6. bölüm · Yeşil ile Kehribar

6. Bölüm:Yeni hayata ilk adım

Melisa Göç

Mesajları okurken kaşlarını çatmıştı,Sude. Mesajların hepsi sinir bozucuydu. O mesajların hepsini okumadan telefonunu sinirle cebine koydu. Zaten hepsini okumak saatlerini alabilirdi.

"Lan madem Savaşın kasığına vurmadın niye kendine beddua ettiriyorsun be, kızım?!" Diye sitemde bulundu Berk

Bakışlarını kaçırdı Sude. "Savaş kızar diye söylemek istedim" diye ağzının içinde mırıldandı.

"İnananamıyorum!" diye bağırdı Zümra "Sen şimdi Savaşın evinde kalır,annesinede anne dersin artık!"

Az önceki utanması gitmiş,siniri tekrardan tavan yapmıştı. Bakışları Zümra'yı buldu. Bu nerden çıkmıştı? "Onun annesiyle alaka seviyem yokken niye annesine anne diyeyim!" diye bağırdı.

"Ben...yani şey annen yok ya o yüzden demiştim"

"Ya Allah aşkına!" diye bağırdı Sude yeniden "Bu durumu çok abartmıyormusunuz? Daha DNA sonucları belli bile değilken siz neyin kafasını yaşıyorsunuz! Sonuçlar çıksın o zaman istediğinizi söylerseniz?!"

Sınıfta,Sude'nin bu sitemi ile büyük bir sessizlik oldu. Kimse bir kelime etme cesaretinde bulunamadı. Sınıftakiler tek bir kelime etmeye cesaret bulamasada,okuldakilerden kaçamamıştı. Saçma sapan sorular ve terbiyesizce istekler. Sabrı sınanacak gibi görünüyordu.

☁️☁️☁️

Sude,Savaşa sinirli olduğu için okul çıkışı onu beklemeden eve gitmişti. Salona geçip ne yapacağını bilemeden koltuğa oturduğunda sadece,duvarın beyaz rengine bakıyordu. Sanki birazdan olacaklara hazırlanıyor gibiydi.

Ve işte Sude'nin beklediği şey gerçekleşti. Kapı sertçe açılıp yavaşça kapandığında onun sesini duydu: "Sude evde misin?"

Sude dizlerini kırıp ellerini bacaklarına sardığında Savaş ise çoktan salona girmişti. "Beni niye beklemedin?"

Sude cevap vermeyip kafasını bacaklarının arasına gömünce Savaş nefesini verip genç kızın yanına oturdu. Elini Sudenin omzuna koyup "Birşey mi oldu?" diye sordu

Sude yavaşça kafasını Savaş'a çevirdi "Gruptaki mesajları görmedin mi?" İçinden büyük ihtimalle görmediğini geçirdi. Yoksa bu kadar sakin olamazdı

"Evet gördüm. Herkes bizim kardeş olmamızı konuşuyor"

Merakla kafasını kaldırdı,genç kız. "Nasıl bu kadar sakin kalabiliyorsun o zaman?"

"Ne yapayım Sude? Kendimi yırtamam ya!"

Sude kafasını tekrardan bacağına yasladı. Hâlâ Savaşa bakmaya devam ediyordu.

"Tabi sen annene laf atılmadığı için bu kadar rahatsın. O mesajların en az 300 tanesinde anneme laf atmışlar. Anneme iftira atmış gibi hissediyorum"

"Annene iftira atmış gibi hissetme" dedi Savaş hemen "Onlar asılsız şeyler yazarak iftira ayırıyorlar. Bırak ne derlerse desinler umursama"

Gözleri dolmuştu genç kızın. "Birde bana Savaşın annesine artık anne dersin dediler. Benim senin annenle alakam yok!" Göz yaşları artık onu ele geçirmişti "Niye senin üstüne değilde hep benim üstüme geliyorlar! Niye bir türlü anlamıyorum! Benimde senin gibi popüler mı olmam gerekiyor?" Sinirle kafasını kaldırdı "Söyle bana Savaş! Benimde senin gibi popülermi olmam gerekiyor?!" Ellerini kafasına götürdü "Lütfen bunu bana söyle,yalvarırım!"

Savaş Sude'nin ellerini kafasından çekip kendi omzuna yasladı. Masum bir kedi gibiağlamaya devam ediyordu,genç kız.

