30. bölüm · Yüreğimin Sesi

# Yüreğimin Sesi # FİNAL!

Safure G.

"Mertan!"

"Hare!" Diyen sesini duydum.

"Sen nas__"

"Evet konuşabiliyorum Günışığım"

"O yüzden mi yoktun 1 aydır"

"Evet Günışığım sana sürpriz yapmak istedim umarım kızmamışsındır bana"

"Bir daha desene"

"Neyi!"

"Adımı!"

Elimi sıkıca kavrayarak, parlayan gözlerle gülümseyip yüzüme baktı "Günışığım, Haremm, yürek sesim" dedi.

Hiç durmadan sarıldım hemen. Konuşuyordu, ismimi söylemişti ve ben hep bunu beklemiştim. Allah'ım şükürler olsun bana bunu gösterdiğin için. Seni çok seviyorum.

"Mertan, ayışığım, yüreğimin sesi" dedim onun gibi.

"Hare" dedi benden ayrılırken. O kadar naif ve güzel sesi vardı ki bir erkek sesinden daha güzel di. Başka bir ses duymak istemedim o an o olsun ve onun sesi olsun istedim.

"Hep hayalimdi adını sana söyleyebilmek ve başka hayallerimde oldu..."

"Nedir ayışığım hemen yapalım"

"Hare, ben sana sevdalıyım ve bugün zamanı mı bilmiyorum ama benimle evlenip ahirete benimle yolculuk etmeye var mısın benimle?"

Söylediği cümleye karşı kalakaldım heyecanlanmıştım ve beklemiyordum. Yüzümde istemsizce bir gülümseme yayıldı bir anda, daha sonra "seninle sonsuza varım ayışığım" dedim.

Gülmüştü

Gülmüştüm

2 gün sonra;

"Halay başı benim he" diyen Serdar'a bakıyordum. Düğünüm vardı çok heyecanlıydım. Kalbim öyle bir atıyordu ki dışarıdan duyulabileceğine emindim.

Yanımda takım elbise ile duran ayışığı bana bakıp gülümsedi "Mutlu musun Günışığım?"

"Çook" dedim huzurla

"Bende çok mutluyum ve birazda heyecanlıyım"

"Bende! kalbim çıkacak gibi resmen evleniyoruz"

" Ve bu evlilik resmi değil!"

"Nasıl yani?"

"Bizi birleştiren Yüreğimizin Sesiydi ve hep öyle olacak"

"Kesinlikle iyiki yüreğimin sesi"

Serdar "oturmaya mı geldik gençler kalkın hadi erik dalı oynucaz"

Serdara gülüp ayağa kalktık.

Erik dalı çalıyordu evet çok romantik bir an gerçekten.

Serdar bizi hiç rahat bırakmıyordu hem Dilara hem bizi oynatıyordu mahallenin ortasında.

Düğünümüz evin az ilerisinde dış mekan olan geniş bir yerdi. Salon istemedim çünkü dışarısı çok güzeldi ve en güzel düğün dışarıda olurdu bana göre.

Öğretmenlerimiz, arkadaşlarımız, ailemiz ve bütün dostlarımız gelmişti düğünümüze ve ben çok mutluydum.

Taylan ile barışmıştık çünkü Mertana herşeyi anlatmıştım birbirlerini dinleyip barış yapmışlardı. Taylan eski Taylan değildi zaten. Serdar ile de çok iyi anlaşıyorlardı artık en çok sevindiğim ise herşeyin yolunda gitmesiydi.

Taylan Mertan ile oynamaya başlamıştı artık çünkü yorulmuştum gelinlik ağırlık yapıyordu. Sâde bir gelinlik seçmiştim çok açık değildi zaten kapanacaktım. Allah için kapanacaktım biliyorum geç olmuştu ama en azından daha fazla Allah'a geç kalmak istemiyordum. Çünkü beni hiç bir zaman yalnız bırakmayan Allah'ımı çok seviyordun onun içinde herşeyden vazgeçerdim.

