28. bölüm · Yüzbaşı
27. Bölüm
Bu gün emre eve geçiyordu bir süre ne olur ne olmaz yüzbaşının evinde kalacaktı
emre geleceği için yüzbaşının evinde toplanmıştık deniz ben elif güzel bir masa hazırlamıştık
timin kalanı ise birazdan emreyi alıp gelecekti kapı çalınca elif kapıya gitti “bakıyorum” elifin arkasından gittim
elif kapıyı açtığında emre ile kısa bir an göz göze geldiler emre sırıttı “ooo sizde mi burdaydınız elif hanım” elif kafasını salladı sonra eliyle dışarıyı işaret etti “isterseniz gidebilirim Emre bey”
emre aceleyle “yok yok mutlu oldum” güldüm elif kaşlarını çattı “mutlu mu oldun” kürşat arkadan gülerek durumu toparladı
“yok memnun oldu” gerçekten çok salak bir çocuktu
“hadi gelin” dedim hepsi içeri geçti ve masanın etrafına oturduk bütün gözler elif ve emredeydi
“elif uçuşlar nasıl gidiyor” dedi yüzbaşı elif yüzbaşıya döndü “güzel gidiyor yakında tatbikat var ona hazırlanıyoruz”
“senin sözelin nasıl elif” emire baktım bu nasıl bir soruydu lan “sözelim iyi sanırım” kürşat meydan okur gibi güldü
“benim kadar iyi midir peki” elif bilmem der gibi omuzlarını kaldırdı “meydan okuma başlasın o zaman” diyen denize döndüm gülerek bana bakıyordu
“ o zaman ilk soru gelsin” deniz ilk soruyu sorarken kürşat ve elife dikkatimi verdim
“Osmanlı devletinde vaka-i Hayriye olarak adlandırılan olayla hangi askeri ocak kaldırılmıştır?”
Elif çok düşünmeden cevapladı “yeniçeri ocağı” güldüm
emir eliyle skor yaptı “1-0”
“sıradaki soru geliyor türk edebiyatında batılı anlamda ilk realist roman olarak kabul edilen eser hangisidir?”
Elif yine cevapladı “araba sevdası okumuştum güzel bir kitap” emri bir parmağını daha kaldırdı
“2-0 oldu kürşat hadi” kürşat hırslanmıştı “sor gelsin yenge” yenge diyince deniz afalladı ama devam etti
“İslamiyet öncesi türk devletlerinde devlet meselelerinin görüşüldüğü meclise ne ad verilirdi?”
Kürşat hırsla masaya vurdu hepimiz bi an irkildik “toy” kürşata döndüm “sakin ol lan” kürşat elini masadan çekip dizine koydu
emir parmağını kaldırdı “2-1”
“o zaman şimdiki sorumuz divan edebiyatında şairlerin mahlaslarını söyledikleri beyte ne ad verilir?”
Kürşat yine önce davranıp cevap verdi “makta” yüzbaşı kürşatın sırtına vurdu “aferin sana kardeşim hadi son soru” kürşat gururla gülümsedi
“hangi anlaşma ile osmanlı devleti avrupa devleti sayılmış ve avrupa hukukundan yararlanma hakkı elde etmiştir?”
Bu sefer elif cevap verdi “paris” emir eliyle elifi gösterdi “ve kazanan elif oluyor” elif kürşata baktı “yinede tebrik ederim komutanım”
kürşat başını salladı “aynen ondan” emreye baktım yüzünde gururlu bir gülüş vardı
yemekten kalkınca canım çok sıkılmıştı “çok canım sıkıldı” emre bi anda aydınlanma yaşamış gibi
“komutanım lütfen şişe çevirmece oynayalım” güldüm gerçekten arada çocuk gibi davranıyordu “sizede uyar mı”
yüzbaşı hariç herkes onaylayınca yere oturduk yüzbaşı hepimiz oturunca daha fazla direnmedi ve o da yere oturdu
hâlâ birbirimize karşı tavırlıydık
şişeyi ilk ben çevirdim şişenin bir ucu bana bir ucu emreye geldi ben soracaktım emre cevaplayacaktı “elime düştün”
emre gözlerini bana dikti resmen yapma der gibi bakıyordu “emre şu ana kadar kaç sevgilin oldu” emre kısa bir an düşündü “20 vardır”
cevabı elifin burda olduğunu unutup verdiğine yemin edebilirdim “yuh” dedim
eliften öksürük sesi gelince oraya baktım deniz gülerek elifin sırtına vuruyordu elif “su kaçtı” diyince gülerek önüme döndüm
emre durumu toparlamak için “yani hepsi lisede falandı” dedi ama emir emreye takılmaya devam etti
“sen daha geçen ay sevgili yapmadın mı adı neydi ya” emre hemen emirin ağzını kapattı
kürşat karşıdan emirin sözünü devam ettirdi “şule değil mi”
emre sıçmış gibi bakıyordu bi anda elif ve denizden kahkaha sesi geldi onlara döndüğümde kahkahalarla gülüyorlardı neye güldüklerini anlamadım büyük ihtimalle emreye gülüyorlardı neyseki kendileri toparlayıp oyuna dönebildiler
bu sefer deniz çevirdi şişenin ucu bana geldi
“şimdi buradaki bir kişi ile ilgili bir düşünceni söyle ama isim verme ayıp olur” deniz böyle söyleyince emir sırıttı neydi bunlar kovaladıkça kaçan ateş böcekleri mi sabır ya
Bir an düşündüm kime ne söyleyecektim ki “komşularımı sevmem” dedim lafım tabiki yüzbaşıyaydı herkes anlamış gibi yüzbaşıya baktı o ise bana gözlerini dikmişti
sıra yüzbaşıya geldi yüzbaşı şişeyi çevirdi şişenin ucu elife geldi
“hayatın boyunca hiç karakola düştün mü” yani yüzbaşının soracağı sorudan ne beklenirdi ki
elif biraz düşündü “yani düştüm ama sicilime işlenmedi” emre hemen söze atladı “neden yani olay neydi” elif emreye baktı “bana laf atan bir adama kafa atmıştım adamın burnu mu ne kırılınca beni şikayet etmeye kaktı”
he işte tam eliflik bir hareketti bu “sana ne dedi ki” dedim elif bana döndü “benden hoşlandığını söyledi” bu yüzden mi adama kafa atmıştı deniz elife döndü
“ee ne var bunda” elif kaşlarını çattı “bilemem yapasım geldi” dedi
bu sefer kürşat elife sordu kızı resmen sorguya çekiyorduk da neyse
“bu olay ne zaman oldu” elif biraz düşündü “festivale gittiğimiz günden bir gün sonra falan” emir bunu duyunca gülerek emreye döndü “sıçtın”
emre de tekrar etti “sıçtım” onlara gülerken telefonum çaldı yarbay arıyordu
“buyrun komutanım” karşıdan ciddi bir ses geldi
“Zinar rahat durmamış operasyon var timi topla gelin”
“emredersiniz komutanım” dedim ve kapattım kafamı çevirdiğimde elifte biriyle mesajlaşıyordu “ne oldu” bana döndü “görev varmış” başımı salladım büyük ihtimalle aynı görevdi
time döndüm “toparlanın yarbay aradı görev varmış zinarın işi” tim hızlıca toparlandı ve çıktık