"Şşşt sakin ol" dedi Savaş Sudeyi sakin tutmaya çalışarak "Senin illaki popüler olman gerekmiyor. Sen sanırım mesajların hepsini okumamışsın. O mesajlarda banada laf atmışlar. Hatta bazıları 'gel kaşınıyorum beni kaşı!' diye bağırıyordu" Sude merakla kafasını kaldırdı "Ne yazmışlar?" Savaş mesajların Sude'nin üzülmesine sebep olur diye söylemek istemeyip Sudeyi tekrardan omzuna yasladı. "Sana söyleyipte sinirlerini bozmayayım"

"Canını yakacak birşey söylemediler değilmi?"

Genç adam derin bir nefes alıp kafasını Sude'nin kafasına yasladı. "Sen beni düşünme. Ama eğer merak ediyorsan söyleyeyim. Senin abin olmakta ne zor birşeymiş be!"

Sude hafifçe gülümsedi "Asıl senin kardeşin olmak ne zormuş! Bugün yanıma en az 15 tane kız geldi ve bana senin nelerden hoşlanıp hoşlanmadığını, en sevdiğin yemeği öğren de bize söyle dediler" hafifçe kıkırdadı "Allah affetsin gülüyorum ama birisi ise senin emanetine bakmamı ve ne kadar uzun olduğunu söylememi istedi. O an tokadı ona basmak istedim ama yapamadım."

Kaşları çatılmıştı genç adamın. Bu mide bulandırıcıydı. "Kİm o!"

"Şu ikizler var ya hangisini olduğunu bilmiyorum. İkiside birbilerine çok benziyorlar"

Savaş sinirle nefesini üflerken nefesi yüzüne vurunca gülümsemişti Sude. Gıdıklanmıştı.

"En sonunda bende sinir krizi geçiriceğim artık. Ne saçma sapan şeyler soruyorlar!"

"Aman sakın ha!" dedi Sude "Başlarına 2. Bir Sude çıkarma." Sude hafif kıkırdarken Savaş ise bu güzel kıkırdama ile genç kız görmesede hafif tebessüm etti.

"Ne güzel..." dedi Savaş "Benimle ilgilenmeyi bırakırlar artık. Sen 9. sınıfta Mücahit ile sevgiliyken okuldaki bazı erkekler Mücahite..." Savaş ona it demeyi çok istedi ama bu isteğine engel oldu. "...Senin sinir krizlerine nasıl dayandığını sordular o it..." Duraksadı. Fark etmişmiydi Sude? Hayır fark etmemişti. "...Mücahit ise 'Evet sinirim bozuluyor. Ondan ayrılmayı düşünüyorum' demiş ve siz sonraki hafta ayrılmıştınız"

Göz devirmekle yetindi,genç kız. "Bak sen ona! Kendisi yüzünden sinir krizlerine giriyordum. Beyefendinin dediklerine bak."

Savaş nahifçe Sude'nin kafasını küçük bir buse kondurdu. Bu öpücüğü hissetmemişti genç kız. "İşte bende benimle daha ilgilenmesinler istiyorum. Söylesene bu sende nasıl oluyor?" Sude kaşlarını çatarak genç adamın omzundan doğrularak okehribarlarına baktı "Savaş ben bilerek yapmıyorum farkındamısın?!"

Savaş "Ben..." dedi utangaçlıkla. Yaptığı patavazlığı anca fark etmişti "öyle demek istememiştim. özür dilerim"

Sude kalbini tuttu "Benim bir tanecik kalbimi kırdın ama şimdi affettim seni" Sude sonlara doğru sesini tatlılaştırırken genç adam ise bu tatlılığa gülümsemişti. gülümsemişti. "Demek affettin beni ha?" Sude masum masum kafasını sallarken Savaş genç kızın hiç beklemedıği bir anda onu gıdıklamaya başladı. Genç kız kahkahalara boğulurken diğer yandanda Savaşın ellerini karnından itmeye çalışıyordu

"Sa-Savaş...dur!"

Ancak Savaş durmadı. Durmak istemiyordu "Hayır durmayacağım" dedi "Beni affettiğin için seni ödüllendiriyorum"

Sude'nin yüzü artık kıpkırmızı olunca nefessiz kaldığını hissetmişti. Buna son vermeliydi. "Sa-Savaş...yalvarırım dur!"

Sude öksürmeye başlayınca Savaş durdup genç kız derin derin nefesler alıp verdi. Nefes alabiliyordu artık.

"Senin amacın ne?!" Diye bağırdı kesik kesik nefeslerinin ardından "Beni öldürmek mi?"