Şimdi siz diyorsunuz ki neden şimdi kapanmadın!

Kafam da yara vardı ve kapatınca ağrı yapıyordu. Doktor kapatma demişti bende mecbur kapanamamıştım. Peki o yara nasıl mı oldu? Şöyle ki; Serdar ve ekibi yani Dilara ile Taylan bize sürpriz yapmak için bir tekne tutmuşlar. Mertan ile biz de gitmiştik tekneye daha sonra ise geldiğimizde kimseyi bulamamıştık bizde teknenin etrafına birde yan tarafında duran büyük gemilerde aramaya başladık.

Mertan başka tarafa ben başka tarafa bakıyorduk ama kimse yoktu, telefon ile aramıştık lakin çekmiyordu. Daha sonra ben geminin etrafında dönerken bir kapalı kapı gördüm kapıyı açtığımda ise kafam da patlayan şampanya ile yerimden sıçradım ve kapıya kafamı vurdum.

Sürpriz falan herşey mahfolmuştu ama benim kafam şişmiş ve yara oluşmuştu. Kapının sivri yerine denk gelmişti. Hastane falan olaylar ile bir hafta geçirmiştik yani.

"Hare! Dans edelim mi?" Diyen Mertan'ın sesini duydum.

"Olur" diyip elinden tutarak tam orta kısma gelmiştik.

Daha sonra Mertan elimi bırakıp benden uzaklaştı. Ben anlamsızca tek başıma kalmıştım ortada. Mertan geri döndüğünde elinde bir mikrofon vardı.

"Mertan ne oluyor?"

"Sana hep şarkı söylemek istemiştim bugüne kısmetmiş Günışığım"

"Sen şarkı söyleye biliyor musun?" Dedim heyecanla.

"Dinle bakalım Günışığım" diyip belimi kavradı. Ve dans etmeye başlamıştı bende ona ayak uyduruyordum. Elinde mikrofon Buray'ın şarkısını söyleyerek dans ediyorduk.

Ah sen, deli kız, ne güzel bakıyorsun
Kaç gel, deli kız, kimleri yakıyorsun?
Takmış koluna sevdiğini, acıyor kalbim
Olmaz, olmaz

Ah sen, deli kız, ne güzel bakıyorsun
Kaç gel, deli kız, kimleri yakıyorsun?
Güm güm kalbim, çıkacak yerinden, eyvah
Olmaz, olmaz

"Aşığım sana kadın!" Dedi bir anda.

"Aşığım sana adam!"

🌞🌜1 ay önce:

Restorana girdiğimde Serdar ile beraber oturan Mertanı gördüm. Beni gören Mertan ayağa kalktı hemen.

Beden dili ile "hoş geldin Günışığım" dedi.

"Hoş buldum" diyerek bende yanlarına geçip oturdum. Mertan bende birşey olduğunu anlamış gibi.

"Bir sorun mu var?" Dedi beden hareketleri ile

"Size birşey anlatacağım daha doğrusu Mertan en çok seni ilgilendiriyor bu konu" dedim.

Serdar "Hayırdır ne oldu?"

Taylan ile buluştuğumu ve Mertan'ın ona yaptıklarını anlattım. Mertan anlattıklarım ile kas katı kesilirken Serdar sinirlenmişti.

"Ya kızım sen manyak mısın? Niye gidip o pezevenk ile buluşuyorsun?"

"Dinlemek istedim sadece ayrıca çok kötü gözüküyordu yani pişman olmuştu"

"Sen de inandın mı hemen.?" Dedi öfkeyle

"Serdar!" Gözümü devirip Mertana baktım "Mertan birşey demeyecek misin?"

Kağıda birşeyler yazıp uzattı eliyle. Serdar ile ben kağıda gömülüp okumaya başladık.

