24. bölüm · Yüzbaşı

23. Bölüm

Sole Sole

Tim gideli beş gün olmuştu beş gündür sadece arada haberleşebiliyorduk ve artık sıkılmaya başlamıştım

kolum nerdeyse iyileşmişti

tim gittiğinden beri deniz ve elifle daha çok görüşüyordum hatta minik bir gün bile yapmıştık buraya geldiğimden beri nefes aldığım tek zamanlar kızlarla geçirdiğim zamanlar olabilirdi ama bu sıkılmama engel değildi

neyseki sonunda tim dönüyordu bu gün öğlen saatlerinde geleceklerdi odamda otururken kapı çaldı “gir” içeri giren asker hazır ola geçti “komutanım toplantı varmış sizi bekliyorlar”

başımla onayladım ve kalktım ne toplantısıydı yine

toplantı odasına geçtim “yüzbaşı özge yıldız emredin komutanım” komutan başıyla onayladı “geç otur özge yüzbaşı” oturduğumda odada karargah komutanı olan Mehmet yarbay ve tanımadığım iki asker daha vardı

birinin rütbesi binbaşı diğeri ise benim gibi yüzbaşıydı yüzbaşı olan ayağa kalktı ve ekranın önüne geçti ekranda kuş bakışı bir köy vardı “timimin yaptığı araştırmalara göre bir grup terörist bu köyün biraz ilerisinde kalan iki karakola baskın yapacakmış bu baskının bu hafta olacağı biliniyor ama hangi gün bilmiyoruz ayrıca baskına katılacak grupların başında uzun zamandır peşinde olduğumuz bir adam var”

ekrana uzun sakallı kel bir adamın resmi geldi resmin altında zinar yazıyordu adı zinar olmalıydı “adamın adı zinar ve bomba uzmanı çevredeki bütün gruplara bomba yapıyor bu bombalar normal değil patladığında hem daha büyük bir alanı etkiliyor hem de zehirli bir gaz çıkarıyor şu anda bunu mayınada uyarlayabiliyorlar yakın tarihte bu adam yüzünden 3 şehidimiz oldu” başımı salladım ve komutanlara döndüm

“komutanım bizim görevimiz ne” binbaşı kafasını salladı “sizden isteğimiz köye sızmanız timle sanki bir grup arkadaş gibi köye gideceksiniz ve bir hafta orda kalacaksınız bir köylüyle konuştuk kalacağınız yer hazır grubu tesbit edince haber vereceksiniz bizde adamı alacağız”

başımı salladım “komutanım tim daha gelmedi hangi gün yola çıkacağız”

“iki gün sonra tim bu gün gelsin yarına kadar dinlenirler” ayağa kalktım ve hazır ola geçtim “emredersiniz komutanım” dedim ve çıktım bu tarz görevleri seviyordum en azından geceleri uyuyabiliyorduk ama dağın zevki bir başka oluyordu

ben odadan çıktığımda tim yeni gelmişti karşıdan gelen time döndüm “oooo hoş geldiniz Kuzgun” hepsi yorgun olsalarda güldüler “hadi gidin toparlanın sonra bahçeye gelin yeni görev var”

hepsi yanımdan ayrılınca bahçeye çıktım ve timi beklemeye başladım tim yanıma geldiğinde üzerlerini değiştirmişlerdi karşıma oturdular “şimdi görev şu bir köy var orada bir hafta kalmamız gerekiyor”

yüzbaşı kaşlarını çattı “iyide neden”

“iki nedeni var ilki o köyün yakınında olan iki karakola olacak saldırıyı önlemek ikincisi saldırıyı yapacak kişilerin başındaki zinar adındaki bomba uzmanı bir terörist” hepsi başını salladı “yarına kadar izinlisiniz ondan sonra yola çıkacağız ayrıca oraya asker olarak gitmiyoruz yanınıza sivil kıyafet alın” hepsi onayladı ve gittiler bende kalktım ve eve geçtim

…..

Köye gideceğimiz gün gelmişti çantamı alıp çıktım tim yine beni kapıdan aldı ve köye doğru gittik

köye geldiğimizde arabadan indik herkesin neşesi yerindeydi köyde kalacağımız eve geçip eşyalarımızı bıraktık sonra köyü gezmek için çıktık

“komutanım elif nasıl” emreye döndüm “nasıl olsun iyi işte” başını salladı “aman iyi olsun” emire döndü “senin düğün ne zaman” emir biraz düşündü “iki üç hafta falan sonra niye” emre güldü “sence” hepsi gülünce onlara döndüm “hayırdır sende mi evleniyorsun emre”

“yok komutanım elifi o elbiseyle görünce heyecanlandı da” dedi kürşat

gözlerimi belertim emreye döndüm “sen nerden gördün” emiri gösterdi “o gösterdi” emire baktım ellerini teslim olmuyormuş gibi havaya kaldırmıştı “pişmanım komutanım elifin olduğunu unuttum fotoğrafta” emre piç gülüşünü dudağına kondurdu “valla iyikide unuttun günüm aydınlandı”

emrenin sırtına vurdum sonra kafasına kısaca emreyi tartaklamaya başladım “bak gerçekten elimde kalırsın çocuk” tüm tim bize gülerken emre gülmeye devam ediyordu

yüzbaşı emreyi çekip benden kurtardı “aaa adam gibi seviyor işte sana ne” kaşlarımı çattım “bak yüzbaşı seni böyle tartaklamayla bırakmam her tarafını kırarım”

yüzbaşı güldü “bi ara döversin artık sözün olsun” gözlerimi devirdim ve yürümeye devam ettim