Sude hafif terlediği için ellerini yelpaze niyetinde sallamaya başlamıştı

"Ya biraz gülelim istedim" Dedi Savaş "Senin böyle kızaracağını yada nefessiz kalacağını hesaba katmamamıştım"

Sude önüne gelen saçlarını geriye doğru savurdu. Rengi eski haline dönüyordu ve artık rahat rahat nefes alabiliyordu...

"Tamam,tamam bir şey demedim. Beni istediğin zaman gıdıklayabilirsin ama lütfen tırnaklarını karnıma geçirmeden gıdıkla" karnını tuttu "Karnımı acıttın"

Savaş hafif gülümseyerek Sude'nin karnını tuttuğu elini tutup karnından çekti "Demek karnını acıttım. O zaman geçirelim" Savaş eğilip Sude'nin karnına dudaklarına değdirince genç kız nefessiz kaldığını hissetmişti. Bu gerçekmiydi?

Savaş karnını öpüyordu!

Genç adam,dudaklarını Sude'nin karnından çekip yüzüne bakınca genç kızı az önceki gibi kıpkırmızı görünce dudakları kıvrılmıştı. "Karnının acısı geçtimi?"

Genç kız nefes alamadığını hissederken kafasını yavaşça usul usul salladı. Gerçektende geçmişti. Eli ayağa birbirine dolanmıştı.

Kapı zilinin sesi aralarında yükselmeye başlayınca genç kız hemen ayağa kalkıp kapıyı açmak için âdeta ışınlandı. Kaçmaya çalışıyordu kaçabildiği kadarıyla

Sude kapıyı açtığında karşısında bir tane kadın gördü. Kadının gözleri aynı Savaş gibi kehribar ve saçları gibi kapalı kahverengiydi.

Savaş'a çok benziyordu

"Buyrun?" diye sordu merakla. Kadının kim olduğunu merak ediyordu.

"Savaş burda mı kızım?"

Şaşırmıştı genç kız Bu kadın Savaşı nerden tanıyordu? "Savaş... burdada, siz kimsiniz?"

"O benim annem Sude"

Sude şaşkınlık içeresinde "Annen mi?" diye sordu. Cidden mi?

Karşısında Savaşın annesi duruyordu

Ona ne kadarda benziyordu.

"Bu şaşkınlığını şimdilik kenera at" Dedi Savaş "Kadın kapıda kaldı onu içeri alsana"

Sude hemen kendine gelmeye çalışırken Savaşın annesine giymesi için terlik uzattı "Buyrun, efendim"

Savaşın annesi küçük bir tebessümle terliği giyerken "Bana efendim deme" dedi "Teyze yada abla diyebilirsin kızım"

Savaşın annesi içeri girdiğinde gülümsemesini derinleştirerek Sude'ye döndü.

Savaşın bahsettiği kadar vardı...

"Benim adım Elif. Tanıştığıma menmun oldum"

Elif...

Burukça gülümsedi genç kız. "Bende menmun oldum." Ve ekledi "Biliyormusunuz benim annemin adıda Elif'ti"

"Eminim oda senin gibi temiz kalplidir" dedi Elif hanım "Senin gibi güzeldirde"

Sude utanarak bakışlarını kaçırdı "Teşekkür ederim, efendim."

"Efendim demene gerek yok kızım."

"Teşekkür ederim... Elif teyze"

Elif hanım memnuniyetle kafasını sallayıp oğluna döndü "Ben buraya birşey demek için gelmiştim" dedi "Ama salona geçsek daha iyi olur" tekrardan gen kıza döndü "Geçebiliriz değilmi kızım?"

Sude hemen kafasını sallayarak onayladı "Tabikide geçebilirsiniz Ef... yani Elif teyze. Buyrun başımın üstünde yeriniz var, salon şurda"

Sude salonu göstermemek salona geçtiklerinde Savaş ve Elif hanım ikili koltukta yan yana otururlarken Sude ise onların çaprazında kalan tekli koltuğa oturmuştu. Annesinin adını taşıyan kadının ne diyeceğini merak ediyordu.

"Şimdi oğlum, kardeş taklidi yapıp Sude'nin yetimhaneye gitmesine istemiyorsun ama sen daha 17 yaşındasın. Daha reşit olmadığın için Sudeyi alıp yetimhaneye götürebilirle-"

"Ama anne ne yapayım şimdi ben? Sudeyi bilmediğimiz yerlere götürmelerine izin verecek değilim!"

