28. bölüm · Zaaf
28. Bölüm — Hatırlamadığı Gece
Fotoğrafı elimden bırakamadım.
Melis'in yüzüne bakıyordum.
O ise fotoğrafa bakarken sanki yıllardır kapalı duran bir kapının önünde durmuş gibiydi.
— Bu fotoğraf nereden çıktı? diye fısıldadı.
— Bilmiyorum.
— Ama benim.
— Evet.
Melis fotoğrafı parmaklarının arasına aldı.
— Poyraz... ben bu yeri hatırlamıyorum.
Fotoğrafa tekrar baktım.
Arka planda eski bir bina vardı.
Burası eski karakol değildi.
Daha önce hiç görmediğim bir yerdi.
Fotoğrafın köşesinde ise küçük bir tarih yazıyordu.
2019.
Melis'in kaşları çatıldı.
— 2019...
— O yıl hayatında önemli bir şey oldu mu?
Uzun süre düşündü.
— Hatırlamıyorum.
— Hiç mi?
Başını salladı.
— O döneme ait bazı şeyler çok bulanık.
İçimde bir huzursuzluk oluştu.
— Neden daha önce söylemedin?
— Çünkü bunun önemli olduğunu düşünmedim.
Fotoğrafı tekrar elime aldım.
Tam o sırada Arslan yanımıza geldi.
— Komutanım, araçta başka bir şey bulduk.
— Nedir?
Elindeki küçük cihazı bana uzattı.
— Eski bir ses kayıt cihazı.
Cihazı aldım.
Üzerinde tek bir kayıt vardı.
Kayıt 17.
Melis yanıma yaklaştı.
— Açacak mısın?
Bir an durdum.
— Hazır mısın?
— Hayır.
Bana baktı.
— Ama aç.
Cihazı çalıştırdım.
Önce parazit sesi geldi.
Sonra uzaklardan bir kadın sesi duyuldu.
— Eğer bu kaydı dinliyorsanız...
Ses kesildi.
Ardından bir erkek konuştu.
— ...plan değişti.
Melis'in yüzü bir anda değişti.
Elini başına götürdü.
— Bu ses...
— Tanıyor musun?
Gözlerini kapattı.
— Bilmiyorum.
Kayıt devam etti.
— Kızı buradan hemen götürün. Poyraz'ın öğrenmesine izin vermeyin.
Kalbim sıkıştı.
Melis gözlerini açtı.
— Ben mi?
Kayıt tekrar cızırdadı.
Sonra aynı erkek sesi duyuldu:
— Eğer Poyraz öğrenirse her şey biter.
Kayıt aniden kesildi.
Sessizlik.
Kimse konuşmadı.
Ben cihazı kapattım.
Melis bana baktı.
— Poyraz...
— Buradayım.
— Beni senden neden saklamak istediler?
— Bilmiyorum.
— Peki neden senin adını söylediler?
Cevap veremedim.
Çünkü benim de kafamda aynı soru vardı.
---
Gece ilerledikçe üsse döndük.
Melis bütün yol boyunca sessizdi.
Ben de konuşmadım.
Odasının önüne geldiğimizde durdu.
— Poyraz.
— Efendim?
— Bu gece yalnız kalmak istemiyorum.
Gözlerine baktım.
— İstersen burada kalabilirim.
Başını salladı.
— Kal.
İçeri girdik.
Melis yatağın kenarına oturdu.
Ben pencerenin yanında durdum.
Bir süre sonra bana baktı.
— Yanıma gelsene.
Yanına oturdum.
Melis biraz yaklaştı.
Sonra başını omzuma yasladı.
Bu kez ikimiz de konuşmadık.
Sadece sessizce oturduk.
Bir süre sonra Melis elimi tuttu.
— Poyraz...
— Hı?
— Eğer geçmişimde kötü bir şey varsa...
Durdu.
— Benden uzaklaşır mısın?
Ona döndüm.
— Hayır.
— Emin misin?
— Evet.
— Neden?
Bir an düşündüm.
Sonra dürüstçe söyledim:
— Çünkü geçmişin ne olursa olsun, şu an yanımdasın.
Melis'in gözleri doldu.
Başını göğsüme yasladı.
Ben de kolumu omuzlarının etrafına koydum.
Bir süre böyle kaldık.
Melis'in nefesi yavaşladı.
— Poyraz?
— Efendim?
— Sana güveniyorum.
Bu cümle, bütün gece duyduğum en ağır cümleydi.
Elini tuttum.
— Ben de sana güveniyorum.
Melis başını kaldırdı.
Yüzlerimiz yine birbirine çok yakındı.
Bu kez ikimiz de geri çekilmedik.
Sadece birbirimize baktık.
Melis hafifçe gülümsedi.
— Bana bakmayı bırakmıyorsun.
— Sen de bana bakıyorsun.
— Belki.
Gülümsedim.
— Belki mi?
Melis başını omzuma tekrar yasladı.
— Fazla konuşma.
— Emredersiniz.
Kısık bir kahkaha attı.
Sonra gözlerini kapattı.
Ben de başımı onun saçlarına yasladım.
O an hiçbir şey söylemedik.
Ama ikimiz de aramızdaki bağın her geçen gün biraz daha güçlendiğini biliyorduk.
Henüz sevgili değildik.
Henüz birbirimize bir söz vermemiştik.
Ama artık birbirimizin yanında susabilmek bile yetiyordu.
---
Sabah olmadan birkaç dakika önce telsizden bir ses geldi.
— Komutanım...
Telsizi aldım.
— Söyle.
— Kayıt cihazındaki seslerden biri tespit edildi.
Ayağa kalktım.
— Kim?
Cevap geldi.
— Mert Karaca.
Melis de uyanmıştı.
Bana baktı.
Ben ise tek bir şeyi düşündüm:
Mert yaşıyorsa, Melis'in geçmişini biliyor olabilir.
Ve artık onu bulmak zorundaydık.