“komutanım lütfen benim yerimede vurun benim komutanım olduğu için vuramıyorum” kürşata güldüm “tabiki seve seve vururum” kürşat güldü

emire döndüm “ama emir varya denizi o gelinlikle görmen lazımdı çok güzel oldu” emir güldü “tahmin edebiliyorum” emre yine bana yanaştı “komutanım bence hepiniz güzel olmuşsunuz”

gerçekten dayağı hak ediyordu benden uzun olduğu için kafasına vuramıyordum maşallah zürafa gibiydi “gel sana bi şey göstereceğim” emre eğilince kafasına bir tane geçirdim emre kafasını tuttu “aaa acıdı”

yüzbaşı emreye baktı “lan ülke sana emanetse götü kollayalım baksana kadın kafana vurdu diye nerdeyse ağlayacaksın” yüzbaşıya döndüm “sende ister misin istersen sanada bir tane vurayım bakalım sen ağlıyor musun yüzbaşı” güldü

köyün merkezine gelmiştik karşıdan bir atın üzerinde gelin onların arkasındanda insanlar geliyordu “düğün var adam sizce düğüne gelir mi” yüzbaşı kafasını salladı “denemeye değer o kadar kalabalıkta fark edilmeyiz hem köylüyü tanımış oluruz”

hepimiz onayladık ve insanların peşine takıldık düğün alanına gelince boş bir masaya oturduk buradan her yer görünüyordu etrafımda çok insan vardı ama bu tarafta hiç kadın yoktu “kadınlar kaşı tarafta oraya gidiyorum yoksa çok dikkat çekeceğiz” başlarını salladıklarında kalkıp kadınların olduğu tarafa gittim ve oturdum timi buradan görebiliyordum

yanıma bir kadın yaklaştı “selam kızım” güldüm “merhaba teyze” kadın beni baştan aşağı süzdü

üzerimde vücuduma yapışan bir badi vardı altımda ise üzerimdeki gibi siyah bir kot vardı saçlarımda açıktı “evli misin yavuklun falan var mı” başımı hayır der gibi baktım “ee kız kalkta oyna o zaman burda bekar olan kızlar ortada oynar bak onlar gibi”

kafamı çevirdim ortada beş altı tane kız oynuyordu “yok teyze saol” dedim kadın kaşlarını çattı “yok yok kalk en azından kurtlarını dök kızım ne olacak”

aslında biraz eğlenmek iyi olabilirdi kafamı salladım ve ayağa kalktım o sırada la bize her yer ankara çalmaya başladı işte şimdi tam olmuştu bir ankaralı olarak asla daha fazla dayanamazdım

ortaya çıktım ve kızların arasına karıştım oynanamaya başladım bir yandanda etrafı inceledim adam yoktu ama erkeklerin olduğu kısımdaki yaşı geçkin bir adam bana bakıyordu

takmadım kendimi oyuna kaptırdım kısa bir ana timin olduğu tarafa baktım gülerek bana bakıyorlardı yüzbaşı bile gülüyordu

oynamaya devam ettim time döndüm ve onlara doğru şarkıyı söyledim “bize her yol paris değil la bize her yer ankara” emrenin güldüğünü gördüm

önüme dönüp oynamaya devam ettim şarkı bitince yerime geçecektim ki ben ortadan çekilince o az önce bana bakan adam yanıma geldi “selam” başımı salladım “aleyküm selam amca” adam güldü

“ne amcası kız amca deme lazım olur” kaşlarımı çattım “ne alaka amcacım” adam beni süzdü “kız sen bekar değil misin oynarken gördüm seni beğendim işte anlasana” adamın yüzüne bakakaldım

“ne alaka lan” adam güldü “naz yapma naz yapma kız” adam bana cilve yaptığını falan mı sanıyordu acaba

o sırada arkamda birini hissettim ve arkamı döndüm yüzbaşıyla karşılaşmayı bekliyordum yüzbaşı adama gözlerini dikmiş bakıyordu “hayırdır emmi” adam güldü “saa hayırdır oğlan”

yüzbaşı beni yanına çekti “kadınla işin ne” adam pişkince güldü “saa ne la” yüzbaşı kaşlarını çattı

“amca hadi uzatma benden sana senden de bana yar olmaz” dedim araya girerek adam “olur kız olur” diyince yüzbaşı ellini yumruk haline getirdi hayır olay çıkaramazdı şimdi sırası değildi

ortadaki insanlar hala dans ediyordu yüzbaşıyı kolundan tuttum ve ortaya getirdim “rahat dur yüzbaşı” dedim ve oynamaya başladım

ardından emrede geldi “komutanım onu boş verin de az oynayalım sıkıldım” yüzbaşı daha ne olduğunu anlamadan emreyle oynamaya başladık yüzbaşı ikimize kınayan gözlerle bakıyordu “Allahım hepsi mi bana denk gelir” emre ve beni tutup çekti

“hadi gidiyoruz” tüm tim ayağa kalkıp düğünden ayrıldık

yürürken hepimiz gülme krizine girmiştik resmen emir “komutanım aynı performansı düğünümdede bekliyorum” deyince güldüm

yüzbaşı bana baktı “Ankara bebesi bu oynar” kafamı yüzbaşıya çevirdim “sen sus sivas kangalı”

güle güle eve gittik herkes yattı

ilk gün baya iyi geçmişti tek sıkıntı zinar hala ortada yoktu ve bu iyiye işaret değildi