"Daha sözümü bitirmemiştim" Dedi Elif hanım nezaketle "Ben diyorumki Sude kızım içinde bir sakıncası yoksa eğer bizim eve taşınsın. Ben reşit olduğum için birşey diyemezler.Ne dersin kızım senin için uygunmudur?"

Sude şaşkınlıkla elini alnına götürüp ovmaya başladı. Ne cevap vericekti?

"Yetimhaneye gitmek istemiyorsan bence kabul et" dedi Savaş

Sude elini boynuna götürürken "Bilemiyorum ki" dedi " Bu teklifinizi kabul edersem eğer bu ev ne olucak?"

"Bu eve birşey olmaz" dedi Elif hanım hemen "İstersen ya satarsın yada kiraya verirsin"

Sude başını öne eğip derin bir nefes alıp verdi ardından kafasını yeniden kaldırıp Elif hanıma geri baktı

"Ama benim bu evde bir sürü anılarım var. Satamam evimi."

Elif hanım hafifçe gülümsedi. Sudeyi anlayabiliyordu "O zaman ev olduğu gibi kalsın. İstediğin zaman yeniden gelebilirsin"

Sude göz ucuyla Savaşa baktığında Savaş başını hafifçe aşağı yukarı salladı. Sude'nin bakışlarını yeniden Elif hanıma çevrildi.

"Tamam,kabul ediyorum."

☁️☁️☁️

Nütün kıyafetlerini valizine koyup dışarı çıkmıştı Sude. Elif hanım ve Savaş 2 saat önce evlerine gidip Hazır olunca bizi ararsın diyip evlerine gitmişlerdi

Sude evine son bir kez evine bakarken gözleri dolmuştu. Bu eve ilk geldiği gün belirmişti zihninde.

Anneannesi Sudeyi Anne ve babasının ölümün ardından İzmir'e kendi evine getirmişti "Geç kuzum" demişti anneannesi eve girerken "Karnın aç mı sana birşeyler hazırlayımmı?"

Küçük Sude omzunu silkmişti. Anne ve babası öleli daha 4 gün olmuştu ve 4 gündür ağzını bıçak açmıyordu.

Makbule hanım torununun omzunu silkmesiyle küçük kıza diz çökerek ellerini tutumuştu ve "Kuzum senide anlıyorum ama birşey yemezsen eğer annenle baban çok üzülür." Demişti "Onların üzülmesini istermisin sen?"

Küçük Sude kafadını iki yana sallamıştı.

"O zaman söyle ne ister benim yeşil gözlü kuzum?" Küçük kız hiç birşey dememişti. Makbule hanım bozuntuya vermeden torunun yanağından öpmüştü "Sana şimdi köfte patates ve pilav yaparım. Mmm! Afiyetle yersin"...

Sude bu anı düşürken gözünden bir damla yaş gelmişti. Göz yaşları daha fazla artmadan hemen göz yaşlarını silip Savaşı aradı. 1. çalışta açılmıştı hemen telefon. Sanki telefonun başında bekliyor gibiydi...

"Efendim Sude?"

"Şeyy...ben hazırım sizi bekliyorum"

"Tamam 15 dakikaya geliyoruz" dedi Savaş ve ardından telefonu kapattı.

Sude telefonun kapanmasıyla birlikte bakışlarını yeniden evine çevirdi...

Küçük Sudenin anne ve babası öleli 2 ay olmuştu ve küçük Sude hala konuşmuyordu. Anneannesi konuşmadığı için çok korkuyor ses telleri kapanıcak diye endişe ediyordu.

Torununun ne kadar konuşmasını istesede onu zorlamak istemediği için üzerine gitmiyordu.

Bir gün Makbule hanım uyandığında çığlık sesi duyunca gözleri korkuyla açılmıştı.

Bu çığlık Sude'den geliyordu!

Makbule hanım hızla Sudenın odasına girdiğinde kafasına vurduğunu fark etti. O zaman bilmiyorduki bunun sinir krizi olduğunu...

Sudeyi zar zor durduğunda "Ne oldu Kuzum?" diye sordu.

Küçük kız göz yaşları içerinde anneannesi baktı "Anne...annemle babamı çok özledim" dedi "Bana asla seni bırakmayacağız demişlerdi ama şimdi yoklar. Söyle gelsinler anneanne, ben onları özlüyorum."

Makbule hanım diyecek birşey bulamayaıp torununa sıkıca sarılmıştı. Ağlayamazdı Makbule hanım. Eğer ağlarsa kuzusu daha çok ağlardı

"Şişşt!" dedi göz yaşlarını akıtmamaya çalışırken "Sen şimdi uyu olurmu?"

