime
- 8 Bölüm 7: Kaderin Cilvesi 🥀1.057 kelime
- 9 Bölüm 8: Büyük Tesadüf😔1.205 kelime
- 10 Bölüm 9: Geçmişin İzleri Gün Yüzüne Çıkacak mı❤️🩹1.088 kelime
- 11 10. Bölüm: Sırların Ardında🔏978 kelime
- 12 11. Bölüm: Bir Tehdit mi var❓1.397 kelime
- 13 Bölüm 12 - Bizi İzliyorlar🥀🌗1.020 kelime
- 14 Bölüm 13 - Karanlık Bir Anlığına Beni Sardı🫀🥀1.225 kelime
- 15 14. Bölüm - Cevapsız sorular...💔 Kutlamalar...934 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Bazen sadece bir çarpışma, geçmişin kilitli kapılarını aralayabilir..."
Mehir, Alp Han'la vakit geçirmeye başlamıştı. Ancak, amaçları farklıydı.
Mehir, Alp Han'ın geçmişine dair ipuçları bulmak, ağzından bir şeyler koparmak için her anı dikkatle izliyor, her kelimeyi sindirerek dinliyordu.
Alp Han, dışarıdan soğuk ve mesafeli görünse de, Mehir zamanla onun da bir şeyler sakladığını hissediyordu.
Fakat Alp Han, bildiklerini kolayca
açığa vuracak biri gibi değildi. Mehir sabırlı olmak zorundaydı, fakat her geçen gün bu süreç ona daha da zor geliyordu.
Bir yanda da, Aslı ve Emir, Mehir'in annesinin ölümüne dair araştırmalarını hızla sürdürüyorlardı.
Geçmişin karanlık noktalarına ışık tutmaya kararlıydılar.
Eski hastane kayıtlarını incelemek üzere, Mehir'in annesinin tedavisinde görev alan eski bir çalışan olan İrem ile iletişime geçmişlerdi.
İrem, Meltem Hanım'ın hastaneye yatışı ve tedavi sürecini çok
iyi hatırlıyordu.
Aslı ve Emir, hastane arşivlerinde yapılan araştırmaların sonucunda, Meltem Hanım'ın ölüm nedeninin kanser olduğu bilgisini buldular.
Ancak, dikkatlerini çeken bir detay vardı:
Meltem Hanım'ı tedavi eden doktor, birkaç yıl önce emekli olmuştu. Fakat doktor hayattaydı ve hâlâ aynı evde yaşamaktaydı.
Aslı ve Emir, doktorun adresini bulup, daha fazla bilgi edinmek için yola çıkmaya karar verdiler.
Mehir, annesinin ölümünü her düşündüğünde içindeki boşluk hissini bir türlü kapatamıyordu.
Gerçekleri bulmaya çalıştıkça, sanki bir çıkmaz sokağa girmiş gibi hissediyordu.
Ama bir şey kesindi; bu çıkmazın bir çıkışı vardı ve bunu bulmak için daha fazla vakit geçirmesi gerektiğini hissediyordu.
---
Cemre'nin sınavı...babası...
Cemre, babası Doğan Bey ile arasında giderek büyüyen bir mesafe hissediyordu.
Bugün, babasının odasında, yoğun iş temposuna rağmen onunla bir konuşma yapma fırsatı bulmuştu.
Doğan Bey, Cemre'nin son zamanlarda yaptığı araştırmalardan haberdar olmuştu ve bu konuda ciddi şekilde endişeleniyordu.
Cemre'nin, Meltem Hanım'ın ölümüne dair araştırmalar yapmaya devam etmesini istemiyordu.
Bir noktada sabrını kaybeden Doğan
Bey, kızına seslendi:
"Cemre, bu konu artık fazla derinleşmeye başladı. Artık bu araştırmayı bırakmalısın.
Meltem Hanım'ın ölümünün ardındaki sırları açığa çıkarmanın sana veya kimseye bir faydası olmayacak. Bu kadar tehlikeye atılmana gerek yok."
Cemre, babasının sözlerine karşılık bir an duraksadı, sonra gözlerini babasının yüzüne dikip sert bir şekilde yanıtladı:
"Ama ben bu araştırmayı bırakmayacağım. Ne olursa olsun,
Meltem Hanım'ın ölümüyle ilgili gerçekleri öğrenmeliyim.
Sadece kendi içimdeki boşluğu
doldurmak için değil, bizim ailemizle ilgili bildiğimiz her şeyin doğru olup olmadığını da anlamak için. Bu gizemi çözmek zorundayım."
Doğan Bey, kızının gözlerindeki kararlılığı görünce biraz daha sakinleşti ama hala ısrarcıydı:
"Bunu yapmaman bizim için en iyisi, Cemre. Senin için de en doğrusu bu. Eski arşivleri karıştırmayı bırak, bu yol seni sadece daha karanlık yerlere götürür."
Aralarındaki konuşma, giderek daha gerginleşmeye başladı. Cemre, babasının neden böyle davrandığını anlamıyordu.
Hızla sorusunu sordu: "Baba, neden böyle davranıyorsun? Ne saklıyorsun? Bu kadar korkmana neden olan şey ne?"
