4. bölüm · Yüzbaşı

4. Bölüm

Sole Sole

Odada timle yalnız kalmıştım kimseden çıt çıkmıyordu “Hep bu kadar kasar mısınız?, yoksa kadın olduğum için mi?” Yüzümde ciddi bir ifade vardı. Emre “ Yok Özge komutancığım sadece şaşırdık,” yanındaki arkadaşlarına baktı “ değil mi ?” “Hayır, tamda tahmin ettiği gibi timde yeni birine ihtiyacımız yoktu ayrıca bir kadına asla” dedi Kürşat. “Kadın olmam komutanınız olmadığım anlamına gelmez. ister alışın ister alışmayın bende istemesemde bu timdeyim ve sizin komutanınızım!”. Saatime baktım içtima saati yaklaşmıştı. “İçtimaya az kalmış haberiniz olsun.” Dedim ve ayağa kalktım. Kapıdan tam çıkarken yüzbaşıyla karşılaştım. İkimizinde bakışları ölüm gibiydi. “Benim timim dakiktir, onları salak sanma” konuşurken nerdeyse dişleri kırılacaktı. “Salak sanmadım ama bi kıtlık var komutanlarında olduğu gibi” dedim ve omzuna çarpıp hazırlanmak için gittim.
-CİHAN-“Seni tıpış tıpış göndermeyen cihanın ben” “Özge komutancığım bana az önce kıt mı dedi üzüldüm yani” bütün gözler Emreye döndü “libidona sıçıcam şimdi Emre kes sesini” dedi Emir, Kürşatta ekledi “ayrıca sana değil bize dedi komutanım sizede dedi” “ne yani o dedi diye kıt mı olduk asıl kıt o egoist” “ayrıca siz neyi bekliyorsunuz içtima saati geldi” dedim ve tim hızlıca içtima alanına doğru gitti.
-ÖZGE-
İçtima alanına doğru gittim. Tüm tim ordaydı. Adım seslerimi duyan tim bana doğru bir bakış attı. Geldiğimi gören Cihan “Kuzgun, dikkat!” Dedi ve tim aynı amda topuklarını vurdu.yüzbaşının siniri sesine yansımıştı. Sesi sert ve yüksek çıkmıştı. Timde iki yüzbaşı vardı ama ben daha önce yüzbaşı olduğum için Cihanın bana tekmil vermesi gerekiyordu. Sesi az önceki ciddiyetini ve sertliğini koruyordu bakışları ölüm gibiydi. “ Kuzgun timi, 5 personel, vukuat yok. Yeni görevlendirme ve içtima için emirlerinize hazırdır, Yüzbaşım!” Diyerek tekmil verdi. ‘Yüzbaşı’ demesi gözümden kaçmamıştı. Rütbece eşit olduğumuzu yüzüme vuruyordu ama tekmili bana vermesi bile sinirini daha çok bozuyordu bakışlarından ve çenesini sıkmasından bu belli oluyordu. Bu hoşma gidiyordu o yüzden hafifçe gülümsedim. “Geçen günki operasyonda yaşanan sıkıntılarda benim için bir ‘vukuat’ sayılır. O yüzden bügün bunun için çalışacağız, rahat!” Dedim. Gözlerimle timi inceledim , bir sıkıntı gözükmüyordu. “Kuzgun, atış hattına geç! Hedefler 500 metre, serbest atış pozisyonu al!” Sesim gür ve kendinden emin çıkıyordu. Emrimle birlikte tim aynı anda botlarını birbirine vurarak “sağ ol!” Dedi. “Her atış bir leş!” “Şarjör tak! Emniyeti aç! Atış serbest!” Tim ateş etmeye başladı. Yüzbaşının yanına gittim düşmanlıksa düşmanlık yapacaktım. “Yüzbaşı, çatışmada mühimmat yetmediğini söylemiştin boşa mermi sıkma devlet malı bu” dedim amacım dikkatini dağıtmaktı. Yüzbaşı gözünü nişangahtan ayırmadan bana cevap verdi. “ O düşmana göre az mermi bile harcadım yüzbaşı!” Cevap verdikten sonra atışa devam etti. Atışlar bitmişti. Timin grupmanına bakmak için hedeflere doğru yürüdüm “Kuzgun! Atış sahası temizliği silah bakımı için beş dakikanız var. Anlaşıldı mı?” Tim gür bir sesle “sağ ol” dedi ve işe koyuldular. Sıra yüzbaşının hedefine bakmaya gelmişti ben yüzbaşının hedefine giderken yüzbaşıda yanıma geldi. “Son atışta iki santim kayma var. Atış yaparken nefesini kontrolün atış yaparken bozuldu yoksa yanındaki ‘misafir’ dikkatinimi dağıttı?” “Rüzgar payı , yüzbaşı!” İkimizden inatlaşmaktan geri kalmıyorduk. “Dağ rüzgar payı dinlemez, yüzbaşı!” Diyerek daha çok damarına bastım. “Sadece tetiğe basarak bu timin bir parçası olucağını mı sandın?” “Ama tetiğe basmazsanda o ruh dağılır, ben o ruhu toplamaya geldim. Şimdi çekil işim var seninle uğraşamam” dedim ve elim tersiyle çok sert olmadan kenara ittim ama çekilmedi. “Yüzbaşı, çık önümden!” Sesim bu sefer daha yüksek çıkmıştı. “Sen beni test ettin yüzbaşı sıra bende” ne anlatıyordu bu ya “o ‘işin’ bittikten sonra seni bir de yakın dövüşte test edelim bakalım sen basılmışsın” gözlerimi devirdim ve yanından gittim. Oraya tabiki gidecektim sakındığım bir durum yoktu.