11. bölüm · Zaaf
11. Bölüm — Tek Başına
Ambulansın kırmızı ışıkları gecenin içinde kaybolurken birkaç saniye olduğum yerde kaldım.
Melis'i hastaneye götürüyorlardı.
Benimse önümde başka bir yol vardı.
Telefonumdaki son mesajı tekrar okudum.
“Bu gece bana tek başına gel.”
Melis'in annesi benden bunu istiyordu.
Ama içimdeki asker, bunun bir tuzak olabileceğini söylüyordu.
İçimdeki adam ise başka bir şey düşünüyordu:
Melis'i kurtarmak zorundaydım.
Arabaya bindim.
Motoru çalıştırmadan önce hastaneyi aradım.
— Acil servis.
— Ben Yüzbaşı Poyraz Aras. Biraz önce getirilen doktor Melis Yalın'ın durumu nasıl?
Karşıdaki kadın birkaç saniye sustu.
— Durumu şu anda stabil. Doktorlar müdahale ediyor.
Gözlerimi kapattım.
İçimdeki düğüm biraz gevşedi.
— Ona bir şey olursa beni hemen arayın.
— Elbette.
Telefonu kapattım.
Saatime baktım.
Gece üçü geçiyordu.
Konumu açtım.
Şehrin dışında, yıllardır kullanılmayan eski bir tren istasyonunu gösteriyordu.
---
Yaklaşık kırk dakika sonra istasyona vardım.
Aracımı uzakta bıraktım.
Silahımı kontrol edip tek başıma ilerledim.
İstasyon tamamen karanlıktı.
Rüzgâr eski tabelayı sallıyor, metalden ince bir ses çıkarıyordu.
— Geldim.
Sesim boşlukta yankılandı.
Cevap gelmedi.
Bir süre sonra peronun diğer ucunda bir kadın belirdi.
Onu ilk gördüğüm anda yıllar önceki o geceyi hatırladım.
Melis'in annesi.
Yüzü yıllara rağmen tanıdıktı.
Bana doğru yürüdü.
— Poyraz.
— Melis nerede?
Kadın başını iki yana salladı.
— Burada değil.
Silahımı kaldırmadım ama elim kabzasındaydı.
— Beni neden çağırdın?
— Çünkü artık sana güvenebileceğimden emin olmam gerekiyordu.
— Bunun için Melis'i tehlikeye attın.
Kadının gözleri doldu.
— Hayır. Onu ben tehlikeye atmadım.
— O zaman kim?
Bir süre sustu.
Sonunda:
— Kendi babası.
Donup kaldım.
— Melis'in babası mı?
— Evet.
Başımı iki yana salladım.
— Bu mümkün değil.
— Sen de yıllar önce onun öldüğünü sandın.
Kadın bana yaklaştı.
— Ama Melis'in babası ölmedi, Poyraz.
İçimde bir şey koptu.
— Nerede?
— Her şeyin başladığı yerde.
— Neresi?
Kadın cevap vermeden önce arkamıza baktı.
Bir araç farlarıyla istasyonu aydınlattı.
Kadının yüzü bir anda gerildi.
— Bizi buldular.
— Kim?
— Geç kaldın.
Silahımı çıkardım.
— Ne oluyor?
Kadın bana baktı.
— Melis'in hastanede olduğunu öğrenmişler.
Kalbim sıkıştı.
Telefonumu çıkardım.
Hastaneyi aradım.
Telefon uzun süre çaldı.
Kimse açmadı.
Tekrar aradım.
Bu kez kapalıydı.
Kadına döndüm.
— Bana hemen her şeyi anlat.
Kadın gözlerime baktı.
— Poyraz...
Sesi titriyordu.
— Melis'i hastaneden kaçırdılar.
O an dünyadaki bütün sesler sustu.
Silahımı sıkıca kavradım.
— Kim?
Kadın cevap verdi:
— Babası.
Bir saniye bile düşünmedim.
Arabaya doğru koşarken tek bir şey biliyordum:
Bu kez onu bulacaktım.
Ve karşıma kim çıkarsa çıksın, Melis'i geri alacaktım.