Not;

Taylan'ın anlattıkları doğru ama onu bilmedikleri de var? Kızın ölümüne sebep oldum ama bilerek değil. Ben motosiklet ile gidiyordum birazda hız yapmıştım. Ailemle kavga etmiştim Taylan yüzünden. "Çık git!" Demişlerdi bana bende öfkeyle evden ayrılmıştım. Daha sonra motosikletin freni bozuldu ve durduramadım, bir anda bir kız çıktı karşıma o da koşarak karşıya geçiyordu. Bende sağ sol yaptım kıza seslenmek istedim 'dur' demek istedim ama sesim çıkmıyordu Allah kahretsmesin ki seslenememiştim. Biliyorum ben eğer motosiklet ile çıkıp gitmeseydim böyle birşey olmayacaktı..."

Mertana hüzünle bakarak "senin bir suçun yok sen bilemezdin ki karşına kızın çıkacağını ya da frenin bozulacağını" dedim.

Serdar "Bu yüzden seni sevmiyor Taylan demi?"

Mertan başını salladı.

" İyi o zaman bugün herkes gerçekleri bilecek" dedim

Serdar " Nasıl yani?"

"Şimdi ben Taylana mesaj atacağım o da buraya gelecek ve Mertan ile yüzleşecekler"

Mertan kafasını bir oyana bir buyana sallarken ben çoktan mesajı atmıştım

Serdar " Bencede herkes kozlarını yüzleşip paylaşsın" dedi bana katılarak.

Mertan sadece başını yere eğip oturduğu yerde durdu. Sanırım o da istiyordu birşeylerin hallolmasını.

Taylan açtığı kapıdan bir ağa misali girip "beni istemişsiniz buyrun!" Dedi.

Serdar "Havalara bak havalara" dedi. Serdar'ın koluna vurup onu susturdum.

"Hoş geldin otursana?" Dedim.

Taylan Mertanı görünce biraz durduktan sonra oturmaya karar verdi ve Serdar'ın dibinde soktu sandalyeyi Mertan dan uzak olmak için. Serdarsa bana bakıyordu "ben bunu döverim"

"Sus Serdar ya hiç yardımcı olmuyorsun" dedim sessizce

"Eee ne konuşucaz" huysuzca konuşan Taylana göz devirip tekrar yalandan bir gülümseme yaydım.

"Gerçekleri" dedim.

"Ne işler çeviriyorsun sen Hare!" Dedi Taylan

"Ben herşeyi anlattım Mertan'a" dedim.

Taylan kafasını ya sabır dercesine başka tarafa çevirdi.

Mertan bir anda ayaklanıp Taylan'ın karşısına geçti. Taylan onu ayakta olduğu için kafasını yukarı kaldırıp o da ayağa kalktı.

Mertan elindeki bize yazdığı not kağıdını Taylan'a uzattı. Taylan önce anlamsızca bakıp daha sonra kağıdı elinden çekip okumaya başladı.

Okuduktan sonra kafasını yavaşça kaldırıp Mertan'a baktı. Gözleri dolmuştu Taylan'ın fark edebiliyordum. "Yalan__ yalan söylüyorsun!" Dedi.

Mertan başını sağa sola salladı. Kabul etmiyordu etmeyecekti biliyordum.

"Sen benim sevgilimi öldürdün benden intikam almak için bilerek öldürdün anladın mı bilerek!" Diye bağırdı yüksek sesle. Seslerden dolayı restoranda olan müşteriler bize bakmaya başladı bende o sıra da aralarına girip müdahale ettim.

"Durun! Sakin olun ve peşime takılın insanlar içinde olmaz!" Dedim ve restorandan çıktım ardımdan Serdar da gelmişti. Daha sonra Mertan onun ardından ise Taylan geldi.

Dışarı da büyük ağaç vardı onun gölgesine geçip Taylan Mertan'a tekrar hüzünle baktı. Birşey söyleyecekti ki Serdar araya daldı.

