21. bölüm · Yüreğimin Sesi
#Annem#
Selamın aleyküm yine ben yine ben jajaja : uzun zaman sonra mutlu bir bölüm yazmak istemiştim o daaa bu bölümde olacaakk ay çok mutluyum nedense, neyse uzatımıyorum başlayalımm.. Ama biraz hüzün eklicem birazcık:)))
Hare'nin anlatımı:
Hani insan sevdiğine kızıp sonra pişman olur ya , benimkisi de böyle birşey işte , önce bağırıp çağırırdım sonra pişman olup üzülürdüm dayanamazdım barışmak isterdim. Yıllar önce annem ile ben gibi. Hatırlıyordum annemi çok küçüktüm belki ama hatırlıyordum. Babam hep derdi sen aynı annene benziyorsun kızım diye.
Şimdi yatağımda bağdaş kurarak oturmuş bir şekilde geçmişimi düşünüyordum, zaman zaman insanoğlu içine kapanır ya hani bende şimdi geçmişimde yaşadıklarımı tekrar canlandırıyorum kafamda. Annem canım annem onu çok özlüyordum en çok da Mertan ile karşılaştığım günden beri, onunla her kavga ve tartışmamızda , bana sinirlenip çekip gitmesi gibi durumlarda annemi hatırlıyordum, dün bana kağıda yazıp gösterdiği cümle beynimde yankılanıp can buluyordu resmen.
"Beni hiç bir zaman anlamaya çalışmayacaksım dimi" yazmıştı not defterine. Ağlamamıştım ama kırılmıştım ona.
Odamın kapısına vurulunca kendimi toparlayıp "gel baba" dedim. Babam dan başkası olamazdı zaten.
"Güzel kızım, ne yapıyorsun sen tek başına odada?"
"Hiç babacım başım ağrıyor da biraz" dedim. Cidden ağrıyordu yalan yok.
"Hımm" dedi düşünür gibi yapıp. "Yoksa benim güzel kızım yine eskiye mi daldı gitti he" dedi eli yanağımdayken.
Elini tutup hüzünle karışık mutlulukla "annemi özledim baba, o olsa ne güzel olurdu dimi?" Dedim.
"Ben de çok özledim kızım" dedi. Elini benim elimle sararken, özlediği gözlerini kaçırması dan ve yüzüme bakmayışından anlıyordum. Derin nefes verip konuşmaya başladı. Başı ile dolabımı gösterip "hatırlıyor musun, annen ile boyamıştınız" başımı salladim hemen, nasıl unuturdum ki.
"Onunla iki hatıram var benim baba annemle yaptığım şeyleri asla unutmadım, 5 yaşındaydım ama hatırlıyorum" dedim.
"Annen unutulacak kadın değil ki kızım, ben bile bu yaşıma geldim unutamadım, hala sevgisi kalbimde taze, onu özlediğim zamanlar oluyor benimde ama yaşadığımız anılar aklıma geliyor huzur buluyorum"
Ağlamaya başlamıştım , gözümün yaşını silerken konuştum "annemi anlatsana baba..."
Yine derin nefes verip gözümün içine baktı "Senin gibi kumral saçlı ve beyaz tenliydi , asi bir kadındı sertti, ama bir okadar da yumuşak kalpliydi annen, hayvanları çok severdi, beslerdi sürekli , biri ondan yardım istese o canını verircesine yardımına koşardı, iyi bir kadındı, duygusunu belli etmezdi çok , ama gözleri öyle güzel öyle güzeldi ki bakmaya doyamadım ben o gözlere taakii o kaz___" derken sustu. Başını eğmişti bakmıyordu yüzüme
"Baba" dedim. Kollarımı ona sardım. Birbirimize ihtiyacımız vardı, bu hayatta babam olmasaydı ben iyi olamazdım, belki annemi asla başka kadının yerine koymayan bir babam vardı , annemden sonra kimse ile evlenmeyen bir adamdı , annemi çok seven her konuyu ona bağlayan birisiydi belki bana en güzel babalığı yapan birisiydi diceksiniz ama benim babamdan başka kimsem yoktu ki, başkaları benim babam ile samimiyetimi gördüğünde kıskandırdı biliyordum, belki benim gibi babası olmayan kızlar vardı ama herkesin yaşantısı farklıydı ne de olsa benim sadece babam vardı , annem yoktu, tek sığınağım oydu, iyi ki de benim babamdı.