"Uyanınca annemle babam geri geleceklermi?"

Makbule hanımın kanı donmuştu. Ne söyleyebilirdiki? Gözünden yaş akarken Sudenin bunu görmesini istemediği için torununa yeniden sarıldı

"Bak sana söz veriyorum onları görüceksin ama şimdi değil" dedi "Daha zamanı var zamanı gelince yeniden görüceksin onları tamammı?"

"Onları ne zaman göreceğim peki anneanne?"

"Onlar Allah'ın yanına gittiler" dedi Makbule hanım "Sende bir gün Allah'ın yanına gittiğinde görürsün"

Küçük kız merakla "Allah'ın yanına şimdi gidemezmiyiz?" diye sordu. Anne ve babasını çok özlemişti

"Allah'ın yanına istediğin zaman gidemezsin." dedi Makbule hanım "Bunun bir süresi var ve bizde bu süre dolduğunda gidebiliriz"

Küçük Sude yine merakla "Bu süre ne zaman bitiiecek?" diye sorunca Makbule hanım torunun saçlarına minik bir buse kondurmuştu.

"Bilmiyorum kuzum" dedi "Bunu Yalnızca Allah-u Teâla bilir"...

Genç kız o anı düşürken aklına anneannasinin, anne ve babasının yanında olduğu gelince burukça gülümsemişti. Anneannnesinin bazı geceler ağlamasına şahit olmuştu birkaç kez ama yanına gitmeye korkmuştu genç kız.

"Sen şimdi anne ve babamın yanında mutlusundur be Makbule Sultan!" dedi fısıldayarak "Birgün bende yanınıza geleceğim ve mutluluğumuz daha çok artacak."

"Sude kızım biz geldik!" diye bir ses iştti arkasından.

Bu ses annesinin sesine ne kadarda benziyordu

Gülümseyerek sonunda o vaktin geldiğini düşünerek arkasına dündüğünde gülümsemesi yavaşça soldu.

Gelen annesi değil Savaş ve Elif hanımdı...

Elif hanım Sudenin dolan gözlerini görünce "Kızım birşey mi oldu?" diye sordu ama Sude cevap vermedi.

Sevinci kursağında kalmıştı

Elif hanım Savaşa dönerek "Kızın valizini getir oğlum" diyince Savaş hemen arabadan inip Sudenin yanına koştu. Sudenin yanına gidince gözünden akan yaşları görmesiyle içinde birşeyler koptu.

Sude ağlamamalıydı.

"Sude..." demiştiki Savaş'ın lafı Sudenin ona sıkıca sarılması ile kesilnişti.

Savaş Sudenin ona sarılmasını beklemedeiği için şaşkınlıkla bakışları annesini buldu. Annesi ona Kızı sakinleştir bakışı atınca kafasını sallayıp Sudenin sarılmasına karşılık vererek ellerini genç kızın beline sardı

"Annem.." dedi Sude titrek sesle "Annemin senine...benzettim annenin sesini"

Savaşın genzi yandı. Ne derse desin Sudenin acısını geçiremezdi.

"Sude..." dedi doğru kelimeleri seçmeye çalışarak "Sana acını unut diyemem. Dememde zaten. Bu acı hiç bir şekilde unutulmaz ama bundan emin olmanı isterimki annem sana bir annenin evladını nasıl severse senide öyle sevecek."

"Evet kzım" diye onayladı Elif hanım "Sana bir annenin gösterdiği şevkati hissettiririm."

"Ondan hiç şüphem yok zaten" dedi Sude "Ama yinede özlemeden duramıyorum"

"Seni anlıyorum tatlım. Benim annemde beni doğururken ölmüştü. O yüzden ne yaşadığını anlayabiliyorum."

Sude Savaşa baktı "Valizimi alırmısın arabaya geçelim"

"Tamam alırımda, bana böyle sarılırken valizini alamam."

Sude utanarak sarılmayı bıraktığında Savaş sessizce kıkırdayarak Sudenin valizini almıştı. Genç kız kaçarcasına arabaya binmişti

Ama kaçacak yeri yoktu

Savaş'la aynı yere,aynı eve gidiyorlardı!

Savaşta arabaya binince Elif hanım gergin havayı dağıtmak adına "Evet hazırmısınız?" diye bağırdı

"İstikamet yeni ev!"

Elif'in rol modeli: Monica Bellucci https://pin.it/6DVDWBxXg