26. bölüm · Zaaf
26. Bölüm — Bir Adım Daha
Sabahın ilk ışıkları dağların arasından yükselirken üsse dönmüştük.
Herkes yorgundu.
Ama benim aklım hâlâ gece yaşananlardaydı.
Melis'i bulduğum an...
Bana sarıldığı an...
Elimi tuttuğu an...
Bunların hiçbirini unutamıyordum.
Koridorda yürürken Melis'in odasının önünde durdum.
Kapıya iki kez hafifçe vurdum.
— Kim?
— Ben.
Kapı açıldı.
Melis karşıma çıktığında yüzünde yorgun ama huzurlu bir ifade vardı.
— Uyuyamadın mı?
— Hayır.
— Ben de.
Bir süre birbirimize baktık.
Sonra Melis kapıyı biraz daha açtı.
— Gel.
İçeri girdim.
Bu kez aramızdaki sessizlik eskisi gibi değildi.
Daha rahat...
Daha sıcak...
Sanki birbirimize alışmaya başlamıştık.
Melis yatağın kenarına oturdu.
Ben de karşısındaki sandalyeye geçtim.
— Poyraz.
— Efendim?
— Dün gece beni bulduğunda gerçekten korktun mu?
Bir an sustum.
Sonra dürüstçe cevap verdim.
— Evet.
— Ne kadar?
Gözlerine baktım.
— Tahmin edemeyeceğin kadar.
Melis'in yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
— Seni hiç böyle görmemiştim.
— Ben de kendimi öyle görmemiştim.
Melis başını eğdi.
— Beni neden bu kadar önemsiyorsun?
Bu soruyu duyduğumda kalbim hızlandı.
Ama bu kez kaçmadım.
— Çünkü sen...
Cümleyi tamamlayamadım.
Melis bana baktı.
— Ben?
Gülümsedim.
— Sen farklısın.
— Bu cevap değil.
— Şimdilik bu kadar.
Melis güldü.
— Çok gizemlisin.
— Sen de çok meraklısın.
Yanıma oturdu.
Bu kez aramızdaki mesafe çok daha azdı.
Omuzlarımız birbirine değiyordu.
Melis elini yavaşça uzattı ve benim elimin üzerine koydu.
Parmaklarım istemsizce onun parmaklarına kapandı.
İkimiz de ellerimize baktık.
Sonra göz göze geldik.
— Elimi bırakmayacaksın, değil mi? diye sordu.
— Hayır.
— Neden?
— Çünkü dün gece seni kaybettiğimi düşündüğümde...
Bir an sustum.
— Bir daha aynı şeyi yaşamak istemiyorum.
Melis'in gözleri doldu.
Başını omzuma yasladı.
Bu kez onu geri çekmedim.
Aksine biraz daha yaklaştım.
Saçlarının arasından gelen hafif kokuyu hissedebiliyordum.
— Poyraz...
— Efendim?
— Yanında kendimi güvende hissediyorum.
Bu cümle içime dokundu.
Elimi kaldırıp saçlarını nazikçe düzelttim.
— Sen de benim yanımda güvendesin.
Melis başını kaldırdı.
Yüzlerimiz birbirine çok yakındı.
Bir an ikimiz de sustuk.
Bakışlarımız birbirinden ayrılmadı.
Melis hafifçe gülümsedi.
— Çok yaklaştın.
Ben de gülümsedim.
— Sen de uzaklaşmadın.
Melis'in yanakları kızardı.
Başını tekrar omzuma yasladı.
İkimiz de gülmeye başladık.
O an ilk kez aramızdaki şeyin korkutucu olmadığını düşündüm.
Henüz sevgili değildik.
Henüz birbirimize hiçbir söz vermemiştik.
Ama artık ellerimizi tuttuğumuzda geri çekilmiyorduk.
Ve bazen...
Bir insanın hayatına girmesi için büyük sözlere gerek yoktu.
Bazen sadece yanında oturması yeterdi.
---
Tam o sırada kapı çaldı.
Melis hemen benden biraz uzaklaştı.
Ben ayağa kalktım.
— Kim?
Arslan'ın sesi geldi.
— Komutanım, acil durum var.
Yüzüm ciddileşti.
Kapıyı açtım.
Arslan'ın elindeki dosyaya baktım.
— Ne oldu?
— Dün gece bizi takip eden kişiyle ilgili bir bilgi geldi.
Dosyayı aldım.
İlk sayfayı açtığımda gözlerim büyüdü.
Fotoğraftaki adamı tanıyordum.
Ve onun altında tek bir isim yazıyordu:
Poyraz Demir'in eski görev arkadaşı.
Melis yanıma geldi.
— Ne oldu?
Dosyayı kapattım.
Ama bu kez bir şeyden emindim.
Bu hikâye daha yeni başlıyordu.
Ve ne olursa olsun...
Melis'in elini artık bırakmayacaktım.