"Tamam yeter bu kadar drama " dedi babam sarılmayı bırakıp gülerek. "Hadi seninle dışarıda şöyle güzel bir yemek yiyelim, uzun zaman oldu vakit geçirmeyeli" dedi ayağa kalkarken. Gerçekten de öyleydi , işinden gücünden beni unutuyordu babam.
"Tamam baba üzerimi değiştirip geliyorum hemen" başını sallayıp çıktı odamdan.
Bende üzerime dolabımdan bulduğum kitafetleri alıp giyindim hemen , makyaj sevmiyordum gerek duymuyordum da.
Aynaya bakıp " çok güzelim bee" dedim. Bu repliği kim yapıyordu ya diyip güldüm.
Odamdan çıkıp babamın yanına ilerledim onu görünce, " ben hazırım" dedim.
"Bu güzellik nedir aman Allahım, gözlerim kamaştı Günışığı hanım" dedi gülerek.
"Ya baba sen benim takma ismimi nereden biliyorsun?" Dedim.
" Serdar dan duydum bir takım şeyler" dedi. O bir takım şeyler neyi acaba.
"Ne duydun ki reisim?" Dedim cilve yaparak.
"Hiç boşuna kıvırma , restoran da konuşucaz o birtakım şeyleri" dedi.
Off ya ne öğrenmiş olabilirdi ki, yoksa Mertanı mı öğrendi, hayır ya ben hazır değilim daha hemde Mertan ile aramız limoniydi.
Babamla arabaya binip yol boyu pek konuşmadık, gergin görünüyordu ama neden? İçimden bütün duaları okumuştum, bu hayatta aman ne olcak ki dediğim herşey başıma felaket olmuştu o yüzden demiyordum.
Araba durmuştu babam bana dönüp "in bakalım Günışığı hanım " dedi. İyi de bu önünde durduğumuz restoran Mertan'ın restoranıydı. Aha ben şimdi naneyi yedim.
"Baba biz niye bu restorana geldik?" Dedim tedirgin bir şekilde.
"Çok meşhur muş öyle duydum" dedi ima ile bakarak.
"Hım , baba başka yere mi gitsek yani neden burası?" Dedim.
"Hare yemek yicez kızım in arabadan hadi" babam beni dinlemeden arabadan inip restorana giriş yapmıştı bile.
Umarım Mertan yoktur umarımm.
Arabadan inip bende girdim içeriye, gayet sakin ve huzur vericiydi yine. Babam bir masaya oturmuş garson ile konuşuyordu bende karşısına geçip oturdum. Sonra kapıdan bağırarak biri giriş yaptı. Sizce bu kim tabikide Serdar.
"Ooo İhsan amcam nasılsın yaa?" Diyordu. Böğürme Serdar yaa.
Babam Serdar'ı görünce gülümseyip , oturması için sandalyeyi işaret etti. Serdar oturunca konuşmaya başladı "iyiyim evlat sen nasılsın ?" Diye sordu.
"Çok şükür amca" dedi.
Garson babamın sipariş verdiği yemekleri masaya koyarken Serdar ile göz göze geldim, gözlerimi dikip "sana göstericem ben bir çıkalım şuradan" dedim. Babam duymamıştı ama bize bakıyordu.
"Ee okul nasıl gidiyor çocuklar?" Diye sordu.
" On numara süper" dedi Serdar benim tabağımdaki yemekten yerken.
