27. bölüm · Yüreğimin Sesi

# Mertan iyi değildi #

Safure G.

Selamın aleyküm canlar 🧡 iyi okumalar..)
___________________________________________

Yazarın anlatımı ile;

Mertan Hare'nin şarkısını az çok duymuş ve yetişmişti yarışmaya, tam Hare'nin yanına gidecekti ki bir silah patladı, Mertan o silahın geldiği sesin olduğu yere baktığında bunun babası olduğunu gördü, babası sevdiği kızı vurmuştu hemde gözünün önünde, ama hayır babası bu durumdan hiç memnun olmamıştı silahını tekrar doğrultup Dilara'ya karşı hedefini belirledi bunu gören Mertan asıl hedefin Dilara olduğunu anladı, annesi bu yüzden mi sürekli Dilarayı koru demişti. Mertan hızla babasının uzattığı silaha eliyle tutup babasına yumruk attı o sıra da almıştı silahı elinden, bunu gören babası hem şaşkındı hem de korkmuştu. Sonra kaçıp gitmişti yakalanma duygusu ile.

Mertan kafasını salona doğru çevirdiğinde Hareyi onun Günışığını yerde kanlar içinde yatarken gördü ve koşar adım silahı yere fırlatarak Hareyi kucağına alıp hızla hastaneye yetiştirmek için Serdar'ın geldiği arabasına bindi ve arabayı sürmeye başladı Serdar da binmiş ve Hare'nin başını tutuyordu. Serdar kız kardeşi gibi sevdiği arkadaşını kanlar içinde görmesinden etkilenip daha çok ağlamaya başladı. Dilara da on koltuktaydı bu dörtlü acıların en acı yanını arkadaşlarını kanlar içinde görmesi ile tatmışlardı.

Serdar "Hare ne olur uyan ne olur bırakma beni" diyordu ağlayarak.

Mertan konuşamıyordu ama içinden öyle yangın yanıyordu ki sanki patlayacak bir büyük volkan gibiydi. Hastaneye gelmeleri kısa sürmüştü hepsi hızla arabadan inip Mertan tekrardan Hareyi kucaklayıp getirilen sedyeye koydu. Doktor gelmişti müdahale ediliyordu Mertan'ınsa elleri titriyordu.

Onu gören Dilara yanına gidip destek olmak için omzuna dokunmuş yüzüne hüzünle bakıyordu ama Mertan göremiyordu. Serdar da gelmişti yanına
"Mertan sakin ol Hare iyi olucak inatçıdır o birşey olmaz ona" dedi. Oda biliyordu Hare'nin güçlü bir yapıya sahip olduğunu.

Mertan'ın gözünün önünden anıları geçiyordu. Hare'nin gülüşleri, bakışları ve mesajları o an hepsi kafasından senaryolar yaratıyordu.

Sen benim ayışığımsın diyordu bir ses.

Rüyanda öcü gör inşallah

Ben seni seviyorum Mertan

Yiaaa şapşiikkk

Aşığım sana adam

Kafasında Hare'nin sözleri geçiyordu, ama o içeride can çekişiyordu hemde kendi babası yüzünden. Babası ondan çocukluğunu almıştı sonra annesini şimdi de sevdiği kızı, Hare ölmesin istiyordu, o olmadan yapamazdı bu acıyla yaşayamazdı o da biliyordu.

Mertan konuşamıyordu ama hemşirelerin ameliyathaneye alel acele girip çıkmaları onu korkutmuştu o anda boğazından hırıltılı sesler gelmeye başladı, göz yaşları kendiliğinden dökülüyordu yanaklarına. Acı böyle birşeymiydi diye düşündü. Sevdiğini kaybetmem böyle bir his mi diye düşündü. Hırıltıları acı çığlıklar dönüştü Serdar ile Dilara onun omzundan tutup sakinleştirmeye çalışıyorlardı ama olmuyordu. Mertan kendine gelemiyordu titriyordu hemde konuşmak isteyip de konuşamadan ağzından değişik çıkan sesleri ile titriyordu.