"Bak Taylan kardeşini senden daha iyi tanımıyor olabilirim ama emin ol Mertan birini öldürecek kadar gaddar biri değil."

Taylan "Gaddar!" Dedi kalın çıkan ses tonuyla.

Serdar " Bilerek öldürseydi eğer şu an karşında değil hapiste olurdu. Polis araştırmış herşeyi adalet yerini bulduysa neden Mertanı hapse atmadılar Taylan"

Serdar konuştukça Taylan biraz olsun anlamaya çalıyordu sanki. Serdar konuşmasına devam etti

"Mertan senin sevgilinin o yoldan geçeceğini nereden bilebilirdi ya da siz onu evden kavga ve gürültü ile kovarken sence Mertan sevgilini düşünecek bir halde miydi Taylan?"

Taylan Serdara bakıp "Neden peki neden benim sevdiğim ben onu çok seviyordum" dedi gözlerinden tek tek yaşlar dökülürken. "Canım çok yandı benim babam sevmedi beni annem sevmedi, sevdiğim kız sevmedi kafayı yedim ben, Mertan konuşamıyordu dertleşecek biri yoktu yanımda kafayı yemiştim ben.." dedi.

Mertan Taylana bir adım yaklaşıp tam dibinde durdu. Boyları bile aynıydı. Gözleri, duruşları aynıydı. Mertan kumraldı Taylan ise sarışın tek farklı yönleri buydu onların.

Mertan beden dili ile"özür dilerim kardeşim dedi..." Onun da gözleri dolmuştu ve bir anda Taylana sarılmıştı. Taylanda o boşluk hissini Mertan ile tamamlandığını biliyordu ve o da sıkıca sarıldı kardeşine.

Daha sonra sakin kafa ile konuşmuşlardı.

Taylan "Bu zamana kadar hep boşa geçmiş zamanım herşeyi şimdi telafi edeceğim, Mertan?" Dedi Taylan Mertan'a bakarak.

Mertan kafasını Taylana çevirip gülümsüyordu. Taylan hemen konuşmaya başladı "Konuşacaksın kardeşim" demişti göz kırparak.

Mertan da göz kırpıp gülümsedi hemen.

İnşallah konuşurdu, en çok ben istiyordum konuşmasını.

🌜🌞

2 yıl sonra:

"Anne!"

"Efendim oğlum"

"Anne babam ne zaman gelecek?"

4 yaşındaki oğlumun dediği şey ile hemen önünde eğilip ellerini tuttum.

"Koray! Oğlum baban restoran da çalışıyor ya akşam gelecek hemen!" Dedim.

Üniversite öğrencisiydik ama üniversitesi okumuyorduk çünkü çalışıp diploma almıştık. Ben şef Mertan ise aşcı olmuştu. Daha sonra gastronomi aşçılık bölümünü kazanıp daha da ileri seviyede bir güç kazanacaktık.

Taylan ise üniversite okuyordu. Ayriyetten de bir klinikte çalışıyordu. Serdar ile Dilara da üniversite öğrencisiydi ve aynı üniversitede okuyorlardı. Çok mutluydular nisanlanmışlardı.

"O zaman bende gitcem bir dahakine" dedi Koray.

"Bugün Serdar amcan gelecekti unuttun mu oğlum!" Dedim hatırlatarak.

O anda kapı zili çalmıştı. Hemen kapıyı açıp karşımda on iki diş sırıtan Serdara baktım. Serdar "hani benim yeğenim?" Dedi.

Salondan koşarak gelen Koray "amcaaaa!" Diye bağırarak Serdar'ın kucağına atladı Serdar hemen kucağına alıp "Paşaamm napiyon la?" Dedi.

"Çok sıkıldım noluyy beni kurtar bu evden amcaa" diyen Koraya gözlerimi devirdim. Babası olmadığında benim yanımda sıkılıyordu.

" O zaman ben seni kaçırayım, hem belki babaya da gideriz" Koray'ın gözleri ışıldadı bir anda.