" Sen öyle diyorsan kesin bir düşüklük vardır Serdar" dedi babam. Ben gülerken Serdar'ın yediği lokma boğazında kalmıştı.
"Yok İhsan amca sadece bir hoca var onunla pek hatlar uyuşmadı gerisi çok iyi" dedi.
"İyi bakalım" dedi babam. Hepimiz yemeğimizi yiyorduk, tabi o sırada benim tabağıma ortak olan Serdar da dahildi.
"Hare, şu Serdar'ın bahsettiği çocuk bu restoran sahibiymiş kızım, sende yakinen arkadaşmışsın duyduğuma göre"
Oha Serdar ne ara anlattın ya ne ara ya, ben içim de kendimi yerken Serdar karşımda sırıtıyordu. Ağzını kırdığımın Serdarı , kırcam zaten dur sen. Gözlerimle tehtit ediyordum.
"Baba boşver şimdi sen biz yemek yemeye vakit geçirmeye geldik ama" dedim.
"Yoo ben sadece yemek yemeye değil, hem damat adayını görmeye hem de tanımaya geldim" dedi. Tabi benim sıfatı eşgalin mors oluşu.
"Mertan yok sanırım olsa gelirdi yanımıza" diye atıldı lafa Serdar.
"Aynen babacım olsa yanımıza gelirdi demek ki yok" dedim. Rahatlamıştım iyiki yoktu. Önce barışmam gerekiyordu. Hem babam Mertan'ın konuşmadığını bilmiyordu bilse ne tepki verirdi bilmiyordum bu yüzden daha erkendi.
Serdar babamın koluna dokunup çoktan nokta atışı yapacak konular konuşmaya girişmişti, valla dedikoducu karılar gibi bu çocuk.
" Ya İhsan amca bir tanısan varya çok iyi çocuk, yani arkadaşım diye demiyorum ama Hareyi çok seviyor" dedi.
Ben yalandna öksürüp "abartama Serdar sus Serdar " diyordum. O sırada yanıma biri oturdu. Kafamı çevirdiğim de onu gördüm Mertanı benim ayışığımı.
Gülümseyerek bize bakıyordu tek tek. "Aha damat geldi" diyen Serdar'ı duymam ile Serdar'ın bacağına tekme attım aşağıdan. Can havli ile zor tuttu kendini ama anlamıştı beni.
"Demek sensin benim kızımı sevmeye tenezzül eden şahsiyet"
O nasıl bir cümledir baba ya, sen hangi devirde yaşıyorsun, sanki Osman Gazi'nin kızıyım yani ha.
Mertan'ın yüz şekli değişmişti hemen, not defteri elindeydi yine yazmaya başlayıp babama uzattı not defterini, babam affalayıp anlam vermeyerek aldı not defteri okuduğunda ise yutkunmuştu ne yazmıştı ki, off göremiyorum da.
"Demek öyle evlat" dedi babam, Mertan gülümseyip başını salladı.
Serdar kulağıma eğilip "bunlar niye gizli gizli mesajlaşıyor knk" dedi. Bende sessizce "ne biliyim ya meraktan çatlıyorum ne yazdı acaba"
Serdar başını sallayıp "yalnız baban çok sakin Hare bence kork" dedi. Ona gözlerimi kocaman açarak baktım.
"Serdar ters birşey olur diyi içim içimi yiyor sen de gaz verme istersen" dedim.
"Yalnız Hare ben diyorum bak Mertan babandan çok çeker"
Dişlerimi sıkarak "Serdaar" dedim. Hemen geri çekildi, o sırada babam bize bakıp konuşmaya başladı.
"Ne konuşuyorsunuz siz fısır fısır?"
Ben "hiiç hiç baba" derken, Serdar benim tersime doğrucu Davut gibi direk söyledi "vallahi siz aranızda öyle konuşuyorsunuz, bizde merak ettik onu konuşuyorduk " dedi.