Hare onun için Sen Bir Aysın şarkısını söylemişti. Ama Hare yoktu. O olsun istiyordu yine yüzüne gülsün Mertan desin istiyordu.

" Mertan sakin ol kardeşim"

Dilara ağlamaya başladı. Çünkü Mertan hiç iyi gözükmüyordu. Ayağa hızla kalkıp duvarlara yumruk atmaya başladı Serdar onu tutmaya geri çekmeye çalışıyordu ama Mertan hırsından Hareyi koruyamamaktan kendini suçluyordu daha çok yumruk atmaya başladı elleri kan çanağına dönmüştü. Canının yandığını hissedemiyordu çünkü onun canı şu an içeride babasının ateş ettiği silah yüzünden içeride canı ile cebelleşiyordu.

"Mertan!", "lan kendine gel dur artık!"

"Hemşire lan kimse yok mu?" Serdar sesini yükseltip yardım çağırmaya çalışıyordu o anda yanına hızla gelen iki hemşire adamlar Mertanı hızla tutup sakinleştiriciyi vurdular omzundan, zira durmuyordu. Mertan o anda kendinden geçip bayılmıştı.

Hare'den

Gözlerimi açtığımda beyaz ışığın gözlerimi yaktığını hissettim zar zor araladığım gözlerimi oda da gezdirdim. Hastanedeydim bir sürü kablolar ve kolunda olan serumu gördü.

Ölmemiştim.

"Ölümün kıyısından geçtim lan resmen" dedim.

Odaya bir hemşire geldi beni görünce yüzü bir anda değişmişti gülümsüyordu.

"Uyandın demek, iyi misin küçük hanım?" Diye sordu.

"İyiyim, arkadaşlarım?" Diye sordum.

"Onlar dışarıda seni bekliyorlar"

"Görmek istiyorum" zor konuşuyordum canım yanıyordu.

"Tamam ama yormayacaksın kendini daha yeni çıktın ameliyattan" dedi başını beni uyarırcasına sallayarak. Bende başımı salladım. Hemşire çıktıktan bir süre sonra odanın kapısı çaldı. İçeriye Serdar, Dilara ve Mertan girdi. Hemen onalra gülümseyio yanıma geldiler.

Serdar "kül kedisi iyi misin?" Dedi ağlamış sesiyle. Ben Serdara cevap verecekler Mertan bir anda boynuma sarıldı. Ne hissedeceğimi bilememiştim. Ağlıyordu benden ayrıldığında. "Mertan ağlama lütfen?"

Dudağını birbirine bastırıp başını salladı. Dilara ise omzumu ovusturuyordu. Ona gülümseyip Serdara döndüm "ne o benden kurtulmak isteyen sen değil mıydın, şimdi niye ağlıyorsun?" Dedim.

"Ben öyle birşey demedim bir kere, ayrıca ben senden kurtulmak istemiyorum" dedi dolu gözlerle.

"He he demedin" dedim. Halbu ki sürekli benden şikayetciydi kendileri.

Bir süre böyle vakit geçirmiştik, tam tamına bir haftadır yanıma gelip gidiyorlardı. Babam durumu öğrenince işini bırakıp hemen yanıma gelmiş ve titrek gözleri ile benimle sık sık ilgileniyordu ihtiyaçlarımı getirip gidiyordu daha sonra.

Mertan ise bir an olsun ayrılmıyordu başımdan. Çok korkmuştu anlaşılan. Vurulduğum için ifade almaya gelen polisler bana olayı anlat demişti. Ben de kimseyi görmediğimi sadece vurulduğunu anlayıp yere yığıldığımı hatırlıyorum dedim. Sonrasında yarışma yerini araştırmış kamera kayıtlarını incelemişlerdi. Beni vuran Mertan'ın babası olduğunu öğrenmiştim. O yüzden Mertan bana öyle mahçup bakıyordu demek ki. Ama onun suçu yoktu. Ben onu seviyordum.