"İyi o zaman dikkat edin hadi!" Dedim

Onlar gittikten sonra yemek hazırlamaya başladım.

Saat 8 olmuş eve gelmişlerdi.

"Günışığımm nasılsın?"

"Hoş geldin ayışığım, iyiyim" dedim.

"Yemek hazır mı yardım edeyim mi sana?" Dedi.

"Sofra hazır içeride Serdar ile Koray sana hiç bir şey bırakmaz hadi geçelim hemen" dedim.

Mertan bana gülümseyip yanağımdan öptü. Ellerini yıkadıktan sonra sofraya oturdu.

Mertan bana bakıp "Şu baş örtüsünü kıskanıyorum artık çok yakışıyor sana, benden daha çok senin yanında" dedi.

"Boşuna kıskanma sen benimsin zaten" dedim.

"Ya amcaa ben alcaktım onu" diyen Koraya döndüm yönümü. Mertan Koray'ı naif ve sakince uyarınca onları izledim. Çok güzel bir baba olmuştu.

"Oğlum o bir misafir ve senin ikram etmen gerekiyor şimdi sen ye onu Serdar amcana da oradan tatlı ikram et hadi " dedi.

Koray hemen önünde ki tatlı tabağından biraz tatlı alıp Serdar'ın tabağına koydu. Bunu gören Serdar hemen Koray'ın verdiği az bir şey tatlıyı ağzına atıp yedi. Koray'ın şaşkınlıktan gözleri açılırken herkes kahkahayı patlatmıştı.

"Amcanın ağzı biraz büyüktür oğlum" dedim

"En azından kül kedisi gibi değil benim ağzım" diye cevap verdi Serdar.

Taylan "Sus lan koca ağızlı, hem senin gerçek amcan burada yeğenim sen bırak bunları gel benim yamacıma" dedi o anda Koray hemen Taylan'ın yanına geçip oturdu.

Gözlerini kısıp kıskanan Serdar "Pabucumun amcası bura da ben dururken sen misin amca hıh" dedi.

Taylan " Söyle bakayım yeğenim ben mi yoksa Serdar mı senin amcan" dedi.

Serdar " Tabiki de ben!" Dedi.

Koray ikisinin arasında kalmış bir Taylana bir Serdara bakıyordu. Sonra gözleri Mertan ile beni buldu.

"Tabi ki de annemle babam" dedi.

"Sen bunların neyini seviyon" dedi Serdar şakaya vurarak.

Koray son sözü söyleyip herkesi susturmuştu. "Onların yüreğinin sesi vay senin neyin vay amca" dedi.
______

FİNAL!

BENİM YÜREĞİMİN SESİ OLAN HERKESE ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.

YÜREĞİNİZİN SESİNİ DUYAN HERKESE SELAM OLSUN!

HARE VE MERTANI UNUTMAYIN....

AYIŞIĞI VE GÜNIŞIĞI NI UNUTMAYIN

SERDAR'IN MİZAHLARINI DA UNUTMAYIN..

DİLARA'NIN NAİFLİGİNİ VE GÜÇLÜ OLUŞUNU DA UNUTMAYALIM..

GECENİZİ PARLATAN AY IŞIĞINI GÖRDÜĞÜNÜZDE AYIŞIĞINIZ OLSUN..🌜

GÜNEŞİ GÖRDÜĞÜNÜZDE GÜNIŞIĞI OLSUN...🌞

CANLAR KURGUMUN SONUNA VE FİNALİNE GELMİŞ BULUNMAKTAYIZ DESTEKLERİNZİ ESİRGEMEDİGİNİZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.❤️✨

KONUŞAMAYAN ENGELLİ KARDEŞLERİMİZE ALLAH YAR VE YARDIMCI OLSUN İNŞALLAH....

HOŞCA KALIN YÜREĞİNİZİN SESİNİ DİNLEYİN CANLAR🌞🌜