Sinirden elimi burnumun kemerini sıkıyordum.
Mertan yine babama birşeyler yazıp uzatıyordu. Babam da "afferin evladım afferin" diyordu.
Serdar yine kulağıma eğilip "Hare yeter diye bağırıcam artık" dedi.
"Ufff yeter yaa" dedim. Sanırım çok yüksek sesle bağırmıştım. Babamla Mertan bize dönmüştü.
"Ne oldu kızım, ne bağırıyorsun" dedi babam.
"Şey ben bunaldım birazda, özür dilerim ya" dedim.
Babam derin nefes alıp,
"Neyse ben kalkayım size Mertan anlatır ne konuştuğumuzu, hadi kızım size emanet, dikkat edin kendinize" diyip ayağa kalkıp çıktı dükkandan.
Babam çıkar çıkmaz konuştum "Mertan ne yazdın sen babama,hiç kötü tepki vermedi. Ya anlat çatladım" dedim.
Mertan gülümseyip beden dili ile " kim olduğumu ve neler yaptığımı yazdım" diyordu.
"Haa bizde birşey sandık " dedi Serdar.
"Anladım" diye mırıldandım.
"Yalnız İhsan amca seni sevdi gibi" dedi Serdar.
Mertan beden dili ile "zaten seviyordu" dedi.
Serdarla aynı anda "nasıl yani?" Dedik. Sonrasında birbirimize baktık. Mertan beden hareketleri ile açıklama yaptı bize.
Meğerse babam ile restoranda tanışmalar, babam da şirkette siyo olduğu için böyle mekanlara fotoğraf çekimi için geliyorlarmış, o sırada da Mertan ile çalışmaya başlamışlar, anlayacağınız babam ile Mertan gayet iyi anlaşıyor ve ben bu durumdan galip çıkıyorum çünkü çok korkmuştum babam Mertan'ın konuşmadığını duyunca müsade etmeyecek diye.
Gülümseyip Mertana baktım. "Bana kızgın mısın ayışığım?" Dedim.
Başını iki yana sallayıp kendi dili ile "sana kızgınlığım su gibi Günışığı gelip geçiyor" dedi.
"Sonunda ya hep küs barış olacaksınız sandım" dedi Serdar.
"Bende öyle sandım " dedim.
"Eğer müsaitseniz sizi bir yere götürmek istiyorum" dedi Mertan beden diliyle.
"Nereye?" Diye atılan Serdar bana fırsat vermeden konuştu heyecanla.
"Evet nereye ayışığım?"
Beden dili il "sürpriz" dedi.
"Oha bayılırım sürprizlere" dedim. Serdar bana sen gerçek olamazsın gibi bakıyordu.
"Hare cıvıtma ya" dedi.
"Sanane be" diyerek kafasına hafif vurdum.
Mertan masayı toplayıp, ceketini giyinerek yanımıza geldi. Bizde ayaklanıp onu takip ettik. Nereye gidiyorduk acaba. Bayağı yürüdükten sonra bir caminin önünde durduk , daha doğrusu Mertan durunca durduk.
Çenesi düşük Serdoş yine ilk konuşan oldu
"Bizi camiye namaz kılmak için mi getirdin knk, eğer öyleyse daha vakit var diye diyorum" dedi.
"Mertan niye camiye geldik?"
Bize yönünü dönüp beden hareketleriyle " ne camisi kütüphaneye geldik" dedi.
"Ne?" Dedik Serdarla beraber.
Serdar yanıma gelip "Yani halisulasyom görüyor dicem de çok gerçekçi bakıyor suratımıza Hare, delirmiş olmasın " dedi.
Bölüm sonuuuu... Uzun olmadı dimi ya, sıkılmıyorsunuz?
Camide kütüphane mi olur demeyin, benim hikayemde herşey olur jajajaja.
Serdar ve şakaları jsjsjsj.
Oy ve yorumlarınız bekliyorummm.