2 ay sonra:

Şarkı söyleyen Serdara sinirli bakışlar atıyordum hiç değişmiyordu bu çocuk. Bilal Sonses'in şarkısını söylüyordu pardon söylemiyordu böğürüyorduuu

Görmedim sen gibi bir hayin aslaaaaaa

Aldataaaannn kandıraaaaannn

Hep bir yalanlaaaaa

Yaarr beni sevmeeeezz
Yar bana gelmeeezz
Çok sevdim sen buna değer miydiiinnn

"Lan bir sus yeter be, kafam şişti" bunu demem ile hemen sesini kesmişti. Allah'ım dünya varmış.

"Ayıp ediyosun kalbimi kırıyorsun kara kedi, ne güzel sana bedava serenat yapıyorum"

"Aman istemem kalsın" dedim göz devirip.

iyileşmiştim biraz olsun en azından ayakta durabiliyordum. İyi hissediyordum kendimi iki ayda nasıl düzelmeyeyim, ilaclarımı Mertan sağolsun hiç unutturmuyordu ben almasam hapı alıp ağzıma sokuyordu kendileri.

Mertan'ın babası kaçmıştı polisler heryerde arıyordu ama sanki yerin dibine girmişti adam bulunmuyordu.

Mertan beden dili ile bana " iyisin dimi?, ağrın sızın yok dimi?"

Sorduğu sorulara gülümseyip "sen varsan iyiyim elhamdülillah" dedim.

Kocaman gülümsedi bana dediğim şeyle, hoşuna gitmişti sanırım.

Dilara konuşamadığı için ameliyat olacaktı Amerika da ve aramızda 1 ay olamayacaktı, eğer konuşacaksa ayrı kalmaya razıydım çok istiyordum konuşmasını tabi Mertan'ın konuşmasını daha da çok istiyordum, onun sesini duymayı ve ismimi ondan duymayı okadar çok istiyordum ki anlatamam bu hissi.

Serdar "Şimdi Dilara yarın gidecek ve ben sap kalıcam öyle mi?" Diye dudak büzdü.

"Sen zaten sapsın Serdoş" dedim.

"Haree!" Dedi uyarırcasına

Dilarayı seviyordu ve açılmak için uğraşıyordu gerçi o çoktan açılmadan belli etmişti sevdiğini ama Serdar işte anlatsan anlamaz, anlamazsa dinlemezdi.

Dilara beden dili ile "Sizleri çok seviyorum eğer konuşabilirsem grubdan görüntülü arayacağım ve sesimi ilk siz duyacaksınız" dedi heyecanla

"Canım görümcem yaa inşallah amin amin Allah'ım nolur konuşsun" diye göğe bakıyordum

Serdar " sen boşver bunları Diloş ilk beni ara" dedi.

Koluna elimin tersiyle vurup "Niye seni arıyormuş lan!" Dedim sinirle

"Çünkü sizin nazarınız değer kız tekrardan dilsiz olur" dedi

"Salak salak konuşma Serdoş maşallah deriz değmez"

Yanımda Mertan'a döndüğümde bizi sessizce dinliyordu onun bana bakmasını sağlayarak "Hem bakarsın işe yararsa benim sevgili ayışığım da ameliyat olur da konuşur" dedim.

Mertan bana bakıp küçük bir tebessüm etti ve kafasını yere eğdi tekrardan. Neyi vardı ki? Anlayamıyordum.

Serdar yine gevezelik yaparak devam etti , Dilara gülerek dinledi , ben ve Mertan ise sessiz sessiz yürüyorduk öylesine. Anlatmıyordu bana birşeyler vardı bana anlatamadığı birşey ya da sakladığı birşey..

Bölüm sonuuu...

Diğer bölümde görüşmek dileği ile hoşça kalın...