Doğan Bey, bu soruya bir yanıt veremedi. Sessizliğe gömüldü ve yüzündeki maskeyi biraz daha sıkı tutarak Cemre'ye bakmaya devam etti.
Cemre, babasının tavırlarının ardında bir şeylerin olduğunu biliyordu. Ama bu gizemi çözmek, onun için vazgeçilmezdi.
---
Mehir, Aslı, Cemre ve Emir arasındaki bu araştırma süreci her geçen gün daha karmaşık hale geliyordu.
Her biri kendi iç yolculuğunda ilerlerken, aynı zamanda birbirlerinin hayatlarını şekillendiren büyük bir sırrı çözmeye çalışıyorlardı.
Ancak, gerçeğe bir adım daha yaklaşırken, her anları ve her sözcükleri dikkatle izlemek zorundaydılar.
Çünkü hiçbiri, ortaya çıkacak olanın ne kadar büyük bir yıkım yaratacağını tahmin edemiyordu.
Gün, Hira'nın 20. yaş kutlaması için yapılan hazırlıklarla başlıyordu. Aile konağında hazırlıklar hızla sürerken, Alp Han ve Mehir arasındaki ilişki de derinleşmeye başlamıştı.
Artık aralarında gerçekten bir şeyler oluyordu. Mehir, içindeki duyguları daha fazla bastıramaz hale gelmişti.
Alp Han ise, onu daha iyi tanımanın keyfini çıkarıyordu. Ancak, bu yeni gelişmelerin yanı sıra, Mehir'in annesinin ölümüne dair bir şeylerin çözülmesi gerektiğini de biliyorlardı.
Hazırlıklar devam ederken, Alp Han bir ara Mehir'i bahçeye davet etti. Hira'yı tanıştırması gerekiyordu.
Hira, Alp Han'ın kız kardeşi olduğu için, Mehir ve Hira arasındaki bağın da güçlü olması gerektiğini biliyordu.
Hira, Mehir'i samimiyetle karşıladı ve ikisi arasında hızla bir arkadaşlık kuruldu.
Bir süre sohbet ettiler ve birbirlerini daha iyi tanıdılar. Hira, Mehir'in ne
kadar içten ve neşeli biri olduğunu fark etti, Mehir de Hira'nın enerjisini beğenmişti.
Mehir, bir yandan Hira'yla sohbet ederken gözlerini hiç Haluk Bey'den ayırmıyordu.
Hareketsizdi, ama her adımını izliyor, bir şeyleri çözmek için her fırsatı değerlendiriyordu.
Haluk Bey'in etrafında dönen gizem, Mehir'in içini kemiriyordu.
Parti bitiminde, Aslı, Mehir ve Emir eski doktorun evine gitmeye karar verdiler.
Mehir'in annesinin ölümüne dair daha fazla bilgi edinmek için her yolu deniyorlardı.
Doktor, Mehir'in annesinin hastalıktan öldüğünü teyit etti. Bu, Mehir için bir rahatlama anıydı, ama yine de tam anlamıyla tatmin olmamışlardı.
Belgelerde, annesinin ölümüne dair önemli veriler bulunuyordu. Aslı ve Emir, detayları dikkatlice inceledi.
Mehir'in annesinin hastalıktan öldüğüne dair kanıtlar kesinleşmişti. Ancak, Mehir yine de içinde bir eksiklik hissiyle kalıyordu.
Belgeler, her şeyin hastalıkla ilgili olduğunu net bir şekilde gösteriyor olsa da, Mehir'in kafasında bir soru işareti vardı:
Haluk Bey ve Doğan Bey'in adı, neden bu kadar sık geçiyor? Annemin ölümünün ardında başka bir şey mi var?
Mehir, gözleri dolmuş bir şekilde, "Şimdi ne yapacağız? Her şey boşuna mıydı?" diye sordu.
"Bir ipucu bile bulamadık." Aslı, onun omzuna dokunarak, "Bazen, en iyi bildiğimiz gerçeklerle yüzleşmek zor olur," dedi.
"Ama en azından artık neyle karşı karşıya olduğumuzu biliyoruz. Şimdi başka bir şey bulmalıyız."
Emir de "Evet, bu işin peşini bırakmamamız lazım," diyerek ekledi.
"Her ne kadar şu an biraz hayal kırıklığına uğramış olsak da, bu bilgi bizi daha fazla araştırmaya yönlendirecek.
İstediğimiz bilgiye, sonunda ulaşacağız."Ve böylece, ellerindeki belgeleri topladılar.
Mehir, son bir kez doktorun evine bakarak, "Her şey boşa gitmiş gibi hissediyorum," diye mırıldandı.
Ama sonunda bir şeyler çözülmüş, o da biraz olsun rahatlamıştı. Ancak kafasında hâlâ bir soru vardı.
Neden Haluk Bey ve Doğan Bey'in adları belgelerde sıkça yer alıyordu?
O belgeler ne içindi?
Annemin hastalığıyla nasıl bir bağları vardı?
Mehir, bu sorunun peşini bırakmaya niyetli değildi.
Bölüm etkileşimi
