29. bölüm · Zaaf

29. Bölüm - Hızlı Adım

Poyraz .

Sabahın ilk ışıkları odanın perdelerinden içeri süzülürken gözlerimi açtım.

Melis hâlâ yanımdaydı.

Gece boyunca konuşmuş, sonra ikimiz de fark etmeden uyuyakalmıştık. Başını omzuma yaslamıştı. Ben ise onu uyandırmamak için uzun süre kıpırdamamıştım.

Gözlerini yavaşça açtı.

— Günaydın.

— Günaydın.

Birkaç saniye birbirimize baktık.

Melis hafifçe gülümsedi.

— Bütün gece burada mı kaldın?

— Evet.

— Rahatsız olmadın mı?

— Hayır.

— Ben oldum.

Kaşlarımı kaldırdım.

— Neden?

— Çünkü senin yanında uyuyunca sabah kalkmak istemiyorum.

Bir an ne diyeceğimi bilemedim.

Melis de söylediklerinin farkına varmış olacak ki yanakları kızardı.

— Yani... yanlış anlama.

Gülümsememi tutamadım.

— Yanlış anlamadım.

Melis başını eğdi.

— Çok sinir bozucusun.

— Bunu daha önce de söylemiştin.

— Çünkü hâlâ öylesin.

İkimiz de güldük.

Sonra odada yeniden sessizlik oldu.

Ama bu kez sessizlik farklıydı.

Melis bana baktı.

— Poyraz...

— Efendim?

— Dün gece söylediğim şeyi hatırlıyor musun?

— Hangisini?

— Sana güvendiğimi.

— Hatırlıyorum.

— Hâlâ öyle.

Elini yavaşça uzattı.

Ben de elini tuttum.

Parmaklarımız birbirine geçti.

Melis gözlerimin içine baktı.

— Bazen sana çok yakın olduğumu hissediyorum.

— Bazen mi?

Gülümsedi.

— Her zaman demeyeceğim.

— Neden?

— Şımarmaman için.

Başımı iki yana salladım.

— Geç kaldın.

Melis güldü.

Sonra bakışlarımız tekrar buluştu.

Bu kez ikimiz de konuşmadık.

Melis yavaşça bana doğru yaklaştı.

Ben de geri çekilmedim.

Aramızdaki mesafe gittikçe azaldı.

Bir an durduk.

Sonra Melis gözlerini kapattı.

Dudaklarımız kısa ve nazik bir öpücükte buluştu.

İkimiz de hemen geri çekildik.

Melis'in yüzü kıpkırmızı olmuştu.

Ben de ne söyleyeceğimi bilemedim.

— Bu...

Melis gülümsedi.

— Bir hata değildi.

Ona baktım.

— Ben de öyle düşünmüyorum.

Melis başını omzuma yasladı.

Elini bırakmadım.

Bir süre öylece kaldık.

Sonra telsizden gelen ses bütün anı bozdu.

— Komutanım! Mert Karaca'nın yerini tespit ettik!

Hemen ayağa kalktım.

Melis de kalktı.

— Gidiyoruz.

— Birlikte mi?

Ona baktım.

— Birlikte.

Melis elimi tuttu.

— Bu kez beni geride bırakma.

Elini sıktım.

— Bırakmayacağım.

Kapıya doğru yürürken ikimiz de biliyorduk:

Aramızdaki şeyin artık eski hâline dönmesi mümkün değildi.

Ama bunun adını koymak için henüz erkendi.

Şimdilik birbirimize bir adım daha yaklaşmak yeterliydi.